GündemYaşam

Uluslararası Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü (17 Ekim 2026)

2026 Dünya Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü nedir? Yoksullukla mücadele neden bu kadar önemli? Yoksulluk ne zaman sona erecek?

Dünya Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü nedir, ne zaman kutlanır? Yoksulluk Günü var mı? Yoksulluğu ortadan kaldırmak mümkün mü? Yoksullukla mücadele neden bu kadar önemli?

Yoksullukla mücadelede hangi noktadayız? 2026’da yoksulluk artıyor mu? Yoksulluk ne zaman sona erecek? En düşük yoksulluk oranına sahip ülke hangisidir? 17 Ekim Dünya ne günü, hangi özel gün? 2026 Dünya genelinde ve Türkiye’de yoksulluk verileri

Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü

(International Day for the Eradication of Poverty)

Uluslararası Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü, tüm dünyada her yıl 17 Ekim‘de kutlanan uluslararası bir gündür.

Bu yıl, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 22 Aralık 1992 tarih ve 17 Ekim 47/196 sayılı kararında Uluslararası Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Günü olarak dünya genelinde 34. yıldönümünü kutlanmaktadır.

Dünya genelinde ilk defa anma günü, 1987 yılında Fransa’nın Paris kentinde, 100.000 kişinin Trocadéro’daki İnsan Hakları ve Özgürlükler Meydanı’nda Peder Joseph Wresinski tarafından bir hatıra taşının açılışında yoksulluk, açlık, şiddet ve korku kurbanlarını anmak ve onurlandırmak için yapılan toplantıda gerçekleştirildi.

Paris’te orijinal hatıra taşına kazınmış metinde şöyle yazıyordu;

“Erkeklerin ve kadınların aşırı yoksulluk içinde yaşamaya mahkum edildiği her yerde insan hakları ihlal edilmektedir. Bu haklara saygı duyulmasını sağlamak için bir araya gelmek bizim büyük görevimizdir.”

International Movement ATD Fourth World’ün kurucusu Wresinski’nin ölümünden dört yıl sonra, 1992’de Birleşmiş Milletler 17 Ekim’i resmen Uluslararası Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Günü olarak belirledi.

Yıllara Göre Dünya Yoksullukla Mücadele Günü Tarihleri

Bu yıl kutlanan Uluslararası Yoksulluğu Ortadan Kaldırması Günü 17 Ekim 2026 Cumartesi gününe denk geliyor.

  • 2026: 17 Ekim Cumartesi
  • 2027: 17 Ekim Pazar
  • 2028: 17 Ekim Salı
  • 2029: 17 Ekim Çarşamba
  • 2030: 17 Ekim Perşembe

2026 Dünya Yoksullukla Mücadele Günü Teması: Herkes İçin Güvenli Konutlar

Birleşmiş Milletler, 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü’nün 2026 yılı odağını “Safe Homes for All” (Herkes İçin Güvenli Konutlar) olarak belirledi. 2026–2028 döneminin ana teması ise “United for Peace and Human Rights” (Barış ve İnsan Hakları İçin Birlikte) olarak açıklandı.

Bu yılki tema, yoksullukla mücadelenin yalnızca gelir yetersizliğini gidermekten ibaret olmadığını; herkesin güvenli, sağlıklı, erişilebilir ve karşılanabilir bir konutta yaşama hakkının da önemli olduğunu vurguluyor. Güvensiz barınma koşulları, aşırı kalabalık evler ve yüksek konut maliyetleri; insanların eğitime, sağlık hizmetlerine ve istihdama erişimini zorlaştırarak yoksulluğun devam etmesine neden olabiliyor.

Birleşmiş Milletler, kalıcı çözümler için yoksulluk yaşayan insanların konut politikalarının hazırlanmasına katılmasını, güvenli ve uygun fiyatlı konutlara yönelik kaynakların artırılmasını ve barınma hakkının insan onurunun temel bir parçası olarak ele alınmasını çağrısında bulunuyor.

Temanın Anlamı ve Odak Noktası

2026 yılı için belirlenen “Herkes İçin Güvenli Evler” teması, yeterli ve güvenli konutun bir insan hakkı olduğu gerçeğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler’e göre dünya genelinde 2,8 milyardan fazla insan bir tür konut yetersizliği yaşıyor ve yoksulluk içindeki insanlar bu durumdan en çok etkilenen kesim.

Temanın temel mesajı şu: Güvenli bir ev, sadece bir barınak değil; onurlu bir yaşamın, güvenliğin ve topluma katılımın temelidir. Konut güvencesizliği; sağlık hizmetlerine, eğitime, iş imkânlarına ve sosyal hayata erişimi zorlaştırarak yoksulluğu derinleştiriyor.

Arka Plan ve Önemli Belgeler

Bu tema, 2025 yılı Kasım ayında Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen İkinci Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi sonrasında kabul edilen Doha Siyasi Deklarasyonu’na dayanıyor. Deklarasyon, uygun fiyatlı ve güvenli konut, temiz su ve sanitasyon gibi temel ihtiyaçlara erişim hakkını yeniden teyit ediyor.

Eylem Çağrısı: Üç Ana Alan

2026 yılı için belirlenen eylem çağrısı üç ana alana odaklanıyor:

  1. Güvenli konutu bir insan hakkı olarak önceliklendirmek: Konut politikalarında ve bütçelerde insan onurunu merkeze almak.
  2. Yoksulluk yaşayan insanlarla birlikte politika tasarlamak: Onları sadece danışılan değil, karar süreçlerine doğrudan katılan aktörler olarak görmek.
  3. Herkes için güvenli evler için kaynakları harekete geçirmek: Güvenli, erişilebilir ve uygun fiyatlı konutları yaygınlaştırmak.

Güncel Durum: 2026’da Neler Dikkate Alınmalı?

Küresel tablo daha da karmaşıklaştı. 2026 itibarıyla dünya genelinde 826 milyon kişi aşırı yoksulluk sınırında yaşıyor ve bu, dünya nüfusunun yaklaşık %10’una karşılık geliyor. Dünya Bankası’nın 2026 projeksiyonlarına göre aşırı yoksulluk oranının 2024’teki %10,1 seviyesinden 2026’da %9,8’e gerilemesi bekleniyor; ancak bu düşüş son derece sınırlı ve bölgeler arasında eşitsiz bir seyir izliyor.

Yoksulluk artık sadece gelir meselesi değil, çok boyutlu bir kriz. BM’nin 2026 Küresel Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi’ne göre 108 ülkede 1,2 milyar kişi sağlık, eğitim ve yaşam standartları gibi temel alanlarda ciddi yoksunluk yaşıyor. Bu, 2010’dan bu yana endeksin ilk kez artış gösterdiğini ortaya koyuyor.

En ağır darbe çocuklara vuruyor. Dünyada 617 milyon çocuk çok boyutlu yoksulluk içinde ve yoksul nüfusun %51,5’ini oluşturuyor. Gelişmekte olan ülkelerde 5 yaş altı çocukların neredeyse yarısı (252 milyon) yetersiz beslenme, çok boyutlu yoksulluk veya her ikisiyle mücadele ediyor.

Türkiye özelinde sosyal yardım harcamaları rekor seviyeye ulaştı. 2026 yılının ilk 7 ayında Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı kapsamında 285 milyar TL harcandı; aylık harcama tutarı Ocak’tan Temmuz’a %72 arttı. 2026 Ocak-Haziran dönemindeki toplam harcama ise 236,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu artış, sosyal yardımlara duyulan ihtiyacın büyüklüğünü ve emek gelirlerinin yetersizliğini gösteriyor.

Türkiye’de yoksulluk riski genişliyor. TÜİK verilerine göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki nüfus %31’e yükseldi. Gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölge TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) olarak belirlendi.

Yeni bir paradigma ihtiyacı ortaya çıktı. BM Yoksulluk ve İnsan Hakları Özel Raportörü Elena Díaz Galán, Haziran 2026’da sunduğu “Büyümenin Ötesinde Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Yol Haritası”nda, ekonomik büyümenin tek başına yoksulluğu çözmediğini vurguladı. Rapor, yoksullukla mücadelede katılımcı politika tasarımı, sosyal koruma sistemlerinin güçlendirilmesi ve insan hakları temelli yaklaşımın önemini öne çıkarıyor.

Kurumsal yaklaşımda dönüşüm ihtiyacı sürüyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2026’da sosyal yardım ödemelerini artırdı: Evde Bakım Yardımı 13.878 TL’ye, Sosyal Ekonomik Destek (SED) 9.723 TL’ye, koruyucu aile ödemeleri ortalama 15.533 TL’ye yükseltildi. Ancak yardımların artması, yapısal sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor; sosyal yardım sisteminin “koruma” mı yoksa “kontrol” mü işlevi gördüğü tartışması devam ediyor.

Özetle: 2026’da yoksulluk, küresel ölçekte ilk kez tersine dönen bir ilerleme ve Türkiye’de derinleşen bir ihtiyaç tablosu ile karşı karşıya. Büyüme odaklı yaklaşımın yetersizliği kabul edilirken; katılımcı, hak temelli ve çok boyutlu politikalar ön plana çıkıyor.


Yoksulluğun ortadan kaldırılması ile ne kastedilmektedir?

Yoksulluğun ortadan kaldırılması, insanları fakir olmaya zorlayan sosyal, ekonomik ve çevresel etkenler ile yoksulluğun temel nedenlerinin çözülmesi anlamına gelir. Aynı zamanda herkesin gıda, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlara erişiminin sağlanmasını amaçlar.

Dünyadaki yoksulluğu ortadan kaldırmak mümkün mü?

Yoksulluk dünya genelinde gerçekten azalıyor mu? Yoksulluğun sonunu gerçekten görebilir miyiz?

Yoksulluğun sona ermesi sadece fakirlere yardım etmek değildir. Her kadına ve erkeğe haysiyetle yaşama şansı vermektedir.

Yoksulluk içinde yaşayan kişiler, haklarını gerçekleştirmelerini engelleyen ve yoksulluklarını devam ettiren, birbiriyle ilişkili ve birbirini pekiştiren birçok yoksunluk yaşarlar: tehlikeli çalışma koşulları, güvensiz konut, besleyici gıda eksikliği, adalete eşit olmayan erişim, siyasi güç eksikliği, sağlık hizmetlerine sınırlı erişim

Dünya Bankası 2019 yılı verilerine göre, 25 yıldan az bir süre içinde 1,1 milyar kişi yoksulluktan kurtuldu. Buna göre günlük geliri 1,90 doların altında olan, 1990 – 2015 yılları arasında, uluslararası yoksulluk sınırında yaşayan insanların sayısı 1,9 milyardan 735 milyona geriledi. Yani dünyadaki toplam nüfusun yüzde 36’sına denk düşen yoksul oranı yüzde 10’a indi.

Dünya Bankası, salgın nedeniyle dünya çapında 88 ila 115 milyon insanın 2020’de aşırı yoksulluğa (1.9 $ / gün yoksulluk sınırı) düşeceğini tahmin ediyor. Dünya Bankası, aşırı yoksulluğun 2030 yılına kadar sona erdirilebileceğini öngörüyor.

Ancak yoksulluğa karşı mücadele her yerde aynı ölçüde yürütülmüyor. Yoksulluk sınırını belirlemiş olan ekonomist ve Dünya Bankası eski Başkan Yardımcısı Martin Ravallion, mevcut kalkınma politikalarının “yoksullara yeterince ulaşmadığı” kanısında.

2030’da yoksulluğun sıfır seviyesine çekilmesi, Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasında yer alıyor. Ancak BM’in Temmuz’da yayınladığı bir raporda, bu tarihte hala dünya nüfusunun yüzde 6’sının yoksulluk sınırının altında yaşıyor olması öngörülüyor.

Ekonomistler ise küresel yoksulluk oranının 2030’da % 8 olma ihtimalinin daha yüksek olacağını tahmin ediyorlar. Bu, dünyadaki tahmini 8,3 milyar insandan yaklaşık 664 milyon insanın hala yoksulluk içinde yaşayacağı anlamına geliyor.

Bu tartışmalarda ülkelerin politikaları ve yoksulluğun tanımı ile de farklılık gösterebilmektedir.

Yoksullukla Mücadele Günü

Yoksulluğun ortadan kaldırılması neden bu kadar önemli?

Ekonomik kriz ve yoksulluk sadece hane halkı gelirlerini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda eğitime ve doğru beslenmeye ve sağlık hizmetlerine de sınırlı erişime neden olur. Bu nedenle insan ilişkilerini aşındırmaya başlar ve toplum varlıklarını da tüketir.

Sosyolojik bir kavram olarak yoksulluk, gelir eksikliği veya yetersizliği içinde bulunan insanların günlük yaşamlarını devam ettirebilmeleri için, sunulan mal ve hizmetlerden toplumdaki diğer bireylere oranla daha az yararlanmaları veya hiç yararlanamamalarıdır.

Sunulan mal ve hizmetlerden yararlanamamak ise eşitsizlikle bağlantılıdır. Zira eşitsizlik, bir toplum içinde yer alan bir grup ya da gruplar içindeki farklı bireylere eşitsiz ödüller sunmayı ifade eden bir kavramdır. Bu noktada yoksullar, içinde bulunulan teorik çerçeveye göre; hiçbir ödül alamayan, almak istemeyen veya ödül alması engellenen kişiler olarak nitelenebilir. Böylece eşitsizlik bazen anlamlı ve işlevsel görülürken bazen de istenmeyen ve ortadan kaldırılması ve ya bu yapılamasa bile azaltılması gereken bir olgu olarak görülür.

Dünya Genelinde Yoksulluk: Gerçekler ve Rakamlar (2026)

  • Aşırı yoksulluk sınırı: Dünya Bankası, Haziran 2025’te uluslararası aşırı yoksulluk sınırını kişi başına günlük 3 dolara yükseltti. Bu ölçüte göre 2022 yılında yaklaşık 838 milyon insan aşırı yoksulluk içinde yaşıyordu.
  • Dünyada aşırı yoksulluk: Birleşmiş Milletler’in 2026 yılı tahminlerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10’u, yani 826 milyon insan, günde 3 doların altında bir gelirle yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
  • Çalışan yoksullar: Bir işte çalışmak yoksulluktan kurtulmak için her zaman yeterli olmuyor. 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 284 milyon çalışan, aşırı yoksulluk sınırının altında yaşıyordu.
  • Yoksulluğun yoğunlaştığı bölgeler: Sahra Altı Afrika, aşırı yoksulluğun en yoğun görüldüğü bölgelerin başında geliyor. Çatışmalar, ekonomik kırılganlıklar, iklim krizleri ve temel hizmetlere erişimdeki eşitsizlikler sorunun devam etmesine neden oluyor.
  • Sosyal korumaya erişim: 2023 yılında dünya nüfusunun yüzde 52,4’ü en az bir sosyal koruma yardımından yararlanabiliyordu. Buna karşılık yaklaşık 3,8 milyar insan herhangi bir sosyal koruma kapsamında değildi.
  • Yoksullukla mücadelede ilerleme yavaş: Mevcut eğilimler devam ederse 2030 yılında da dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 9’unun aşırı yoksulluk içinde yaşaması bekleniyor. Bu durum, Birleşmiş Milletler’in aşırı yoksulluğu sona erdirme hedefinin mevcut hızla gerçekleştirilemeyeceğine işaret ediyor.

Türkiye’de Yoksulluk Verileri 2026

Türkiye’de artan gıda, kira, ulaşım, enerji ve diğer temel ihtiyaç maliyetleri, hane bütçeleri üzerindeki baskıyı gündemde tutuyor. Çalışanların gelirleri ile zorunlu harcamalar arasındaki fark, özellikle dar gelirli ailelerin yeterli beslenme ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını etkiliyor.

TÜRK-İŞ Eylül 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) tarafından 30 Eylül 2026’da yayımlanan araştırmaya göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin geçim koşullarını değerlendirmek için hesaplanan tutarlar şöyle:

  • Açlık sınırı: Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 37.800,92 TL oldu.
  • Yoksulluk sınırı: Gıda harcamalarının yanı sıra giyim, konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlar için yapılması gereken aylık toplam harcama 123.130 TL olarak hesaplandı.
  • Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti: Aylık 48.884,82 TL seviyesine yükseldi.

TÜRK-İŞ’in araştırmasına göre gıda harcamalarındaki aylık artış Eylül 2026’da yüzde 1,10 olarak gerçekleşti. Gıda harcamalarındaki on iki aylık değişim yüzde 35,14, yıllık ortalama artış ise yüzde 39,78 oldu.

Bu rakamlar, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin araştırmada esas alınan ihtiyaçlarını karşılamak için gereken harcama tutarlarını gösteriyor. Açlık ve yoksulluk sınırları bir ücret tarifesi değil, geçim maliyetini ortaya koyan göstergelerdir.

Türkiye’de resmî yoksulluk oranı

TÜİK’in 30 Aralık 2025’te yayımladığı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri 2025 bültenine göre, medyan gelirin yüzde 50’si esas alınarak hesaplanan göreli yoksulluk oranı yüzde 13,0 oldu. Medyan gelirin yüzde 60’ına göre hesaplanan oran ise yüzde 20,6 olarak açıklandı.

Aynı araştırmada nüfusun yüzde 27,9’unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğu tahmin edildi. Bu oran 0-17 yaş grubunda yüzde 36,8’e ulaştı.

TÜİK’in göreli yoksulluk göstergeleri ile TÜRK-İŞ’in açlık ve yoksulluk sınırı farklı ölçümlerdir. TÜİK, hane gelirlerini toplumdaki medyan gelirle karşılaştırırken TÜRK-İŞ, belirli temel ihtiyaçları karşılamak için gereken aylık harcamayı hesaplar. Bu nedenle iki kurumun rakamları birbirinin yerine kullanılmamalıdır.

Asgari ücret ve geçim maliyeti

TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 araştırmasında belirlenen açlık sınırı 37.800,92 TL, yoksulluk sınırı ise 123.130 TL oldu. Bu tutarlar, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda ihtiyacını karşılamak ile diğer zorunlu ihtiyaçlarını da karşılayabilmek arasındaki farkı ortaya koyuyor.

Asgari ücretin açlık sınırına oranı değerlendirilirken aynı dönemde geçerli net asgari ücret esas alınmalıdır. Ayrıca açlık sınırının altında kalan bir ücret, tek başına her çalışanın resmî istatistiklere göre yoksul sayıldığı anlamına gelmez; hane büyüklüğü, hanedeki çalışan sayısı ve ve diğer gelirler de yaşam koşullarını etkiler.

Türkiye fakir bir ülke mi?

Dünya Bankası, Türkiye’yi 2026–2027 mali yılı için üst orta gelirli ülkeler grubunda sınıflandırıyor. Bu sınıflandırma, ülkelerin kişi başına düşen gayrisafi millî gelirine dayanıyor. Dolayısıyla Türkiye, Dünya Bankası’nın ölçütlerine göre düşük gelirli bir ülke sayılmıyor; ancak yüksek gelirli ülkeler grubunda da yer almıyor.

Dünya Bankası’nın güncel verilerine göre Türkiye, 2025 yılında yaklaşık 1,6 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılasıyla (GSYİH) dünyanın 17. büyük ekonomisi oldu. Aynı yıl kişi başına düşen GSYİH yaklaşık 18.599 dolar olarak hesaplandı. Ancak bu rakam, her vatandaşın yılda bu miktarda gelir elde ettiği anlamına gelmiyor; ülkenin toplam ekonomik üretiminin nüfusa bölünmesiyle elde edilen ortalama bir göstergedir.

Kişi başına millî gelir: 2025 yılında 18.040 dolara yükseldi. TÜİK’in açıkladığı bu değer, cari fiyatlarla hesaplanan kişi başına GSYH’yi gösteriyor.

Not: “Kişi başına millî gelir” günlük dilde yaygın kullanılsa da, burada resmî olarak ölçülen gösterge kişi başına GSYH. Ayrıca bu tutar, her vatandaşın yıllık 18.040 dolar kazandığı anlamına gelmez.

Önemli Ayrım: “Kağıt Üzerinde” vs. Gerçeklik

Kişi başına 18.040 dolarlık milli gelir rakamı, Türkiye’nin tarihî zirvesi olarak açıklandı. Ancak bu ortalamanın arkasında ciddi bir gelir adaletsizliği var:

  • En zengin %20, toplam gelirin %48’ini alırken; en yoksul %20 yalnızca %6,4’ünü alabiliyor. Aradaki fark 7,5 kat.
  • Asgari ücretlinin yıllık geliri (6.719 dolar) ile ülke ortalaması (18.040 dolar) arasında yaklaşık 3 kat fark var.
  • Sosyal yardımlar hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,473’e yükseliyor; yani mevcut yardımlar eşitsizliği ancak sınırlı ölçüde frenleyebiliyor.

Ancak bu ortalama, gelir dağılımındaki derin uçurumu gizliyor: En zengin %20 toplam gelirin %48’ini alırken, en yoksul %20’nin payı yalnızca %6,4’te kalıyor. Asgari ücretlinin yıllık geliri 6.719 dolar, emeklinin ise 4.765 dolar seviyesinde. Yani Türkiye, “fakir” değil

ama gelir adaletsizliği yüksek bir üst-orta gelirli ülke görünümünde.

Kişi Başına Millî Gelirde Türkiye’nin Dünya Sıralaması

Dünya Bankası ve IMF verilerine göre Türkiye’de kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), 2025 yılında yaklaşık 18.600 dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu değerle Türkiye, cari dolar üzerinden yapılan uluslararası sıralamalarda yaklaşık 80. sırada yer aldı. IMF’nin 2026 tahmini ise kişi başına GSYH’nin yaklaşık 19.020 dolara ulaşacağı yönünde.

Bu sıralama, ülkelerin toplam ekonomik üretiminin nüfusa bölünmesiyle hesaplanır. Vatandaşların gerçek satın alma gücünü veya gelir dağılımını tek başına göstermez. Satın alma gücü paritesine (SAGP) göre yapılan sıralama ise farklı bir sonuç verir.

2026 dünyanın en zengin 10 ülkesi

Kişi başına GSYH, satın alma gücü paritesine göre (SAGP); 2026 tahmini

  1. Lihtenştayn
  2. Singapur
  3. İrlanda
  4. Lüksemburg
  5. Makao
  6. Norveç
  7. Katar
  8. İsviçre
  9. Tayvan
  10. Brunei

Önemli not: Bu sıralama ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğünü değil, kişi başına düşen üretimi ve ülkeler arasındaki fiyat farklarını hesaba katan tahmini geliri karşılaştırıyor. Cari ABD dolarıyla yapılan sıralama farklıdır; ayrıca Makao gibi özel idari bölgeler ve Tayvan gibi ekonomiler, listelerde “ülke” başlığı altında gösterilebiliyor.

Dünyanın en fakir 10 ülkesi (2026)

  • Burundi: 1.031 uluslararası dolar
  • Orta Afrika Cumhuriyeti: 1.468 uluslararası dolar
  • Güney Sudan: 1.540 uluslararası dolar
  • Yemen: 1.596 uluslararası dolar
  • Mozambik: 1.699 uluslararası dolar
  • Malavi: 1.797 uluslararası dolar
  • Somali: 1.956 uluslararası dolar
  • Liberya: 2.095 uluslararası dolar
  • Madagaskar: 2.106 uluslararası dolar
  • Demokratik Kongo Cumhuriyeti: 2.144 uluslararası dolar

Kaynak: IMF’nin Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünümü verilerini kullanan Worldometer. Rakamlar tahmindir; veri güncellemeleriyle değişebilir.

Bu ülkelerde yoksulluk neden yaygın?

Bu ülkelerin birçoğunda uzun süren çatışmalar, siyasi istikrarsızlık, tarıma bağımlı ekonomi, düşük üretkenlik, yetersiz altyapı ve sağlık ile eğitim hizmetlerine erişimdeki sorunlar ekonomik kalkınmayı zorlaştırıyor. Ancak her ülkenin koşulları farklı; yoksulluğun nedenleri tek bir etkene indirgenemez.

Yoksulluk ne demektir?

Yoksul ve yoksulluk kelimesi, günlük hayatta her birimizin sıklıkla kullandığı kelimelerden bir tanesidir. Yoksulluk, insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamama durumudur. Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre farklı anlamları olan yoksul kelimesi, Türkçe’de tek başına ya da farklı cümleler ile beraber kullanılabilir.

TDK’ye göre yoksul kelimesi anlamı şu şekildedir:

  • Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), parasız, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, zengin, varsıl karşıtı
  • İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz

Yoksulluk, yiyecek, giyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçları karşılayacak yeterli paraya sahip olmamakla ilgilidir. Ancak yoksulluk, yeterli paraya sahip olmamaktan çok daha fazlasıdır.

Dünya Bankası, küresel yoksulluk algısının oluşumunda ve yoksulluğa yönelik mücadele de önemli uluslararası kurumlardan biridir. Dünya Bankası yoksulluğu daha çok parasal gelir bakımından tanımlamaktadır.

Dünya Bankası Örgütü yoksulluğu şu şekilde tanımlıyor:

“Yoksulluk açlıktır. Yoksulluk barınak eksikliğidir. Yoksulluk hastalanmak ve bir doktora gidememektir. Yoksulluk, okula erişimin olmaması ve okumayı bilmemektir. Yoksulluk iş sahibi olmamak, gelecek için endişeli olmak, her seferinde kaygılı bir gün yaşamaktır.

Yoksulluğun yer ve zaman içinde değişen birçok yönü vardır ve birçok şekilde tanımlanmıştır. Çoğu zaman yoksulluk, insanların kaçmak, kurtulmak istediği bir durumdur. Bu nedenle yoksullukla mücadele, dünyayı değiştirmeye yönelik bir eylem çağrısıdır (hem yoksullar hem de zenginler için). Böylece daha pek çok kişi yemek için, barınak için, eğitim ve sağlığa erişim için, şiddetten korunma için toplum içinde yeterli bir konuma sahip olurlar.”

Yoksulluk, Sefalet ile Eşanlamlıdır

Yoksulluğun yol açtığı başarısızlık kolektif bir başarısızlıktır.

Bir çiçek açmadığında asla çiçeği suçlamayız, çevresini suçlarız. Başarısız gelişiminde çevresinin rol oynadığını varsayıyoruz. Bu nedenle, ona ek güneş ışığı, su, daha iyi toprak, daha fazla sevgi vererek ona daha fazla özen göstereceğiz.

Ancak iş insanlara geldiğinde, düzgün çiçek açmadıklarında, çevrelerinin olumsuz nedenlerine nadiren bakarız. Çevrenin refahı veya sefaleti nasıl şekillendirdiğini nadiren düşünürüz. Dolayısıyla çevrenizin bir ürünü olduğunuzu anlamada bir kopukluk var.

Devletler öncelikle zenginler adına müdahale eder. Bu zorunluluktan değil, tasarımdan kaynaklanmaktadır. Adam Smith’e göre zengin ve fakir arasındaki bu ilişki devletin temelini oluşturmuştur. Zenginlik ve gücün “insanlar arasında otorite ve itaat oluşturduğunu” yazmıştır.

Yoksulluk ve suç yakından ilişkilidir. “Şiddet yoksulluğa neden olmaz. Şiddet, yoksulluğun bir belirtisidir.”

Yoksulluk, yoksul olma durumudur. Paranın az olması veya hiç olmaması anlamına gelir.

Sefalet, aşırı üzüntü veya ıstıraptır. Büyük bir fiziksel veya zihinsel sıkıntı veya rahatsızlık hali veya hissidir.

Kaynaklar:

Bu yazılar da ilginizi çekebilir;

Nukteler.com Facebook’ta

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün