NüktelerRisale-i Nur

Risale-i Nur’dan Vecizeler – Kısa Nükteler, Anlamlı Sözler

Risale-i Nur’dan Kısa Nükteli Sözler

Risale-i Nur Eserlerinden derlediğimiz vecizeleri ve güzel sözleri sizinle paylaşıyoruz…

Vecilerimizi Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin müellifi olduğu Risale-i Nur külliyatından derledik. Allah istifademizi arttırsın…

“Bu zamanın en büyük farz vazifesi, İttihad-ı İslâm’dır.”

Risale-i Nur – Hutbe-i Şamiye

* * *

“Ey insan! Senin nokta-i istinadın ancak ve ancak Allah’a olan imandır.”

Şualar, Yirmi Dokuzuncu Lem’adan İkinci Bab

* * *

Risale-i Nur ise der: “Her kim olursan ol; bak, gör. Yalnız gözünü aç, hakikati müşahede et, saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar”.

(Risale-i Nur)

* * *

“Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhyâ-yı din ile olur şu milletin ihyâsı. “

Sözler

Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.

Mektubat

* * *

Gıybet, ehl-i adâvet ve haset ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sahibi, bu pis silâha tenezzül edip istimal etmez. Nasıl meşhur bir zât demiş:

وَ اُكَبِّرُ نَفْسِى عَنْ جَزَۤاءٍ بِغِيْبَةٍ فَكُلُّ اِغْتِيَابٍ جَهْدُ مَنْ لاَ لَهُ جَهْدٌ

Yani, “Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silâhıdır.”

Mektubat

Hem Kur’ân’ı okumanın fâidesi, yalnız hafız olmak ve dünyada onunla bir makam kazanmak, bir maaş almak değil; belki herbir harfi, hiç olmazsa on hayrından tâ yüze, tâ binlere kadar Cennet meyvelerini, âhiret fâidelerini vermesini düşünüp ve ebedî hayatın rahatını ve saadetini temin etmek niyetiyle okumak lâzımdır.

(Emirdağ Lahikası – I)

* * *

Şimdi bulutlara bak:

Yağmurun şıpıltıları mânâsız bir ses olmadığına ve şimşek ile gök gürlemesi boş bir gürültü olmadığına kat’î delil ise, hâli bir boşlukta o acaibi icad etmek ve onlardan âb-ı hayat hükmündeki damlaları sağmak ve zemin yüzündeki muhtaç ve müştak zîhayatlara emzirmek gösteriyor ki, o şırıltı, o gürültü, gayet mânidar ve hikmettardır ki, bir Rabb-i Kerîmin emriyle müştaklara o yağmur bağırıyor ki, “Sizlere müjde, geliyoruz!” mânâsını ifade ederler. 

Risale-i Nur / Otuzüçüncü Söz



Şimdi göğe bak:

Gök içinde hadsiz ecramdan yalnız kamere dikkat et. Onun hareketi bir Kadîr-i Hakîmin emriyle olduğu, ona müteallik ve yeryüzüne ait mühim hikmetlerdir.

Risale-i Nur / Otuzüçüncü Söz

* * *

Aziz, sıddık kardeşlerim,

Sizin sebat ve metanetiniz, masonların ve münafıkların bütün plânlarını akîm bırakıyor.

Risale-i Nur

* * *

Avrupa ve Amerika İslâmiyetle hamiledir; günün birinde bir İslâmî devlet doğuracak. Nasıl ki Osmanlılar Avrupa ile hamile olup bir Avrupa devleti doğurdu.

(Risale-i Nur)

* * *

“Sen, ani ve fani zevklerin bekasını arıyorsun. Onun için, onun zevaliyle ağlamaya başlıyorsun. Kör hissiyatınla bu yanlışının tam tokadını yersin. Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.”

Emirdağ Lâhikası – I



Evet, nasıl ki eski zamanda İslâmiyetin terakkisi, düşmanın taassubunu parçalamak ve inadını kırmak ve tecavüzatını def etmek, silâh ile, kılınç ile olmuş. İstikbalde silâh, kılınç yerine hakikî medeniyet ve maddî terakki ve hak ve hakkaniyetin mânevî kılınçları düşmanları mağlûp edip dağıtacak.

Risale-i Nur

* * *

Zira, bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek akıl kabul ederse—halbuki kazanç ihtimali binde birdir—sonra yirmi dörtten bir malını, yüzde doksan dokuz ihtimalle kazancı musaddak bir hazine-i ebediyeye vermemek ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?

Risale-i Nur / Dördüncü Söz



Fâilsiz bir fiil ve müsemmâsız bir isim mümkün olmadığı gibi, mevsufsuz bir sıfat, san’atkârsız bir san’at dahi mümkün değildir.

Risale-i Nur

* * *

İnsan fıtraten gayet zayıftır. Halbuki herşey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.

Risale-i Nur / Sözler

* * *

“Evet, herşey ya hakikaten güzeldir, ya bizzat güzeldir, veya neticeleri itibarıyla güzeldir.”

Risale-i Nur

* * *

Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima sûret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür.

Münâzarat

* * *

Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedîd olan yeis rastgelir. Kuvve-i mâneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı (1) لاَ تَقْنَطُوا kılıncını istimal ediniz.

Münâzarat / Risale-i Nur


matiyye: binek hayvanı
himmet: ciddi çaba, gayret
şevk: istek, arzu
mübareze-i hayat: hayat mücadelesi
düşman-ı şedîd: şiddetli düşman
yeis: ümitsizlik
Kuvve-i mâneviye: manevi kuvvet
(1) : “Ümidinizi kesmeyin.” Zümer Sûresi, 53.
istimal: kullanma
* * *

“Evet, Kur’ân’ın düsturları, kanunları, ezelden geldiğinden, ebede gidecektir. Medeniyetin kanunları gibi ihtiyar olup ölüme mahkûm değildir. Daima gençtir, kuvvetlidir.”

(Sözler, Yirmi Beşinci Söz)



Lezâiz çağırdıkça, “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim”i düstur yapan Sanki Yedim namındaki bir mescidi yiyebilirdi, yemedi. (Mektubat)

* * *

Bir lokma kırk paraya, diğer bir lokma on kuruşa… Ağıza girmeden ve boğazdan geçtikten sonra birdirler. Yalnız birkaç saniye ağızda bir fark var. Müfettiş ve kapıcı olan kuvve-i zâikayı taltif ve memnun etmek için birden ona gitmek, israfın en sefîhidir. (Mektubat)

* * *

Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli, hoşgeldin demeli. Geçmiş lezâiz, ah vah dedirtir. Ah, müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş âlâm, oh dedirtir. O oh, muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir. (Mektubat)

* * *

Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız hergünün âlâmını çektirir, müterâkimi unutturur. (Mektubat)

* * *

Sıkıntı, sefahetin muallimidir. Yeis, dalâlet-i fikrin, zulmet-i kalb ruh sıkıntısının menbaıdır. (Mektubat)

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir