Cuma HutbesiGündem

3 Nisan Cuma Namazı Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde kılındı

3 Nisan Cuma Namazı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Temsilen Ahmet Hamdi Akseki Camii'nde kılındı. Cuma Hutbesi’ni Hafız Osman Şahin okudu.

3 Nisan Cuma Namazı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Temsilen Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde kılındı. Cuma Hutbesi’ni Hafız Osman Şahin okudu.

Diyanet İşleri Başkanlığı, geçen hafta Ankara Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Camii’nde sadece önceden belirlenen kişilerle cuma namazı kılınmasına gelen tepkilerin ardından Cuma namazı ile ilgili yeni bir açıklama yaptı.

Diyanet’ten yapılan açıklamada; “Türkiye’de tek bir camide de olsa Cuma namazının kılınmasının uygun olacağı düşünülmüş ve 27 Mart Cuma günü Ankara il ve ilçe müftülerimizin katılımıyla Ankara Millet Camiinde, bugün ise Ankara Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde kılınmıştır.” denildi.

Her Hafta Farklı Bir Camide Temsilen Cuma Namazı

Diyanet İşleri Başkanlığı yeni bir karar alarak her hafta ülkede bir camide temsilen cuma namazı kılınacağını açıkladı.

Yapılan açıklamada cuma namazına tek bir camide de olsa temsili olarak kılınması yönünde başkanlığa çok sayıda talep geldiği belirtildi. “Bu uygulamanın, milletimizin cuma namazını kılamadığı için yaşadığı üzüntünün bir nebze giderilmesine katkı sunduğu görülmüştür.” ifadesi kullanıldı.

3 Nisan 2020 Cuma Namazı

Bu haftaki Cuma namazı Ankara, Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde çok az sayıda katılımla Korona virüs (Covid-19) salgını için gerekli tedbirler alınarak temsili cuma namazı kılındı ve Cuma Hutbesi okundu.

Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde kılınan Cuma Namazını Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Hafız Osman Şahin kıldırdı ve hutbe irad etti.

Cuma Hutbesi konusu : Berat Gecesi Af ve Arınma Vesilesi

Hafız Osman Şahin, 3 Nisan 2020 Cuma hutbesinde 7 Nisan Salı Gecesinin Berat Kandili olduğuna işaret etti.

Diyanet Cuma Hutbesi 3 Nisan 2020

Ahmet Hamdi Akseki Cami – 3 Nisan Cuma Namazı
Tarih: 03.04.2020

BERAT GECESİ: AF VE ARINMA VESİLESİ

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: De ki: ‘Ey kendi aleyhlerine günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah dilerse bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[1]

Okuduğum hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesini ibadetle gündüzünü ise oruçlu geçirin. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya rahmet nazarı ile bakarak fecir oluncaya kadar, ‘Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım! Belaya düçar olan yok mu, ona afiyet vereyim!’ buyurur.[2]

Aziz Müminler!

Önümüzdeki Salı gününü Çarşamba’ya bağlayan gece Berat Gecesidir. Berat gecesi, günahlarımıza tevbe etme, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini isteme ve O’nun inayetiyle kurtuluşa erme zamanıdır. Bu gece nefsimizin sonu gelmez arzu ve heveslerini terk edip Rabbimizin istediği gibi bir kul olmaya söz verme vaktidir.

Allah’ın izniyle bela ve musibetlerden kurtuluş beratı alacağımız böyle bir geceye bizleri ulaştıran Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun. Örnek hayatıyla insanlığa imanın ve ihsanın yollarını öğreten Resûl-i Ekrem (s.a.s)’e salat ve selam olsun.

 Kıymetli Müslümanlar!

İnsanlık, tarih boyunca nice zor ve sıkıntılı dönemlerden geçti. Kimi zaman savaşlar, kimi zaman yokluklar, kimi zaman afetler, kimi zaman da salgın hastalıklar insanoğlunun yakasını bırakmadı. Bu acıların yaşanmasında elbette ilahi takdirin yanı sıra insanın, Allah’ın kâinata koyduğu ilkeleri göz ardı etmesinin önemli bir payı vardır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar.”[3]

Değerli Müminler!

Bugün de insanların tedbirde gecikmesi sebebiyle büyüyen bir salgın dünyanın dört bir tarafına yayıldı. Millet olarak sabırla ve kararlılıkla çetin bir mücadele veriyoruz. Bu süreçte hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Rabbim, makamlarını âli, mekânlarını cennet eylesin. Hastalarımıza Şafi ism-i celiliyle şifalar ihsan eylesin. Rahman ve Rahim olan Rabbimiz, içinde bulunduğumuz sıkıntıdan en kısa zamanda kurtulmayı bizlere nasip eylesin.

Aziz Müslümanlar!

Berat gecesinde belki her zaman olduğu gibi coşku içinde camilerimize koşamayacağız. Camilerimizde hep birlikte namaza durarak el açıp yalvaran müminler olamayacağız. Ancak her birimiz ailelerimizle birlikte evlerimizi mescide çevirme imkânına sahibiz. Berat Gecesini fırsat bilerek kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla tek yürek olup Rabbimize yönelelim. O’na kulluğumuzu arz edelim. Bu vesileyle unuttuğumuz ya da ihmal ettiğimiz sorumlulukları, bilerek ya da bilmeden işlediğimiz hataları, üzerimizdeki kul ve kamu haklarını yeniden gözden geçirelim.

Kardeşlerim!

Şu önemli hususu bir kere daha hatırlayalım. En büyük sermayemiz ömürdür. Her anımız, her vaktimiz çok kıymetlidir. Rabbimiz bizleri bu dünyaya O’na kulluk edelim, O’nun rızasına uygun bir hayat inşa edelim diye göndermiştir. İtaat ve ibadetle, salih amel ve güzel ahlakla örülmüş bir hayat sürelim diye bize bu ömrü bahşetmiştir.

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ    

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”[4] ayeti bu gerçeği bizlere haber vermektedir.

Berat Gecesi, Rabbimizin kullarını af ve mağfiretiyle kuşattığı müstesna bir gecedir. Bu gece, geride kalan ömrümüzün muhasebesini ve bereketli bir geleceğin planlarını yapalım. Attığımız yanlış adımlardan, Allah’ın sınırlarını aşarak verdiğimiz hatalı kararlardan vazgeçelim. Bela ve musibetlerden O’na sığınıp beratımızı isteyelim. Hz. Nuh (a.s.)’ın:

فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ  كَانَ غَفَّاراًۙ يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراًۙ وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَاراًۜ

“Dedim ki: Rabbinizden bağışlanmanızı dileyin; O, çok bağışlayıcıdır.  Dileyin ki üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin. Mallar ve oğullar vererek sizi desteklesin, size bahçeler versin ve sizin için ırmaklar akıtsın.”[5] sözüne uyarak tevbe ve istiğfarımızı artıralım.

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Allah bizlere türlü nimetler bahşetmiştir. Rızık, “Rezzâk” olan Yüce Allah’tandır. Berat gecesi ise, maddi ve manevi rızık isteyenleri Cenâb-ı Hakk’ın rızıklandırdığı bir gecedir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

فَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالاً طَيِّباًۖ وَاشْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

“Allah’ın size verdiği helâl ve güzel rızıktan yiyip için ve eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’nun nimetine de şükredin.”[6] Rabbimizin bu emrine uyarak, temiz ve helal rızkın peşinden koşalım. Unutmayalım ki temiz olmayan gıda sağlığımızı; helal olmayan gıda ise manevi hayatımızı bozar.

Aziz Kardeşlerim!

Berat Gecesi, Rabbimizin kullarına afiyet ihsan ettiği bir gecedir. Nerede ve hangi halde olursak olalım, dertlerimize deva, sıkıntılarımıza çare, hastalıklarımıza şifa verecek olan Allah’tır. Zira her şey ancak O’nun takdir etmesiyle meydana gelir. Öyleyse, başta aziz milletimiz ve ümmet-i Muhammed olmak üzere bütün insanlığın afiyete kavuşması için Berat Gecesini fırsat bilerek Rabbimize dua ve niyazda bulunalım.

Kardeşlerim!

Rabbimiz şöyle buyurur: “Kullarım, beni senden sorarlarsa, bilsinler ki, gerçekten ben onlara çok yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.”[7]

Bu ayet-i kerimeye gönülden bağlanan her mümin, fiilî duasını yaptıktan yani üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdikten sonra Rabbine niyazda bulunur. O’na içten ve samimi bir şekilde dua eder. Zira dua, her durumda imanımızı ve tevekkülümüzü artıran, hayatımıza umut ve direnme gücü katan eşsiz bir nimettir. “el-Mücîb” yani “dualara icabet eden” Rabbimiz, bütün dualarımızı işiten ve dualarımıza karşılık verendir.

Aziz Müslümanlar!

Bugün Cuma günüdür. Müminlerin bayramıdır. Rabbimizin dualarımıza icabet ettiği bir andayız. Berat gecesinin ve Ramazan-ı Şerif’in eşiğindeyiz. Bu mübarek vakitlerin kıymetini bilerek ellerimizi semaya, gönüllerimizi Rabbimize açalım.

Allah’ım! Peygamberin Eyyûb (a.s) gibi sana yalvarıyoruz:

اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَۚ   

“Başıma bu dert geldi. Ama sen merhametlilerin en merhametlisisin”[8]

Ya Rabbi! Eyyûb (a.s)’ın duasını kabul ettiğin gibi bizim de dualarımızı kabul eyle! O’na verdiğin şifa gibi hastalarımıza da şifa ver! Onun sıkıntılarını giderdiğin gibi bizim de sıkıntılarımızı gider. Ona verdiğin rahmetini bizim de üzerimizden eksik eyleme Allah’ım!

[1] Zümer, 39/53.

[2] İbn Mâce, İkâmet, 191.

[3] Şûrâ, 42/30.

[4] Zâriyât, 51/56.

[5] Nûh, 71/10-12.

[6] Nahl, 16/114.

[7] Bakara, 2/186.

[8] Enbiyâ, 21/83.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü


İlgili Konular

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı