Kuran-ı Kerim

Duhân Suresi

Duhan Suresi Arapça-Türkçe okunuşu, Türkçe meali ve anlamı, Kuran-ı Kerim’in kırk dördüncü (44.) suresi olan Duhan Suresi Fazileti ve Hakkında bilgiler

Duhan Suresi Arapça-Türkçe okunuşu, Türkçe meali ve anlamı, Kuran-ı Kerim’in kırk dördüncü (44.) suresi olan Duhan Suresi Fazileti ve Hakkında bilgiler

Duhân Suresi

59 Ayetten oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’in kırk dördüncü (44.) suresidir. Duhan Suresi 25. Cüzde yer alır.

Duhan kelime anlamı olarak duman anlamına gelir. Mekke’de nazil olmuştur. 1439 harften oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’de iniş sırasına göre 64. Suredir. Başındaki Huruf-u Mukatta (şifreli harfler) ise Ha Mim’dir.

Duhân Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 59 âyettir. Sûre, adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. Duhan, duman demektir. Duhân Suresi Huruf-u Mukatta harfleri olan Hâ-mîm harfleriyle başlamaktadır.

44. Sure: Duhân Suresi Hakkında;

“Duhan” kelimesi duman anlamına gelmektedir. Surenin 10. ayetinde kıyametle ilgili olarak “duman”dan bahsedilmesi nedeniyle sure bu ismi almıştır.

59 ayetten oluşan Duhan Suresi Mekke’de, Zuhruf suresinden sonra inmiştir.

Duhân Suresi Kuran-ı Kerim’deki sıralamasına göre 44.suredir. Nüzul sırasına göre ise 64. suredir.

Duhân Suresi Konusu

Duhân Sûresinde başlıca, Kur’an’ın indirilişi, müşriklerin ona karşı tutumu, Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar, Kureyş’in Hz. Peygamberi yalanlaması, iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir.

Aynı harflerle başlayan sûrelerin konuları arasında da önemli ölçüde bir ortaklığın bulunduğu dikkat çekmektedir. Hâ-mîm harfleriyle başlayan Duhân sûresi de bundan önceki Hâmîmler gibi, ana konu olarak Kur’an’ın gerçek Allah kelâmı olduğuna ve insanlar için önemine dikkat çekmektedir. Bu münasebetle şu konulara da yer verilmiştir:

Kur’an’ın nâzil olduğu gecenin önemi ve değeri.

  • Kur’an’ı gönderen Allah’ın birliği ve büyüklüğü.
  • Firavun ve kavmi ile Tübba‘ gibi geçmiş kavimlerin peygamberlere karşı takındıkları tavır ve peygamberlerin tevhid mücadelesi.
  • Peygamberlere inanmayanları dünyada ve âhirette bekleyen âkıbet, kıyamet, yeniden dirilme, cennet ve cehennem.

Duhan Suresi Fazileti

Peygamber Efendimiz (s.a.v)  buyuruyor:

“Her kim Duhân Suresi’ni geceleyin okursa, yetmiş bin melek o kimse için sabaha kadar istiğfar ederler, affolunmasını talep ederler.”

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim geceleyin Duhan suresini okursa, yetmiş bin melek kendisine istiğfar ettiği halde sabaha erer.” Kaynak: Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 8, (2890)

“Bir kimse Yasin ve Duhân Suresi’ni herhangi bir cuma gecesinde baştan sona okur ve okuduğu surelerin kudsiyetine gereği gibi inanır ve güvenirse,Cenab-ı Hakk o kimsenin geçmişteki günahlarının tamamını bağışlar.”

Bir kimse 3 defa Duhan suresini  okursa her dileği olur.

Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk ihsan edilir. [Taberani]

Muhammed Sıddık el Minşevi Duhan Suresi Dinle

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

Duhân Suresi Arapça-Türkçe Okunuşu ve Anlamı 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Besmele

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Duhân Suresi 1. Ayet: Hâ mîm.
Ha, mim.

Duhân Suresi 2. Ayet: Vel kitâbil mubîn(mubîni).
Kitab-ı Mübîn’e (Apaçık Kitab’a) andolsun.

Duhân Suresi 3. Ayet: İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâraketin innâ kunnâ munzirîn(munzirîne).
Muhakkak ki Biz onu, mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz Biz, uyaranlarız.

Duhân Suresi 4. Ayet: Fihâ yufraku kullu emrin hakîm(hakîmin).
Hikmetli (hükmedilmiş) emirlerin (işlerin) hepsi, onda (o gecede) ayırt edilir (belirlenir).

Duhân Suresi 5. Ayet: Emren min indinâ innâ kunnâ mursilîn(mursilîne).
Katımızdan bir emir olarak. Muhakkak ki Biz, (Kur’ân’ı ve resûlleri) gönderenleriz.

Duhân Suresi 6. Ayet: Rahmeten min rabbike, innehu huves semîul alîm(alîmu).
Rabbinden bir rahmet olarak. Muhakkak ki O; O, en iyi işiten, en iyi bilendir.

Duhân Suresi 7. Ayet: Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkinîn(mûkinîne).
Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Eğer siz yakîn sahibi iseniz.

Duhân Suresi 8. Ayet: Lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumîtu, rabbukum ve rabbu âbâikumul evvelîn(evvelîne).
O’ndan başka İlâh yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin ve evvelki (sizden önceki) babalarınızın Rabbidir.

Duhân Suresi 9. Ayet: Bel hum fî şekkin yel’abûn(yel’abûne).
Hayır, onlar şüphe içinde oynuyorlar (oyalanıyorlar).

Duhân Suresi 10. Ayet: Fertekib yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).
Artık göğün, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözle.

Duhân Suresi 11. Ayet: Yagşân nâse, hâzâ azâbun elîm(elîmun).
(O fitne ki) insanları (insanların büyük kısmını) sarmıştır. İşte bu, elîm bir azaptır.

Duhân Suresi 12. Ayet: Rabbenâkşif annâl azâbe innâ mu’minûn(mu’minûne).
Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü’minleriz.

Duhân Suresi 13. Ayet: Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).
Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.

Duhân Suresi 14. Ayet: Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).
Ve (O’NA) (şeytan tarafından vahyedilerek) “öğretilmiş” ve “deli” dediler ve sonra O’NDAN yüz çevirdiler.

Duhân Suresi 15. Ayet: İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne).
Muhakkak ki Biz, azabı biraz kaldırsak (bile), şüphesiz ki siz (şirke) dönecek olanlarsınız.

Duhân Suresi 16. Ayet: Yevme nebtışul batşetel kubrâ innâ muntekimûn(muntekimûne).
Büyük bir şiddetle (onları) yakalayacağımız gün, Biz mutlaka intikam alacak olanlarız.

Duhân Suresi 17. Ayet: Ve lekad fetennâ kablehum kavme fir’avne ve câehum resûlun kerîm(kerîmun).
Ve andolsun ki Biz, onlardan önce firavun kavmini de imtihan ettik. Ve onlara da kerim bir resûl (Hz. Musa) gelmişti.

Duhân Suresi 18. Ayet: En eddû ileyye ibâdallâhi, innî lekum resûlun emîn(emînun).
(Hz. Musa): “Allah’ın kullarını bana verin. Muhakkak ki ben, sizin için emin bir resûlüm.” (demişti).

Duhân Suresi 19. Ayet: Ve en lâ ta’lû alâllâhi, innî âtîkum bi sultânin mubîn(mubînin).
Allah’a karşı ululuk (büyüklük) taslamayın! Çünkü ben, size apaçık bir sultan (delil) ile geliyorum.

Duhân Suresi 20. Ayet: Ve innî uztu bi rabbî ve rabbikum en tercumûni.
Ve muhakkak ki ben, beni taşlamanızdan, sizin de Rabbiniz olan Rabbime sığındım.

Duhân Suresi 21. Ayet: Ve in lem tu’minû lî fa’tezilûni.
Eğer bana inanmıyorsanız artık benden uzaklaşın.

Duhân Suresi 22. Ayet: Fe deâ rabbehû enne hâulâi kavmun mucrimûn(mucrimûne).
Bunun üzerine: “Bunlar günahkâr bir kavimdir.” diye, Rabbine dua etti.

Duhân Suresi 23. Ayet: Fe esri bi ibâdî leylen innekum muttebeûn(muttebeûne).
Hemen gece yürüyüşü yapmak üzere kullarımla (beraber) yola çık! Muhakkak ki siz takip edileceksiniz.

Duhân Suresi 24. Ayet: Vetrukil bahra rahvâ(rahven), innehum cundun mugrakûn(mugrakûne).
Ve denizi açık olarak bırak! Muhakkak ki onlar, boğulacak olan bir ordudur.

Duhân Suresi 25. Ayet: Kem terakû min cennâtin ve uyûn(uyûnin).
Bahçelerden ve pınarlardan nicelerini terkettiler.

Duhân Suresi 26. Ayet: Ve zurûin ve makâmin kerîm(kerîmin).
Ve ekinler ve kerim mekânlar (güzel köşkler).

Duhân Suresi 27. Ayet: Ve na’metin kânû fîhâ fâkihîn(fâkihîne).
Ve orada zevk içinde yaşadıkları ni’metler (terkettiler).

Duhân Suresi 28. Ayet: Kezâlike ve evrasnâhâ kavmen âharîn(âharîne).
İşte, böyle. Ve sonraki kavmi onlara varis kıldık.

Duhân Suresi 29. Ayet: Fe mâ beket aleyhimus semâu vel ardu ve mâ kânû munzarîn(munzarîne).
Onlara yer ve gök ağlamadı. Ve onlara mühlet verilmedi.

Duhân Suresi 30. Ayet: Ve lekad necceynâ benî isrâîle minel azâbil muhîn(muhîni).
Ve andolsun ki Biz, İsrailoğullarını (firavunun) zelil azab(ın)dan kurtardık.

Duhân Suresi 31. Ayet: Min fir’avn(fir’avne), innehu kâne âliyen minel musrifîn(musrifîne).
O firavun ki, şüphesiz o, haddi aşanlardan ve büyüklük taslayanlardandı.

Duhân Suresi 32. Ayet: Ve lekadihternâhum alâ ilmin alâl âlemîn(âlemîne).
Ve andolsun ki Biz, onları (İsrailoğullarını) ilim üzerine âlemlere seçtik (üstün kıldık).

Duhân Suresi 33. Ayet: Ve âteynâhum minel âyâti mâ fîhi belâun mubîn(mubînun).
Ve onlara, içinde apaçık imtihan olan âyetlerden (mucizelerden) verdik.

Duhân Suresi 34. Ayet: İnne hâulâi le yekûlûn(yekûlûne).
Gerçekten onlar, mutlaka diyecekler ki.

Duhân Suresi 35. Ayet: İn hiye illâ mevtetunâl ûlâ ve mâ nahnu bi munşerîn(munşerîne).
(Bizim ölümümüz) sadece ilk ölümümüzdür. Ve biz, neşrolunacak (tekrar diriltilecek) değiliz.

Duhân Suresi 36. Ayet: Fe’tû bi âbâinâ in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
Siz doğru söyleyenlerseniz, o halde babalarımızı (geri) getirin.

Duhân Suresi 37. Ayet: E hum hayrun em kavmu tubbein vellezîne min kablihim, ehleknâhum innehum kânû mucrimîn(mucrimîne).
Onlar mı yoksa Tubba’nın kavmi ve onlardan öncekiler mi daha hayırlı? Biz onları helâk ettik. Çünkü onlar mücrimlerdi.

Duhân Suresi 38. Ayet: Ve mâ halaknâs semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ lâibîn(lâibîne).
Ve gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri, oyun olsun diye yaratmadık.

Duhân Suresi 39. Ayet: Mâ halaknâhumâ illâ bil hakkı ve lâkinne ekserahum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
İkisini de haktan başka bir şey ile yaratmadık (ikisini de hak ile yarattık). Ve lâkin onların çoğu bilmezler.

Duhân Suresi 40. Ayet: İnne yevmel faslı mîkâtuhum ecmaîn(ecmaîne).
Muhakkak ki fasıl günü, onların hepsinin belirlenmiş vaktidir.

Duhân Suresi 41. Ayet: Yevme lâ yugnî mevlen an mevlen şey’en ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
O gün, dosttan dosta (hiç)bir şey fayda vermez. Ve onlara yardım olunmaz.

Duhân Suresi 42. Ayet: İllâ men rahimallâhu, innehu huvel azîzur rahîm(rahîmu).
Ancak Allah’ın rahmet (Rahîm esmasıyla tecelli) ettiği kimse hariç. Muhakkak ki O, Azîz’dir, Rahîm’dir.

Duhân Suresi 43. Ayet: İnne şeceratez zakkûm(zakkûmi).
Muhakkak ki zakkum ağacı.

Duhân Suresi 44. Ayet: Taâmul esîm(esîmi).
Günahkârların yemeğidir.

Duhân Suresi 45. Ayet: Kel muhli, yaglî fîl butûn(butûni).
Erimiş maden gibi karınlarında kaynar.

Duhân Suresi 46. Ayet: Ke galyil hamîm(hamîmi).
Kaynar suyun kaynaması gibi.

Duhân Suresi 47. Ayet: Huzûhu fa’tilûhu ilâ sevâil cahîm(cahîmi).
Onu tutun (yakalayın)! Hemen cehennemin ortasına sürükleyin.

Duhân Suresi 48. Ayet: Summe subbû fevka ra’sihî min azâbil hamîm(hamîmi).
Sonra başının üstüne azap olarak kaynar su dökün.

Duhân Suresi 49. Ayet: Zuk, inneke entel azîzul kerîm(kerîmu).
(Azabı) tat! (Hani) sen, gerçekten azîzdin ve kerimdin (kendini öyle zannediyordun).

Duhân Suresi 50. Ayet: İnne hâzâ mâ kuntum bihî temterûn(temterûne).
Muhakkak ki bu azap, sizin şüphe ettiğiniz şeydir.

Duhân Suresi 51. Ayet: İnnel muttakîne fî makâmin emîn(emînin).
Muhakkak ki takva sahipleri, mutlaka emin makamlardadır.

Duhân Suresi 52. Ayet: Fî cennâtin ve uyûn(uyûnin).
Cennetlerde ve pınarlarda.

Duhân Suresi 53. Ayet: Yelbesûne min sundusin ve istebrakın mutekâbilîn(mutekâbilîne).
Karşılıklı ipekten ve atlastan giysiler giyerler.

Duhân Suresi 54. Ayet: Kezâlike ve zevvecnâhum bi hûrin în(înin).
İşte, böyle. Ve onları, iri gözlü huriler ile evlendiririz.

Duhân Suresi 55. Ayet: Yed’ûne fîhâ bi kulli fâkihetin âminîn(âminîne).
Orada emniyet içinde her çeşit meyveden isterler.

Duhân Suresi 56. Ayet: Lâ yezûkûne fîhâl mevte illâl mevtetel ûlâ, ve vekâhum azâbel cahîm(cahîmi).
Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. Ve (Allah, böylece) onları cehennem azabından korumuştur.

Duhân Suresi 57. Ayet: Fadlen min rabbike zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Senin Rabbinden fazl (lütuf) olarak işte bu, (en büyük kurtuluş) fevz-ül azîmdir.

Duhân Suresi 58. Ayet: Fe innemâ yessernâhu bi lisânike leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).
İşte böylece O’nu (Kur’ân-ı Kerim’i), senin lisanın ile kolaylaştırdık. Umulur ki onlar tezekkür ederler.

Duhân Suresi 59. Ayet: Fertekib innehum murtekıbûn(murtekibûne).
Artık gözle (bekle)! Muhakkak ki onlar da (bekleyenler) gözleyenlerdir.

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu