Genel

İslâm’da İman Amel İlişkisi

İslâm’da İman Amel İlişkisi. Kısaca iman nedir? Amel Nedir? İslam dininde ve Kuran’a göre iman ve amel hakkında bilgiler

İslâm’da İman Amel İlişkisi. Kısaca iman nedir? Amel Nedir? İslam dininde ve Kuran’a göre iman ve amel hakkında bilgiler

İslâm’da İman

İslâm dininde iman, Kelime-i Şehadet ile başlar ve Allah’ın varlığı ve birliğine kalben ve lisanen inanarak, imanın esaslarını kabul ederek Müslüman olunur.

Kur’an-ı Kerim’de iman meselesi birçok yerde amelle ilişkilendirilerek zikredilmiştir. İman eden bir Müslüman amellerini de imanının gereğine göre yapması, yaşaması Yüce Allah tarafından kurtuluşa ermekle, mükafatlandırılmakla, cennetle müjdelenmiştir.

İman Nedir?

İman, Sa’d-ı Taftazanî’nin tefsirine göre; “Cenâb-ı Hakkın, istediği kulunun kalbine, cüz-i ihtiyarının sarfından sonra ilka ettiği bir nurdur” denilmiştir.

İman, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın tebliğ ettiği dinin kesin ve belirli hükümlerini detaylı ve ayrıntılı olarak kabul ve tasdik etmekten hasıl olan bir nurdur.

“İnsanlardan öyle kimseler vardır ki Allah’a ve âhiret gününe iman ettik derler, halbuki onlar mü’min değillerdir.” (Bakara Suresi 8.Ayet)

Kur’ân’a iman, Kur’ân’ın Allah’tan nüzulüne iman demek olduğunu gösteriyor. Kezalik, Allah’a iman, Allah’ın vücuduna iman; âhirete iman, âhiretin gelmesine iman demektir. (İşârât-ül İ’caz)

Amel Nedir?

Amel ise; dinin emir ve yasaklarına uygun davranışlar, insanın iradesiyle yapılan sevap ve günah cihetinden yaptığı işlerdir.

Dünyada ve ahirette ceza ve mükafat olarak Allahu Teala’nın emrettiği, yapılmasını ve yapılmamasını insanlara bıraktığı bütün fiiller ve davranışlar amel ile belirlenir. Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde iyi ve sâlih amel işleyenler mükafatlarla müjdelenmiştir.

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُو

“Ey insanlar! Rabbinize ibadet ediniz.” (Bakara Suresi 21)

bu ayette insan, amel ve ibadete emredilmiştir.

İman ve Amel ilişkisini konu alan Kuran Ayetleri: 

  • Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. (Bakara Suresi 277)
  • (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. (Yunus Suresi 9)
  • İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. (Hud Suresi 23)
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız. (Ankebut Suresi 7)
  • İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına dahil edeceğiz. (Ankebut Suresi 9)
  • Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedî kalacakları Naîm cennetleri vardır. (Lokman Suresi 8)
  • İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. (Fatır Suresi 7)
  • Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan. (Tâhâ Suresi 112)

Amelin Gerekliliği ve İmanla Olan İlgisi

İslâm dininde Amel ile iman arasında çok yakın bir ilişki vardır. Kur’ân-ı Kerîm’in birçok âyetinde iman ile sahih amel yan yana zikredilmiş, müminlerin sâlih amelleri işleyerek maddî-mânevî yükselmeleri ve kulluk etmeleri emredilmiştir.

Kur’ân-ı Hakîmin nazarında, imandan sonra en ziyade esas tutulan takvâ ve amel-i salih esaslarıdır.

Takvâ, menhiyattan, Allah’ın yasakladığı şeylerden, haramlardan ve günahlardan kaçınmak ve sakınmaktır. Amel-i salih ise emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır.

İmana ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim salih amellerdir. Sâlih amel ise, maddî ve mânevî kul haklarına tecavüz etmemekle, Allah’ın emirlerini, dini yasaklarını ve farz ibadetleri gibi da bihakkın ifa etmekten ibarettir.

Düşünce, fikir ve kalp yönünden fiil ve hareket alanında amel işleyememiş olan kimse meyvesiz bir ağaca benzer. Kalpte mevcut olan iman ışığının parlaması ve imanın terakki etmesi salih amellerle mümkün olabilir.

Kur’ân-ı Hakîm, iman ve amel-i salihle, insanı aşağı derecelerden, sukuttan, âlâ-yı illiyyîne , yüce bir mertebeye çıkarır. Birçok Ku’an ayetinde kat’i ve kesin deliller ile çıkarmasını ispat ediyor.  İman ve Salih ameller ile insanın manevi terakkiyatına ve ruhun kemale ereceğine işaret ediyor.

Takvâ ise, Allah’ın yasakladığı şeylerden, haramlardan ve günahlardan kaçınmak ve sakınmaktır.

Bu zamanda insanı manevi yaralardan, yıkımlardan, kötü ve kalbe şüphe veren şeylerden korumak, muhafaza etmek için, takvâ bu tahribata karşı en büyük esastır.

Farzlarını yapan, büyük günahları işlemeyen, kurtulur. Büyük günahlar içinde boğulan insan için takva ve amel-i salih ile ihlasla amel etmek her Müslüman için gerektir.

Kur’ân-ı Kerim, takvâyı üç mertebesiyle zikretmiştir:

Birincisi, şirki terk, (Allah’a ortak koşmamak)

İkincisi, maâsiyi terk, (isyan ve günahları terketmek)

Üçüncüsü, mâsivâullahı terk etmektir. (Allah’tan başka herşeyi terketmek)

Tahliye ise, hasenat ile olur. Hasenat da, ya kalble olur veya kalıp ve bedenle olur veyahut mal ile olur.

A’mâl-i kalbînin şemsi, imandır.

A’mâl-i bedeniyenin fihristesi, namazdır.

A’mâl-i mâliyenin kutbu, zekâttır.

(İşârât-ül İ’caz)

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu