İslam

İlk Ezan Kim Tarafından ve Nerede Okunmuştur?

İslam'da ilk ezan ne zaman ve kim tarafından okundu? Tarihte ilk ezan nerede okundu? Ezanın anlamı ve önemi nedir? Ezan Nedir? Ezan neyi ifade eder?

İslam’da ilk ezan ne zaman ve kim tarafından okundu? Tarihte ilk ezan nerede ve nasıl okundu? Ezanın anlamı ve önemi nedir? Ezan Nedir? Ezan neyi ifade eder? İslam tarihinde ilk ezan hangi yılda okunmuştur? Dünyada ilk ezanı kim okudu? Ezân uygulaması nasıl başladı? İlk ezan nerede Mekke’de mi, Medine’de mi okundu? Ezanın sözlerini kim rüyasında gördü? İslam’ın ve Peygamber Efendimizin ilk müezzini kimdir?

Ezân Nedir?

İslâm dininin şiarı olan Ezân, insan sesiyle ve belirli lafızlarla namaz vaktinin geldiğini bildiren ve müminleri namaza çağıran bir davettir.

Farz olan 5 vakit namaz vakitlerinin geldiğini insanlara bildirmek ve Müslümanları namaza davet için insan sesiyle okunan çağrıya verilen isimdir. Ezan, 5 vakit farz olan namaz için okunur. Ezanın duyulmadığı uzak bir mesafede veya yerleşim merkezleri dışında bulunanlar da namazlarını kılmadan önce ezan okurlar.

Arapça bir kelime olan Ezân, (Arapça: الأذان) ifadesi, “bir şeyi bildi/öğrendi” anlamına gelir. Kelime anlamı olarak “bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak, ilan etmek” manasına gelen Ezân özellikle “namaz vaktini bildirmek” anlamında kullanılmaktadır.

Ezan kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de bir yerde “bildiri, ilâm” anlamında geçerken (et-Tevbe 9/3), terim manasında ezana nidâ kökünün türevleriyle iki âyette (el-Mâide 5/58; el-Cum’a 62/9) işaret edilmiştir.

Aynı zamanda Müslümanlar arasında Ezân-ı Muhammedî olarak da adlandırılır. Ezan okuyan kişiye müezzin denir. Cenaze namazı ile vitir, bayram, teravih, yağmur duası namazı ve farz-ı ayın olmayan diğer namazlar için ezan okunmaz.

İlk Ezan Kim tarafından ve Nerede Okumuştur?

Ezan İslam’ın şiarlarından, sembollerinden biridir. Okunduğu bölgede Müslümanların varlığının bir işaretidir ve tevhidin, imanın, Allah’ın büyüklüğünün, Hz. Muhammed’in Resul oluşunun bir haykırışıdır. İslam’da ilk Ezan okuyan Mekke’de doğan azatlı bir Habeş kölesi olan Etiyopyalı Bilal ibn Rabah idi.

Hz. Bilal, güzel sesinden dolayı Hz. Muhammed’in (sav) mü’minleri namaza çağıran ilk müezzinidir. Hz. Peygamber ona “Habeşistan’ın ilk meyvesi” demiştir.

İlk ezan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in emriyle Medine şehrinde Bilal-i Habeşi (r.a.) tarafından sabah namazında, yüksek bir evin damında 622 yılında (Hicretin 1.Yılı) Medine’de okunmuştur. Mescid-i Nebevî’nin inşası ile cemaatle namaz kılmalar başlamış ve ezan ile Müslümanlar namaza davet edilmiştir.

Hz. Peygamber’in, müezzinlerini güzel ve gür sesli insanlardan seçtiği bilinmektedir. Hz. Bilâl dışındaki müezzinlerinin seslerinin de güzel olduğuna dair bilgiler mevcuttur. Bu da dine davette güzel ve gür sesin önemli olduğunu açıkça göstermektedir. Hz. Peygamber gibi kendisinden önceki peygamberlerin de güzel sese önem verdikleri bilinmektedir

Günümüzde de güzel bir ses ve edâ ile okunan Kur’an-ı Kerim ya da Ezân’ın tesiriyle îman ile şereflenmiş birçok insan mevcuttur.

Ezân Uygulamasının Başlangıcı

Namaz, Mekke döneminde farz kılındığı halde Hz. Peygamber’in Medine’ye gidişine kadar namaz vakitlerini bildirmek için bir yol düşünülmemişti. Hicretin birinci yılında Ezân’ın bugünkü haliyle okunmasına sebep olan rüyâ hadisesi öncesinde Müslümanlar, güneşin hareketlerine göre vaktin girdiğini anlıyorlar ve namazlarını kılıyorlardı.

Bununla birlikte sahâbeler arasında Mescid-i Nebevîde kılınmakta olan namazlar için bir çağrıda bulunulması gerektiği konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştü. Nitekim bir müddet Müslümanlara namaz vaktinin gelişi; “es-Salah, es-Salah, Haydi namaza…” nidasıyla duyuruluyordu.

Allâh Rasûlü (sallâllâhu aleyhi ve sellem), halkı namaza dâvet şeklinin nasıl olması gerektiği hususunu ashâbıyla istişâre ediyor, görüşlerini alıyordu.

Sahâbeden bazıları Hristiyanların yaptığı gibi çan (nâkûs) ile; bazıları Yahudilerin yaptığı gibi adına “Bûk” denilen bir boru ile; diğer bazıları ise Mecûsîlerin ateş yakması gibi eski adetlerle namaza çağrı yapılmasını önerdiler, ancak Hz. Peygamber bunların hiçbirini uygun görmedi.

Bu farklı fikirler karşısında bir sonuca varılamaması nedeniyle, Hz. Peygamber’in düşünceli olduğunu gören sahabelerden Abdullah b. Zeyd b. Sa’lebe, Hz. Peygamberi bu halde görmüş olmanın etkisiyle meclisten ayrılmış ve o gece ezân-ı Muhammedî ile ilgili bir rüya görmüştür.

Rüyasında kendisine yeşil renkli kıyafetler içinde bir kişinin Ezan’ın sözlerini kendisine öğrettiğini Hz. Peygamber’e bildirmiştir. Bu rüyaya benzer bir rüyayı Hz. Ömer b. Hattab da gördüğünü ifade etmiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, Ebû Davud, “Salat”, 27;  İbn Mâce, “Ezân”, 1; Dârimî, “Salat”, 3.)

Hadis rivayetlerinden aktarılan bilgilere göre Hz. Peygamber’e ise Ezân, bu rüyaların hemen öncesinde vahiy ile bildirilmiştir. (İbn Hişam, II, 149-151; Zebîdi, II, 556)

Hz. Peygamber, görülen bu rüya hakkında; “Bu, inşallah hak-sâdık bir rüyadır” buyurmuş ve Abdullah b. Zeyd’e Ezân lafızlarını Hz. Bilâl’e öğretmesini ve Hz. Bilâl’in de bu lafızlarla Ezân okumasını emretmiştir.

Bunun üzerine Hz. Bilal, Beni Neccar oğullarından bir kadının evinin damına çıkarak ilk sabah Ezân’ını vaktinde okumuştur. Ensâr’ın, “o gün hasta olmasaydı Ezân’ı doğrudan doğruya Abdullah b. Zeyd okurdu” şeklinde bir kanaate sahip olduğu nakledilmektedir. (İbn Seyyidi’n-Nâs, I, 269)

Bu hadis kaynaklarından ve nakillerden, Abdullah b. Zeyd’in sesinin de güzel olduğu anlaşılabilir. Ancak Hz. Peygamber Abdullah b. Zeyd’e ezanı Hz. Bilâl’e öğretmesini emretmiş ve “Bilal’in sesi seninkinden daha gür (yüksek)” şeklinde ifade kullanmıştır. (Ebu Davud, İbn Hişâm, III, 41.)

Buradan çıkaracağımız sonuç ise Hz. Peygamber iki güzel ses arasında bir karşılaştırma yaptığı ve Ezânın daha güzel sesli olan kimse tarafından okunmasını istediğini göstermektedir.

Bilal-i Habeş’i okuduğu bu ilk ezandan sonra Resulullah vefat edinceye kadar hep Peygamber Efendimizin (sav) müezzini olmuştur.

Esselatü Hayrün minen nevm

“Namaz Uykudan Hayırlıdır”

Bilal-i Habeşi bir sabah vakti yine namaz vaktinin geldiğini Peygamber Efendimize bildirmek için evinin önüne gitmiş ve: “es-Salah…” diye seslenmişti. Biraz bekledikten sonra Efendimizin gelmediğini görünce Bilal, tekrar evin önüne giderek; “Esselatü Hayrün minen nevm” (Arapça : الصلاة خير من النوم) Namaz uykudan hayırlıdır” diye iki defa nida etmişti.

Resulullah Mescide gelip Bilal’i görünce şöyle buyurur: “Bilal, bu ne güzel söz!

Sabah ezanını okurken bunu da söyle…” (Ebu Davud)

Hz. Peygamber sabah ezanında bu sözlerin okunmasına memnun olmasıyla bunu her sabah ezanında tekrarlamasına izin verdi.

Ezân’ın Hükmü

İslam dinine göre farz namazlara davet ve çağrı anlamında Ezan, Kur’an ile sâbit olduğuna şu ayetler işaret etmektedir;

“Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.” (Mâide Suresi 58)

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma Suresi 9)

Ezân’ın en önemli dini özelliği, Müslümanları namaza davet ederken aynı zamanda Tevhîd (Allah’ın varlığı ve birliği), Nübüvvet (Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olması), ve ibadetle ebedi saadet ve kurtuluş (felah) arasındaki ilişki gibi İslam’ın bu önemli esaslarını günde beş kez Müslümanlara hatırlatmasıdır.

O halde Ezân, İslam’ın önemli kavramlarından ve sembollerinden birisidir.

Bilal-i Habeşi’nin Mezarı

Bilâl-i Habeşî, Bedir, Uhud, Hendek dahil Muhammed’le beraber tüm savaşlara katıldı. Muhammed’in ölümünden sonra Bilal, Şam’a yerleşti.

Rivayet edildiğine göre bir gün gördüğü bir rüya üzerine Şam’dan Medine’ye geldi ve sabah ezanını okudu. Bilal’in sesini duyan halk, Muhammed’in yaşadığı günleri hatırlayarak sokaklara döküldü.

Tekrar Şam’a dönen Bilâl-i Habeşî, 641 yılında öldü. Ehl-i Beyt mezarı olarak bilinen Şam’daki Babu’s Sağir mezarlığına defnedilmiştir.

Mersin’de bulunan Bilal-i Habeşi’nin Makamı ve ve mescidi, Ulu Cami’nin güneybatı tarafında bulunmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in müezzini olan Bilal-i Habeşi’nin Hz. Ömer zamanında fethedilen yerleri ziyareti esnasında Tarsus’a geldiği, Kırkkaşık denilen yerde, yani şimdiki makamı ve mescidi bulunan yerde ezan okuyup, namaz kıldırdığı için 7’nci yüzyılda makamı, 16’ncı yüzyılda da mescidi inşa edilmiştir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün