Genel

Kudüs Hakkında

KUDÜS

Kudüs, İslam Âlemi için kutsal kentlerden Beytü’l-Makdis, Mukaddes, el-Kuds ve Kuds-i Şerif gibi adlarla da anılır. İbranice’de Yeruşalim adıyla bilinir. Müslümanlar gibi Yahudiler ve Hristiyanlarca da kutsal sayılmaktadır.

Kudüs, Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar için kutsal sayılan bir şehirdir. Bunun başlıca sebebi ise Yüce Allah’ın görevlendirdiği peygamberlerin birçoğunun bu şehirde yaşamış veya en azından hayatlarının bir bölümünü bu şehirde geçirmiş olmalarıdır. Ayrıca bu peygamberlerden bazılarının mabed olarak kullandıkları mekânlar da bu şehirdedir.

Kudüs, dini değerler bakımından İslam, Hristiyan, Yahudi dinine mensup olanların ortak kutsal öneme sahip olduğu merkezdir. Harita üzerinde Filistin ve İsrail‘in orta noktasında yer almaktadır. Kudüs şehri, 800 bin kişilik nüfusa sahiptir. İçerisinde Mescid-i Aksa, Ağlama Duvarı, Kubbet-Us-Sahra gibi dini öneme sahip yapılar bulunmaktadır.

Kudüs tarihteki en eski şehirlerdendir. Tarihi kayıtlara göre Kudüs’ün kuruluşunun milattan önce 2000 yıllarına kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Coğrafi konumu itibariyle birçok kez saldırıya ve işgale maruz kalan Kudüs, İslam Peygamberi Hz. Muhammed (A.S.M)’in Kudüs’ten Miraç‘a yükselmesi ve Mescid-i Aksa‘nın burada inşa edilmesi açısından önemli ve mukaddes şehir sayılmaktadır.

Bu açıdan tüm Müslümanlar için önemli olduğu kadar Yahudi ve Hristiyan dinleri için kabul gören bazı yapıtaşları burada bulunmaktadır. Hz.İsa‘nın burada çarmıha gerildiği rivayeti ve bu nedenle buranın hac noktası olarak kabul görmesi Hristiyanlar için, Milattan önce 10. Yüzyılda Kral Hz.Davud‘un ele geçirmesi ise Kudüs’ü Yahudiler için anlamlı kılmıştır.

Kudüs, üç ilâhî dinde de (İslam, Hristiyan, Yahudi) önemli bir yere sahip olan ve kutsal sayılan bir şehirdir.

Yahudilik’te Kudüs

Kudüs şehri Tevrat’ta sadece bir defa Salem adıyla zikredilmektedir. (Tekvîn, 14/18) İshak’ın kurban olarak takdim edildiği Moriah dağının Süleyman Mâbedi’nin yapıldığı yer olduğu iddiası tartışmalıdır. Şehrin krallık ve ibadet merkezi oluşu Hz. Dâvûd’la başlamaktadır. (II. Samuel, 6-7; bablar, 24/18-25; I. Tarihler, 21/18-22)

Peygamberler Şehri Kudüs

Kudüs, Hz. İbrâhim’den itibaren pek çok peygamberin yaşadığı, mukaddes olarak kabul edilen bir bölgede bulunması, Hz. Süleyman’ın inşa ettiği Beytülmakdis’i barındırması, İsrâiloğulları’nın ve onlara gönderilen peygamberlerin mücadelelerine mekân olması açısından ilahi dinler açısından önemli bir yere sahip olmuştur.

Üç dinin atası Hz. İbrahim, hanımı Hz. Sârâ ile Kudüs yakınlarındaki Sebu’da yaşamıştır. İkinci oğlu Hz. İshak burada doğmuş ve 160 yaşında Kudüs yakınlarında vefât etmiştir. Babası Hz. İbrahim’in el-Halil kasabasındaki mezarının yanına defnedilmiştir. Hz İshak, Hz Yakup, Hz Yusuf peygamberlerin ve Hz Sârâ Annemizin kabirleri de buradadır.

Hz Lut’un gençliği, Hz İbrahim’le birlikte Kudüs’te geçmiş, daha sonra Lut Gölü yakınındaki kavme elçi olarak görevlendirilmiştir.

Hz Musa ve Hz Harun israiloğullarıyla Mısır’dan çıkıp Kızıldeniz’i geçince Yüce Allah, Kudüs’e gitmelerini emretti. Hz Muhammed Mekke’den Medine’ye, Hz Musa ve Hz Harun Kâhire’den Kudüs’e hicret etmişti. Hz Musa, mezarının Mescid-i Aksâ’ya yakın olması için niyazda bulunmuş ve duâsı kabul olunarak Mescid-i Aksâ yakınlarında vefât etmiştir.

Hz Davut, sapanıyla zâlim Câlut’u öldürdü. Muzaffer bir asker olarak şehre girdi. (Günümüzde de Filistinliler İsrâil’e karşı sapanla mücâdele vermektedirler.) Hz Süleyman, cinlerden ve insanlardan oluşan ordusu ile kurduğu hâkimiyeti, muhteşem bir saraydan yönetiyordu. Babasından aldığı taht şehrini yeryüzünün başkenti yaptı.

Hz Zekeriya testerelerle doğrandı Kudüs’te, Hz Yahya’nın başı kesildi.

Hz Meryem, Mescid-i Aksâ’nın doğu tarafındaki hücresinde îtîkâfa çekilmiş ve odasındaki mihrapta Allahü Teala’nın meleklerle gönderdiği cennet meyvelerinden rızıklanmıştır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (A.S.M) hicretten sonra 17 ay boyunca, namaz kılarken Mescid-i Aksâ‘yı kıble edindi. Yüzünü Kudüs’e dönmüştür. (İbn Sa‘d, I, 243; Kurtubî, II, 150; Fahreddin er-Râzî, IV, 110) Daha sonra kıblenin Kâbe’ye çevrildiği kabul edilmektedir. (Buhârî, Salât, 31, Tefsîr, 18; Müslim, Mesâcid, 11-12)

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (A.S.M) Miraç yolculuğunda Burak’a binip Mekke’den Kudüs’e, Kudüs’ten arş-ı âlâya yolculuk yaptı. Medine’den önce, Kudüs’e hicret etmişti. Kudüs, İsrâ (gece yolculuğu) mûcizesinin ikinci durağı, Miraç (yükseliş yolculuğu) mûcizesinin birinci durağı olmuştur.

Yine Peygamberimizin, nebîler nebîsi olup tüm enbiyaya rehber olduğu yer de Kudüs’tür.

Halife Hz Ömer’in tâyin ettiği İslam orduları başkumandanı Ebû Ubeyde b. Cerrah Kudüs şehrini fethetti. Patrik Sophronios şehrin anahtarlarını, Ebû Ubeyde’nin dâvetiyle Medine’den Kudüs’e gelen Hz Ömer’e teslîm etmiştir.

Kudüs fâtihi olarak şehre giren Halife Hz Ömer, bir çöplük haline getirilmiş Mescid-i Aksâ’nın etrafını temizletti. Rasûlullah’ın ayak izinin bulunduğu o kutsal taşı (Hacer-i Muallak) bulmak için eteğinde taş taşımış, işçilerle beraber çalışmıştır. Mescid-i Aksâ’yı, Hacer-i Muallaka’nın kıble tarafına yaptırmıştır. Halka İslamı öğretmesi için Ubâde b. Sâmit’i kadı tâyin etmiştir.

Emevi halifesi Abdülmekil b. Mervan, Peygamberimizin mîrâca çıkarken bastığı kaya (sahra) üzerine, Kubbetüs-sahra’yı inşâ ettirdi. O gün bu gündür çoğu kişi onu Mescid-i Aksâ zannetti. Oğlu Velid b. Abdülmelik ise Mescid-i Aksâ’yı yeniden inşâ eden halife olmuştur.

 

 

İsrail’i korkutan hadis-i şerif

Ömer ibn-i Hamza (ra) bildirmiştir: “Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki:

“Sizler Yahûdîlerle muhakkak savaşacaksınız! Harp o kadar şiddetli olacaktır ki, hattâ taş: ‘Ey Müslüman! Şu arkamdaki bir Yahûdî’dir! Gel de onu öldür!’ diyecektir.”(Müslim, Kitab-ul Fiten H. 2239, 80)

Abdullah bin Ömer (ra) bildirdi: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu:

“Yahûdîler sizinle savaşacaktır! Fakat netîcede siz onlara musallat kılınacaksınız! Öldürme o kadar şiddetli olacak ki, bir kaya parçası: ‘Ey Müslüman! Şu arkamda duran kişi bir Yahûdî’dir. Onu öldür!’ diye haber verecektir.”(Müslim, Fiten, 81)

Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu:

“Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”(Müslim, Fiten, 82)

 

“Müslümanlar, Yahudilerle harp etmedikçe kıyamet kopmayacak. Harp olacak ve Müslümanlar onları yenip öldürecekler. Öyle ki, Yahudiler ağaç ve taşların arkasına saklanacaklar, o ağaç ve taşlar konuşarak, ‘Ey Müslüman, ey Allah’ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.’ diyecek. Sadece arkad ağacı haber vermeyecek, çünkü bu ağaç, onların ağacıdır.”

(Ennihaye, cilt 1, shf. 87, 103, 104, 117; İbni Mace, cild: 2, shf: 1363; Müslim, cild: 4 Shf: 2239)

 

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir