Esmaül Hüsna

HASBUNALLAHU VE Nİ’MEL VEKİL

"Hasbunallahu ve nimel vekil" Zikri, Anlamı, Faziletleri.. Sıkıntı ve zorluklar karşısında okunan tesirli bir zikir

HASBUNALLAHU VE Nİ’MEL VEKİL

“Hasbunallahu ve nimel vekil” Zikrinin Anlamı

Her türlü sıkıntınız için bu dua çok makbuldür.Bu dua ile sıkıntınız çözümü için Allahü Teâlâ’yı vekil ediyorsunuz..

Her işinizi ve sıkıntınız Allah’ı vekil kılmak kadar üstün bir şey yoktur. Yüce Allah’ın vekilliği ile her işiniz kolaylaşır.

Bu dua her gün en az 100 kere okunabildiği gibi bir kaç kişi ile 70 bin defa okunursa sıkıntınızda bir an önce kurtulursunuz.

Borcunuz mu var Allah’ı vekil tutarak inşallah en kısa zamanda Yüce Allah’ın vekilliği ile kurtulursunuz. İçinden çıkamadığınız bir sıkıntınız mı var bu dua ile Allah’a havale edin.

Hasbunallahu ve ni’mel vekil nimel Mevla ve ni’me’n nasîr

“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. O ne güzel vekil, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır.”

Bu dua ile ilgili olarak Ebu Hüreyre (r.a.) den rivayetine göre Hz.Peygamber Efendimiz şöyle demiştir:

“Sizden herhangi biriniz, büyük bir hadise (olay) ile (elem-keder, dert-bela, düşman ile karşılaşma gibi) ‘Hasbünallâhü ve nîmel vekiyl’ duasını okuyunuz. Cenâb-ı Allah, düşmüş olduğunuz belâyı sizden uzaklaştırır.” yüzüncüde…“Ni’mel’Mevlâ ve ni’men’nasıyr” diye ilave ediniz

Hasbunallahu ve ni’mel vekil Ne Demek? Anlamı Nedir?

Hasbunallahu ve ni’mel vekil Anlamı

“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.”

Hasbunallahu ve ni’mel vekil Arapça 

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ

hasbunallah

“Hasbunallahu ve ni’mel vekil” Ayeti

Hasbunallahi Ayeti Ali İmran Suresi 173. Ayetinde geçmektedir. Ali İmran Suresi 173 Ayeti Arapça ve Türkçe Okunuşu ve Meali aşağıdaki şekildedir.

ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدْ جَمَعُوا۟ لَكُمْ فَٱخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَٰنًا وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيلُ

Ellezîne kâle lehumun nâsu innen nâse kad cemeû lekum fahşevhum fe zâdehum îmânâ(îmânen), ve kâlû hasbunâllâhu ve ni’mel vekîl

“Onlar ki, bazı kimseler kendilerine: “İnsanlar size karşı toplandılar, onlardan korkun” dediklerinde bu onların imanlarını artırdı ve: “Allah bize yeter o ne güzel vekildir” dediler.” (Ali İmrân, 3/173)

Hasbunallahu ve ni’mel vekil Faziletleri ve Faydaları

Sıkıntılardan kurtulmak için : “Hasbunallahu ve Ni’mel Vekil”

Hz. İbrahim a.s. ateşe atılmak için mancınığa konulduğu zaman Cibril aleyhisselam:

Bana ihtiyacın var mı” diye sordu. Hz. İbrahim a.s. O’na şöyle dedi;

Sana hayır, ama alemlerin Rabbine evet!”

Hasbunallahu ve ni’mel vekil ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr”

(“Allah Teala, bize yeter, O ne güzel vekildir. Ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır.”) dedi de o yakıcı ateş kendisine “soğuk ve selametli” oldu. (Bu sözü ilk söyleyen Hz. İbrahim (AS) dır.)

Hz. Musa a.s. önünde deniz, arkasında düşmanı olduğu sırada:

Hayır!.. Muhakkak ki Rabbim benimledir; bana doğru yolu hidayet edecektir”. (Şuara 62) diyerek Rabbine sığındı da O’nun izniyle düşmanından kurtuldu.

Sıkıntıda mı kaldın, derdin mi var o halde sen de hakkıyla koruyan, çok esirgeyen, her şeye kadir, rahmet edenlerin en merhametlisi olan Rabbül Alemine sığın ve “Hasbunallahu ve ni’mel vekil ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr” zikrini dilinden düşürme.

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ

Hasbunallahü ve ni’mel vekil 

“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.”

Risale-i Nur / Yirmidokuzuncu Lem’a

Altıncı Bâb(Bu Altıncı Bab’ın tercümesi Nur Talebeleri tarafından yapılarak sonradan konulmuştur. )

“Hasbünallahü ve nimel-vekil”in mertebeleri hakkındadır.

Beş Nüktedir

Birinci Nükte: Bu sözler beşerin acizlik hastalığı ve insanlığın fakirlik marazı için denenmiş bir ilaçtır.
“Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir.” 

O, Mucid ve Mevcud-u Baki olduktan sonra, mevcudatın zevale gitmesinin hiçbir önemi yoktur. Çünkü Vâcibü’l-Vücud olan Mucidlerinin bekasıyla, o sevimli varlıklar devam ediyorlar.

O, Sani ve Fatır-ı Bakidir. O halde, masnuun zevaliyle mahzun olmamalı. Çünkü; muhabbete vesile olan husus, Saniinde aynen devam etmektedir.

O, Melik ve Malik-i Bakidir. O halde, ayrılık ve gidiş içerisinde tazelenen mülkün zevalinden teessüf edilmemeli.
O, Şahid ve Alim-i Bakidir. Öyle ise, sevgililerin dünyadan kaybolmasına hasret çekilmemeli. Çünkü, onları müşahede eden Zatın ilim ve nazar dairesinde varlıkları devam ediyor.

O, Sahip ve Fatır-ı Bakidir. O halde, güzellikleri takdir edilen şeylerin zevalinden kederlenmemeli. Çünkü, onların güzelliklerinin kaynağı Fatırlarının esmasında devam etmektedir.

O, Varis ve Bais-i Bakidir. O halde, ahbabın firakından dolayı “Ah!” çekilmemeli. Çünkü, onlara varis ve onları tekrar diriltecek olan Zat bakidir.

O, Cemil ve Celil-i Bakidir. O halde, güzel isimlere ayna olan güzel masnuatın zevalinden hüzne düşülmemeli. Çünkü, o esma, aynalarının zevalinden sonra da güzellikleriyle baki kalmaktadır.

O, Mabud ve Mahbub-u Bakidir. O halde, mecazi mahbubların zevalinden elem duyulmamalı. Çünkü, Mahbub-u Hakiki bakidir.

O, Rahman, Rahim, Vedud ve Raûf-ü ü Bakidir. O halde, görünürde nimet veren şefkatli varlıkların zevalinin hiçbir ehemmiyeti yok ve bu yüzden gam çekip meyus olunmamalı. Çünkü rahmet ve şefkati herşeyi ihata eden Zat bakidir.

O, Cemil, Latif ve Atuf ü Bakidir. O halde, o latif ve müşfik mevcudatın zevalinin önemi yok. Bu yüzden, yanılıp, yakınılmamalıdır. Çünkü, bütün o zevale gidenlerin yerini tutacak Zat bakidir. Onlar ise, onun tecelliyatından tek bir tecellinin dahi yerini tutamaz. Onun bu vasıflarıyla devam ve bekası herbir ferdin dünyadaki her nevi sevdiklerinin yerini tutar.

“Hasbünallahü ve nimel-vekil.”

Evet, dünya ve içindeki şeylerin bekasına bedel, bunların Malik, Sani ve Fatırının bekası bana yeter.

Risale-i Nurdan Hasbünallahü ve nimel-vekil

Dördüncü Şuâ (Sayfa 60)

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ

(Allah bize yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.)

Bir zaman ehl-i dünya beni herşeyden tecrit ettiklerinden, beş çeşit gurbetlere düşmüştüm. Ve ihtiyarlık zamanımda kısmen teessürattan gelen beş nevi hastalıklara giriftar olmuştum.

Sıkıntıdan gelen bir gafletle, Risale-i Nur’un teselli verici ve medet edici envarına bakmayarak, doğrudan doğruya kalbime baktım ve ruhumu aradım. Gördüm ki,gayet kuvvetli bir aşk-ı bekà ve şedit bir muhabbet-i vücut ve büyük bir iştiyak-ı hayat ve hadsiz bir acz ve nihayetsiz bir fakr bende hükmediyorlar. Halbuki müthiş bir fena o bekàyı söndürüyor. O hâletimde yanık bir şairin dediği gibi dedim:

Dîl bekàsı, Hak fenası istedi mülk-ü tenim.
Bir devasız derde düştüm, ah, ki Lokman bîhaber.

Meyusâne başımı eğdim. Birden حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ  âyeti imdadıma geldi, dedi: “Beni dikkatle oku.” Ben günde beş yüz defa okudum. Benim için aynelyakîn sûretinde inkişaf eden çok kıymettar envârından bir kısmını ve yalnız dokuz nurunu vmertebesini icmalen yazıp, eskiden aynelyakîn ile değil, belki ilmelyakîn ile bilinen tafsilâtını Risale-i Nur’a havale ediyorum.

 

İlgili Diğer Konular

 

Nükteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu