Genel

Ayet ve Hadislerde Mescid-i Aksa’nın Fazileti

MESCİD-İ AKSA’NIN FAZİLETİ

Mescid-i Aksa diğer adıyla “Beytü’l Makdis“ , Müslümanların ilk kıblesi ve en kutsal sayılan Harem Mescitlerinin üçüncüsüdür.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (A.S.M) hicretten sonra 17 ay boyunca, namaz kılarken Mescid-i Aksâ‘yı kıble edinmiştir. Yüzünü Kudüs’e dönmüştür. (İbn Sa‘d, I, 243; Kurtubî, II, 150; Fahreddin er-Râzî, IV, 110)

Daha sonra kıblenin Kâbe’ye çevrildiği kabul edilmektedir. (Buhârî, Salât, 31, Tefsîr, 18; Müslim, Mesâcid, 11-12)

Mescid-i Aksa yani “Beytü’l Makdis“ Filistin toprakları içerisinde ve Kudüs şehrinde bulunmaktadır. Mescid-i Aksa’nın ilk ismi, Arapça “Beytü’l Makdis“ yani “Kutsal ev” demektir.

Yüce Allah (cc) Kur’anı-ı Kerimde “Mescid-i Aksa” dan adıyla bahsetmekte ve bu Mescidin etrafının da mübarek kılındığını bildirmektedir.

Ayetlerle Mescid-i Aksa

Bakara Suresi 114.Ayet:  “Ve Allah’ın mescidlerinde, O’nun adının zikredilmesini men eden (yasaklayan) ve onların (mescidlerin) harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim vardır? İşte onların, korkmadan oraya (mescidlere) girmesi olamaz (ancak korka korka girebilirler.) Onlar için dünyada rezillik, ahirette de “azîm azap” (en büyük azap) vardır.”

Bu ayette Beyt-i Makdis’e saldıran, onu harap edip ahalisini de öldüren Rumlar hakkında nazil olduğu belirtilmektedir. (Kadı Beydavi Tefsiri)

Isra Suresi 1. Ayet: “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.”

Bu ayette kastedilen mescidin Kudüs’teki Mescid-i Aksa olduğu konusunda Bütün İslam Müfessirleri ittifak etmişlerdir. (Nevevi,III, 327.)

Kur’an-ı Kerim de “mabed” diye söz edilen bina Beyt-i Makdis olarak adlandırılırdı. Peygamber (sav)in Miraç’a çıkarken ziyaret ettiği mekânın bu Beyt-i Makdis olduğu ünlü müfessirler tarafından dile getirilmektedir. Nitekim meşhur İsra hadisinde Peygamber (sav) Efendimiz: “Burak’a bindim. Kudüs’teki Beytu’l-Makdis’e vardım.” diye söz etmektedir. (Buhari, B.Halk,6;  Müslim, İman,259;  Nesai, Salat,10;  Tirmizi,Tefsir, 2/17.)

Kudüs ve çevresinin mübarek kılındığında dair diğer ayetler;

Maide Suresi 20.Ayet: Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.”

Maide Suresi 21. Ayet:  “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.”

Burada sözü edilen mukaddes toprak, Kudüs ve çevresi, yani Filistin topraklarıdır.

Enbiya Suresi 69. Ayet:  “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik.

Enbiya Suresi. 70.Ayet: Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.

Enbiya Suresi. 71.Ayet:  Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.

Müfessirlere göre bereketli ülke Filistin (Kudüs) bölgesidir. İbrahim (as) ateşten kurtarıldıktan sonra Filistin topraklarına hicret etmiş ve bir sure el-Halil diye bilinen beldede ikamet etmiştir.

A’raf Suresi 137. Ayet: Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

“Toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yer” olarak kastedilen beldenin Filistin beldesidir. İsrailoğulları Mısır’da zulüm gördükten sonra, Filistin topraklarına göç etmiş ve orada belli bir süre hâkimiyet kurmuşlardır.

Meryem Suresi 11. Ayet: Bundan sonra mihraptan kavmine (kavminin karşısına) çıktı. Böylece onlara, (Allah’ı) sabah akşam tesbih etmelerini vahyetti (konuşmadan, iç sesi ile duyurdu).

Bu ayette geçen “Mihrap”, o zamanlarda ibadet edilen yer yani Beyt-i Makdis (Mescid-i Aksa)dır.

Al-i İmran Suresi 37.Ayet: Böylece Rabbi onu güzel bir kabulle kabul buyurdu, güzel bir şekilde yetiştirdi. Ve Zekeriyya (A.S)’ı, ona bakmakla mükellef kıldı. Zekeriyya (A.S), onun yanına mihraba her girişinde, onun yanında bir rızık bulurdu, “Yâ Meryem, bu sana nasıl, nereden (geldi)?” deyince, o da: “O, Allah’ın katından” diyordu. Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi hesapsız rızıklandırır.

Al-i İmran Suresi 38.Ayet: Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi.

Al-i İmran Suresi 39.Ayet: Bunun üzerine, o (Zekeriyya A.S) mihrabda kaim olarak namaz kılarken, melekler, “Allah’ın, onu, Allah’tan bir kelimeyi (Hazreti İsa’yı) tasdik edici olarak, seyyid, nefsine hâkim, ve Nebî olan, salihlerden “Yahya” ile müjdelediğini” nidâ ettiler (bildirdiler).

Bu ayetlerde de “Mihrap” olarak geçen ve Mabet olarak tercüme edilen mekân Beyt-i Makdis, yani Mescid-i Aksa’dır.

Mü’minun Suresi 50.Ayet: Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.

Kur’an-ı Kerim, Beytu’l-Makdis’in toprağını bitkilerin en güzel bir şekilde yetiştiği verimli bir tepe, suyunu da akan bir pınar olarak nitelemektedir. Bu yer, Beyt-i Makdis, yani Mescid-i Aksa’dır.

Bu ayetler, Hz. Zekeriya ve onun oğlu Hz. Yahya, Hz. Meryem ve onun oğlu Hz. İsa (as) döneminde orada bir mabedin yani Mescid-i Aksa’nın eski şeklinin mevcut olduğunu ortaya koymaktadır.

Tarihi kaynaklarda Kudüs’ün milattan sonra 70 yılında yıkıma uğradığı, Beyt-i Makdis’in de bu olayda yıkıldığı ifade edilmektedir. Ancak bu mekân yine bir mabet olarak biliniyor ve Beyt-i Makdis’in kalıntıları korunuyordu. Bugün Yahudilerin “Ağlama Duvarı”, Müslümanların ise “Burak Duvarı” olarak adlandırdıkları duvar bu eski mabedin bir kalıntısıdır.

İsra Suresi 7.Ayet:  İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)

Burada da zikredile mescidin Mescid-i Aksa olduğu konusunda ittifak mevcuttur.

Sebe Suresi 12.Ayet:  Süleyman’ın emrine de, sabah gidişi bir ay, akşam gelişi de bir ay(lık yol) olan rüzgârı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.

Sebe Suresi 13.Ayet:  Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

Sebe Suresi 14.Ayet:  Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.

Mescid- Aksa yerinin tespiti ve inşaası Hz. Davut (as) ile başlar. Hz. Davut (as) Kudüs’te inşa etmek için başladığı fakat bitiremediği mabedin inşasını oğlu Hz. Süleyman (as)’a bitirmesi için vasiyet eder. Hazreti Süleyman (as) Babasının vasiyetine uyarak Kudüs’te Beytu’l- Makdis’i inşa etmiştir. (İslam Ansiklopedisi, 29/ 268-271)

Bu Mescidin inşasında cinleri de çalıştırmış ve Hz. Süleyman (as) ölümüyle, cinler bu durumu anlamamış ve başlarında Hz. Süleyman varmışçasına çalışmalarına devam etmişlerdir. Hz. Davut (as)’ın inşasına başlayıp oğlu Hz. Süleyman’ın bitirdiği, cinlerin de bilfiil çalıştığı Mabet, Mescid-i Aksa’dır. Mescid-i Aka’nın ilk şeklinin Hz. Süleyman (as) tarafından yaptırıldığı, hem yukarıdaki ayetlerden hem de şu hadisten açıkça anlaşılmaktadır.

Çok değerli eşyalarla dolu olan Beyt-i Makdis, Hz. Süleyman (as)’ın ölümünden sonra istilacıların yağmalama ve yıkımlarına maruz kalmıştır. En büyük yıkım Babil hükümdarı II. Büntünnaar’ın Kudüs’ü 3. İşgali sırasında olmuştur. (M.Ö. 586). Daha sonra da pek çok istilalar sonucu mabet yıkılmıştır.

Halife Hz Ömer’in tâyin ettiği İslam orduları başkumandanı Ebû Ubeyde b. Cerrah Kudüs şehrini fethetti. Patrik Sophronios şehrin anahtarlarını, Ebû Ubeyde’nin dâvetiyle Medine’den Kudüs’e gelen Hz Ömer’e teslîm etmiştir.

Milattan sonra 638 yılında Halife Hz. Ömer (ra)’in tâyin ettiği İslam orduları başkumandanı Ebû Ubeyde b. Cerrah Kudüs şehrini fethetmiştir. Kudüs fâtihi olarak şehre giren Halife Hz Ömer, bir çöplük haline getirilmiş Mescid-i Aksâ’nın etrafını temizletmiş, Rasûlullah’ın ayak izinin bulunduğu kutsal taşı (Hacer-i Muallak) bulmak için eteğinde taş taşımış, işçilerle beraber çalışmıştır. Mescid-i Aksâ’yı, Hacer-i Muallaka’nın kıble tarafına yaptırmıştır. Halka İslamı öğretmesi için Ubâde b. Sâmit’i kadı tâyin etmiştir. Mescid-i Aksâ’nın (Süleyman Mâbedi) Hıristiyanlık döneminde molozlar altında kalmış olan yerini temizletip Sahre’nin güneyindeki düzlükte cemaate namaz kıldırmıştır.(Taberî, Târîħ, II, 450)

Hz. Ömer (ra) nin burayı mabet ittihaz etmesi ve orada namaz kılması o mekânın kutsiyet ve ehemmiyetinden ileri geliyordu. Mescid-i Aksa daha sonra Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan zamanında genişletilmiştir.

Mescid-i Aksa’ya Mekke ye olan uzaklığından dolayı en uzak manasına gelen “Aksa”  ismi verilmiştir.

Hadis-i şeriflerde Mescid-i Aksa’nın önemi ve fazileti:

Peygamber (sav) Efendimiz, Hz. Süleyman’ın üç dileği olduğunu söyleyerek şöyle buyurmaktadır:

“Davut oğlu Süleyman (as), Beytu’l-Makdis’i inşa edince Yüce Allah’tan üç şey istedi:

Birincisi; doğru ve isabetli hüküm verme yeteneğinin kendisine verilmesini istedi ki, bu kendisine verildi.

İkincisi; kendisinden sonra kimseye nasip olmayacak bir iktidar verilmesini istedi. Bu da kendisine verildi.

Üçüncüsü; Mescidin inşaatını bitirdikten sonra, “bu mescide sadece namaz kılma düşüncesi ile gelen bir kimseyi annesinden doğmuş gibi günahsız olarak oradan çıkarmasını” Allah’tan niyaz etti.”

Başka bir rivayette yer alan ayrıntıya göre, Resulullah (sav): “Süleyman’ın ilk iki dileği gerçekleşmiştir. Üçüncüsünün de kendisine verilmiş olmasını umarım.” Dediği rivayet edilmektedir. (İbn Mace, İkamet, 196. Nesai, Mesacit, 6. Hadislerle İslam, D.İ.Bşk. c.6.s 85.)

* * *

Peygamber (sav) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

“ Yolculuk ancak şu üç Mescitten birisine ibadet için olur. Benim şu Mescidime, Mescid-i Haram’a ve Mescid-i Aksa’ya”   (Müslim, Hac, 15/ 415,511.512. Buhari, Mescid-i Mekke,1. Savm 67,  Ebu Davut, Menasik 94; Tirmizi, Salat 126; Nesai, Mesacit,10)

* * *

Ebu Zer (ra) diyor ki,

“Resulullah (sav) Efendimize; “yeryüzünde inşa edilen ilk mescidin hangisi olduğunu sordum“ “Mescid-i Haram” diye cevap buyurdu. “Sonra hangisi?” diye sordum, “Mescid-i Aksa” diye cevap verdi. Ben, “İkisi arasındaki süre ne kadardır?” diye sordum. Şöyle buyurdular: “Kırk yıl”

Sonra da Peygamber (sav), “Ey Ebu Zer! Bütün yeryüzü senin için mescittir. Nerede namaz vaktine girersen orada namazını kıl. Namazın fazileti, vaktinde kılınmasındadır” buyurdu.”  (Buhari, Enbiya, 60/40; Müslim, Mesacid, 1-2; İbn Mace, Mesacid, 4/7.)

* * *

Peygamber (sav) Efendimiz Mescid-i Aksa’da kılınan namazların, Mescid- Haram ve Mescid-i Nebevi hariç, diğer mescitlerde kılınan namazlardan daha fazla sevap ve faziletli olduğunu şöyle ifade etmektedir:

“Bir adamın kendi evinde kıldığı namaza bir namaz sevabı verilir.

“Oturduğu beldenin sakinlerinin devam ettikleri camide kıldığı namaz yirmi beş kat sevap verilir.

“Cuma namazının kılındığı camide kıldığı namaza beş yüz kat sevap verilir.

“Mescid-i Aksa’da kıldığı namaza elli bin kat sevap verilir.

“Benim Mescidimde kıldığı namaza elli bin kat sevap verilir.

“Mescid-i Haram’da kıldığı namaza ise yüz bin kat sevap verilir.”

(İbn Mace, İkametu’s-Selah, 5/ 198. Ahmet b.Hanbel,2/ 16, 68.)

* * *

Peygamber (sav) Efendimize azatlısı Hz. Meymune (ra):

“Ey Allah’ın Resulü! Bize Mescid-i Aksa hakkında hükmün ne olduğunu bildirir misiniz?” diye sorar:

Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurdular: “Oraya gidin ve içerisinde namaz kılın.” Hadisin ravisi dedi ki, “O zaman orası Müslüman olmayanların hâkimiyeti altındaydı”.

Peygamber (sav) Efendimiz sözlerine şöyle devam etti: “Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin.”  (Ebu Davut, K. Salat,14.)

* * *

Resûl-i Ekrem (ASM)’in Mi’rac gecesinde Mescid-i Aksâ’ya uğradığı ve burada içlerinde İbrahim (as), Musa (as) ve İsa (as) ın da bulunduğu peygamberler topluluğuna namaz kıldırdığı ve sonra semaya yükseltildiği anlaşılmaktadır. (Müslim, “Îmân”, 259; İbn Hişâm, II, 37-38)

* * *

Ümmü Seleme (ra) den, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdular :

“Kim umre yapmak için ihrama Beyt-i Makdis’den başlarsa günahları bağışlanır.”   Bunun üzerine annem de Beyt-i Makdis’den itibaren ihrama girdi.  (İbn Mace, Terğib, c.3/ s.5.)

* * *

Ebu Davut ve Beyhaki’nin rivayetlerinden Ümmü Seleme (ra) Resulullah (sav) in :

“Kim hac ve umre yapmak üzere Mescid-i Aksa’dan ihrama girerse geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır ve mutlaka cennete girer” buyurduğunu işittim.” (Et-Terğib c. 3/ s.6.)

Filistin topraklarının mübarek kılındığına dair de şu hadis-i şerif bulunmaktadır:

Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurur: “Allah, Ariş ile Fırat arasını mübarek bereketli kılmış ve özellikle Filistin’i mukaddes kılmıştır.”   (Müslim, İman, 282.)

* * *

Ebu Ümame’den gelen rivayetle Peygamberimiz Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Ümmetimden bir Tâife dinlerinde zahir/sabit, düşmanlarına karşı galip olurlar. Onlara muhalif olanlar kendilerine zarar veremezler. Allah’ın emri(kıyamet) gelinceye kadar onlar bu halde devam ederler.” 

Ordakiler: ‘Ya Resulullah! Bunlar nerededirler?’ diye sorunca, “Bunlar, Beytu’l-Makdis’te ve Beytu’l-Makdis çevrelerinde olurlar” diye buyurdu. (Ahmed b. Hanbel : 22320)

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir