Hadis

Bulaşıcı Hastalıklarla ilgili Hadis-i Şerifler

Bulaşıcı Hastalıklarla ilgili Hadis-i Şerifler. Peygamberimizin tavsiyeleri nedir? Bulaşıcı hastalıklardan dolayı ölen kişi şehid midir?

Bulaşıcı Hastalıklarla ilgili Hadis-i Şerifler. Peygamberimizin tavsiyeleri nedir? Bulaşıcı hastalıklardan dolayı ölen kişi şehid midir?

Salgın hastalıklara karşı nelere dikkat etmeliyiz? Peygamberimizin tavsiyeleri nedir? Bulaşıcı hastalıklar meydana geldiğinde Müslümanlar neler yapmışlardır? Peygamberimizin bulaşıcı hastalık, veba için söylediği hadis nedir?

Sizler için derlediğimiz bulaşıcı hastalıklar ile ilgili hadisler, Cuma namazı ve vakit namazlarının da cemaat ile kılınmasını erteleyen Diyanet’in de açıkladığı bulaşıcı hastalık, veba gibi salgınlar için Peygamber Efendimiz’in hadisi kaynağı ve açıklaması, tam ifadesi

Bulaşıcı Hastalıklarla ilgili Hadis

Bulaşıcı bir hastalık olan ve dünyada panik oluşturan Coronavirüs salgını hakkında şu günlerde biz Müslümanlar olarak temizliğimize daha çok dikkat etmeliyiz ve dua etmeliyiz. Peygamberimiz döneminden beri tarih boyunca benzer salgınlar, bulaşıcı hastalıklar ortaya çıkmıştır.

Tefsir ve fıkıh alanında otorite olarak kabul edilen İbni Abbâs (r.a) rivayet edilen, Buhari kaynaklarında geçen hadis-i şerif;

İbni Abbâs (radıyallahu anhüm)’dan rivayet edildiğine göre,

Ömer İbni Hattâb (radıyallahu anh) Şam’a doğru yola çıktı. Serg denilen yere varınca, kendisini orduların başkomutanı Ebû Ubeyde İbni Cerrâh ile komuta kademesindeki arkadaşları karşıladı ve Şam’da vebâ hastalığı baş gösterdiğini ona haber verdiler.

İbni Abbâs’ın dediğine göre, Hz. Ömer ona:

– Bana ilk muhacirleri çağır, dedi; ben de onları çağırdım. Ömer, onlarla istişare etti ve Şam’da vebâ salgını bulunduğunu kendilerine bildirdi. Onlar, nasıl hareket edilmesi gerektiğinde ihtilaf ettiler.

Bazıları:

– Sen belirli bir iş için yola çıktın; geri dönmeni uygun bulmuyoruz, dediler. Bazıları da:

– Halkın kalanı ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabı senin yanındadır. Onları bu vebânın üstüne sevketmenizi uygun görmüyoruz, dediler.

Bunun üzerine Hz. Ömer:

– Yanımdan uzaklaşınız, dedi. Daha sonra:

– Bana ensarı çağır, dedi; ben de onları çağırdım. Fakat onlar da muhacirler gibi ihtilâfa düştüler.

Hz. Ömer:

– Siz de yanımdan gidiniz, dedi.

Sonra:

– Bana Mekke’nin fethinden önce Medine’ye hicret etmiş olan ve burada bulunan Kureyş muhacirlerinin yaşlılarını çağır, dedi. Ben onları çağırdım; onlardan iki kişi bile ihtilaf etmedi ve:

– Halkı geri döndürmeni ve bu vebânın üzerine onları götürmemeni uygun görüyoruz, dediler.

Bunun üzerine Hz. Ömer insanlara seslendi ve:

– Ben sabahleyin hayvanın sırtındayım, siz de binin, dedi.

Ebû Ubeyde İbni Cerrâh radıyallahu anh:

– Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun? dedi.

Hz. Ömer:

– Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde! dedi. Ömer, Ebû Ubeyde’ye muhalefet etmek istemezdi. Sözüne şöyle devam etti:

– Evet Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin, senin develerin olsa da iki tarafı olan bir vadiye inseler, bir taraf verimli diğer taraf çorak olsa, verimli yerde otlatsan Allah’ın kaderiyle otlatmış; çorak yerde otlatsan yine Allah’ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın?

İbni Abbâs der ki:

– O sırada, birtakım ihtiyaçlarını karşılamak için ortalarda görünmeyen Abdurrahman İbni Avf radıyallahu anh geldi ve:

– Bu hususta bende bilgi var;

Resûlullah (sav)’i;

“Bir yerde vebâ olduğunu işittiğinizde oraya girmeyiniz. Bir yerde vebâ ortaya çıkar, siz de orada bulunursanız, hastalıktan kaçarak oradan dışarı çıkmayınız” buyururken işitmiştim, dedi.

Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh Allah’a hamd etti ve oradan ayrılıp yola koyuldu.

Kaynak: Buhârî, Tıb 30; Müslim, Selâm 98

Bir yerde bulaşıcı hastalık ortaya çıktığını duyduğunuz zaman…

Sahabelerin ileri gelenlerinden Üsame bin Zeyd (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen bir diğer hadis-i şerif ise şöyledir.

Hadis’in Arapça Yazılışı

وَعَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ رضي اللَّه عَنْهُ عنِ النَّبِيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قَالَ : « إذَا سمِعْتُمْ الطَّاعُونَ بِأَرْضٍ ، فَلاَ تَدْخُلُوهَا ، وَإذَا وقَعَ بِأَرْضٍ ، وَأَنْتُمْ فِيهَا ، فَلاَ تَخْرُجُوا مِنْهَا » متفقٌ عليهِ .

Üsâme radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Bir yerde bulaşıcı hastalık ortaya çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık ortaya çıkarsa, oradan da çıkmayınız.”

Kaynak: Buhârî, Tıb 30; Müslim, Selâm 100

Salgın hastalıktan ölen şehit midir?

Bulaşıcı hastalıklardan dolayı ölen kişi şehit olur mu? Bulaşıcı hastalıklar ile ilgili rivayet edilen hadis

Âişe (radıyallahu anhâ)’dan rivâyet edildiğine göre, kendisi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tâun hastalığını sormuş, o da şöyle buyurmuştur:

“Tâun hastalığı, Allah Teâlâ’nın dilediği kimseleri kendisiyle cezalandırdığı bir çeşit azaptı. Allah onu mü’minler için rahmet kıldı. Bu sebeple tâuna yakalanmış bir kul, başına gelene sabrederek ve ecrini Allah’tan bekleyerek bulunduğu yerde ikâmete devam eder ve başına ancak Allah ne takdir etmişse onun geleceğini bilirse, kendisine şehit sevabı verilir.” (Buhârî, Tıb 31; Ayrıca bk. Buhârî, Enbiyâ 54; Kader 15; Müslim, Selâm 92-95)

“TÂÛN; bulaşıp yayılan her hastalığın adıdır, Her tâun vebadır, ancak her veba tâun değildir”

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
DMCA.com Protection Status