Genel

Çanakkale Kahramanı Koca Seyyid

Çanakkale muharebeleri sırasında kaldırdığı 250 okka (276 Kg)’lık top mermisini kaldırıp taşımasıyla ünlenen ve tarihe geçen Koca Seyyit 1889 yılında Havran ilçesinin Çamlık (eski adı Manastır’dır) Köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Cuburoğulları ailesinden Abdurrahman annesi ise aynı köyden Emine Kadın’dır. Aynı köyden Şakir kızı Emine ile evlenerek beş çocuğu dünyaya gelmiştir. Cumhuriyet döneminde “Çabuk” soyadını almıştır.

Balıkesir’in Havran beldesinin Çamlık Köyü’nde Seyyid Onbaşı boğazı geçmeye çalışan düşman gemilerine vazifeli bulunduğu Kilidülbahir Mecidiyesi’ndeki topu ateşleyerek Çanakkale’de destan yazmıştır.

Seyyid Onbaşı’nın destanını Havran’da yaşayan Hüseyin dede şöyle anlatıyor; “İşte Allah bir nimet vermiş ona, o vazifeyi yapmak için, bir de ganimet kazansın maneviyattan diye Allah yardım etmiş ona. Başka türlü bu açıklanamaz. Çünkü kendi anlatıverirdi. Mermi 250 okka, vinç bozuk. ‘Ne duruyorsun Seyyid!’ diye bir ses geldi diyor. Fakat baktım insan minsan yok. ‘Bismillah’ dedim aldım, topun ağzına koydum diyor. O İngiliz’in amirallik gemisi, bando çalıyor, İstanbul’a geçecek…

Seyyid Onbaşı topu ateşlemesiyle, bacadan içeri koyduruyor mermiyi. Bir kara duman beliriyor. Büyük amilrallik gemisi batıyor. Daha sonra diğeri. Sonra kaçıyor İngilizler. Eh işte bu adamcık böyle yapıyor. Allah yardım ediyor ona.”

Seyyid Onbaşının bu muvaffakiyetinden sonra kendisine bir madalya takılır. Sırtında mermi olan meşhur resmini de hadiseden bir hafta sonra bir zabit gelerek çekmiştir. Bu fotoğraf, Çanakkale Cephesi’nden geriye kalan belki de en meşhur fotoğraflardan biridir. Önde Havran’lı Mehmet oğlu Seyyid  ve arkasında cephe arkadaşı Niğdeli Ali…

Seyid Onbaşı, 1915 tarihli Harp Mecmuasının ikinci sayısının kapağında neşredilen fotoğrafın hikayesini sonradan şöyle anlatmaktadır; “Aradan birkaç gün geçti, bir gün beni kumandanımız çağırmış, gittim. ‘Bunu sana Alman Generali göndermiş’ dediler. Göğsüme bir nişan taktılar, aha şu duvarda durur. Bir hafta sonra da paşalarla beraber bizim tabyaya bir resim zabiti geldi. Alaman Zabitiymiş. Benim resmimi çekecekmiş. Dolu mermiyi sırtıma kaldıramadım. Hırsım geçmiş, boşalttılar da öyle yüklendim. Sonradan kumandanımız bir kitap gösterdi. ‘Bak Seyyid, bu kitapta senin resmin var’, dedi. Baktım utandım doğrusu. Aslan gibi kumandanlarımız dururken, benim resmimi almışlar diye. Kitabın içine baktım, ferahladım. Orada benden başka arkadaşların resimleri de var.”

Çanakkale’de kahramanlaşarak adını tarihe yazdıran Havran’lı Seyit Onbaşı savaştan sonra köyünde odunculuğa devam etti ve 1939’da öldü.

Kaynak: Yenikıta Dergisi, Mart 2015

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir