Genel

İslamda Ticaret Ahlâkı

İslam'da Ticaret Ahlakı nasıl olmalıdır? İslam'da ticaret hukukunda alış veriş nasıl yapılır? İslam'da Ticarete verilen önem ve toplumun ticaret ahlâkı nasıldır? İslamda Ticaret

İslam’da Ticaret

Alış-veriş yani ticaret insanoğlunun yaşamında çok önemlidir. İnsanlar hayatını rahat ve huzur içinde devam ettirebilmesi için, ihtiyaçlarını meşru yoldan karşılayabilmeleri ve haysiyet ve şereflerini koruyabilmeleri için ticaret gereklidir.

Ticaretin tarihi, insanlığın tarihi ile yaşıttır denilebilir.  Bilindiği üzere ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem (a.s)’ın, o günün şartlarına göre çiftçilik, dokumacılık, fırıncılık ve aşçılık yaptığı nakledilmektedir.

Yine İdris (a.s) terzilikle uğraştığı, İbrahim (a.s) kumaş ticareti ve Nuh (a.s) ile Zekeriyya (a.s) marangozluk ile iştigal ettiği, İsa (a.s.) kunduracılık, Eyyüb (a.s.) çiftçilik mesleğinin öncüleri nakledilmektedir.

Ayrıca Hz. Davut (a.s) demir ve madenleri kullanması ve bunlardan faydalanarak zırh yapması ve el emeğinden geçimini sağlamıştır.

İSLAM’DA TİCARETE VERİLEN ÖNEM

İslâm’da ticaret; helâl kazanç yollarından biridir. Nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, insanlara alışverişi helâl kıldığını şöyle bildirmektedir:

Yüce Allah, Kuran-ı Kerim’de Cuma Suresi’nin 9. ve 10. Ayet-i kerimelerinde şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında (yani ezan okunduğunda), alışverişi bırakıp hemen Allah’ı anmaya(namaza) koşun. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allâh’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allâh’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma Suresi 9-10).

Allah Resulü Hz. Muhammed (sallalahu aleyhi vessellem) de daha peygamberlik vazifesi gelmeden önce Mekke ve civarında ticaret yapmış, zaman zaman ülke dışına ticarî amaçlı seferlere çıkmış ve hayatının her devresinde olduğu gibi ticaret hayatında da doğru ve dürüst söz ve kişiliğiyle “El-Emin” yani “En güvenilir kişi” diye anılmıştır.

Peygamber olduktan sonra Efendimiz, ticari hayatta doğruluk ve dürüstlük üzerine ölçüler getirerek

“Doğru sözlü ve güvenilir tüccar, (ahirette) peygamberler, sıddîkler ve şehitlerle beraberdir.” buyurmuştur. (Tirmizi, Büyü, 4; Dârimî, Buyu, 8.)

Yine Peygamber Efendimiz kendisine hangi kazancın daha üstün olduğunu soranlara ise başka bir hadis-i şerifinde;

“Kişinin elinin emeği ve dürüst yapılan alışveriştir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned)

İslam dininde bu şekilde meşru ve helâl ticaret teşvik edilmiş, doğru, güvenilir ve dürüst tüccarlar övülmüş ve müjdelenmiştir. Bundan dolayı sahabe-i kiram da ticaretle iştigal etmişler, kendi el emekleri ve alın terleriyle geçimlerini sağlamaya çalışmışlardır.

Hz. Ebu Bekir (r.a), Hz. Peygamber döneminde ticaretle uğraşmıştır. Yine Hz. Osman, Zübeyr (r.a), Abdurrahman b. Avf (r.a) gibi seçkin sahabeler de ticaret yapmışlardır.

Hz. Ömer (r.a) da halifeliği döneminde zaman zaman pazarı denetler, orada bazen sadece yabancıları bulur, bundan dolayı üzülürdü. Daha sonra halkı topladığında ticareti bırakmalarından dolayı onları kınar ve ikaz ederdi. Halk ise ihtiyaçları olmadığı için ticaretten çekildiklerini söyleyince; “Allah’a yemin olsun ki, siz çarşı/pazarı terk ederseniz, erkekleriniz yabancı erkeklere, kadınlarınız da yabancı kadınlara muhtaç olurlar.” der ve ticarete yönelmelerini ister, teşvik ederdi. (el-Mısrî, a.g.e., sh. 128.)

İslam’da Ticaret Kuralları

İslam dinine göre ticaret ve ticaret kuralları önemli bir yere sahiptir. Ahiret için dünya üzerindeki yaptığımız her amel ve her işleyiş İslam kuralları açısından değerlendirilmeli ve ticaret konusunda da oldukça dikkatli ve titiz olmamız gerekmektedir. İslam dinine göre ticari ve ahlaki prensipleri şiar edinerek kısa dünya hayatı için ebedi ahiret hayatını mahvetmemek gerektir. Ticarette dürüstlük, hilesizlik ve kar-zarar oranlarını İslami şartlara göre uygulamak her Müslümanın görevidir.

TİCARÎ VE AHLAKÎ PRENSİPLER

Müşteriyi Aldatmamak

Müşterinin bilgisizliğinden veya gafletinden faydalanıp, sağlam ve kullanışlı olmayan veya özürlü bir malı ona satmak İslâm ahlakıyla bağdaşmayan bir harekettir.

Bir gün Peygamber Efendimiz Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) buğday satan bir adama rastladı.

Satıcıya:

“-Nasıl satıyorsun?” diye sordu.

Adam da kendince anlattı.

O esnada Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’e:

“-Elini onun (buğdayın) içine daldır!” diye vahy (işaret) edildi.

Allâh Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) de elini daldırdı ve buğdayın ıslak olduğunu gördü. Bunun üzerine

“-İnsanların görmesi için ıslak olanı üst tarafına koysaydın ya! Aldatan bizden değildir.” (Müslim, İman, 164; Ebû Dâvûd, Büyü, 50) buyurdu.

Yine Allâh Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) başka bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

“Kusurlu bir malı, ayıbını söylemeden satmak, bir Müslümana helâl olmaz.” buyurmuşlardır. (İbn Mâce, Ticârât, 45.)

Peygamber Efendimizin bu gibi Hadîs-i şerîflerinde ifade edildiği üzere İslâm iktisâdî sistemi, ticâretin temelini doğruluk ve dürüstlükle ferd ve cemiyete hizmet anlayışı üzerine kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle Müslüman tüccar, kalitesiz malı, kaliteli malla karıştırmamalı, kötüyü iyiden ayırmalı, malın kusuru varsa açıkça söylemelidir.

Ayrıca Allah Resûlü’nün dürüst ve doğru ticaret yapanlar hakkında şu hadisini de unutmamak gerektir;

“Alıcı ve satıcı doğru söyler, her şeyi açıkça ortaya koyarlarsa, alışverişleri helâl ve mübarek olur.” (Buharî, Büyu’, 19)

Yalan Yere Yemin Etmek

Yalan söylemek, ticarî maksatla veya başka maksatla dahi olsa yalan yere yemin etmek, Allah’ın yüce adını O’nun haram kıldığı hususlarda kullanmak, basit menfaatler için insanları aldatmak büyük günahlardandır.

Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.” (Âi-i İmrân Suresi 77)

Nitekim Peygamberimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) de bir hadislerinde;

“Üç kişi vardır ki, kıyamet gününde Allah onlarla konuşmayacak, onlara (rahmet nazarıyla) bakmayacak, onları tezkiye de etmeyecektir. Ve onlar için elim bir azap vardır.”

Râvi diyor ki; Resûlullah bunları üç defa okudu. Ebû Zerr, “Adları batsın! Umduklarına ermesinler! Kim onlar ya Resûlellah?” diye sorunca, Resûlullah; “Bunlar, elbisesini kibirle yerlerde sürüyen, yaptığı iyiliği başa kakan ve yalan yere yemin ederek, ticaret malını fahiş bir fiyatla satmaya çalışanlardır.” (Müslim, İman, 171.) buyurmuşlardır.

Ölçüde ve Tartıda Hile Yapmak

Ölçme ve tartma konusunda dürüst davranmak, hile yapmamak, eksik ölçü ve tartı ile satış yapmaktan sakınmak ve adil, adaletli olma hususları Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde müminlere emredilmektedir.

.. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini, verdiğiniz sözü tutun, yerine getirin. Böylece Allah size iyice düşünesiniz, öğüt alasınız diye bunları emreder.” (En’am Suresi 152)

Ölçü ve tartıda haksızlık yapmak, hile karıştırmak toplumların temelini sarsan, çöküş ve yıkılışlarına veya helake götüren sebeplerden biri olarak kötü ve ahlaksızlık çeşidi olarak sayılmaktadır.

İhtikâr (Spekülasyon) Yapmak

Bir ticarî malın pahalanması, fiyatının artması için stoklayıp, piyasaya arzını geciktirmek anlamına gelen ihtikar; fiyatların yapay bir şekilde yükselmesine ve normal piyasa seviyesinin üzerine çıkmasına sebep olur.

İhtikâr ve karaborsacılık yapmak, özellikle temel ihtiyaç maddeleri söz konusu olduğunda, toplumun zarar görmesine sebebiyet verdiği gibi, uzun müddet devamı hâlinde de sosyal ve iktisadî bunalımlara yol açabilir.

Konu ile ilgili Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Karaborsacı ne fena bir kuldur; fiyatların düştüğünü öğrenince üzülür, yükseldiğini duyunca da sevinir.” (Zebîdî, Sahih-i Buhârî Muht. Tecrid-i Sarih Terc. Diyanet İşleri Bşk. Yayınları / 449.)

Müşteri Kızıştırmak

Haksız rekabet veya müşteriler arasında fiyat yükseltme çalışması çoğunlukla satılmak istenen malın normal değerinin üstünde satmaya yönelik bir hile şeklinde sayılır.

Şöyle ki, bir pazarlık esnasında satıcı ile anlaşmalı olan üçüncü bir kişi veya kişiler, sanki alıcıymış gibi devreye girerek, gerçek müşterinin verdiğinden daha yüksek bir fiyat teklif etmek suretiyle gerçek müşteriyi yanıltır. Böylece talip olduğu mali başkasına kaptırmamak isteyen müşteri daha yüksek fiyat ödemek zorunda kalabilmektedir.

Bu gibi serbest rekabet ortamını zedeleyen, haksız rekabete yol açan ve toplumda güven zaafına sebep olan bu davranışlar Hz. Peygamber Efendimiz tarafından da yasaklanmış ve Müslüman bir tüccarın bu tür olumsuz davranışlardan sakınması gerektiği vurgulanmıştır.

“Bir malı alıyor görünerek, kıymetini (değerini) artırmayınız.” (Buhârî, Büyü, 60; Müslim, Büyü, 13.)

Ticarî işlemleri Kayıt Altına Almak

Ticarî hayatta görülen kötü ilişkilerin ve olumsuz sonuçların nedenlerinden biri de tarafların antlaşma maddelerini açıklıkla yazmamalarıdır.

İslâm, ölçü ve tartıda dürüst davranılmasını, taraflar arasında iyi niyet ve güvenin kurulmasını istemekle beraber; alış-veriş ve borçlanma işlemlerinin yazılmasını da tavsiye etmiştir:

Kur’an-ı Kerim’de bu konuyla ilgili olarak:

“Ey inananlar! Belli bir süreye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın.” (Bakara Suresi 282) buyurularak, ticarî işlemlerin kayıt altına alınmasının önemine işaret etmektedir.

Kur’an-ı Kerim’in diğer ayetlerine nispetle oldukça uzun olarak nitelendirilebilecek bu ayette, borç ve alışveriş işlemlerinde anlaşmazlık çıkmasını önleyecek, alıcı ve satıcıları haksızlığa uğramaktan koruyacak belgelendirme, şahit tutma ve rehin gibi tedbirlerin alınması istenmektedir. Bu uygulamaların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda ayrıntılara kadar inilmiş olması da, konuya ne derece önem verildiğini göstermektedir.

Devamındaki Bakara Suresi 283. Ayet-i Kerime’de ise;

“Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Allah’ın (emirlerine karşı gelmekten ve yasaklarını işlemekten) sakınsın..” (Bakara Suresi 283)   buyurulmuştur.

Sonuç Olarak

İslam’da ibadetler yalnızca namazla, oruçla, zekat gibi bilinen ibadetlerle sınırlı değildir. Yüce Allah’ın hoşnut ve razı olduğu bütün söz, fiil ve davranışlar geniş anlamda ibadet kapsamındadır.

Bu bağlamda, kişinin yoldan bir taşı kaldırması veya yoldaki bir çukuru onarması, yükünü sırtına alamayan birisine destek vermesi, araca binemeyen hasta, yaşlı ve özürlülere yardımcı olması ibadet olduğu gibi; kazancını helâl yoldan elde etmesi, İslâmî prensiplere uygun olarak ticarî ve iktisadî davranışlar sergilemesi, iş ve ticaret yapması da geniş anlamda ibadettir.

İslâmiyet insanlara , İslâmî prensiplerle bağdaşan tüm ekonomik faaliyetlere katılma hakkını tanımıştır. Ancak, ticarî faaliyetlerin dürüst, yararlı ve güven içerisinde yürütülmesini sağlamak amacıyla, bu faaliyetlere ilişkin bazı kurallar da getirmiştir.

Bunlar iş adamı ve ticaret erbabı tarafından benimsenip tatbik edildiği takdirde, piyasada görülen birçok bozukluk ve aksaklıklar kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Çünkü İslâm’da ticaret, ahlâkî değerlerle iç içedir. Kişinin yücelmesini ve daha uygar bir şahsiyete dönüşmesini sağlayan bu değerler bir kenara itilirse; o takdirde piyasada tanık olunan rüşvet, yolsuzluk, haksız kazanç, borcunu ödememe, vb. kötülük ve çirkinlikleri, sadece yasal tedbirlerle ve cezalarla önlemek mümkün olmaz.

Ekonomik dengeleri bozmak, haksız kazanç ve rant sağlamak, ölçü ve tartıda hile yapmak, müşteriyi (tüketiciyi) aldatmak, ekonomik gücü kötüye kullanmak vs. gibi, yapanı Yüce Allah’ın rızasından uzaklaştıran durumlar, her çağın ticarî ve iktisadî problemleridir ve milletleri çöküş ve yıkılışa götüren sebeplerdendir.

Şüphesiz ticaretle uğraşan Müslüman bir iş adamının kişisel menfaatlerini düşünüp koruması, onun en doğal hakkı olmakla beraber; yasal ve doğal haklarından yararlanırken, başkalarına zarar vermekten de kaçınması gereklidir.

Ayrıca, hak ettiğinden daha fazlasını kazanmaya talip olmamalı, günah ve haram dengesini gözetmeli, işçilerinin haklarını tam ve zamanında ödemeli ve müşterilerine de makul fiyattan mal satmalıdır. Tüm sosyal ve iş ilişkilerinde dürüst olmalı, yanıltıcı ve aldatıcı satış ve reklam kampanyalarından sakınmalı, verdiği sözü tutmalıdır.

Kısacası Müslüman bir iş ve ticaret adamı, her şeyiyle emniyet ve güven insanı olmalıdır.

 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir