Biyografiİslamİslam Alimleri

Câferîlik mezhebinin kurucusu Cafer-i Sadık Kimdir? Kısaca Hayatı

Ehl-i beytten 12 imamdan birisi olan Cafer-i Sadık Kimdir? Kısaca Hayatı ve Sözleri. İlim ve Faziletle tanınan, din âlimi Cafer-i Sadık Hazretleri

Ehl-i beytten 12 imamdan birisi olan Cafer-i Sadık Kimdir? Kısaca Hayatı ve Sözleri. İmam Caferi Sadık kabri nerede? İlim ve Faziletle tanınan, din âlimi ve Câferîlik mezhebinin kurucusu Cafer-i Sadık Hazretleri biyografisi

Cafer-i Sadık Ehl-i beytten olup, 12 imamın 6.’sı Silsile-i aliyyenin dördüncüsüdür. Babası Muhammed Bâkır, dedesinin dedesi Hazret-i Ali’dir. Cafer-i Sadık Kısaca Hayatı

Cafer-i Sadık

Cafer-i Sadık (r.a) hazretlerinin doğum tarihi kesin olmamakla birlikte dini kaynaklarda hicri 80-83, miladi 699 -702 yıllarında Medine’de doğduğu bilinmektedir. İmamlığı, hem siyasi hem de ilim alanı için İslam tarihinde çok önemli bir dönemdi.

Cafer-i Sadık hazretleri, Ehl-i beytten olup, on iki imamın altıncısı, Silsile-i aliyyenin dördüncüsüdür. Babası Muhammed Bâkır, dedesinin dedesi Hazret-i Ali’dir.

Dedesi, Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) in torunu Hz. Hüseyin’in torunudur. Ayrıca anneannesi ise Hz. Aişe validemizin kız kardeşi Esmâ (r.a)’dır.

İmam Cafer-i Sadık mezhebi nedir?

Câferîlik adını fıkhı iyi bilen altıncı İmam Cafer-i Sadık’ın adından almıştır. Cafer-i Sadık’ın yaşadığı Hicri 2. asırda Câferîlik, o imamın yolundan gidenlere verilen bir isim olarak kullanılır.

Cafer-i Sadık,  ilim ve fazilette zamanının ileri gelenlerinden oldu. Din bilgilerinde olduğu gibi, zamanının bütün fen ilimlerinde de söz sahibiydi. Yetiştirdiği talebeler, cebir ve kimya ilimlerinde çeşitli keşifler yapmışlar, bu ilimlerin temel sistematiğini kurmuşlardır. Fizik ve kimya ilimlerinin konusunu teşkil eden madde ve onlar üzerindeki bilgisi pek çoktu. Kimyanın babası sayılan Cabir de, Cafer-i Sadık hazretlerinin talebesidir.

İmam-ı Cafer’in en meşhur talebesi olan İmam-ı a’zam Ebu Hanife, Cafer-i Sadık’ın sohbetlerine iki sene devam ederek, o gizli ve açık marifet kaynağından ilim ve evliyalık yolunda çok faydalandı. İmam-ı a’zam, onun huzurunda kavuştuğu yüksek mertebeleri anlatmak için; “O iki sene olmasaydı, Numan helak olmuştu” buyurdu.

Tasavvuf ve Alimliği

Hakiki İslam âlimleri, dinimizi, hiç değiştirmeden bugüne kadar ulaştırmıştır. Bu âlimlerden iman bilgilerini anlatanlara “Mütekellimin”, ibadetlerin nasıl olacağını bildirenlere, “Fukaha”, kalb ile yapılacak ve sakınılacak şeyleri öğreten ilme “Tasavvuf” ve bu ilmin âlimlerine de “Mutasavvifin” denildi. İşte imam-ı Cafer hazretleri, bu üçüncü ilmi anlattı.

Zamanın hükümdarı bir gece vezirine dedi ki: “Hemen git, imam-ı Cafer’i buraya getir, öldürmek istiyorum.” Vezir, hükümdarı bundan vazgeçirmek için çok çalıştı ise de ikna edemedi. Mecburen çağırmaya gitti. Hükümdar da cellatlara emir verdi. “İmam-ı Cafer içeri girince, ben başımdan külahımı çıkarınca hemen başını vurun!” dedi.

Bir müddet sonra, imam-ı Cafer-i Sadık hazretleri içeri girdi. Hükümdar bunu görünce, derhal ayağa kalktı. Büyük bir tevazu ile onu karşıladı. Koltuğuna oturttu, edeple karşısına diz çöküp oturdu. Cellatlar şaşırıp kaldı. Hükümdar, Hazret-i İmama ,”Efendim, benden isteğiniz olursa emredin, hemen yapayım” dedi. Hükümdara “O halde lütfen beni bir daha çağırıp da ibadetten alıkoyma” buyurup, gitmek üzere ayağa kalktı.

Hükümdar, izzet ve ikramla onu uğurladı. Gittikten sonra vücudunda bir titreme oldu, bayılıp düştü. Kendine gelince, veziri sordu: “Bu ne hâl?” Hükümdar; “O içeri girince, yanında bir aslan gördüm. Sanki bana “Onu incitirsen seni parçalarım” diyordu. Ne yapacağımı şaşırdım” dedi.

Buyurdu ki:

“Şunlarla beraber bulunmaktan sakın:
1- Yalancıdan.
2- Cimriden.
3- Ahmaktan. Çünkü en çok işine yarayacağı zaman, seni bırakır.
4- Fâsıktan yani günah işlemekten utanmayandan!“

“Bir hata işlediğiniz zaman istiğfar edin, hatada ısrar helak olmaya sebeptir. Bir kimse geçim darlığı çekiyorsa istigfara devam etsin.”

“Mihnete şükretmeyen, nimete şükretmez.”

“Sadaka vererek rızkınızı çoğaltınız. Zekât vererek mallarınızı koruyunuz. Tasarrufa riayet eden sıkıntı çekmez. Tedbirli, düzenli yaşamak, geçimin yarısıdır. İnsanlarla iyi geçinmek, aklın yarısıdır. Musibet zamanında dizini döven, sevabından mahrum olur. “

“Şu dört şeyin azı da çoktur: Ateş, düşman, fakirlik, hastalık.”

“Şu üç şey Müslümana şeref verir: Kendisine zulmedeni affetmek, bir şey vermeyene iyilikte bulunmak ve kendisini aramayanı, arayıp sormak.”

İmamlık Vazifesi

Şiî âlimler, Hz. Ali’nin Hasan ve Hüseyin’i kendisinden sonra imam tayin ettiği gibi Muhammed el-Bâkır’ın da oğlu Ca‘fer’i imam olarak belirlediği görüşündedirler.

Ca‘fer es-Sâdık, babası Muhammed el- Bakir’in ölümü üzerine imamlığı miras aldığında otuz dört veya otuz yedi yaşındaydı. İmamlığı 28 yıl boyunca diğer Şii imamlardan daha uzun süre elinde tuttu.

Uzun süren imâmet devresinde çeşitli kesimlere mensup geniş İslâm toplumuyla iyi münasebetler kuran Ca‘fer es-Sâdık, Sünnî kaynaklarda da daima hürmetle anılan ilmî bir şahsiyet olarak benimsenmiştir.

Vefatı ve Türbesi

Cafer-i Sadık (r.a) hazretleri Hicri 148, miladi 765 yılında Medine’de vefat etmiştir. Şiî rivayetler onun Abbâsî Halifesi Ebû Ca‘fer el-Mansûr tarafından zehirlenerek öldürüldüğü şeklindedir.

Kabri Cennetü’l Bakî Mezarlığı’nda babası Muhammed-i Bâkır ile dedesi Zeyne’l-Âbidîn ve dedesinin babası Hasan b. Ali’nin yanındadır.

İmam Cafer-i Sadık Hazretlerinin kabri

 

İlgili Diğer Konular

Nukteler.com Facebook’ta

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu