Kuran-ı KerimVideo

Amme (Nebe) Suresi | Arapça ve Türkçe Okunuşu, Anlamı

Amme – Nebe Suresi

Nebe Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 40 ayetten oluşmaktadır. Nebe Sûresi, adını ikinci âyette geçen “en-Nebe” kelimesinden almıştır. Nebe, haber anlamına gelmektedir. Kuran-ı Kerimde sure sıralamasına göre 78. suredir. İkindi namazından sonra okunmasında oldukça faziletleri vardır.

Nebe (Amme) Suresi – Abdurrahman El Ussi Nebe Suresi ve Türkçe Meali Amme Suresi ve Türkçe Meali Okuyan: Abdurrahman El Ussi HD Ses Kalitesi ile Dinleyin

 

 

Nebe – Amme Suresi Kuran Meali

عَمَّ يَتَسَاءلُونَ ﴿١﴾

Nebe (Amme) Suresi 1.Ayet – Arapça Okunuşu: Amme yetesâelûn(yetesâelûne).

Nebe (Amme) Suresi 1.Ayet Meali:  Birbirlerine neyi soruyorlar?

عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ ﴿٢﴾

Nebe (Amme) Suresi 2.Ayet – Arapça Okunuşu: Anin nebeil azîm(azîmi).

Nebe (Amme) Suresi 2.Ayet Meali:  Büyük haberden.

الَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ﴿٣﴾

Nebe (Amme) Suresi 3.Ayet – Arapça Okunuşu: Ellezî hum fîhi muhtelifûn(muhtelifûne).

Nebe (Amme) Suresi 3.Ayet Meali: Ki onlar, onun hakkında ihtilâf içindeler.

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٤﴾

Nebe (Amme) Suresi 4.Ayet – Arapça Okunuşu: Kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).

Nebe (Amme) Suresi 4.Ayet Meali: Hayır, yakında bilecekler.

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٥﴾

Nebe (Amme) Suresi 5.Ayet – Arapça Okunuşu: Summe kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).

Nebe (Amme) Suresi 5.Ayet Sonra, hayır yakında bilecekler.

أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا ﴿٦﴾

Nebe (Amme) Suresi 6.Ayet – Arapça Okunuşu: E lem nec’alil arda mihâdâ(mihâden).

Nebe (Amme) Suresi 6.Ayet Arzı döşek kılmadık mı?

وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا ﴿٧﴾

Nebe (Amme) Suresi 7.Ayet – Arapça Okunuşu: Vel cibâle evtâdâ(evtâden).

Nebe (Amme) Suresi 7.Ayet Meali:  Ve dağları (yeri sabit tutan) kazıklar (yapmadık mı?)

وَخَلَقْنَاكُمْ أَزْوَاجًا ﴿٨﴾

Nebe (Amme) Suresi 8.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve halaknâkum ezvâcâ(ezvacen).

Nebe (Amme) Suresi 8.Ayet Meali:  Ve Biz, sizi çift olarak yarattık.

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ﴿٩﴾

Nebe (Amme) Suresi 9.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve cealnâ nevmekum subâtâ(subâten).

Nebe (Amme) Suresi 9.Ayet Meali:  Ve uykunuzu dinlenme zamanı kıldık.

وَجَعَلْنَا اللَّيْلَ لِبَاسًا ﴿١٠﴾

Nebe (Amme) Suresi 10.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve cealnâl leyle libâsâ(libâsen).

Nebe (Amme) Suresi 10.Ayet Meali: Ve geceyi libas (örtü) kıldık.

وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا ﴿١١﴾

Nebe (Amme) Suresi 11.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve cealnân nehâre meâşâ(meâşen).

Nebe (Amme) Suresi 11.Ayet Meali:  Ve gündüzü maişet (geçim) zamanı kıldık.

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا ﴿١٢﴾

Nebe (Amme) Suresi 12.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve beneynâ fevkakum seb’an şidâdâ(şidâden).

Nebe (Amme) Suresi 12.Ayet Meali:  Ve sizin üstünüzde sağlam (kuvvetli) yedi kat bina ettik.

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ﴿١٣﴾

Nebe (Amme) Suresi 13.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve cealnâ sirâcen vehhâcâ(vehhâcen).

Nebe (Amme) Suresi 13.Ayet Meali: Ve (orada) pırıl pırıl ışık saçan bir kandil yaptık.

وَأَنزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاء ثَجَّاجًا ﴿١٤﴾

Nebe (Amme) Suresi 14.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve enzelnâ minel mu’sırâti mâen seccâcâ(seccâcen).

Nebe (Amme) Suresi 14.Ayet Meali:  Ve yağmur bulutlarından şarıl şarıl akan su indirdik.

لِنُخْرِجَ بِهِ حَبًّا وَنَبَاتًا ﴿١٥﴾

Nebe (Amme) Suresi 15.Ayet – Arapça Okunuşu: Li nuhrice bihî habben ve nebâtâ(nebâten).

Nebe (Amme) Suresi 15.Ayet Meali:  Onunla taneler ve nebatlar çıkaralım diye.

وَجَنَّاتٍ أَلْفَافًا ﴿١٦﴾

Nebe (Amme) Suresi 16.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve cennâtin elfâfâ(elfâfen).

Nebe (Amme) Suresi 16.Ayet Meali:  Sarmaş dolaş olmuş (içiçe) bağlar ve bahçeler (oluşsun diye).

إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيقَاتًا ﴿١٧﴾

Nebe (Amme) Suresi 17.Ayet – Arapça Okunuşu: İnne yevmel faslı kâne mîkâtâ(mîkâten).

Nebe (Amme) Suresi 17.Ayet Meali:  Muhakkak ki fasıl (ayrılma) günü, (önceden) tayin edilmiş bir vakitti.

يَوْمَ يُنفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا ﴿١٨﴾

Nebe (Amme) Suresi 18.Ayet – Arapça Okunuşu: Yevme yunfehu fîs sûri fe te’tûne efvâcâ(efvâcen).

Nebe (Amme) Suresi 18.Ayet Meali:  Sur’a üflendiği gün artık siz bölük bölük geleceksiniz.

وَفُتِحَتِ السَّمَاء فَكَانَتْ أَبْوَابًا ﴿١٩﴾

Nebe (Amme) Suresi 19.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve futihatis semâu fe kânet ebvâbâ(ebvâben).

Nebe (Amme) Suresi 19.Ayet Meali:  Ve sema açılmış, böylece kapılar oluşmuştur.

وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ﴿٢٠﴾

Nebe (Amme) Suresi 20.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve suyyiratil cibâlu fe kânet serâbâ(serâben).

Nebe (Amme) Suresi 20.Ayet Meali:  Ve dağlar yürütülmüş, böylece serap olmuştur.

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا ﴿٢١﴾

Nebe (Amme) Suresi 21.Ayet – Arapça Okunuşu: İnne cehenneme kânet mirsâdâ(mirsâden).

Nebe (Amme) Suresi 21.Ayet Muhakkak ki cehennem mirsad olmuştur.

لِلْطَّاغِينَ مَآبًا ﴿٢٢﴾

Nebe (Amme) Suresi 22.Ayet – Arapça Okunuşu: Lit tâgîne meâbâ(meâben).

Nebe (Amme) Suresi 22.Ayet Meali:  Azgınlar için meab (sığınılacak yer) olarak.

لَابِثِينَ فِيهَا أَحْقَابًا ﴿٢٣﴾

Nebe (Amme) Suresi 23.Ayet – Arapça Okunuşu: Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).

Nebe (Amme) Suresi 23.Ayet Meali:  (Onlar) orada bütün zamanlar boyunca kalacak olanlardır.

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا ﴿٢٤﴾

Nebe (Amme) Suresi 24.Ayet – Arapça Okunuşu: Lâ yezûkûne fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).

Nebe (Amme) Suresi 24.Ayet Meali:  Orada bir serinlik ve bir içecek tatmazlar.

إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا ﴿٢٥﴾

Nebe (Amme) Suresi 25.Ayet – Arapça Okunuşu: İllâ hamîmen ve gassâkâ(gassâkan).

Nebe (Amme) Suresi 25.Ayet Meali:  Gassak (irin) ve hamimden (kaynar su) başka.

جَزَاء وِفَاقًا ﴿٢٦﴾

Nebe (Amme) Suresi 26.Ayet – Arapça Okunuşu: Cezâen vifâkâ(vifâkan).

Nebe (Amme) Suresi 26.Ayet Meali:  Uygun bir ceza (karşılık) olarak.

إِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًا ﴿٢٧﴾

Nebe (Amme) Suresi 27.Ayet – Arapça Okunuşu: İnnehum kânû lâ yercûne hısâbâ(hısâben).

Nebe (Amme) Suresi 27.Ayet Meali:  Muhakkak ki onlar bir hesap ummuyorlardı.

وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا كِذَّابًا ﴿٢٨﴾

Nebe (Amme) Suresi 28.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve kezzebû bi âyâtinâ kizzâbâ(kizzâben).

Nebe (Amme) Suresi 28.Ayet Meali:  Ve âyetlerimizi tekzip ederek yalanladılar.

وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا ﴿٢٩﴾

Nebe (Amme) Suresi 29.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve kulle şey’in ahsaynâhu kitâbâ(kitâben).

Nebe (Amme) Suresi 29.Ayet Meali:  Ve Biz, herşeyi yazarak saydık (tespit ettik).

فَذُوقُوا فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ﴿٣٠﴾

Nebe (Amme) Suresi 30.Ayet – Arapça Okunuşu: Fe zûkû fe len nezîdekum illâ azâbâ(azâben).

Nebe (Amme) Suresi 30.Ayet Meali:  Haydi (azabı) tadın! Size artık azaptan başkasını artırmayacağız.

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا ﴿٣١﴾

Nebe (Amme) Suresi 31.Ayet – Arapça Okunuşu: İnne lil muttakîne mefâzâ(mefâzen).

Nebe (Amme) Suresi 31.Ayet Meali: Muhakkak ki, muttakiler (takva sahipleri) için kurtuluş (ve kazanç) vardır.

حَدَائِقَ وَأَعْنَابًا ﴿٣٢﴾

Nebe (Amme) Suresi 32.Ayet – Arapça Okunuşu: Hadâika ve a’nâbâ(a’nâben).

Nebe (Amme) Suresi 32.Ayet Meali:  Bahçeler ve üzüm bağları vardır.

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا ﴿٣٣﴾

Nebe (Amme) Suresi 33.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve kevâıbe etrâbâ(etrâben).

Nebe (Amme) Suresi 33.Ayet Meali:  Ve aynı yaşta, şahane endamlı genç kızlar.

وَكَأْسًا دِهَاقًا ﴿٣٤﴾

Nebe (Amme) Suresi 34.Ayet – Arapça Okunuşu: Ve ke’sen dihâkâ(dihâkan).

Nebe (Amme) Suresi 34.Ayet Meali:Ve içi dolu kadehler vardır.

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًا ﴿٣٥﴾

Nebe (Amme) Suresi 35.Ayet – Arapça Okunuşu: Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ kizzâbâ(kizzâben).

Nebe (Amme) Suresi 35.Ayet Meali:  Orada boş söz ve yalan işitmezler.

جَزَاء مِّن رَّبِّكَ عَطَاء حِسَابًا ﴿٣٦﴾

Nebe (Amme) Suresi 36.Ayet – Arapça Okunuşu: Cezâen min rabbike atâen hısâbâ(hısâben).

Nebe (Amme) Suresi 36.Ayet Meali: (Bunlar) Rabbin tarafından, hesaba karşılık verilen mükâfattır (ihsanlardır).

رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرحْمَنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا ﴿٣٧﴾

Nebe (Amme) Suresi 37.Ayet – Arapça Okunuşu: Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâr rahmâni lâ yemlikûne minhu hitâbâ(hitâben).

Nebe (Amme) Suresi 37.Ayet Meali: (Allah) göklerin ve yerin ve onların arasında bulunanların Rahmân olan Rabbidir. (Hiç kimse) ondan bir hitaba mâlik değildir.

يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرحْمَنُ وَقَالَ صَوَابًا ﴿٣٨﴾

Nebe (Amme) Suresi 38.Ayet – Arapça Okunuşu: Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben).

Nebe (Amme) Suresi 38.Ayet Meali: O gün, ruh (devrin imamının ruhu) ve (arşı tutan) melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahmân’ın kendisine izin verdiği kişiden başka kimse konuşamaz. Ve (izin verilen) sadece sevap söylemiştir.

ذَلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ فَمَن شَاء اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ مَآبًا ﴿٣٩﴾

Nebe (Amme) Suresi 39.Ayet – Arapça Okunuşu: Zâlikel yevmul hakku, fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).

Nebe (Amme) Suresi 39.Ayet Meali:  İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder. (Allah’a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.

إِنَّا أَنذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا ﴿٤٠﴾

Nebe (Amme) Suresi 40.Ayet – Arapça Okunuşu: İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yanzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ(turâben).

Nebe (Amme) Suresi 40.Ayet Meali: Muhakkak ki, sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, elleri ile takdim ettiği şeye bakacak. Ve kâfir olan: “Keşke ben toprak olsaydım.” diyecek.

 

NEBE SURESİ

BİLGİSAYAR HATLI ARAPÇA YAZILIŞI

 

 

 

 

 

 

 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir