Hadis

Maide Suresi ile ilgili Hadisler

Kuran-ı Kerim'in 5. suresi olan Maide Suresi ile ilgili Hadisler, Peygamber Efendimizden Maide Suresinde geçen ayetler hakkında hadis-i şerifler ve bilgiler

Kuran-ı Kerim’in 5. suresi olan Maide Suresi ile ilgili Hadisler, Peygamber Efendimizden Maide Suresinde geçen ayetler hakkında hadis-i şerifler ve bilgiler

Maide Suresi Hakkında Bilgi

Maide Suresi: 120 Ayetten oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’in beşinci (5.) suresidir. Maide Suresi 6. Cüzde yer alır. Maide kelimesinin anlamı Sofra demektir. Medine’de nazil olmuştur. 11892 harften oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’de iniş sırasına göre 112. Suredir.

Maide Suresi ile ilgili Hadisler

Maide Suresi ile ilgili hadisler ve içerisinde geçen bir çok ayet ile ilgili Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet edilen sahih, Buhadi, Tirmizi, Kütüb-i Sitte hadisleri

  • İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh’dan:

“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, devesinin üstündeyken, kendisine Mâide sûresi nazil oldu. Deve onu taşıyamaz oldu ve bunun üzerine hemen o deveden indi.”

Târik bin Şihâb radiyallahu anh’dan: Yahudilerden bir adam Ömer’e gelip dedi ki: “Kitabınızda okuduğunuz bir âyet vardır ki, eğer o, biz Yahudi topluluğuna inseydi o günü biz bayram edinirdik.”

“Hangi âyettir o?”

“İşte ben bugün sizin için dininizi ikmal ettim, üzerinizdeki nimeti de tamamladım. Sizin için din olarak İslâm’ı seçip hoşnut oldum” mealindeki âyettir.” (Mâide, 3)

Ömer dedi ki: “Ben onun indiği günü ve indiği yeri biliyorum. O âyet, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e Arafat’ta, cuma günü nazil oldu.” [Buharı, Müslim, Nesâî ve Tirmizî.]

  • Tirmizî hadisinde geçen İbn Abbâs’tan rivayeti:

Ona bir yahudi dedi ki: “Eğer bu âyet bize inseydi o günü biz bayram yapardık.” Bunun üzerine İbn Abbâs dedi ki: “O zaten iki bayramda inmiştir: Cuma ve Arefe günü.”

  • İbn Abbâs radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

“Allah ve Resulüne karşı savaş açanların cezası…” “Çok merhamet sahibidir” kadar mealindeki âyet (Mâide, 33-34 ayetleri), müşrikler hakkında nazil olmuştur. Buna göre müminlerden söz konusu suçlan işledikten sonra yakalanmadan önce tevbe etmesi, ona suçuna karşılık ceza verilmesine engel olmaz. (Ebû Dâvud ve Nesâî)

  • El-Berâ radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre

“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanından yüzü kömürle karartılmış ve dayak atılmış bir yahudi geçirdiler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onları çağırıp sordu:

‘Siz kitabınızda zina cezasının bu şekilde olduğunu mu okumaktasınız?’

‘Evet’ dediler.”

Şer’î cezalar bahsinde geçen hadisin benzeri rivayet edildi.

Ayrıca burada şöyle geçer: “Bunun üzerine emretti, recm edildi. Ondan sonra şu ayet nazil oldu:

‘Ey Peygamber! Küfre koşanlar seni üzmesin!..’ ‘Size bir (fetva) verilirse onu alın’ (Mâide, 41)

(Yahudiler) diyordu ki: “Muhammed’e gidin! Eğer size ceza olarak yüzü kömüre boyamayı ve dayağı emrederse, alın; recmi emrederse kaçının!”

Bunun üzerine şu âyet nazil oldu:

“Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, onlar zalimlerin ta kendileridir,” (Mâide, 45)

“Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, onlar fasıkların ta kendileridir.” (Mâide, 47)

Bunların hepsi kâfirler hakkında nazil olmuştur. (Ebû Dâvud ve Müslim)

  • İbn Abbâs radiyallahu anh’dan edilen rivayete göre:

“(Yahudilerden) Kurayza ve Nadîr kabileleri vardı. Nadîr Kurayza’dan daha şerefli idi. Kureyza’dan bir adam Nadîr’den bir adamı öldürdüğü zaman, karşılığında öldürülürdü. Nadîr’den bir adam Kurayza’dan bir adamı öldürdüğü zaman, karşılığında öldürülmez, yerine yüz vaşak hurma diyet olarak verilirdi.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), peygamber olarak gönderildiği zaman, Nadîr’den bir adam Kurayza’dan bir adamı öldürdü.

Bunun üzerine Kureyzaoğullan: ‘Onu bize verin de kısasen öldürelim.’ dediler. Nadiroğulları ise: ‘Sizinle bizim aramızda Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hakem olsun!’ diye teklif ettiler ve Resûlullah’ın yanına vardılar.

Bunun üzerine: ‘Hükmettiğin zaman aralarında adaletle hükmet…’ mealindeki âyet (Mâide, 43) nazil oldu. Buradaki adaletten murad kısasın cana can olarak uygulanmasıdır. Ondan sonra şu âyet nazil oldu: ‘Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar?’ (Mâide, 50) (Nesâî ve Ebû Dâvud)

Maide Suresi ile ilgili Hadisler

“Allah adaletle hükmedenleri sever” (Maide Suresi 42. ayet)

  • İbn Abbâs radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

O: ‘Şayet sana gelirlerse, aralarında hükmet ya da onlardan yüz çevir!’ mealindeki âyet (Maîde, 42) “Allah’ın sana indirdiğiyle (Kur’ân)la hükmet!” ayetiyle neshedilmiştir. dedi.

Diğer rivayet:

“Şayet sana gelirlerse aralarında hükmet…” “Allah adaletle hükmedenleri sever”e kadar âyeti. (Mâide, 42)

Nadîr oğulları Kurayza’dan birini öldürdüklerinde diyetin yarısını verirlerdi. Kurayza öldürdüğü zaman diyetin tamamını verirdi. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bunların karşılıklı olarak aralarını eşit kıldı.

  • Câbir radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e “Allah bir kavim getirecektir ki o, onları sevecek, onlar da onu” mealindeki âyet (Mâide, 54) hakkında sordular.

“Onlar Yemen’ illerdir, sonra Kinde’den bir kavimdir, sonra Sükûn’dan bir kavimdir. Sonra Tüceyb’den bir kavimdir” buyurdu. (Taberânî. Mu’cemu’I-Evsat’ta)

  • Ammâr bin Yâsir radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

“Ali, kıldığı bir nafile namazda rükûdayken, bir dilenci gelip yanında durdu. Yüzüğünü çıkartıp dilenciye verdi. Sonra Ali, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip bu durumu bildirdi. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi:

‘Sizin veliniz ancak, Allah ve Resulü’dür. Bir de iman edip namaz kılanlar, rükû halindeyken zekât verenlerdir.’ (Mâide, 55)

‘Ben kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlâsıdır. Allahım! Onu dost edineni sen de dost edin! Ona düşman olana sen de düşman ol!’ (Taberânî, Mu’ cemu’l-Evsat)

  • İbn Abbâs radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

“Yahudilerden bir adam: ‘Rab cimridir, infak etmez.’ dedi.

Yahudiler dediler ki: ‘Allah’ın eli bağlıdır (sıkıdır).

Bunun üzerine; ‘(Asıl) kendi elleri bağlıdır. Söyledikleri şey sebebiyle lanetlenmişlerdir. Bilakis Allah’ın iki eli de açıktır. Dilediği gibi infak eder’ mealindeki âyet (Mâide, 64) nazil oldu. (Taberânî, Mu’cemu’l-Kebîr)

Maide Suresi Hakkında Hadisler – “Allah seni insanlardan korur”

  • Aişe radiyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre;

‘Allah seni insanlardan korur meâlindeki âyet (Mâide, 67) ininceye kadar Resûlullah’ı gece nöbetçiler beklerdi. Bu ayet nazil olunca başını çadırdan çıkartıp şöyle seslendi:

‘Ey insanlar, haydi gidin! Artık beni Allah koruyor.’ (Tirmizî)

  • İbn Abbâs radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

Bir adam: “Ey Allah’ın Resulü! Et yediğim zaman, kadınlara karşı ilgim artıyor, şehvete kapılıyorum, bu yüzden kendime eti yasak ettim. “dedi.

Bunun üzerine Allahu Teala şu âyeti inzal buyurdu:

‘Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı güzel şeyleri haram etmeyin…” “Helâl olarak” a kadar. (Mâide, 87-88) (Tirmizî)

  • İbn Mes’ûd radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

“İman edip güzel güzel ameller işleyenlerin üzerine, daha önceleri tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur” âyeti (Mâ­ide, 93) nazil olduğu zaman Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dedi: “Bana senin de onlardan olduğun söylendi.” (Müslim)

Tirmizî’nin ifadesi:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bana: “Sen de onlardansın.” dedi.

İbn Abbâs radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

Dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Henüz içki yasağı gelmeden, içki içerken ölenler hakkında ne dersin?”

Bunun üzerine: “İman edip güzel güzel amel ve harekette bulunanlar, daha önce tatmış olduklarından dolayı herhangi bir günah yoktur.” ayeti nazil ve sonra öldü. (Mâide, 93) (Tirmizî)

Maide Suresi içki ile ilgili ayet ve hadisler

Ömer radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre;

Dedi kî: “Allahım! İçki hakkında bize tatminkâr ve doyurucu bir açıklama yap!”

Bunun üzerine Bakara süresindeki: “Sana içki ve kumardan soruyorlar. De ki: İkisinde hem büyük günah hem de insanlar için yararlar vardır” mealindeki âyet (Bakara 219) nazil oldu.

Hz. Ömer çağırıldı ve bu âyet kendisine okundu. Sonra yine şöyle dedi: “Allahım! İçki hakkında bize tam bir açıklama yap!” Bunun üzerine Nisa suresindeki: “Siz sarhoşken namaza yaklaşmayın!” âyeti (Nisa Suresi 43) nazil oldu.

Hz. Ömer tekrar çağırıldı, bu da ona okundu. Yine dedi ki: “Allahım! Bize içki hakkında tatminkâr bir açıklama yap!” Bunun üzerine Mâide suresindeki: “Şeytan içki ve kumarla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister. Hâlâ vazgeçmiyecek misiniz?” âyeti (Mâide, 90-91. Ayet) nazil oldu.

Hz. Ömer tekrar çağırıldı ve bu âyet kendisine okundu. Ondan sonra şöyle dedi: “Vazgeçtik artık, vazgeçtik.” (Sünen)

Ebû Dâvud, “Siz sarhoşken” kavlinden sonra şunu ilave etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in münadisi namaza kamet getirildiği zaman şöyle seslenirdi: “Dikkat edin; namaza sarhoş olan asla yanaşmasın!”

“Size açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın” 

Maide Suresi (101) hakkında Hadisler

  • Enes radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem güneş gök yüzünden kayıp öğle vakti girdiği zaman çıkıp öğle namazını kıldırdı ve minbere çıkıp kıyameti ve içindeki dehşetli olayları anlattı.

Sonra şöyle diyerek devam etti; ‘Kim bana bir şey sormak isterse sorsun. Ben burada durdukça bana sorduğunuz tüm sorularınızı cevaplandıracağım.

‘ Cemaat hıçkıra hıçkıra ağladı. O da devamlı olarak ‘Bana sorun!’ buyuruyordu.

Bunun üzerine Abdullah bin Huzâfe es-Sehmî kalkıp:

‘Benim babam kimdir?’ diye sordu.

‘Senin baban Huzâfe’dir’ dedi.

Sonra ‘Bana sorun, sorun!’ dedi. Hz. Ömer dizleri üzerine çöküp şöyle dedi:

‘Rab olarak Allah’ı, din olarak İslâm’ı, peygamber olarak da Muhammed’i kabul edip hoşnut olduk.’

Ondan sonra sükût buyurdu, sonra şöyle dedi: ‘Az önce şu duvarın karşısında bana cennet ve cehennem sunuldu. Bugünkü kadar hayır ve şerrin indiğini görmedim.’

İbn Şihâb der ki; Bana Ubeydullah bin Abdillah bin Utbe bildirdi:

Abdullah bin Huzâfe’nin annesi daha sonra Abdullah’a dedi ki: ‘Senden daha hayırsız birini görmedim. Annene güvenmeyip, cahiliyet ehlinin irtikâp ettikleri bazı şeyleri annenin de irtikâp ettiğini sanıp, onu insanların gözü önünde rezil ediyorsun.

‘Bunun üzerine Abdullah bin Huzâfe dedi ki: ‘Şayet Resûlullah beni, siyah bir köleye nisbet etseydi, onu baba kabul ederdim.’ (Buhârî ile Müslim)

Tirmizî’nin rivayeti:

Bir adam dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Benim babam kimdir?”

“Senin baban filandır” buyurdu.

Bunun üzerine: “Ey iman edenler! Size açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın!” mealindeki âyet (Mâide, 101) nazil oldu.

Buhârî, İbn Abbâs radiyaliahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

“Bir grup, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile alay ederek:

‘Benim babam kimdir?’

Adamın devesi kaybolurdu ve: ‘Benim devem nerededir?’ diye sorardı.

Bunun üzerine Allah: ‘Ey iman edenler, birtakım şeyleri sormayın; size açıklanırsa hoşunuza gitmez’ mealindeki âyet (Mâide, 101) nazil oldu.

  • Ebû Hureyre (r.a) rivayet edildiğine göre;

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

‘Amr bin Âmir el-Huzâıyi ateşte bağırsaklarını sürürken gördüm. O putlara adak olması için develerini salıveren ilk adamdır.’

“Vasile: İlk ve İkinci doğurduğu yavrusu dişi olup, iki doğum arasında erkek doğumu olmayan devedir. Bunlar da putlar için salıverilip, hiçbir suretle kendilerinden yararlanılmazdı.

Hâm, devenin boğasıdır. Birkaç deveyi döller, sonra bu dölleme işi bittikten sonra artık onu putlara bırakırlar ve sırtına yük vurmayıp buna lâm ismini verirlerdi.

Diğer bir rivayete göre;

“Amr bin Luhay bin Kam’a bin Handef’in ki o, Benû Kâ’b’ın kardeşidir cehennemde bağırsaklarını sürürken gördüm”.

Diğer rivayette: “Ebû Huzâa” kaydı da yer almaktadır. (Buhârî ve Müslim)

  • İbn Abbâs radiyallahu anh’dan edilen rivayete göre:

Sehmoğullarından bir adam, Temîm ed-Darî ve Adiyy bin Beddâ ile beraber yola çıktı. Sehmî olan adam, hiç Müslüman bulunmayan bir yerde öldü.

Temîm ile Adiyy terekesini getirdiklerinde, altın ve gümüş işlemeli bir bardak kayıptı.

Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem o ikisine yemin ettirdi. Sonra bu bardak Mekke’de bulundu. Dediler ki: ‘Biz onu Temîm ile Adiyy bin Beddâ’dan satın aldık.’

Sehmî’nin yakınlarından iki adam kalkıp: ‘Bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur’ diye yemin ettiler. Bardağın arkadaşlarının olduğunu söylediler.

İbn Ab­bâs dedi ki: Şu âyet işte onların hakkında inmiştir: ‘Ey iman edenler! …Aranızda iki adîl kişi, şahitlik etsin…’ (Mâide 106-108) (Buhârî, Ebû Dâvud ve Tirmizi)

  • İbn Abbâs radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

Temîm (ed-Dârî) dedi ki:

“Ben ve Adiyy bin Beddâ’dan başka herkes bu âyetin hükmünden uzaktırlar. İslamdan önce (o ikisi), Şam’a gidip gelen iki Hıristiyan idiler. Sehmoğullarının bir azatlısı, beraberinde bir gümüş bardağı olduğu halde bunların yanına geldi. Adam ona çok değer veriyor ve krala satmak istiyordu. En büyük ticareti o idi. Adam hastalandı şayet ölürse, bıraktıklarını ailesine götürüp teslim etmelerini vasiyet etti.

Temîm dedi ki: Ölünce, bardağı alıp bin dirheme sattık. Sonra parayı ben ve Adiyy aramızda bölüştük. Ailesine varıp diğer eşyalarını verince, bardağı, eşya içinde göremediler ve sordular:

‘Hani bardak nerede?’ ‘Geride şu getirdiklerimizden başka bir şey bırakmadı’ dedik.

Sonra ben Müslüman olduğumda içim rahat etmedi, vicdan azabı duydum, gelip ailesine hakikati bildirdim. Onlara beşyüz dirhem verdim ve arkadaşımda da onun aynısının bulunduğunu haber verdim. Onu alıp Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e getirdiler.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlardan delil istedi. Delil bulamadılar. Onlara dinlerinde mukaddes sayılan en büyük şey üzerine yemin etmelerini teklif etti. Adam yemin etti. Bunun üzerine Allah şu âyeti inzal buyurdu: ‘Ey iman edenler! Aranızdaki şehadet…’ ‘Yeminlerinden sonra’ya… kadar. (Mâide, 108)

Hemen Amr bin el-As ve başka bir adam kalkıp yemin ettiler. Bunun üzerine Adiyy’den beşyüz dirhem alındı.”

Tirmizî dedi ki: “Bunun isnadı sahih değildir.”

Ammâr bin Yasîr radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Gökten ekmek ve et ihtiva eden bir sofra (Kur’ân’da zikri geçen mâide) indirildi. Hıyanet etmemeleri ve (yiyecekten) yarına saklamamaları emredildi. (Buna rağmen) Hıyanet edip, ertesi güne sakladılar. Bunun üzerine ceza olarak onlar maymun ve domuzlar kılığına sokuldular.” (Tirmizî)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu