Ramazan

HOŞ GELDİN ORUÇ AYI RAMAZAN

Hoş geldin oruç ayı Ramazan... Sahabe-i ikram efendilerimiz; Ramazan ayına helalleşerek girerlermiş ki, oruçları kabul olsun. Oruçlarımızın kabul olması duasıyla haklarınızı helal ediniz, diyerek başlayalım.

Hoş geldin oruç ayı Ramazan… Sahabe-i ikram efendilerimiz; Ramazan ayına helalleşerek girerlermiş ki, oruçları kabul olsun. Oruçlarımızın kabul olması duasıyla haklarınızı helal ediniz, diyerek başlayalım.

Hoş geldin oruç ayı Ramazan

Kalem’ime eski Ramazan’ları yazayım dedim kabul etmedi. Ramazan’ın bilimsel, ilmi yönlerinden bahsetmek istedim! Geç onu dedi.

Çünkü her gün sağımızdan, solumuzdan yukarıdan, aşağıdan bebek, çocuk, kadın Müslüman kardeşlerimizin öldürüldüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. “öldüğü demiyorum” dikkatinizi çekerim! “öldürüldüğü diyorum”.

Bu mübarek ay süresince yine Dünya´nın dört bir yanında Türk, Kürt, Arap v.s olduğuna bakılmaksızın Müslüman kanı oluk oluk akıtmaya devam edeceklerdir.

Kâfir İsrail, Filistinli kardeşlerimizi katlederken ve Dünya´nın her yerinde Bosna’da, Doğu Türkistan’da, Afganistan, Suriye, Arakan, Keşmir’de oluk oluk Müslüman kanı akıtılırken, üstüne üstlük bir de, hala Müslümanlar terörist olarak gösterilmeye devam edeceklerdir.

Müslüman dünyasının bir kısmı kan gölü içerisinde yersiz, yurtsuz sefalet içerisinde yaşarken, önemli bir bölümü nemelazımcı, vurdumduymaz, hala uykuda, oyun oynaşta, umurumda mı dünya dercesine gaflet ve ihanet içerisinde yaşamaktadırlar.

Ey Müslüman; Sen her bir bardak kola’da, Starbucks da, her İsrail malında, Yudum Yudum Müslüman “kardeşinin kanını” içmektesin. Senin için tatlandırılmış ağzına midene uygun hilelerle!.

Hala İsrail malı satan yerler tıka basa dolu, hala evlerimizde onların markalarından vaz geçemiyoruz. Vay halimize…

Oysa Müslüman dünya aklını başına alsa, bir avuç İsrail’i bir kaşık suda boğacaktır.

Nice kavimler, zenginler, firavunlar bir kaşık suda, bir sinek vızıltısı altında bağıra bağıra Can verdiler. Malları, makamları servetleri, sahte sevgiler, çıkarcı dünya onları kurtaramadı

Ey sahte Müslüman; İstesen de, istemesen de bir gün senin, benim de rahatımız kaçacak. Bunun hesabı bizlerden mutlaka sorulacaktır.

Ben eskisi gibi yiyip içemiyorum, hareket edemiyor, bir çok hastalık ve yaşlılık belirtileri ile yaşıyorum. En azından sıcak evim yatağım var. Hastane, doktor ilaç tedavisi alabiliyorum. Oysa ‘ki; Filistin’de, Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz, dün yanında uyuyan çocuğunu, asırlık komşusunu bir daha göremiyor. Dağda, taşta, açlık, sefalet içerisinde gördükleri, yaşadıkları tek şey! “Her an, her gün, her lahza, ÖLÜM ve KAN”..

“VE YEDİ MİLYAR DÜNYA SEYREDİYOR”.!

Buna bırak Müslüman olmayı, hiç Bir insan yüreği dayanmamalı, bende dahil yürekler çatlamalıydı..

Ramazan Eğlenceleri, Etkinlikler, kutlamalar, içi boş göstermelik duygusal konuşmalar yapılacak, asla işin özüne, Ramazan’ın gerçek ruhuna uygun yaşamanın sırları anlatılmayacaktır.

Orucu bozan haller esprileri ile ramazanı anlamından ve bağlamından ayrı gösterme çabalarına yine şahit olacağız. Hocam, dayak yemek orucu bozar mı?. Fırça yedim, keffareti var mıdır? gibi nice zırvalamalar..

Kelli felli zengin Müslümanlar, fabrikatörler, vakıf’lar, dernekler Hacı amcalar, Ramazan’da iftar yemekleri verecekler. Bu sofralarda Fakir, gariban, emekli, işçi, kimsesizler yine yer bulamayacak. “Oysa komşusu aç iken tok duran bizden değildir” sünneti nerde kalacak.?

Sadece yemek vakitlerini değiştirmiş olmak durumuna düşmemek için, zorunlu olmadıkça sokağa çıkmamayı bile düşünen insanlarımız var. Çünkü; bizim sokaklarımıza da artık tam anlamıyla Ramazan gelmiyor..

Sözün özü; Hiç değilse bu Ramazan da öze dönelim, Ramazan aslına uygun yaşayalım. Maddi, manevi mağdur ve mazlum coğrafyada ki kardeşlerimizin yanında olalım.

Üstad, Necip Fazıl Kısakürek;
Namaz camiden çıkınca,
Hac Mekke´den dönünce,
Ramazan Oruç bitince başlar, demiş.

Ramazan’ımızı da Ramazan olmaktan çıkarmak için alçakça saldırılar, katliamlar hep oldu ve olacaktır. Yani it iliğini yapıyor. İt itliğini yapacaktır. Hain hainliğini, haham haham’lığını, kafir kafir’liğini yapacaktır.

“Mesele bu değil.! MÜSLÜMAN, Müslümanlığını yapabilecek mi” ?.
İşte asıl meselede bu…

Müslüman, Müslümanlığını yaptıktan sonra, kim ne yaparsa yapsın.
Ves-selam..!

Yazar: Ahmet Ali Canbaz

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün