Biyografiİslam Alimleri

Cafer-i Sadık Kimdir? Kısaca Hayatı ve Sözleri

Ehl-i beytten 12 imamdan birisi olan Cafer-i Sadık Kimdir? Kısaca Hayatı ve Sözleri. İlim ve Faziletle tanınan, din âlimi Cafer-i Sadık Hazretleri

Ehl-i beytten 12 imamdan birisi olan Cafer-i Sadık Kimdir? Kısaca Hayatı ve Sözleri. İlim ve Faziletle tanınan, din âlimi ve Câferîlik mezhebinin kurucusu Cafer-i Sadık Hazretleri

Cafer-i Sadık Ehl-i beytten olup, 12 imamın 6.’sı Silsile-i aliyyenin dördüncüsüdür. Babası Muhammed Bâkır, dedesinin dedesi Hazret-i Ali’dir. Cafer-i Sadık Kısaca Hayatı ve bilinen meşhur sözleri

Câfer-i Sâdık

  • Doğumu: Medine, Suudi Arabistan, Hicri 80-83 / Miladi 20 Nisan 699-702
  • Vefatı: Medine, Hicri 148 / Miladi 14 Aralık 765
  • Câferîlik mezhebinin kurucusudur.

Cafer-i Sadık (r.a) hazretlerinin doğum tarihi kesin olmamakla birlikte dini kaynaklarda hicri 80-83, miladi 699 -702 yıllarında Medine’de doğduğu bilinmektedir.

Cafer-i Sadık hazretleri, Ehl-i beytten olup, on iki imamın altıncısı, Silsile-i aliyyenin dördüncüsüdür. Babası Muhammed Bâkır, dedesinin dedesi Hazret-i Ali’dir.

Dedesi, Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) in torunu Hz. Hüseyin’in torunudur. Ayrıca anneannesi ise Hz. Aişe validemizin kız kardeşi Esmâ (r.a)’dır.

İlim ve fazilette zamanının bir tanesi oldu. Din bilgilerinde olduğu gibi, zamanının bütün fen ilimlerinde de söz sahibiydi. Yetiştirdiği talebeler, cebir ve kimya ilimlerinde çeşitli keşifler yapmışlar, bu ilimlerin temel sistematiğini kurmuşlardır. Fizik ve kimya ilimlerinin konusunu teşkil eden madde ve onlar üzerindeki bilgisi pek çoktu. Kimyanın babası sayılan Cabir de, Cafer-i Sadık hazretlerinin talebesidir.

İmam-ı Cafer’in en meşhur talebesi olan İmam-ı a’zam Ebu Hanife, Cafer-i Sadık’ın sohbetlerine iki sene devam ederek, o gizli ve açık marifet kaynağından ilim ve evliyalık yolunda çok faydalandı. İmam-ı a’zam, onun huzurunda kavuştuğu yüksek mertebeleri anlatmak için;“O iki sene olmasaydı, Numan helak olmuştu” buyurdu.

Tasavvuf ve Alimliği

Hakiki İslam âlimleri, dinimizi, hiç değiştirmeden bugüne kadar ulaştırmıştır. Bu âlimlerden iman bilgilerini anlatanlara “Mütekellimin”, ibadetlerin nasıl olacağını bildirenlere, “Fukaha”, kalb ile yapılacak ve sakınılacak şeyleri öğreten ilme “Tasavvuf” ve bu ilmin âlimlerine de “Mutasavvifin” denildi. İşte imam-ı Cafer hazretleri, bu üçüncü ilmi anlattı.

Zamanın hükümdarı bir gece vezirine dedi ki: “Hemen git, imam-ı Cafer’i buraya getir, öldürmek istiyorum.” Vezir, hükümdarı bundan vazgeçirmek için çok çalıştı ise de ikna edemedi. Mecburen çağırmaya gitti. Hükümdar da cellatlara emir verdi. “İmam-ı Cafer içeri girince, ben başımdan külahımı çıkarınca hemen başını vurun!” dedi. Bir müddet sonra, imam-ı Cafer-i Sadık hazretleri içeri girdi. Hükümdar bunu görünce, derhal ayağa kalktı. Büyük bir tevazu ile onu karşıladı. Koltuğuna oturttu, edeple karşısına diz çöküp oturdu. Cellatlar şaşırıp kaldı. Hükümdar, Hazret-i İmama ,”Efendim, benden isteğiniz olursa emredin, hemen yapayım” dedi. Hükümdara “O halde lütfen beni bir daha çağırıp da ibadetten alıkoyma” buyurup, gitmek üzere ayağa kalktı. Hükümdar, izzet ve ikramla onu uğurladı. Gittikten sonra vücudunda bir titreme oldu, bayılıp düştü. Kendine gelince, veziri sordu: “Bu ne hâl?” Hükümdar; “O içeri girince, yanında bir aslan gördüm. Sanki bana “Onu incitirsen seni parçalarım” diyordu. Ne yapacağımı şaşırdım” dedi.

Buyurdu ki:

“Şunlarla beraber bulunmaktan sakın:
1- Yalancıdan.
2- Cimriden.
3- Ahmaktan. Çünkü en çok işine yarayacağı zaman, seni bırakır.
4- Fâsıktan yani günah işlemekten utanmayandan!“

“Bir hata işlediğiniz zaman istigfar edin, hatada ısrar helak olmaya sebeptir. Bir kimse geçim darlığı çekiyorsa istigfara devam etsin.”

“Mihnete şükretmeyen, nimete şükretmez.”

“Sadaka vererek rızkınızı çoğaltınız. Zekât vererek mallarınızı koruyunuz. Tasarrufa riayet eden sıkıntı çekmez. Tedbirli, düzenli yaşamak, geçimin yarısıdır. İnsanlarla iyi geçinmek, aklın yarısıdır. Musibet zamanında dizini döven, sevabından mahrum olur. “

“Şu dört şeyin azı da çoktur: Ateş, düşman, fakirlik, hastalık.”

“Şu üç şey Müslümana şeref verir: Kendisine zulmedeni affetmek, bir şey vermeyene iyilikte bulunmak ve kendisini aramayanı, arayıp sormak.”

Vefatı

Cafer-i Sadık (r.a) hazretleri Hicri ‘148’, miladi ‘765’ yılında Medine’de vefat etmiştir. Kabri Cennetü’l Bakî Mezarlığı’nda babası Muhammed-i Bâkır ile dedesi Zeyne’l-Âbidîn ve dedesinin babası Hasan b. Ali’nin yanındadır.

 

İmam Cafer-i Sadık Hazretlerinin kabri

 

Caferi Sadık Sözleri:

Öfke hekimin biIinç sahibinin kaIbini mahveder. Öfkesine hakim oImayan, akIına da hakim oImaz.

En iyi ibadet, AIIah’ı tanımak ve o’na tevazu etmektir.

DostIar üç kısımdır: birincisi, kendisine sürekIi ihtiyaç duyuIan yemeğe benzer; işte bu akıIIı kimsedir. İkincisi (bazı vakitIer insanı yakaIayan) dert gibidir; bu da ahmak kimsedir. Üçüncüsü ise (derdi tedavi eden) iIaç gibidir; bu da mütefekkir kimsedir.

Yalancının mürüvveti olmaz.

Kork o mahkemeden ki hâkimin kendisi şahittir. İmam Caferi Sıddık

Başkasının iyiliğini çekemeyen hasetçi rahat yüzü göremez.

Cimrinin dostu olmaz.

Dünyasından bezmiş kişilerin kardeşliği görülmez

Huyu kötü olana hürmet edilmez.

Caferi Sadık’tan Sözler

Harama el uzatma, Allah’ın emirlerine sarıl, Allah’ın âbid kulu olursun.

Allah’ın sana nasip ettiği kısmete razı ol, o vakit gerçek Müslüman olursun.

İnsanların, seninle nasıl arkadaş olmalarını arzu ediyorsan, onlarla o şekilde dostluk kur, o zaman güvenilen bir insan olursun.

Kötü kişiyle arkadaşlık yapma. Çünkü o, sana kötülükleri öğretir.

Bir sülaleye mensup olmadan asalet iddia eden ve saltanata kavuşmadan güçlü olmak isteyen kişinin, günahın zillete düşürmesinden Allah’a itaat etme izzetine yükselmesi gerekir.

Üç şey insanın ayıplanmasına sebeb oIur; haset, laf taşımak ve başıboşIuk.

Dünya işIerin düzeldiğinde, dininden kork.

Borç, geceIeri üzüntü kaynağı, gündüzIeri ise ziIIet vesiIesidir.

Mü’minin dostu iIim, yardımcısı oIgunIuk ve hiIim, ordusunun komutanı sabır, kardeşi haIkIa iyi geçinme, babası ise yumuşakIıktır.

KardeşIerini takvaIarı miktarınca sev.

Üç şey, kişinin kerem sahibi oIduğunu gösterir: güzeI ahIak, öfkeyi yenmek, haramIara bakmaktan kaçınmak.

Üç şeyde herkes kendisinin hakIı oIduğunu söyIer: inandığı dinde, kendisine gaIip oIan heva ve heveste ve işIerinde tedbirde.

Üç şey hayatı karartır: zaIim hükümdar, kötü komşu ve ağzı bozuk kadın.

BabaIarınıza iyilik edin ki, çocuklarınız da size iyiIik etsinIer. HaIkın hanımIarına karşı iffetIi davranın ki, hanımIarınız da iffetIi oIsunIar.

Bana en sevgiIi oIan kardeşim, kusurIarımı bana hediye eden hatırIatan kimsedir.

Kim hain birisinin yanına bir emanet bırakırsa, Allah onu korumaya kefiI değiIdir.

İki kişiyi geçen her söz ifşa oIur.

CehaIet üç şeyIedir: arkadaşIarı değiştirmek (saIih arkadaşIarı), sebebini açıkIamadan dostIarIa çekişme ve faydasız şeyIeri araştırmak.

DağIarı harekete geçirmek, kaIpIeri harekete geçirmekten daha koIaydır.

Herkes şu üç şeyden kaçınmaIıdır: kötüIere yakIaşmak, kadınIarIa konuşmaya daImak ve bid’at ehIi iIe oturup kaIkmak.

Kim öfke, tamah, korku ve şehvet haIinde nefsine hakim oIursa, aIIah onun bedenine cehennem ateşini haram kıIar.

İnsanIar şu üç şeyden kurtuIursa, huzura kavuşurIar: kötü diI, kötü eI ve kötü davranış.

 

 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
DMCA.com Protection Status