Hadis

Ahir Zaman Hadisleri

Ahir Zaman

Diyanet Tanımı

“Ahir zaman”, dünya hayatının kıyamet kopmadan önceki son dilimi anlamında kullanılan bir kavramdır.

İslam inancına göre, âlemin başlangıcı olduğu gibi sonu da vardır. Ancak bu sonun ne zaman gerçekleşeceğini bilmek insanın bilgisi dışındadır.

İnsanın ömrü gibi âlemin ömrünü belirleme hususundaki bilgi Cenab-ı Hakk’a aittir.

Kur’an-ı Kerim’de bu gerçek şu ayetlerle dile getirilmektedir:

“Kıyametin ne zaman kopacağını sana sorarlar. De ki: Onun bilgisi sadece Rabbimin nezdindedir. Onun vaktini kendisinden başka kimse açıklayamaz …” (A’raf, 7/187);

“Kıyametin ne zaman kopacağını bilmek, ancak Allah’a aittir.” (Lokmân, 31/34)

Diğer taraftan Hz. Peygamber’den (s.a.v) sonra elçi gönderilmeyeceği için ona “ahir zaman peygamberi”, ümmetine de “ahir zaman ümmeti” denilmiştir.

Kıyamet ve Ahir Zaman

Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi sadece Allah’a mahsus olduğu için, hem Hz. Peygamber hem de sahâbîler kıyametin kendi üzerlerine kopmasından korkarlardı.

Nitekim Peygamberimizin güneş tutulduğunda kıyametin kopmasından endişe ederek telaşla yerinden fırlayıp mescide geçtiği ve uzun uzun namaz kıldırdığı bilinmektedir. (Müslim, Küsûf, 24.)

Peygamberimiz kıyametle ilgili sorulan sorulara verdiği cevaplarda çoğunlukla, onun vaktini sadece Allah’ın bilebileceğini belirterek, onlardan birinde, “Siz bana kıyameti soruyorsunuz? Onun bilgisi sadece Allah katındadır.” (Müslim, Fedâilü’s-sahâbe, 218.) buyurmuştu.

Kıyamet alâmetleri hakkında çeşitli kaynaklarda bir kısmı sahih, bir kısmı ise tartışılır nitelikte birçok rivayet nakledilmiştir. Bu rivayetlerde ahlâkî bozuluşa, dinî içtimaî hadiselere ve tabiat olaylarına ilişkin oldukça ayrıntılı bilgilere yer verilir.

Kıyametin kopma zamanını bildiren herhangi bir âyet veya sahih hadis bulunmamakla birlikte Âhir Zaman Peygamberi’nin gelişiyle kâinatın son zaman dilimine girdiğini göz önünde bulundurarak kıyametin kopuşunun ashâbdan itibaren başlayabileceği düşünülmüş ve hicrî üçüncü yüzyıldan başlayarak hadislerde zikredilen kıyamet alâmetlerine inanılması itikadî bir ilke hâline getirilmiştir.

Bediüzzaman Hazretlerinin “İman ve teklifihtiyar dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihî olmaz.” dediği gibi bir çok Ahirzaman ile ilgili hadisi ravileriyle birlikte derlemeye çalıştık.

Ahir Zaman Hadisleri

Ahir Zaman ve Hz. Peygamber (s.a.v)’in gayb ile ilgili naklettiği hadisler

Peygambere bildirilen umûr-u gaybiye, bir kısmı tafsil ile bildirilir. Bu kısımda hiç tasarruf edilmez ve karışamaz: Kur’ân’ın ve hadîs-i kudsînin muhkematı gibi.

Ve diğer bir kısmı icmal ile bildirilir, tafsilât ve tasviratı onun içtihadına havâle edilir: İmana girmeyen hâdisât-ı kevniyeye ve vukuat-ı istikbâliyeye dair hadîsler gibi.

Bu kısımda, Peygamberimiz (aleyhissalâtü vesselâmbelâğatiyle, temsiller suretinde, sırr-ı teklif hikmetine muvafık tafsil ve tasvir eder.

Meselâ, bir sohbette derin bir gürültü işitildi. Ferman etti ki: “Bu gürültü, yetmiş seneden beri Cehennem tarafına yuvarlanan bir taşın bu dakikada Cehennemin dibine yetişip düşmesinin gürültüsüdür.” Bu garip haberden beş altı dakika sonra birisi geldi, dedi: “Ya Resulallah, yetmiş yaşında bulunan filân münafık vefat etti, Cehenneme gitti.”Peygamberin yüksek belîğâne kelâmının te’vilini gösterdi.

Beşinci Şuâ

Ahir Zaman ile İlgili Hadisler

لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلاَّ اللهُ

Gaybı Allah’tan başkası bilemez.

İşler, ehli olmayana verilecek. (Buhari)

Bir zaman gelecek, beni yalanlayanlar çıkacaktır. “Hadisi bırak, Kur’ana bak” diyeceklerdir. (Ebu Ya’la)

Bir zaman gelecek, Allah Allah diyen kalmayacak. (Tirmizi, Fiten: 35; el-Hâkim, el-Müstedrek: 4:494; Ibn-i Hibban, Sahih: 8:299.)

“Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, Fiten)

“Öyle bir zaman gelecek ki o zaman şu üç şeyden daha kıymetli birşey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Heysemî)

Âhirzamanın dehşetli bir şahsı sabah kalkar, alnında ‘Hâzâ kâfir’ yazılmış bulunur.” (Buharî, Fiten: 26; Müslim, Fiten: 101, 102; Tirmizî, Fiten: 62; Müsned, 3:115, 211, 228, 249, 250, 5:38, 404-405, 6:139-140.)

Âhirzamanın müstebit hâkimleri, hususan Deccalın yalancı cennet ve cehennemleri bulunur.” (Müslim, Fiten, 104, 109; İbni Mâce, Fiten: 33; Müsned, 5:397.)

Âhirzamanda Deccal gibi bir kısım şahıslar ulûhiyet dâva edecekler ve kendilerine secde ettirecekler.” (el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:508; İbni Kesîr, Nihayetü’l-Bidâye ve’n-Nihâye: 1:125, 126; Müsned, 4:20, 5:372)

Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz.” (Süyûtî, el-Fethü’l-Kebîr: 1:315, 2:185, 3:9; el-Hâvî Li’l-Fetâva: 2:217; Ebu Abdullah Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs: 1:266.)

Âhirzamanda bir erkek kırk kadına nezaret eder.” (Buharî, Nikâh: 110. Ayrıca, bir erkeğin elli kadına nezâret edeceğine dair hadîs için bk. Buharî, İlim: 21, Eşribe: 1; Müslim, İlim: 9; Tirmizi, Fiten: 34; İbni Mâce, Fiten: 25; Müsned, 3:98, 176, 202, 213-214, 273, 289)

“Onların Deccalı Süfyandır, İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccalı ayrıdır.” (Süyûtî, el-Orfu’l-Verdî fî Ahbari’l-Mehdi (el-Hâvî li’l-Fetâva): 2:234; Ahmed Zeynî Dahlan, el-Fütûhâtü’l-İslâmiye: 294; el-Berzenci, el-İşâa’ fî Eşrâti’s-Sâa’: 95-99; İbni Haceri’l-Heytemî, el-Fetâva’l-Hadîsiyye: 36; Muhtasar u Tezkireti’l-Kurtubî: 133-134.)

“İsâ aleyhisselâm Büyük Deccalı öldürür.” (Tirmizi, Fiten: 62; Ebu Davud, Melâhim: 14; Müsned, 3:420, 4:226; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:529-530.)

“Hattâ, “Hazret-i İsâ aleyhisselâm gelir, Hazret-i Mehdiye namazda iktida eder, tâbi olur” (Buharî, Enbiya: 49; Müslim, İmân:244, 245, 247; İbni Mâce, Fiten: 33; Müsned, 2:336, 3:368)

Deccalın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar.” (Müslim, Fiten: 124; Müsned, 3:224, 292, 4:216-217.)

İsâ aleyhisselâm Deccalı öldürdüğü münasebetiyle, Deccalın fevkalâade büyük ve minareden daha yüksek bir azamet-i heykelde ve Hazret-i İsâ aleyhisselâm ona nisbeten çok küçük bulunduğunu gösterir” (İbni Kesîr, Nihâyetü’l-Bidâye ve’n-Nihâye, 1:103-4; Alâuddin el-Hindî, Kenzü’l-Ummâl, 14:330; Süyûti, ed-Dürrü’l-Mensûr, 5:355; Süyûti, el-Hâvî Li’l-Fetâvâ, 2:588; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 8:244.)

Deccal çıktığı gün bütün dünya işitir ve kırk günde dünyayı gezer ve harikulâde bir eşeği vardır.” (İbni Kesîr, Nihâyetü’l-Bidâye ve’n-Nihâye, 1:106; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef, 7:495-500.)

Ümmetim istikametle gitse, ona bir gün var.” (Ebu Davud, Melâhim: 18; Müsned, 1:170, 4:193.)

Güneşin mağripten çıkması (Buharî, Fiten: 25, Tefsîr-u Sûre: 6:9, Rikak: 40; Müslim, Tevbe: 31, İman: 248, 249, Fiten: 39, 40, 118, 128, 129; Ebu Davud, Cihad: 2, Melâhim: 11, 12; Tirmizi, Fiten: 21, Tefsîr-u Sûre: 6:8, 9; İbni Mâce, Fiten: 25, 28, 32; Dâremi, Siyer: 69; Müsned, 1:192, 2:164, 201…, 3:31, 4:6, 7.)

Dâbbetü’l-arzın zuhuru. (Müslim, İmân: 249, Fiten: 39, 40, 118, 129; Ebu Davud, Melâhim: 11, 12; Tirmizi, Fiten: 21, Tefsir-u Sure 6:9; İbni Mâce, Fiten: 28, 31, 32; Müsned, 2:164, 201, 295, 4:6, 7, 5:268, 357)

Deccalın bir gözü kördür” (Buharî, Fiten: 26, Enbiya: 77; Müslim, Fiten: 100, 109; Ebu Davud, Melâhim: 14, Sünnet: 25; Tirmizi, Fiten: 56, 62; İbni Mâce, Fiten: 33; Muvetta, Sıfatü’n-Nebî: 2; Müsned, 1:176, 182, 240, 311, 2:22, 27, 37, 39, 122, 124,127, 131, 144, 154, 149, 3:79, 103, 115, 173, 233, 333, 4:139-140, 5:13, 383, 397.)

Bir zaman, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmHazret-i Ömerradıyallahu anhYahudi çocukları içinde birisini gösterdi, “İşte sureti” dedi. Hazret-i Ömer Radiyallahu Anh, “Öyle ise ben bunu öldüreceğim” dedi. Ferman etti: “Eğer bu Süfyan ve İslâm Deccalı olsa, sen öldüremezsin; eğer o olmazsa, onun suretiyle öldürülmez.” (Buharî, Cenâiz: 80, Cihad: 178; Müslim, Fiten: 85, 86, 95; Tirmizi, Fiten: 63.)

“İslâm Deccalı Horasan taraflarından zuhuredecek” (Tirmizi, Fiten: 57; İbni Mâce, Fiten: 33; Müsned, 1:4, 7; el-Elbânî, Silsiletü’l-Ehâdisi’s-Sahîha, 4:122.)

Bir zaman gelecek, insanlar, yalnız parayı düşünüp, helal haram düşünmeyecekler.[Buhari)

Rüşvet, hediye adı altında verilecek, gözdağı için suçsuz kişiler öldürülecek. (İ. Gazali)

Âmirler, imamlar, namazı öldürecek, vaktinden sonraya bırakacaklar. (Müslim)

Peygamberim diyen yalancılar çıkacak, benden sonra peygamber gelmeyecek.
 (Mişkat) (Peygamberim diyen birçok yalancı çıkmıştır.)

Sünnetimi öldürerek dini bozmaya çalışan kimseler çıkacak. (Deylemi)

Kâfirler için gelmiş olan âyetleri, müslümanları kötülemek için delil olarak kullanacaklar. (İbni Ömer) (Vehhabiler, müşrikler hakkında inen âyetleri müslümanlar için, rafiziler de münafıklar hakkında inen âyetleri Eshab-ı kiram için delil gösterdiler. Resulullahın mucizesi meydana çıktı.)

Sünnet, bid’at gibi çirkin, bid’at de sünnet gibi rağbet görecek. Sünnete uyan garip olacak, yalnız kalacak. Bid’ate uyan, çok yardımcı bulacaktır. (Şir’a)

Kur’an, dünyalık için okunacaktır. (Ebu Davud)

Camilerde binden fazla kişi namaz kılacak, içlerinde bir mümin bulunmayacak. (Deylemi)

Âlimler fitne unsuru olacak, camiler ve hâfızlar çoğalacak, ama, hakiki âlim hiç bulunmayacak. (Ebu Nuaym)

Sonra gelenler, önceki âlimleri cahillikle suçlayacak. (Asakir)

Din âlimi kalmayacak, din adamı yerine geçirilen cahiller, bilmeden fetva verecek, herkesi, doğru yoldan çıkarmaya çalışacak. (Buhari)

Din adamları, halkın istediği yönde fetva verecek, helale haram, harama helal diyecekler, dini, ticarete, menfaate alet edecekler. (Deylemi)

Hacca, hükümdarlar – devlet başkanları – gezi için, zenginler ticaret, fakirler dilenmek, din görevlileri de gösteriş için gidecekler. (Hatib)

Kişi dinini ve dünyasını ancak para ile ayakta tutabilecek, altını gümüşü [parası pulu]olmayan rahat edemeyecek. (Taberani)

İnsanın bütün kaygısı midesi olacak, şerefi mal, kıblesi kadın, dini para olacak. (Sülemi)

Her asır, öncekinden daha kötü olacak, böylece Kıyamete kadar hep bozulacak. (Hadika)

İstanbul fethedilecektir. Bunların kumandanı ne güzel emir, askerleri ne güzel askerdir. (Hakim, İ. Ahmed, İ. Süyuti)

Ey dağ, sallanma, üstünde bir Peygamber, bir sıddık, iki de şehid var. (Buhari) (Bu Hadiste Hz. Peygamber, Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın şehid olacağını haber vermiştir.)

Ya Osman halife olacaksın, hilafet gömleğini çıkarmak isteyecekler, sakın çıkarma! O gün oruçlu olacak, benim yanımda iftar edeceksin. (Hakim) (Aynen vaki olmuştur.)

Şam halkı fesâda uğradığında sizde hayır kalmaz. Fakat ümmetimden bir tâife, kıyâmet kopuncaya kadar mansur ve muzaffer olmaya devam eder. (Bunlar İslâm âlimleri veya askerleridir.) Onları yardımsız bırakanlar, kendilerine bir zarar veremezler. (Ramuz’ul Ehadis)

Şam halkı fesâda uğradığında sizde hayır kalmaz. Fakat ümmetimden bir tâife, kıyâmet kopuncaya kadar mansur ve muzaffer olmaya devam eder. (Bunlar İslâm âlimleri veya askerleridir.) Onları yardımsız bırakanlar, kendilerine bir zarar veremezler. #Hadis RAMUZ’UL EHADİS

İnsanlar temizlikte fazla titiz olacak, vesvese edip dinde haddi aşacaklar. (Ebu Davud)

Çeşitli isimler altında şaraplar çıkacak, helal sayılacak. (İ.Ahmed)

Ortalık bozulacak, dine uymak avuçta ateş tutmak gibi zor olacak.
(Hakim)

Köpek beslemek, evlat yetiştirmekten daha cazip olacak. (Hakim)

Kötü kadınlar, çoğalıp, zina bir toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş
-frengi, AIDS gibi- bulaşıcı hastalıklara maruz kalır. Ölçüde, tartıda hile yapılırsa, geçim darlığı baş gösterir. (Beyheki)

Erkekler azalacak, kadınlar çoğalacak. (Buhari)

Çalgı her yere yayılacak, güvenlik güçleri çoğalacak. (Beyheki)

Anarşi ve ölüm çoğalacak. (İbni Mace)

“Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helâlden mi haramdan mı kazandığına aldırmayacak!” (Buharî, Büyû; 7)

“Öyle bir zaman gelecek ki okuma meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler ise azalacak ve bu sûretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” (Hakim, Müstedrek)

Bu dinin başlangıcı gibi, sonu da garip olacak! (Tirmizi)

Sadece tanıdıklara selam verilecek ve yazarlar çoğalacak. (Hakim)

Zengine malı için tazim edilecek, fuhuş yayılacak, gayrı meşru çoğalacak. Büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmeyecek. Kurtlar, kuzu postuna bürünecek. (Hakim)

Ebu Said el-Hudrî’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar…” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân)

“Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” (Müslim, Fezâil)

“…Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30)

Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdular ki:

“Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı Pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tâbi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün.” (Buhari, Zekât ; MüsIim, Zekat )

“Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten)

“Öyle bir zaman gelecek ki bütün insanlar ribâ (faiz) ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (Nesâî, Büyû 2; İbnu Mâce, Ticârât 58; İbn Hanbel, Müsned, IV, 494; Beyhakî Sünen, IV, 275)

“Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler.” (Taberâni)

“Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmauz-zevâid)


Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki:

“–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.”

Orada bulunanlardan biri:

“–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu.

“–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular.

“–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi.

“–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim)


Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor:

“Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?”

(Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105)

Bana şu cevabı verdi:

“Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki:

“Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim) Tirmizi, Tefsir; İbnu Mace, Fiten 21)


Kıyametin kopması ile ilgili hadis-i şerifler:

Erkek erkekle, kadın kadınla yetinmedikçe kıyamet kopmayacak. (Hatib)

Lutilik mubah sayılmadıkça kıyamet kopmayacak. (Deylemi)

Deprem, fitne, katillik artmadıkça, kıyamet kopmayacak. (Buhari)

Kardeşler farklı dinden olmadıkça kıyamet kopmayacak. (Deylemi)

Kötüler dünyaya hakim olmadıkça kıyamet kopmayacak. (Tirmizi)

Müslümanlarla Yahudiler savaşmadıkça kıyamet kopmayacak. (Müslim)

Allah’a inanan Müslüman kaldığı müddetçe kıyamet kopmayacak. (Müslim)

Yukarıda bildirilen küçük alametlerin çoğu çıktı. Henüz çıkmamış olan küçük alametlerden bazıları şunlardır:

Kişi yol kenarında kadınla beraber olacak. (Hakim)

Konuşan hayvanlar olacak. (Tirmizi)

Kıyamet alametidir ki, erkek evde yokken kadının yaptıklarını ayakkabısı haber verecektir. (İ. Ahmed)

Kıyametin büyük alametleri de şunlardır:

Mehdi gelecek. (Ebu Nuaym)

Deccal gelecek. (İ.E. Şeybe)

İsa gökten inecek, duman çıkacak, Kâbe yıkılacak. (Buhari)

Dabbet-ül-arz çıkacak (Tirmizi)

Yecüc ve Mecüc çıkacak. (İbni Cerir)

Ateş çıkacak, güneş batıdan doğacak. (Müslim)

مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ.. مِنْ فِتْنَةِ اٰخِرِ الزَّمَانِ 

Min fitnetid-decâli, Min fitneti ahirizzaman

“Deccalın fitnesinden… Ahirzaman fitnesinden… Sana sığınıyoruz Allah’ım.”

(Buharî, Daavât: 37, 39, 44, 45, 46, Ezan: 149, Cenâiz: 88, Fiten: 26; Müslim, Mesâcid: 127, 128, 130-134; Müsned, 6:139.)

 

 

İlgili Diğer Konular

 

 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu