Biyografi

Osman Hamdi Bey Kimdir, Kısaca Hayatı ve Eserleri

Ülkemizde Batılı anlamda ilk ressam Osman Hamdi Bey kimdir? Kısaca hayatı, biyografisi ve sanatçı kişiliği. En Önemli Eserleri nelerdir?

Ülkemizde Batılı anlamda ilk ressam Osman Hamdi Bey kimdir? Kısaca hayatı, biyografisi ve sanatçı kişiliği. En Önemli Eserleri nelerdir? Osman Hamdi Bey’in Sanatçı Kişiliği. Osman Hamdi Bey eserleri nerede sergileniyor? Osman Hamdi Bey nerede ve ne zaman öldü? Osman Hamdi bey hakkında merak edilen sorular, araştırılan gündem olan konular ve cevapları

Osman Hamdi Bey Kimdir?

(30 Aralık 1842, İstanbul – 24 Şubat 1910, İstanbul)

Osman Hamdi Bey, Osmanlı dönemi arkeolog, müzeci, ressam ve Kadıköy’ün ilk belediye başkanıdır. Oryantalizm akımının ve Türk resim sanatının öncülerinden Osman Hamdi Bey, ülkemizde Batılı anlamda ilk resmi yapan, resimlerde insan figürünü perspektife uygun şekilde kullanan ilk ressamdır. Batı terbiyesiyle yetişmiş ancak içinde bulunduğu kültürden uzaklaşmadan bunu eserlerine yansıtabilmiş döneminin en önemli ressamlarından biridir.

Aynı zamanda ilk Türk arkeoloğu olarak kabul edilen Osman Hamdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin 29 yıl müdürlüğünü yapmış ve müzeyi dünyanın sayılı müzeleri arasına girmesini sağlamıştır. Günümüzde resimleri ile gündeme gelse de ve her ne kadar ressam olarak bilinse de ömrünün ciddi bir kısmı arkeolojik kazılarda geçmiş, dünyaya eşine rastlanmayacak lahitler, arkeolojik kalıntılar armağan etmiştir. Osman Hamdi, çalışmalarından ve verdiği hizmetlerden dolayı çok sayıda akademik unvan, nişan ve madalya almıştır.

Kısaca Hayatı

Osman Hamdi Bey, 30 Aralık 1842 tarihinde ülkenin ilk maden mühendislerinden ve Osmanlı Devleti’nin Sadrazamı İbrahim Ethem Paşa’nın oğlu olarak İstanbul’da doğdu. Ailenin altı çocuğundan en büyüğü Osman Hamdi’dir.

Osman Hamdi, ilkokul öğrenimini İstanbul Beşiktaş’ta tamamladıktan sonra 1856 yılında Maarif-i Adliye mektebine başladı. Henüz 16 yaşında iken yaptığı kara kalem resimleriyle çevresinin ilgisini çekti. Resme olan ilgisiyle, babası ile gittiği Viyana’da müze ve sergileri ilgiyle izledi. Babası İbrahim Ethem Paşa, onu hukuk öğrenimi için 1860 yılında Paris’e gönderdi.

Paris’teki Öğrenimi

Fakat resim ve sanat tutkusundan asla vazgeçmedi. 12 yıl boyunca Paris’te hukuk öğrenimine devam ederken, Güzel Sanatlar Akademisi’nde dönemin ünlü ressamlarından Jean-Léon Gérôme ve Boulanger’in atölyelerinde resim çalışmalarına katılarak resim ve ressamlık eğitimi aldı.

Osman Hamdi Bey’in Paris’te bulunduğu dönemde Osmanlı Devleti resim öğrenimi için Şeker Ahmet Paşa ve Süleyman Seyyid’i Paris’e göndermişti. Bu üç kişi, Türk resim sanatının ilk kuşağıdır. Şeker Ahmet Paşa manzara resimlerine, Süleyman Seyyid natürmort ve Osman Hamdi ise daha çok oryantalist konular üzerine ve figür resmine eğilir.

Osman Hamdi Bey, 12 yıl kaldığı Paris’te sergilerde Osmanlı Hükümeti’nin temsilcisi olarak bulunmuştur. Ayrıca Paris’te pek çok Genç Osmanlı’yla tanışmış ve onların liberal fikirlerine maruz kalmasına rağmen onların siyasi faaliyetlerine katılmamıştır.

İstanbul’a dönüşü

Osman Hamdi Bey, Paris’te öğrenci iken tanışıp, 1869 yılında babasının onayını alarak İstanbul’a döndüğünde evlendiği Marie adlı Fransız eşi ile 10 yıl evli kaldı, Fatma ve Hayriye adında iki kızları oldu.

1869 yılında Türkiye’ye döndükten sonra Midhat Paşa’nın idari ekibinin bir parçası olarak Osmanlı’nın Bağdat vilayetine gönderildi, Bağdat Yabancı İşler Müdürlüğü’ne atandı. Burada Bağdat tarihi ve arkeolojisi ile ilgilendi ve şehrin çeşitli görünümlerini yansıtan tablolar yaptı.

1870’lerde Osmanlı bürokrasisinin üst kademelerinde çeşitli görevler aldı. Osman Hamdi, 1871’de İstanbul’a geri döndü ve Saray Protokol Ofisi müdür yardımcısı olarak çalıştı.

Osmanlı-Rus Harbi’nden sonra devlet memurluğundan ayrılan Osman Hamdi Bey, 1881’de Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) müdürü Anton Dethier’in ölümü üzerine padişahın şahsi emri ile müze müdürlüğüne atandı.

Kariyerindeki önemli bir adım, 1881’de İmparatorluk Müzesi’nin (Müze-i Hümayun) müdürü olarak atanmasıydı.

Müze müdürü olarak ilk işi müzeyi geliştirmek, arkeolojik keşif gezileri oluşturmak ve eski eserlerin yurt dışına götürülmesini yasaklayan bir tüzük hazırlamaktı. Yürürlükte bulunan 1874 tarihli “Asar-ı Atika Nizamnamesi”ni 1883 yılında yeniden düzenledi ve yürürlüğe soktu. Bu yeni düzenleme ile Batılı ülkelere Osmanlı topraklarından eski eser kaçırılmasını önledi.

1 Ocak 1882’de padişah II. Abdülhamit, tarafından Türkiye’nin ilk güzel sanatlar okulu olan Sanayi-i Nefise Mektebi’nin müdürlüğünde de görevlendirildi. Okul binasının tasarımını Mimar Alexandre Vallaury ile birlikte yapan Osman Hamdi, binanın inşası ve akademik kadronun kurulmasının ardından okulu 2 Mart 1883’te öğretime açtı.

Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) müdürlüğü görevindeyken Türk ekibi tarafından yapılan ilk bilimsel temelli arkeolojik araştırmaları gerçekleştirdi.

Arkeolojik kazıları arasında

  • 1883 Nemrut Dağı kazısı

Güneydoğu Anadolu’da Nemrut Dağı’ndaki Kommagene mezar-kutsal alanıdır. (Türkiye’de en çok turist çeken yerlerden biri ve bugün Adıyaman ilinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’dir)

  • 1887 Sayda (Sidon) kazısı

Lübnan’da Sidon Sayda’da keşfettiği lahitler ve antik eserler. Arkeoloji dünyasının başyapıtlarından sayılan İskender Lahiti olarak bilinen lahit, ancak bu lahitin, Sidon Kralı Abdalonymus veya aynı zamanda Babil valisi olan Pers soylu Mazaeus’un kalıntılarını içerdiği düşünülür.

  • 1891-1892 Lagina Hekate Kutsal Alanı

Güneydoğu Anadolu’da Nemrut Dağı’ndaki Kommagene mezar-kutsal alanıdır. Türkiye’de en çok turist çeken yerlerden biri ve bugün Adıyaman ilinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’dir.

Osman Hamdi Bey, yakın çevresinden oğlu ve kardeşini de çeşitli kazılarda görevlendirmişti. Oğlu Mimar Ethem Bey’in Tralles antik kentinde (Güzelhisar, Aydın) yaptığı kazılarda Antik Yunan tanrısı Artemis’e atfedilmiş bir tapınağın frizleri ile daha birçok eser ortaya çıkarıldı ve Müze-i Hümayun’a getirildi. Kardeşi Halil Ethem Bey’i de Aydın’da Alabanda ve Sidamara antik kentlerindeki kazılarının başında görevlendirdi. Müze memurlarından Makridi Bey, Rakka, Boğazköy, Alacahöyük, Akalan, Langaza, Rodos, Taşöz ve Notion kazılarını yürüttü.

Bu arkeolojik eserler ve buluntuların, mücevherlerin, onarılması ve sağlıklı bir şekilde korunup sergilenmesi amacıyla 1881’de Osman Hamdi Bey’in isteği üzerine Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak kurulan İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin inşasına başladı. Müze 13 Haziran 1891’de Osman Hamdi’nin başkanlığında resmi olarak açıldı.

Müzenin ziyarete açıldığı 13 Haziran günü halen ülkemizde Müzeciler Günü olarak kutlanmaktadır.

Osman Hamdi Bey

Osman Hamdi Bey’in isteği üzerine Çinili Köşk’ün karşısına dönemin ünlü mimari Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen ve Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak kurulan İstanbul Arkeoloji Müzeleri 13 Haziran 1891’de ziyarete açılmıştır. Müzenin ziyarete açıldığı 13 Haziran günü halen ülkemizde müzeciler günü olarak kutlanmaktadır.

Vefatı

Osman Hamdi Bey mezarı, kabri nerede?

24 Şubat 1910 tarihinde İstanbul Kuruçeşme’de yalısında 67 yaşında hayatını kaybetti. Ayasofya camiinde kılınan cenaze namazının ardından müzenin bulunduğu Çinili Köşk’e getirilen cenazesi, vasiyeti üzerine Gebze/Kocaeli Eskihisar’a götürülerek defnedildi.

Mezarının başına Bakanlar Kurulu kararıyla iki isimsiz Selçuklu taşı kondu. Sanatçının Eskihisar’daki köşkü 1987’den bu yana müze olarak hizmet vermektedir.

Sanatçı Kişiliği

Osman Hamdi Bey, ülkemizde Türk resim sanatına figürü bir kompozisyonun öğesi olarak uygun şekilde kullanan batılı anlamda ilk sanatçı ve ressamdır. O’nun sanatçı kişiliği arkeoloji alanındaki çalışmalara da önderlik etmiştir.

Osman Hamdi Bey’in eserlerinde oryantalist biçim ve titiz bir işçilik ve ayrıntı ön plandadır. Resim çalışmalarında fotoğraftan, kareleme yöntemi de kullanmıştır. Kendini de birçok kez model olarak kullanmıştır.

Osman Hamdi Bey açık havada çalışmaktan çok, akademik anlayışlı bir atölye ressamıdır. Yakın Doğu ve Uzak Doğu toplumlarının tasvirini, yapıtları oluşturan nesneleri, mekânları yakından görüp inceleme fırsatına sahip olmuştu.

Osman Hamdi Bey’in resimlerinde tekrar tekrar kullandığı simgesel eşyalar; kandiller rahleler, Kur’an muhafazaları, kitaplar, şamdanlar (farklı türlerde ve boyutlarda), halılar ve işlemeli örtüler, silahlar (tüfek, kılıç vb.), ayakkabılar, hat levhaları, musiki aletleri, tente ve şemsiyeler, köpekler ve kuşlar, lahitler (türbe iç mekanları), buhurdanlıklar ve buhur dumanı, çiçekler ve vazolar olarak sıralanabilir.

Osman Hamdi Bey’in eserlerin de kullandığı insan tiplemelerinde ise kendisi, karısı, çocukları ve aile çevresinden insanlar bulunmaktadır.

Ayrıntılarda aşırı gerçekçi olmasına karşın kompozisyonlarında ki tutumu mükemmeldir. Eserlerinin çoğunda kurgu montaj tekniğini kullanmış, bundan dolayı ayrıntılarda gerçekçi, kompozisyonlarda ise kurgucu olduğu söylenebilir.

Kadın figürleri de dönemin diğer ressamlarına göre farklı bir çizgi gösterir. Türbede Kadınlar, Okuyan Kadın, At Meydanı’nda Gezinti Yapan Türk Kadınları gibi resimlerinde dışarıya açılmış bir kadın imgesi işlemiştir. Porte çalışmaları da bulunur fakat bu resimler daha çok doğalcı yaklaşımla çizilmiştir. İzlenimcilik etkileri görülür.

Önemli Eserleri

Osman Hamdi Bey’in yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bir çok eseri günümüzde dünyanın bir çok yerinde sergileniyor. Kaplumbağa Terbiyecisi ve Kuran Okuyan Kıztablosu Osman Hamdi Bey’in en önemli eserlerindendir.

Bazı eserlerinin nerede olduğu ise henüz tam olarak bilinmiyor. Ayrıca Osman Hamdi, 1867 Paris Dünya Sergisi’ne bugün nerede oldukları bilinmeyen “Çingenelerin Molası”, “Pusuda Zeybek” ve “Zeybeğin Ölümü” adlı üç yapıtını göndermiştir.

Osman Hamdi Bey – Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)

İstanbul Pera Müzesi’ndeki Resimleri

Osman Hamdi Bey’in Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndaki beş eseri sergilenmektedir.

  • Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)
  • Gebze’de Çoban Mustafa Paşa Külliyesi (1880s)
  • Kökenoğlu Rıza Efendi (1871)
  • Pembe Başlıklı Kız (1904)
  • İki Müzisyen Kız (1880)

Sakıp Sabancı Müzesindeki Resimleri

Kuran Okuyan Hoca, Zeybek Portresi, Kokona Despina, Naile Hanım Portresi, Arzuhalci, Cami, Beyaz Vazoda Çiçekler, Portre eserleri İstanbul Sakıp Sabancı Müzesinde sergilenmektedir.

Kuran okuyan Kız (1880); Osman Hamdi Bey’in 1880 yılında yaptığı ‘Kuran Okuyan Kız’ tablosu Eylül 2019’da Londra’da Bonhams Müzayede Evi’nde 6.3 milyon sterline satıldı. Eser, ‘Türkiye’nin en pahalı tablosu’ unvanını aldı.

Osman Hamdi Bey – Kuran Okuyan Kız (1880)

İstanbul Hanımefendisi isimli eseri Viyana’da 1,5 milyon euro’ya satıldı.

Yeşil Cami’de Kuran Dersi tablosu ise Londra’da 4 milyon 640 bin sterline alıcı buldu.

Yurtdışı Müzerlerdeki Eserleri

Halı Satıcısı (Berlin Müzesi), Abıhayat Çeşmesi (Londra Müzesi), Silah Satıcısı (Londra Müzesi), Gezintide Kadınlar, (Boston Müzesi), Okuyan Erkek, (Liverpol Müzesi).

Diğer Eserleri

  • Kahve Ocağı (1879)
  • Haremden (1880)
  • Çarşaflanan Kadınlar (1880)
  • Vazo Yerleştiren Kız (1881)
  • Gebze’den Manzara (1881)
  • Çekik Gözlü Kız-Tevfika (1882)
  • Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız I
  • Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız II (1890)
  • Feraceli Kadınlar (1904)
  • Şehzade Türbesinde Derviş (1908)
  • Silah Taciri (1908)
  • Beyaz Entarili Kız (1908)
  • Sarı Kurdeleli Kız (1909)

 

Nukteler.com’u Facebook’ta takip edin…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı