Esmaül Hüsna

El-Vâris Esmasının Zikri, Faziletleri ve Faydaları

El-Vâris

El-Vâris: Her şeyin hakiki varisi ve sahibi olan, mülkün gerçek sahibi olan, mevcut olan her şeyin mutlak sahibi ve hakiki maliki. Tüm varlıkların gerçek ve tek sahibi.

El-Vâris

الوارث 

El-Vâris esmasının ebced değeri, zikir sayısı:

Ebced değeri ve zikir sayısı; 707
Zikir günü; Perşembe (Diğer bir görüşe göre Cuma)

Perşembe görüşüne göre; Müşteri (Güneş doğarken ve ikindi sonrası. Gece okumalarında tam gece yarısı)
Cuma görüşüne göre; Zühre (Güneş doğarken ve ikindi namazı sonrası. Gece okumalarında yatsı namazına doğru ve tam gece yarısı)

 

El-Vâris isminin Özellikleri, Faziletleri ve Faydaları:

Her gün 707 kere El-Vâris isminin zikrine devam eden kimse dünyevi ve uhrevi birtakım nimetlere kavuşur. İşleri kolaylaşır.

El-Vâris ism-i şerifini güneş doğmadan zikretmeye devam eden kimsenin vücudunda hastalık, elem kalmaz.

“Ya Vâris celle celâlühû” zikrine 5 vakit namazdan sonra 707 kere devam edenin rızkı artar, işsiz kalmaz.

Hakkı olan mirasını almakta güçlük çeken kimse her gün 707 kere “Ya Vâris celle celâlühû” zikrine devam ederse maksadı hasıl olur.

Ya Vâris ism-i şerifini her gün vird edinen kimse mal, mülk ve itibar sahibi olur. İnsanlar arasında nüfuz ve merci sahibi olur. İsteklerine çabucak kavuşur. Kötülüklerden muhafaza olur.

Çocuğu olmayan kimse 707 kere “Ya Vâris celle calâlühû” okursa Allah’ın izniyle hayırlı evlat sahibi olur.

Bir iş hususunda kararsız olan kimse, temiz bir kalp ile akşamla yatsı arasında “Ya Vâris” esmasını okumaya devam ederse, karar vermesinde kolaylık görür. Önünde bir çok hayırlı yolların açılmasına vesile olur.

El-Vâris İsm-i şerifi geçen Kur’an Ayetleri :

Nisa Suresi 19. Ayet: Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ yahıllu lekum en terisûn nisâe kerhâ(kerhen). Ve lâ ta’dulûhunne li tezhebû bi ba’dı mâ âteytumûhunne illâ en ye’tîne bi fâhışetin mubeyyineh(mubeyyinetin), ve âşirûhunne bil ma’rûf(ma’rûfi), fe in kerihtumûhunne fe asâ en tekrahû şey’en ve yec’alallâhu fîhi hayran kesîrâ(kesîran).

Ey îmân edenler (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı dileyenler)! (Eşi vefat eden ve yakınınız olan) kadınlara zorla (kerhen) varisolmanız size helâl değildir. Ve onlara verdiklerinizin (mehrin) bir kısmını (onlardan) almak için, onları sıkıştırmayın, açıkça fuhuş yapmaları hariç. Ve onlarla iyi geçinin. Fakat eğer onlardan hoşlanmadınızsa, o taktirde umulur ki, sizin hoşlanmadığınız bir şey hakkında Allah pek çok hayır kılar.

Nisa Suresi 176. Ayet: Yesteftûneke. Kulillâhu yuftîkum fîl kelâleh(kelâleti). İnimruun heleke leyse lehû veled(veledun), ve lehû uhtun fe lehâ nısfu mâ terak(terake), ve huve yerisuhâ in lem yekun lehâ veled(veledun). Fe in kânetesneteyni fe lehumâs sulusâni mimmâ terak(terake). Ve in kânû ıhveten ricâlen ve nisâen fe liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn(unseyeyni). Yubeyyinullâhu lekum en tadıllû vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).

Senden fetva istiyorlar. De ki: Allah, kelâle (annesi, babası ve çocuğu olmayan kişi) hakkında şöyle fetva veriyor. Eğer kişinin (erkeğin) ölümünde, onun çocuğu yoksa ve kızkardeşi varsa, o taktirde bıraktığının yarısı onundur. Ve eğer onun (ölen kızkardeşin) oğlu yoksa, o (erkek kardeş), ona (kız kardeşe) varis olur. Fakat, eğer iki kızkardeşi varsa, o taktirde bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Ve eğer kadın ve erkek birçok kardeşlerse, o zaman “iki kızkardeş payı” kadarı erkeğindir. Allah, şaşırırsınız diye size beyan ediyor (açıklıyor). Allah herşeyi en iyi bilendir.

A’râf Suresi 43. Ayet: Ve neza’nâ mâ fî sudûrihim min gıllin, tecrî min tahtihimul enhâr(enhâru), ve kâlûl hamdu lillâhillezî hedânâ li hâzâ ve mâ kunnâ li nehtediye lev lâ en hedânallâh(hedânallâhu), lekad câet rusulu rabbinâ bil hakk(hakkı), ve nûdû en tilkumul cennetu ûristumûhâ bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).

Onların göğüslerinde, (nefsin kalbindeki) afetlerinden ne varsa çekip aldık. Onların altlarından nehirler akar. “Bizi buna hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah’ın, bizi hidayete erdirmesi olmasaydı, biz hidayete ermezdik. Andolsun ki Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir.” dediler. “Yapmış olduklarınızdan dolayı varis kılındığınız cennet işte budur.” diye nida olunurlar.

A’râf Suresi 100. Ayet: E ve lem yehdi lillezîne yerisûnel arda min ba’di ehlihâ en lev neşâu esabnâhum bi zunûbihim, ve natbeu alâ kulûbihim fe hum lâ yesme’ûn(yesme’ûne).

Ve de onun (o ülkenin) halkından sonra, yeryüzüne varis olanları hidayete erdirmez mi? Eğer dileseydik günahları sebebiyle onlara (musibetler) isabet ettirirdik. Ve kalplerinin üstünü tabederdik (açılamaz damga vururduk) de artık onlar işitmezlerdi.

A’râf Suresi 128. Ayet: Kâle mûsâ li kavmihisteînû billâhi vasbirû, innel arda lillâhi yûrisuhâ men yeşâu min ibâdihî, vel âkıbetu lil muttekîn(muttekîne).

Musa (A.S) kavmine şöyle dedi: “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin! Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. Kullarından dilediğini ona variskılar. Ve sonuç (zafer) takva sahiplerinindir.”

A’râf Suresi 137. Ayet: Ve evresnâl kavmellezîne kânû yustad’afûne meşârikal ardı ve megâribehâlletî bâraknâ fîhâ, ve temmet kelimetu rabbikel husnâ alâ benî isrâîle bi mâ saberû, ve demmernâ mâ kâne yasnau fir’avnu ve kavmuhu ve mâ kânû ya’rişûn(ya’rişûne).

Ve zayıf bırakılmış kavmi, arzın bereketlendirdiğimiz doğusuna ve batısına varis kıldık. Ve İsrailoğullarına sabırlarından dolayı Rabbinizin güzel sözü tamamlandı. Firavunun ve onun kavminin yapmış olduklarını ve kurdukları çardakları (köşkleri, binaları) harap ettik.

A’râf Suresi 100. Ayet: Fe halefe min ba’dihim halfun verisûl kitâbe ye’huzûne arada hâzel ednâ ve yekûlûne se yugferu lenâ ve in ye’tihim aradun misluhu ye’huzûhu, e lem yu’haz aleyhim mîsâkul kitâbi en lâ yekûlû alâllâhi illâl hakka ve deresû mâ fîhî, ved dârul âhıratu hayrun lillezîne yettekûn(yettekûne), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).

Artık onlardan sonra, sonraki nesil halef oldu (onların yerine geçti). Kitab’a varis oldular. Ve: “Yakında bize mağfiret edilecek (günahlarımız sevaba çevrilecek).” diyerek, bu değersiz dünya malını alırlar (aldılar). Ve onun gibi bir misli daha dünya malı onlara gelse, onu da alırlar. Allah’a karşı haktan başka bir şey söylememeleri için onlardan Kitab’ın misaki alınmadı mı? Ve onun içindekileri, onlar okudular (öğrendiler). Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?

Hicr Suresi 23. Ayet: Ve innâ le nahnu nuhyî ve numîtu ve nahnul vârisûn(vârisûne).

Ve muhakkak ki; Biz, sadece Biz hayat veririz. Ve Biz öldürürüz. Ve varis olanlar da Biziz.

Meryem Suresi 6. Ayet: Yerisunî ve yerisu min âli ya’kûbe vec’alhu rabbî radıyyâ(radıyyen).

Bana ve Yâkub (A.S)’ın ailesine varis olsun. Ve Rabbim, onu (Senden) razı (olan) kıl.

Meryem Suresi 40. Ayet: İnnâ nahnu nerisul arda ve men aleyhâ ve ileynâ yurceûn(yurceûne).

Muhakkak ki Biz, yeryüzüne ve onun üzerinde olan kimselere Biz, varis olacağız. Ve onlar, Biz’e döndürülecekler.

Meryem Suresi 63. Ayet: Tilkel cennetulletî nûrisu min ibâdinâ men kâne takıyyâ(takıyyen).

Kullarımızdan takva sahibi olanları, varis kıldığımız cennet işte budur.

Meryem Suresi 80. Ayet: Ve nerisuhu mâ yekûlu ve ye’tînâ ferdâ(ferden).

Ve onun söylediği şeylere, Biz varis olacağız. Ve o, Bize fert olarak (tek başına, mal ve evlâdı olmaksızın) gelecek.

Enbiyâ Suresi 89. Ayet: Ve zekeriyyâ iz nâdâ rabbehu rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn(vârisîne).

Ve Hz. Zekeriya, Rabbine (şöyle) nida etmişti: “Rabbim, beni tek başıma bırakma ve Sen, varislerin en hayırlısısın.”

Enbiyâ Suresi 105. Ayet: Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn(sâlihûne).

Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.

Mu’minun Suresi 10. Ayet: Ulâike humul vârisûn(vârisûne).

İşte onlar, varis olanlardır (mirasın sahipleridir).

Mu’minun Suresi 11. Ayet: Ellezîne yerisûnel firdevs(firdevse), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Onlar, firdevs cennetine varis olacaklardır. Onlar, orada ebedî kalacaklardır.

Şuarâ Suresi 59. Ayet: Kezâlike, ve evresnâhâ benî isrâîl(isrâîle).

İşte böylece onlara (onların ülkesine), İsrailoğulları’nı varis kıldık.

Şuarâ Suresi 85. Ayet: Vec’alnî min veraseti cennetin naîm(naîmi).

Ve beni, ni’metlendirilmiş cennetlerinin varislerinden kıl.

Neml Suresi 16. Ayet: Ve varise suleymânu dâvûde ve kâle yâ eyyuhân nâsu ullimnâ mentıkat tayrı, ve ûtînâ min kulli şey’in, inne hâzâ le huvel fadlul mubîn(mubînu).

Ve Süleyman (a.s), Dâvud (a.s)’a varis oldu. Ve: “Ey insanlar! Kuş dili bize öğretildi. Bize herşeyden verildi. Muhakkak ki bu, apaçık bir fazldır.” dedi.

Kasas Suresi 5. Ayet: Ve nurîdu en nemunne alâllezînestud’ıfû fîl ardı ve nec’alehum eimmeten ve nec’alehumul vârisîn(vârisîne).

Ve Biz, yeryüzünde güçsüz olanları ni’metlendirmek ve onları imamlar kılmak ve varisler yapmak istiyoruz (istiyorduk).

Kasas Suresi 58. Ayet: Ve kem ehleknâ min karyetin batırat maîşetehâ, fe tilke mesâkinuhum lem tusken min ba’dihim illâ kalîlâ(kalîlen), ve kunnâ nahnul vârisîn(vârisîne).

Ve azarak, maişetlerine şükretmeyen nice ülkeyi helâk ettik. İşte bunlar, onların meskenleri, onlardan sonra (çok) az bir süre hariç, iskân edilmedi (oturulmadı). Ve Biz, onların varisleri, Biziz.

Ahzâb Suresi 27. Ayet: Ve evresekum ardahum ve diyârahum ve emvâlehum ve ardan lem tetaûhâ, ve kânallâhu alâ kulli şey’in kadîrâ(kadîran).

Ve sizi onların topraklarına, diyarlarına (ülkelerine), mallarına ve ayak basmadığınız arazilerine varis kıldı. Ve Allah herşeye kaadirdir.

Fâtır Suresi 32. Ayet: Summe evresnâl kitâbellezînastafeynâ min ibâdinâ, fe minhum zâlimun li nefsihî, ve minhum muktesidun, ve minhum sâbikun bil hayrâti bi iznillâhi, zâlike huvel fadlul kebîr(kebîru).

Sonra kullarımızdan seçtiklerimizi kitaba varis kıldık. Böylece onlardan bir kısmı nefsine zulmedicidir, onlardan bir kısmı muktesittir. Onlardan bir kısmı da Allah’ın izniyle hayırlarda yarışanlardır. İşte o ki o, büyük fazıldır.

Zumer Suresi 74. Ayet: Ve kâlûl hamdu lillâhillezî sadakanâ va’dehu ve evresenâl arda netebevveu minel cenneti haysu neşâu, fe ni’me ecrul âmilîn(âmilîne).

Ve cennetlikler dediler ki: “Hamd, vaadine sadık olan Allah’a mahsustur. Ve (cennetteki) bu yere bizi varis kıldı. Cennette dilediğimiz yerde kalabiliyoruz.” (Salih) amel yapanların ecri ne güzel.

Mu’min Suresi 53. Ayet: Ve lekad âteynâ mûsâl hudâ ve evresnâ benî isrâîlel kitâb(kitâbe).

Ve andolsun ki Musa’ya hidayet verdik. Ve Benî İsrail’i, kitaba varis kıldık.

Şûrâ Suresi 14. Ayet: Ve mâ teferrakû illâ min ba’di mâ câehumul ilmu bagyen beynehum, ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike ilâ ecelin musemmen le kudıye beynehum, ve innellezîne ûrisûl kitâbe min ba’dihim le fî şekkin minhu murîb(murîbin).

Kendilerine ilim geldikten sonra aralarında azanlardan başkası fırkalara ayrılmadı. Eğer Rabbinden “belirlenmiş bir zamana kadar (bekletme)” sözü geçmemiş olsaydı, mutlaka onların arasında (hemen) hüküm verilirdi. Muhakkak ki onlardan sonra Kitab’a variskılınanlar, gerçekten O’ndan şek ve şüphe içindedirler.

Zuhruf Suresi 72. Ayet: Ve tilkel cennetulletî ûristumûhâ bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).

İşte bu, amellerinizden dolayı varis kılındığınız cennet.

Duhân Suresi 28. Ayet: Kezâlike ve evrasnâhâ kavmen âharîn(âharîne).

İşte, böyle. Ve sonraki kavmi onlara varis kıldık.

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir