Kuran-ı Kerim

Tebbet Suresi Tefsiri ve İniş Sebebi

Tebbet Suresi Açıklaması, Tebbet Suresi iniş (nüzul) sebebi, Tebbet Suresi ile ilgili Hadisler, Tebbet Suresi hakkında bilgiler

Tebbet Suresi

Mekke döneminde inmiştir. 5 âyettir. “Tebbet” kelime anlamı olarak, kurusun, kahrolsun demektir.

Tebbet Suresi 5 Ayetten oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’in yüz on birinci (111.) suresidir. Tebbet Suresi 30. Cüzde yer alır. Tebbet kelime anlamı olarak Kurusun, kahrolsun anlamına gelir. Mekke’de nazil olmuştur. 81 harften oluşmaktadır.

Mushaftaki sıralamada yüz on birinci, iniş sırasına göre altıncı sure olan Tebbet Suresi. Mekke döneminde Fâtiha sûresinden sonra, Tekvîr sûresinden önce inmiştir.

Tebbet Sûresi’nin Konusu

Tebbet Sûresi’nde Hz. Peygamber’in amcası olup ona karşı düşmanca davranışlar sergileyen Ebû Leheb ve karısı eleştirilmekte, onlar gibi servet ve gücüne güvenenlerin acı sonu bildirilmektedir.

Tebbet Suresi Nüzul (iniş) Sırası

Tebbet Suresi Kuran-ı Kerim’de iniş (nüzul) sırasına göre 6. Suredir.

Tebbet Suresi Arapça Okunuşu

Bismillâhirrahmânirrahîm

Tebbet Suresi 1. Ayet: Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb.
Tebbet Suresi 2. Ayet: Mâ eğnâ anhü mâlühû ve mâ keseb.
Tebbet Suresi 3. Ayet: Sayeslâ nâren zâte leheb.
Tebbet Suresi 4. Ayet: Vemraetühû hammâlete’l-hatab.
Tebbet Suresi 5. Ayet: Fî cî dihâ hablün min mesed.

Tebbet Suresi Meali

Tebbet Suresi 1. Ayet Meali: Ebû Leheb’in elleri kurusun, kurudu da!
Tebbet Suresi 2. Ayet Meali: Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi.
Tebbet Suresi 3. Ayet Meali: Alevli Ateşe Yaslanacaktır.
Tebbet Suresi 4. Ayet Meali: Karısı da odun hammalı (ve)
Tebbet Suresi 5. Ayet Meali:  Boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır. (ateşe girecek)

Tebbet Suresi Tefsiri

Tebbet Suresi adını 1. Ayet’te zikredilen mealen; “Ebû Leheb’in elleri kurusun, kurudu da!” ifadesi, Ebû Leheb hakkında “elleri kurusun” şeklinde beddua edildiği için bu ismi almıştır.

Tebbet Suresi 1. Ayet Tefsiri

“Ebû Leheb’in elleri kurusun!” meâlindeki 1. âyet mecazi bir ifade olarak yaptığı kötülükler için onun helâk olması yönünde bir bedduadır. Devamındaki “tebbe” fiili “kurudu da” şeklindeki ifadesiyle, bedduanın gerçekleşeceğini ifade eder; nitekim öyle de olmuştur.

Tebbet Suresi 2. Ayet Tefsiri

Müfessirler; Tebbet Suresi 2. Âyette geçen “Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi.” ifadesi için, Ebû Leheb’in kazandığı bildirilen şeyden maksadın onun çocukları, malı, mülkü, mevki ve itibarı olduğunu söylemişlerdir.

Bu ayete göre bunların hiç birisinin Ebû Leheb’i kötü sondan kurtaramadığını ifade eder. “Ona ne malı fayda verdi ne de kazandığı” anlamındaki 2. Âyette kendisine hiçbir fayda vermediğini, Allah katında hiçbir iyiliği olmadığını ifade etmektedir. (Şevkânî, V, 606-607).

Tebbet Suresi 3. Ayet Tefsiri

Ebû Leheb, Hz. Peygamber (s.a.v)’in amcası olduğu halde onu desteklemesi ve düşmanlarına karşı koruması gerekirken tam tersine karısıyla birlikte ona eziyet ve sıkıntı verdiklerinden dolayı 3. âyette “O, alev alev yanan ateşe atılacak!” ifadesiyle ateşi son derece şiddetli olan cehenneme gireceği haber verilmiştir.

Tebbet Suresi 4. Ayet Tefsiri

4. Ayette Ebû Leheb’in karısı hakkında mealen “odun taşıyan”, (hammâlete’l-hatab) ifadesi, dedikodu yapıp söz taşıyan anlamlarına gelebileceği gibi, Ebû Leheb’in karısı olan Ümmü Cemîl Avrâ, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) eziyet etmek maksadıyla diken, çalı çırpı toplayarak Peygamberin yoluna serptiği için bu ifade kullanıldığı belirtilmektedir.

Ebû Leheb’in karısı, Harb’ın kızı ve Ebû Süfyân’ın kız kardeşi olan Ümmü Cemîl Avrâ; yine kocası Ebû Leheb gibi kötü kişiliği ile birlikte insanların arasını bozmak, laf getirip götürmek, dedikodu gibi kötü huylarıyla bilinen bir kadındı. Ayrıca müfessirlerin görüşüne göre 4. ayette geçen “hammâlete’l-hatab” ifadesi; hata ve günahlarını yüklenip taşıdığını mecazi anlamda “yanacağı cehennem için odun taşıyan” şeklinde de yorumlanmaktadır.

Tebbet Suresi 5. Ayet Tefsiri

Tebbet Suresi 5. Ayette yine Ebû Leheb’in karısı, Ümmü Cemîl Avrâ hakkında “Dünyadaki gerdanlık yerine âhirette boynuna ateşten bir ip takılacaktır, ateşe girecektir” ifadesi ile Ebû Leheb’in karısı hakkındaki sonu ifade etmektedir.

Bunun sebebi olarak müfessirler; Ebû Leheb’in karısı, Ümmü Cemîl Avrâ’nın Lât ve Uzzâ isimli putlara yemin ederek mücevherden yapılmış kıymetli gerdanlığını Hz. Peygamber (s.a.v)’e düşmanlık uğruna harcayacağını büyük bir gururla söyleyerek dolaşmış, düşmanlığını açıkça dile getirmiştir. (Kurtubî, 242)

Tebbet Suresi İniş (Nüzul) Sebebi

Tebbet Suresi Neden indirilmiştir ?

Allahu Teala Şuarâ Şuresi 214. Ayetinde Hz. Peygamber (s.a.v)’e kendisine yakınlarını uyarıp İslâm’a davet etmesini emredince, Hz. Peygamber (s.a.v) Safâ tepesine çıkmış ve orada bulunan Kureyş kabilesi mensuplarını yanına çağırarak onları İslâm’a davet etmiştir.

Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in amcası Ebû Leheb bu olaya kızarak, “Kuruyup yok olasıca! Bizi bunun için mi çağırdın?” demesi üzerine Tebbet Suresi inmiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 111; Taberî, 217-218)

Şuarâ Şuresi 214. Ayeti Meali: Yakın akrabanı da uyar.

Ebu Leheb Kimdir?

Ebû Leheb, Hz. Peygamberimizin (s.a.v) amcalarından birisiydi. Asıl adı; Abdüluzza b. Abdulmuttalib’dir .Abdu’l Uzza,“Uzza’nın kulu” manasına gelmektedir. Abdülmuttalib, ona güzelliğinden dolayı parladığı ve öfkelendiğinde yanakları kızardığı için ona Ebû Leheb künyesini takmıştır. Oğlu Utbe’den dolayı Ebû Utbe lakabı da vardı.

Ebû Leheb, ticaretle uğraştığından maddî durumu iyi ve Mekke’nin zenginlerinden olan birisiydi. Şam bölgesine ticarî seferler yapardı. Topluma yön veren Mele’ gurubunun içindeydi ve itibar sahibiydi.

Müşrikler arasında Peygamberimize en çok eziyet eden de o olmuştur.

Tebbet Suresi’nde geçen “iki elin kurusun” ifadesinden kasıt, Ebu Leheb’in amellerinin yok olması, kendisinin de helak edilmesidir ki, sonuçta bu gerçekleşmiştir. Bu sure göstermektedir ki, Ebu Leheb veya onun gibi olanlar, Peygamberimize ve onun getirdiği mesaja karşı çıkanlar, sonuçta helak olacaklar ve amelleri de boşa çıkacaktır.

Rivayetlere göre, Ebu Leheb Peygamberimizi kastederek, “eğer onun söyledikleri doğru çıkarsa, kıyamette malımı ve çocuklarımı feda eder kurtulurum” demiş, bunun üzerine de “malı ve kazandıkları onu kurtaramadı” ayeti inmiştir.

Ebu Leheb’in karısı da, onun Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e yaptığı işkence ve eziyetlere yardım ederdi. Bu nedenle ayette Ebu Leheb’in karısı için “odun hamalı”, yani cehennemde kocasının yanması için odun taşıyan birisi gibi tavsif olunmaktadır.

Tebbet Suresi ile ilgili Hadis

Müslim’in, İbni Abbas (r.a)’tan yaptığı rivayete göre:

Allahu Teala Şuarâ Şuresi 214. Ayetinde Hz. Peygamber (s.a.v)’e kendisine yakınlarını uyarıp İslâm’a davet etmesini emredince, Hz. Peygamber (s.a.v) Safâ tepesine çıkıp Kureyş kabilesi mensuplarına şöyle seslendi:

“Ya Sabahah! (Vah sabahın musibet ve afeti!)”

Bunun üzerine Kureyş kabilesi toplandı. Hz. Peygamber (s.a.v) sözlerine şöyle başladı:

“Ey falan oğulları, ey falan ve filan oğulları! Ey Abdimenafoğulları, Ey Abdülmuttalib oğulları!”

Hepsi de yerlerini alıp toplandılar. Hz Peygamber (s.a.v) onlara hitap ederek şöyle devam etti:

“Ben size şu tepenin arkasından üzerinize bir süvari birliğinin saldırmak üzere çıkmakta olduğunu haber versem, beni tasdik eder misiniz?”

Onlar da hep bir ağızdan: “Biz senin yalan söylediğine hiç şahit olmadık.” diye cevap verdiler.

Hz Peygamber (SAV),asıl tebliğ etmek istediğini şöyle ifade etti: “Şüphesiz ben sizi, önünüzdeki şiddetli azaba karşı uyaran bir elçiyim.”

Bunun üzerine Ebu Leheb şöyle dedi: “A elleri helak olup kuruyasıca! Bizi bunun için mi buraya topladın?” dedi ve kalkıp gitti.

Bu toplantıdan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i her nerede görse ona eziyet etmeye, yolunu kesmeye, diğer insanlarla görüşüp dinini anlatmasını engellemeye çalıştı. Aynı zamanda Ebû Leheb’in karısı da, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in geçtiği yollara dikenler atarak onun eziyet ve sıkıntı çekmesine çabaladı. Bunun üzerine Allahu Teala Tebbet Suresi göndererek, Ebu Leheb ve karısı için ahirette bekleyen cezayı bildirdi. Tebbet Suresi nazil oldu.

Ebû Leheb’in Karısı Ümmü Cemil’in Hz. Peygamer (s.a.v)’e Düşmanlığı ve İşkenceleri

Ebu Leheb’in karısı Ümmü Cemîl Avrâ, Ebu Süfyan’ın kızkardeşi ve Muaviye b. Ebi Süfyan’ın da halası idi. Peygamberimiz (s.a.v)’a devamlı düşmanlıkta aşırı gider; küfründe, inkârında ve inadında kocasına yardımcı olurdu.

Ümmü Cemil geceleri diken ve dikenli ağaç dallarını, pıtrakları toplayıp büyük demet yapar, boynuna bağlar, geceleyin ayağına batsın da yaralar açsın diye Peygamberimiz (s.a.v)’in geçeceği yollara atar, saçardı.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise, onlara kum yığınına, ipek üzerine basar gibi basar, geçerdi

Allahu Teala; gerek Ebu Leheb, gerek karısı Ümmü Cemil hakkında indirdiği sûrede:

“Yuh oldu iki eli Ebu Leheb’in, kendisi de yuh oldu!, Ona ne malı yarar verdi, ne de kazandığı!, O da, boğazında kıskıvrak bükülmüş bir urgan bulunduğu halde odun hammalı olarak karısı da, yaslanacak bir alevli ateşe!” buyurdu. Bu ayetlerle onların âhiretteki durumlarını duyurdu.

Ebû Leheb’in karısı kendisi ile ilgili ayet indiğini duyunca…

Ebû Leheb’in karısı Ümmü Cemil kendisi ve kocası hakkında Tebbet sûresinin indiğini işitince; Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Hz. Ebu Bekir ile birlikte Kabe Mescidinde oturduğu sırada oraya vardı. Kendisinin elinde bir taş bulunuyordu.

Hz. Ebu Bekir, onu görünce, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e:

“Yâ Rasûlallah! Bu Ümmü Cemil’dir. Eziyet edici bir kadındır. Sana doğru geliyor! Onun seni görmesinden korkuyorum! Keşke bu kadın sana bir zarar vermeden, eziyet etmeden kalkıp gitmiş olsaydın, bir köşeye çekilseydin!” dedi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v): “O beni göremez!” buyurdu.

Gerçekten de, Ümmü Cemil Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i göremedi! Yüce Allah ona göstermedi.

O ancak Hz. Ebu Bekir’i görebildi. Gelip, Hz. Ebu Bekir’in başına dikildi.

Ona: “Ey Ebu Bekir! Arkadaşın nerede?” diye sordu.

Hz. Ebu Bekir:“Ne yapacaksın onu? Sen benim yanımda hiç kimse görmüyor musun?” dedi.

Ümmü Cemil: “Benimle alay etme! Ben senin yanında senden başkasını göremiyorum. Bana haber verildi ki, arkadaşın beni hicvetmiş. O şairse, vallahi, ben de şair bir kadınım. Kocam da şairdir. İşte, ben de onu hicvediyorum:

‘Biz o verilmişe isyan ediyoruz.

O’nun peygamberlik işinden yüz çeviriyoruz.

O’nun dininden hiç hoşlanmıyoruz.’

Vallahi, onu bulsaydım, şu taşı kendisinin ağzına vuracaktım!” dedi.

Hz. Ebu Bekir: “Hayır! Vallahi, arkadaşım şair değildir. O şiir söylemez de. Şu Beyt’in (Kabe’nin) Rabbine andolsun ki, O seni hicvetmiş değildir” dedi.

Ümmü Cemil: “Muhakkak ki, sen benim katımda doğru sözlüsündür. Kureyşîler iyi bilir ki, ben onların ulu kişilerinin kızıyımdır!” diyerek dönüp gitti.

Bundan sonra Hz. Ebu Bekir Peygamber Efendimiz (s.a.v)’ dönerek:

“Yâ Rasûlallah! O seni görmedi mi?” diye sordu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Beni görmedi! Allah onun gözünü alıp beni göremez hale getirdi!” buyurdu.

Kaynak: İslam Tarihi- Asım Köksal

Risale-i Nur’dan Mu’cizât-ı Ahmediye

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Mucizeleri

Hem nakl-i sahihle Ebu Bekr-i Sıddık’tan haber veriyorlar ki: Sûre-i  تَبَّتْ يَدَۤا اَبىِ لَهَبٍ  nâzil olduktan sonra, Ebu Leheb’in karısı Ümmü Cemil denilen حَمَّالَةَ الْحَطَبِ , bir taş alıp Mescid-i Harâma gelmiş. Ebu Bekir ile Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm orada oturuyorlarmış. Gözü Ebu Bekr-i Sıddık’ı görüyor, soruyor: “Yâ Ebâ Bekir! Senin arkadaşın nerede? Ben işitmişim ki beni hicvetmiş. Ben görsem, bu taşı ağzına vuracağım.” Yanında iken Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâmı görmemiş. Elbette, hıfz-ı İlâhîde olan bir Sultan-ı Levlâk’ı, böyle bir Cehennem oduncusu, onun huzuruna girip göremez. Ağzına mı düşmüş?

(Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:349; Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:233; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 1:353; İbni Hibban, Sahih, 8:152; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:361.)

On Dokuzuncu Mektup / On Beşinci İşaret

İlgili Diğer Konular

 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu