Esmaül Hüsna

El Mumît Esmasının Anlamı, Zikri ve Fazileti

El-Mumît Esması anlamı, El-Mumît ne demek? Allahu Teala'nın El-Mumît ismi Faziletleri ve Faydaları

El-Mumît Esması anlamı nedir? Allah’ın 99 ism-i şerifi Esmaül Hüsna olan Ya Mumît ne demek, zikri, fazileti nedir? Ebced değeri, zikir adedi ve günü

El-Mumît

Canlı bir mahlukatın ölümünü yaratan, öldüren

El-Mümît isminin ebced değeri ve zikir adedi 490 adettir. Zikir saati Merih, Zikir günü Salı’dır.

El-Mümît Esması Arapça

المميت 

El-Mumît isminin anlamı

Mümît ismi kelime anlamı olarak, ‘imâte’ yani ‘öldürme’ fiilinden gelmektedir. Her canlı varlık için ölüm gerçektir, haktır. Allah, hayatı ve ölümü yaratandır.

Mümit, isim olarak Kur’an’da geçmemekle birlikte, fiil olarak geçer. Mümit, canlı varlıkları öldürendir. Allah, her şeyi yaşatan ve öldüren, her şeye kâdir olandır. Allahu Teala’nın Hayy sıfatıyla varlıklara hayat verdiği, yaşattığı gibi, Mümît sıfatıyla yaşattığı varlıkları ve mahlukatı öldürendir.

“O, diriltir ve öldürür. Ve O’na döndürüleceksiniz.” (Yunus Sûresi 56. Ayet)

Ebced değeri ve zikir sayısı: 490
Zikir günü: Salı
Zikir saati: Merih (Öğleden 2 saat önce ve akşamdan 1 saat önce. Gece okumalarında tam gece yarısı)

El-Muhyî (Zikir Adedi: 68) – İhya eden, dirilten, can bağışlayan, sağlık ve hayat veren

El-Hayy (Zikir Adedi: 18) – Ezeli ve Ebedi Diri olan, tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi olan

El-Mumît (Zikir Adedi: 490) – Canlı bir mahlukatın ölümünü yaratan, öldüren

El-Mumît isminin Özellikleri, Fazileti ve Faydaları

Zalim ve düşmanların helaki için “Ya Mümît” ism-i şerifi her gün 490 defa okunur.

“Ya Mümît” ism-i şerifini her gün okumayı âdet edinen kimsenin manevi durumu gelişir. Ruhi ve manevi olarak mertebesi yükselir.

Her gün seherde veya güneş doğmadan önce 295 defa “Ya Mümît” ism-i şerifi 295 defa okunup dua edilirse okuyan kimse kötü huylardan ve haramlardan uzak olur.

 “Ya Mümit” Celle Celalühü ism-i şerifini her gün okumayı vird edinen kimse ibadetlerinden zevk ve feyiz alır, nefsi kendisine itaat eder, ibadetlere devamı ve isteği artar.

“Ya Mümit” ism-i şerifini zikretmeye devam eden kimse, nefsinin şerrinden emin olur. Allah okuyanı doğru, Hak yolda devam ettirir.

Düşman ve zalimlerin kötülüklerinden kurtulmak isteyen kimse El Mümît esmasının zikrine devam ederse düşmanlarının ve hasımlarının şerrinden korunur. Sevdikleriyle huzurlu olur.

El-Mümît esması düşmanların, kötü insanların, zalim ve zorbaların üzerine okunursa, okuyan kimse her durum ve şartta üstünlük sağlar. Düşman veya kötülük eden kimse ya mağlup olur ya da hastalık gibi dertlere giriftar olur.

Her gün 490 defa “Ya Mümit” Celle Celalühü esmasını zikreden kimselerin kalplerinde haram sayılan dünyevi aşklar ve şehvetler yok olur. Kötü adetlerden kurtulur, harama meyli kalmaz.

El Mümît esmasının zikrine devam eden kimse için kalplerde muhabbet hasıl olur. Kötü ve zorba zalimlere üstünlük sağlar.

El-Mümît ism-i şerifi geçen Kuran Ayetleri

El-Mümît ile ilgili Ayetler

Bakara Suresi 28. Ayet: Keyfe tekfurûne billâhi ve kuntum emvâten fe ahyâkum, summe yumîtukum summe yuhyîkum summe ileyhi turceûn(turceûne).
Meali: Allah’ı nasıl inkâr edersiniz? (Kıyamet günü sur’a üfürüldükten sonra) siz ölü idiniz. Sonra sizi (kıyamet günü) diriltti. Sonra sizi (sur’a ikinci defa üfürüldüğünde) öldürecek. Sonra sizi (sur’a üçüncü defa üfürüldüğünde) diriltecek. Sonra (İndi İlâhi’de) O’na döndürüleceksiniz.

Bakara Suresi 243. Ayet: E lem tera ilellezîne haracû min diyârihim ve hum ulûfun hazaral mevti, fe kâle lehumullâhu mûtû summe ahyâhum innallâhe le zû fadlin alen nâsi ve lâkinne ekseren nâsi lâ yeşkurûn(yeşkurûne).

Meali: Ölüm korkusuyla kendi diyarlarından çıkan binlerce kişiyi görmedin mi? Oysa Allah onlara: “Ölün.” dedi (böylece öldüler). Sonra da onları diriltti. Muhakkak ki Allah, insanlar üzerine elbette fazlın sahibidir. Lâkin insanların çoğu şükretmezler.

Nisa Suresi 18. Ayet: Ve leysetit tevbetu lillezîne ya’melûnes seyyiât(seyyiâti), hattâ izâ hadara ehadehumul mevtu kâle innî tubtul âne ve lâllezîne yemûtûne ve hum kuffâr(kuffârun). Ulâike a’tednâ lehum azâben elîmâ(elîmen).
Meali: Ve onlardan birine (kendilerine) ölüm gelinceye kadar seyyiat işleyenlerden (kötülük yapanlardan), “Gerçekten ben, şimdi tövbe ettim.” diyen birinin tövbesi, tövbe değildir. Ve kâfir olarak ölenlerin tövbesi de (tövbe değildir). İşte onlar, onlar için “elim azap” hazırladık.

Nisa Suresi 78. Ayet: Eyne mâ tekûnû yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fî burûcin muşeyyedeh(muşeyyedetin). Ve in tusıbhum hasenetun yekûlû hâzihî min indillâh(indillâhi), ve in tusıbhum seyyietun yekûlû hâzihî min indike. Kul kullun min indillâh(indillâhi). Fe mâli hâulâil kavmi lâ yekâdûne yefkahûne hadîsâ(hadîsen).

Meali: Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Hatta sağlam kalelerde olsanız bile. Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: “Bu Allah’tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah’ın katındandır.” Artık bu topluluğa ne oluyor ki söz anlamaya yanaşmıyorlar?

En’am Suresi 61. Ayet: Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn(yuferritûne).
Meali: Ve O, kullarının üstünde kahhardır (kuvvet ve güç sahibidir). Ve üzerinize muhafaza edici (koruyucu) gönderir. Sizden birinize ölüm gelince, onu resûllerimiz vefat ettirir. Onlar (bunu yaparken) kusur etmezler.

Tevbe Suresi 116. Ayet: İnnallâhe lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), yuhyî ve yumît(yumîtu), ve mâ lekum min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Meali: Semaların ve yerin mülkü muhakkak ki; Allah’ındır. Yaşatır (hayat verir) ve öldürür. Sizin için Allah’tan başka bir dost ve bir yardımcı yoktur.

Yunus Suresi 56. Ayet: Huve yuhyî ve yumîtu ve ileyhi turceûn(turceûne).
Meali: O, diriltir ve öldürür. Ve O’na döndürüleceksiniz.

Hacc Suresi 66. Ayet: Ve huvellezî ahyâkum summe yumîtukum summe yuhyîkum, innel insâne le kefûr(kefûrun).
Meali: Ve size hayat veren, sonra sizi öldürecek olan, sonra da sizi diriltecek olan, O’dur. Muhakkak ki insan, gerçekten nankördür.

Mu’minun Suresi 80. Ayet: Ve huvellezî yuhyî ve yumîtu ve lehuhtilâful leyli ven nehâr(nehâri), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
Meali: Ve hayat veren ve öldüren, O’dur. Ve gece ve gündüzün ihtilâfı (karşılıklı dönüşümü), O’na aittir (O’nun hükmüdür). Hâlâ akıl etmez misiniz?

Mu’minun Suresi 99. Ayet: Hattâ izâ câe ehadehumul mevtu kâle rabbirciûni.
Meali: Onların birine ölüm geldiği zaman: “Rabbim, beni geri döndür.” dedi.

Şuara Suresi 81. Ayet: Vellezî yumîtunî summe yuhyîni.
Meali: Ve beni öldürecek, sonra (da) beni diriltecek olan, O’dur.

Secde Suresi 11. Ayet: Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn(turceûne).
Meali: De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği, sizi vefat ettirecek (öldürecek). Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.”

Mu’min Suresi 68. Ayet: Huvellezî yuhyî ve yumît(yumîtu), fe izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn(yekûnu).
Meali: Hayat veren de öldüren de O’dur. O, bir işe hükmettiği (karar verdiği) zaman ona sadece “Ol!” der. Ve o, hemen olur.

Duhân Suresi 8. Ayet: Lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumîtu, rabbukum ve rabbu âbâikumul evvelîn(evvelîne).
Meali: O’ndan başka İlâh yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin ve evvelki (sizden önceki) babalarınızın Rabbidir.

Câsiye Suresi 26. Ayet: Kulillâhu yuhyîkum summe yumîtukum summe yecmeukum ilâ yevmil kıyâmeti lâ raybe fîhi ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

Meali: De ki: “Allah sizi yaşatır, sonra öldürür. Sonra sizi, hakkında şüphe olmayan kıyâmet günü (biraraya) toplar.” Ve lâkin insanların çoğu bilmezler.

Hadîd Suresi 2. Ayet: Lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), yuhyî ve yumîtu, ve huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Meali: Semaların ve arzın (yeryüzünün) mülkü O’nundur. Hayata getirir ve öldürür. Ve O, herşeye kaadirdir.

Risale-i Nur’da Mevt (Ölüm) Hakikatı

“Mevt dahi hayat gibi mahlûktur; hem bir nimettir” diye ifham ediliyor. Halbuki, zâhiren mevt inhilâldir, ademdir, tefessühtür, hayatın sönmesidir, hâdimü’l-lezzâttır. Nasıl mahlûk ve nimet olabilir?

Elcevap:

Birinci sualin cevabının âhirinde denildiği gibi, mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye bir davettir, bir mebde’dir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir.

Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdirledir. Öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdirle, bir hikmet ve tedbirledir.

Çünkü, en basit tabaka-i hayat olan hayat-ı nebâtiyenin mevti, hayattan daha muntazam bir eser-i san’at olduğunu gösteriyor.

Zira, meyvelerin, çekirdeklerin, tohumların mevti tefessühle, çürümek ve dağılmakla göründüğü halde, gayet muntazam bir muamele-i kimyeviye ve mizanlı bir imtizâcât-ı unsuriye ve hikmetli bir teşekkülât-ı zerreviyeden ibaret olan bir yoğurmaktır ki, bu görünmeyen intizamlı ve hikmetli ölümü, sümbülün hayatıyla tezahür ediyor. Demek çekirdeğin mevti, sümbülün mebde-i hayatıdır; belki ayn-ı hayatı hükmünde olduğu için, şu ölüm dahi hayat kadar mahlûk ve muntazamdır. (Mektubat)

Allah’ın 99 ismi ve Anlamları

Allahü Teala’nın Kuran-ı Kerim ve Hadislerde geçen 99 ism-i şerifi ve Türkçe Anlamları.. Büyük faziletleri bulunan Allah’ın 99 ismi sırasıyla Esmaul Hüsna

 

İlgili Diğer Konular

 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu