Esmaül Hüsna

Ya Hannân, Ya Mennân, Ya Deyyân, Ya Rahmân

Allah’ın güzel isimlerinden olan El-Hannân, El-Mennân, El-Deyyân ve Er-Rahmân isimlerinin anlamı

Hannân: Rahmetin en hoş cilvelerini gösteren ve çok merhametli olan Allah

Mennân: Rahmetin en şirin cilvelerini gösteren, bitmez ve tükenmez ikram ve nimetleriyle yarattıklarını güven içinde tutan Allah

Deyyân: Emrine itaat edenlere mükafatı ve isyan edenlere ise cezayı hakkıyla veren Allah

يَا حَنَّان Ya Hannân

يَا مَنَّانُ Ya Mennân

Rahmân: Şefkat, rahmet ve merhamet tecellileri bütün varlıkları kapsayan Allah

Hannân-ı Mennân: Rahmetlerin en hoş cilvesini kullarına bağışlayan ve sonsuz minnete layık olduğunu gösterecek şekilde kullarını nimetlendiren Allah

Hannân, rahmetlerin en lâtif cilvesini gösterendir.

Mennân, nimet verici demektir.

Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:

Enes İbn Mâlik’ten (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz, Peygamber (s.a.v.) bir adamın şöyle dua ettiğini işitmişti:

Bir adam şöyle dua etmiştir

“Ey Allah’ım, hamdlerim sanadır, Sen Mennân’sın, nimetleri veren sensin, senden başka ilah yoktur. Sen semavat ve arzın celal ve ikram sahibi yaratıcısısın, Hayy ve Kayyum’sun (kainatı ayakta tutan hayat sahibisin.) Bu isimlerini şefaatçi yaparak senden istiyorum!”

(Bu duayı işiten) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sordu: “Bu adam neyi vesile kılarak dua ediyor, biliyor musunuz?”

“Allah ve Resulü daha iyi bilir?” dediler.

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Nefsimi kudret elinde tutan Zat’a yemin ederim ki, o Allah’a, İsm-i Azam’ı ile dua etti. O İsm-i Azam ki, onunla dua edilirse Allah icabet eder, onunla istenirse verir.”

Kaynak: Tirmizi, Da’avat 109 (3538), Ebu Davud, Salat 368, (1495), Nesai, Sehv 57, (3, 52)

Risale-i Nur’da Hannân-ı Mennân ve Esmaül Hüsna

Hiçbir şey, hiçbir zaman, hiçbir mekân, birtek Sâni-i Zülcelâlin kabza-i tasarrufundan hariç olamaz. Herbir şey ve bütün eşya, bütün şuûnâtıyla bir Kadîr-i Mürîdin kabza-i tasarrufunda tedbir edilir ve bir Rahmân-ı Rahîmin tanzimiyle ve lütfuyla güzelleştiriliyor ve bir Hannân-ı Mennânın tezyiniyle süslendiriliyor.

Evet, başında şuur ve yüzünde gözü bulunana, şu kâinat ve şu mevcudattaki nizam ve mizan ve tanzim ve tevzin, birtek, yektâ, Vâhid, Ehad, Kadîr, Mürîd, Alîm, Hakîm bir Zâtı, vahdâniyet mertebesinde gösterir.

Evet, herşeyde bir birlik var. Birlik ise biri gösterir. Meselâ, dünyanın lâmbası olan güneş birdir; öyle ise dünyanın maliki dahi birdir. Meselâ, zemin yüzündeki zîhayatların hizmetçileri olan hava, ateş, su birdir; öyle ise onları istihdam eden ve bizlere musahhar eden dahi birdir.

Yirminci Mektup


İşte, Kur’ân-ı Mübîn, اَللهُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ لَهُ اْلاَسْمَۤاءُ الْحُسْنٰى  fermanıyla, zikrettiğimiz hakikatlere işaret eder.

Allâhu lâ ilâhe illâ huve, lehul esmâul husnâ.

“O Allah ki, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler Onundur.” (Tâhâ Sûresi 8. Ayet)

Eğer o yüksek hakikatleri yakından temâşâ etmek istersen, git, fırtınalı bir denizden, zelzeleli bir zeminden sor. “Ne diyorsunuz?” de. Elbette “Yâ Celîl, yâ Celîl, yâ Azîz, yâ Cebbâr” dediklerini işiteceksin.

Sonra, deniz içinde ve zemin yüzünde merhamet ve şefkatle terbiye edilen küçük hayvanattan ve yavrulardan sor. “Ne diyorsunuz?” de. Elbette “Yâ Cemîl, yâ Cemîl, yâ Rahîm, yâ Rahîm” diyecekler.

Semâyı dinle. Nasıl “Yâ Celîl-i Zülcemâl” diyor. Ve arza kulak ver. Nasıl “Yâ Cemîl-i Zülcelâl”diyor. Ve hayvanlara dikkat et. Nasıl “Yâ Rahmân, yâ Rezzâk” diyorlar. Bahardan sor. Bak, nasıl “Yâ Hannân, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Kerîm, yâ Lâtif, yâ Atûf, ya Musavvir, yâ Münevvir, yâ Muhsin, yâ Müzeyyin” gibi çok esmâyı işiteceksin. Ve insan olan bir insandan sor. Bak, nasıl bütün Esmâ-i Hüsnâyı okuyor ve cephesinde yazılı; sen de dikkat etsen okuyabilirsin. Güya kâinat azîm bir musika-i zikriyedir. En küçük nağme, en gür nağamâta karışmakla, haşmetli bir letâfet veriyor. Ve hâkezâ, kıyas et.

Yirmi Dördüncü Söz

Esmaül Hüsna ile Dualar

El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân!

Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li’l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum.

“Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim! Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi’, hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder. Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin.”

On Yedinci Lem’a


Lâ ilâhe illâ ente yâ Hannân yâ Mennân Ya Bedies semâvati vel ardı Zel Celâl-i vel ikrâm

Arapça Yazılışı

Anlamı: Senden başka ilah yoktur, ya Hannân (rahmeti bol) ya Mennân (nimeti bol) ya Semâvat ve arzın örneksiz yaratıcısı, ya Zülcelâli velikram (kayıtsız, şartsız azamet sahibi olan).

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), “La ilahe illâ ente ya Hannân ya Mennân ya zel-celâli vel-ikrâm” diye dua eden zata da buyurdu ki: “Allah’ın ism-i a’zamı ile dua ettin. Böyle dua edilince, Allahü teâlâ o duayı kabul eder.”  (Nesai)

Cevşen 5. Bölüm

وَاَسْئَلُكَ بِاَسْمَٓائِكَ

Ve es’elüke biesmâike

Yâ Hannân
Yâ Mennân
Yâ Deyyân
Yâ Gufran
Yâ Burhan
Yâ Sultân
Yâ Sübhân
Yâ Müste’ân
Yâ Ze’l-menni ve’l-beyân
Yâ Ze’l-emân

سُبْحَانَكَ يَا لآَ اِلٰهَ اِلآَّ اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ

Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente’l emânü’l-emânü hallisnâ mine’n-nâr.

Allah’ım! Sen’den güzel isimlerinin hakkı için istiyor, sana yalvarıyorum:

  1. Ey tekrar tekrar merhamet eden, Kendisinden yüz çevirene yönelen Hannân,
  2. Ey iyilik ve ihsanı çok, nimet veren Mennân,
  3. Ey kullarını yaptıklarından hesaba çeken ve hiçbir Amelini zâyi etmeden karşılığını veren Deyyân,
  4. Ey kullarının günahlarını affetmekle örten Gufrân,
  5. Ey kullarına hak ve doğru yolu gösteren, Kendisinin ve her şeyin varlığına delil olan Burhân,
  6. Ey hâkimiyet ve saltanatın gerçek sahibi Sultân,
  7. Ey bütün kusur ve noksan sıfatlardan uzak, her türlü güzellik ve mükemmelliklerin sahibi Sübhân,
  8. Ey herkesin Kendisinden yardım istediği Müsteân,
  9. Ey yarattıklarını sonsuz nimetleriyle besleyip büyüten ve kullarına düşüncelerini anlatma gücü veren ve maksadını en iyi açıklayan, Zü’l-Menni ve’l-Beyân,
  10. Ey her türlü korku ve tehlikeye karşı varlıklara güven, huzur ve rahatlık ihsan eden Emân,

5. Sübhânsın yâ Rab! Sen’den başka yoktur ilâh! Emân diliyoruz Sen’den, Koru bizi Cehennem’den!

Not: Cevşen duasından alıntıdır.

Allah’ın 99 ismi ve Anlamları

Allahü Teala’nın Kuran-ı Kerim ve Hadislerde geçen 99 ism-i şerifi ve Türkçe Anlamları.. Büyük faziletleri bulunan Allah’ın 99 ismi sırasıyla Esmaul Hüsna

 

İlgili Diğer Konular

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu