Sözler

Şeyh Edebali Sözleri ve Osman Gazi’ye Nasihati

Osmanlı'nın manevi mimari Şeyh Edebali Sözleri ve Osmanlı Devleti'nin Kurucusu Osman Gazi'ye hikmet dolu Ey Oğul nasihati ve tavsiyeleri.

Osmanlı’nın manevi mimari Şeyh Edebali Sözleri ve Osmanlı Devleti’nin Kurucusu Osman Gazi’ye hikmet dolu Ey Oğul nasihati ve tavsiyeleri.

En güzel, anlamlı ve etkileyici Şeyh Edebali sözleri bu yazımızda bulabilirsiniz… Güzel, özlü sözler ve dini sözler kategorilerinde de sıklıkla yer verdiğimiz ibretlik ve günümüze de ışık tutan, yol gösteren Şeyh Edebali sözleri kısa ve uzun olarak listelenmiştir. Sizler de Şeyh Edebali sözlerini sosyal medya hesaplarından WhatsApp, Telegram, Facebook, Twitter ve SMS ile gönderip paylaşabilirsiniz.

Şeyh Edebali Kimdir?

Osmanlı Devleti’nin manevi mimari ve fikir babası olarak kabul edilen Şeyh Edebâli, 1206-1326 yılları arasında yaşamış İslam dini mutasavvıfı, ilahiyatçısı ve din alimidir. Bir rivayete göre Osmanlı Devleti’nin ilk kadısı ve müftüsü olmuştur. Döneminin birçok âlimi ile görüşmüş ve onlardan ders almıştır ve çok sayıda talebe yetiştirmiştir. Bugün Bilecik’teki üniversiteye adı verilen Şeyh Edebali, Kırşehir’in Mucur ilçesine bağlı İnanç köyünde doğmuştur.

Ayrıca Şeyh Edebâli, bir gece gördüğü rüyasını anlatan Osman Gazi’yi “Allah nice insanın İslam’a kavuşmasına senin soyunu vesile edecektir.” diyerek müjdelemiştir.

Şeyh Edebali Sözleri

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…

Kişinin gücü günün birinde tükenir ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı kapalı gözlerden bile içeri sızar aydınlığa kavuşturur.

Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Üç kişiye acı; cahiller arasındaki alime, zenginken fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene.

Ukalayla dost olma: çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.

Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.

Bey memleketten öte değildir. Bir savaş yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya dinlenmeye hakkımız yok çünkü zaman yok süre az.

Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

Sana yükünü taşıyacak güç , ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin.

Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.

Aç gözlü ile dost olma: ikram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün,

Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.

Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz.

Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.

Kendini başkalarıyla kıyaslarsan ya mutsuz ya kibirli olursun. Çünkü her zaman senden iyi ve kötü durumda birilerini bulursun

Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.

Beyliğini mübarek kilsin. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin.

Öfken ve nefsin bir olup aklını yener, daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın.

Usul bil, adap bil, sınır bil.

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun.

Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.

Yol bil, yordam bil.

Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Güceniklik bize; gönül almak sana.

Kimsenin umudunu kırma.

Namertle dost olma: mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki toprağın tavda olduğunu bilebilsin.

Faydalı ile faydasızı ayırt edebilenler, bilgi sahibi olanlardır.

Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.

Görgüsüzle dost olma: yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.

Yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Saygısızla dost olma: usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.

Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin.

Cahil ile dost olma: ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün.

İkram bil, kural bil, doyum bil.

Suçlamak bize; katlanmak sana.

Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.

Bundan sonra öfke bize; uysallık sana.

Gördün söyleme, bildin bilme.

Mert ol, yürekli ol.

Hal bil, ahval bil, gönül bil.

Kibirliyle dost olma: hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.

İlim bil, irfan bil, söz bil.

Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana.

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye Nasihati

Selçuklular döneminin ünlü âlimlerinden olan Şeyh Sadrettin Konevi ve Mevlâna Celâleddin-i Rumi ile aynı çağda yaşayan Şeyh Edebali’nin yaklaşık 600 sene önce yazılmış olan Osman Gazi’ye nasihatleri ve “Ey Oğul” şiiri

Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Âcizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adâlet sana… Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana…

Ey Oğul!

Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana… Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…

Ey Oğul!

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı… Allâh Teâlâ yardımcın olsun. Beyliğini mübârek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalb versin.

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelâmlısın… Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen, sabah rüzgârlarında savrulur gidersin… Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlûb eder. Bunun için dâimâ sabırlı, sebâtkâr ve irâdene sahip olasın!..

Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir.

Milletin, kendi irfânı içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfândır.

Oğul!

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezânında ölürler.”

“Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazîlet ve adâletinle gün ışığına çıkacaktır.

Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir.

Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.

Açık sözlü ol!

Her sözü üstüne alma! (Gizlenmesi daha faydalı, hattâ elzem olan hususları) gördün, söyleme; bildin, deme! Sevildiğin yere (bıktıracak kadar) sık gidip gelme; muhabbet ve itibârın zedelenir…

Şu üç kişiye; yâni câhiller arasındaki âlime, zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibârını kaybedene acı!..

Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücâdeleden korkma! Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervâsız, kahraman, gözüpek) derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir.

İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkamaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca lâflamaya başlar, lâf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflâh etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir…

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur.

Hayvan ölür, kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı… Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli.

Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..

Sevgi dâvânın esâsı olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!..

Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu