İslam Tarihi

Mekke’nin Fethi ve Önemi

Mekke'nin fethi ne zaman oldu? Fetih tarihi nedir? Mekke Fethi ve önemi hakkında sorularının yanıtları 

Mekke’nin fethi ne zaman oldu? Mekke Fetih tarihi nedir? Fetih Öncesi İslamiyet ve Mekke Fethi ve önemi hakkında sorularının yanıtları

Mekke’nin Fethi

İslam tarihi açısından en önemli olaylardan biridir. Mekke’nin fethi Miladi olarak 11 Ocak 630 tarihinde Mekke’de Müslümanlar ile Müşrikler arasında yapılmış ve Müslümanların kesin zaferi ve Mekke’nin alınmasıyla sonuçlanmıştır.

Fetih Tarihi

Ülkemizde son yıllarda Mekke’nin fetih tarihi 10 gün önceye çekilerek Miladi 31 Aralık – 1 Ocak’ta kutlanmaya başlandı. Mekke’nin fethi, tarihi kaynaklara göre; Hicrî takvime göre 20 Ramazan 8’de yani Hicretin 8. yılı gerçekleşmiştir. Bu Hicri tarih Milâdî takvime göre 11 Ocak 630 tarihine denk gelir.

Tarih: 11 Ocak 630
Bölge: Mekke
Sonuç: Müslümanların kesin zaferi, Mekke’nin alınması.

Fetih Öncesi İslamiyet’in İlk Savaşları

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav), peygamber olduğu andan itibaren İslamiyet’i yaymak adına pek çok faaliyette bulundu.

İlk zamanlar, İslam çağrılarını gizli yapan Peygamber Efendimiz, zamanla bu çağrısını Mekke’nin geneline yaydı ve Mekkeli müşriklerin büyük tepkisiyle karşılaştı. Bu dönemde Ümeyyeoğulları ve Mahzûmoğulları kabilelerinin tepkisiyle Müslümanlardan bazıları Habeşistan’a göç ettiler.

622 tarihinde ise, Hz. Peygamber ve Mekke’deki tüm Müslümanlar, Medine’ye hicret etmek zorunda kaldılar. Bu göç, tarihe “Hicret” ismiyle geçti.

Hicret’ten sonra Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasındaki kavga devam etti. Mekkeliler, Medine’den Mekke’ye giden ticaret kervanlarını yağmalayınca iki taraf arasında savaşlar yaşandı. Bedir Savaşı (624), Uhud Savaşı (625), Hendek Savaşı (626) savaşlarının ardından Medineliler, Hudeybiye Antlaşmasıyla Müslümanların varlığını tanımak zorunda kaldılar.

Hudeybiye Antlaşması

Hicret’ten sonra Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasındaki antlaşmadır. Hz. Peygamber (sav) ve ashabının Kabe’yi ziyaret maksadıyla Mekke’ye gitmek istemeleri ve bunun müşrikler tarafında engellenmesi üzerine çıkan olaylardan sonra Müslümanlar ile Mekke’li müşrikler arasında Hudeybiye Antlaşması yapılmıştır.

Ancak bu antlaşmaya rağmen Mekkeli Kureyşlilerin müttefiki olan Beni Bekir kabilesi bu antlaşmaya aykırı biçimde, Müslümanların himayesindeki Huzaa kabilesine saldırdı.

İslam Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) Mekke’ye haber göndererek, öldürülenlerin kan bedellerinin ödenmesini veya Beni Bekir kabilesiyle olan ittifakın sonlandırılmasını, aksi halde Hudeybiye Antlaşması’nın bozulmuş sayılacağını ve savaşa mecbur kalacaklarını bildirdi.

Bunun üzerine Mekkeliler, Peygamber Efendimiz’in teklifleri reddettiler ve harbe hazırlanacaklarını bildirdiler. Mekkeliler daha sonra fikir değiştirip Ebu Süfyan’ı Müslümanları bir barışa ikna etmesi için Medine’ye gönderdiler. Ancak görüşmelerden de hiçbir netice alınamadı.

Mekke Fethi Önemi 

Peygamber Efendimiz (sav), Mekke’nin kan dökülmeden fethedilmesini istiyordu. Bu amaçla Hicretin 8. yılı olan 630 yılında, Ramazan ayının 10. günü 12 bin kişilik büyük bir ordu ile Medine’den çıktı ve gizlice Mekke şehrini kuşattı.

İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sav), Hicret’in 8. yılı, Ramazan ayının 10. günü, 10 bin kişilik bir ordu ile Medine’den çıktı (1 Ocak 630).  20 Ramazan’da (11 Ocak 630) Hz. Muhammed ordusunu 4 kola ayırdı ve ordusuna şu emri verdi:

“Size karşı konulmadıkça, size saldırılmadıkça, hiç kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz, hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz.”

Hz. Paygamber (s.a.v) hareket emri verdi ve Fetih Suresi‘ni okuyarak Mekke’ye girdi. 3 kol herhangi bir direnişle karşılaşmazken Halid bin Velid’in komutasındaki 4. kol, İkrime bin Ebu Cehil önderliğindeki küçük bir saldırıyı geri püskürttü.

İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sav), Mekke’ye girer girmez genel af ilan edildiğini bildirdi. Ebu Süfyan’a bildirdiği şekilde, kimseye dokunulmayacağını ilan etti. Ardından içerisinde 360 put bulunan Kâbe’ye yöneldi. İsra Suresi’nin 81. ayetini okuyarak putları birer birer devirdi. Daha sonra da beraberindeki Müslümanlarla Kabe’yi tavaf etti.

Ve de ki: “Rabbim, beni (girilecek yere) doğru bir girdirişle girdir ve (çıkarılacak yerden) doğru bir çıkarışla çıkar ve Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.” De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.” (İsra Suresi 80-81)

Şüphesiz, sana Kur’an’ı farz kılan, seni dönülecek yere elbette döndürecektir… (Kasas Suresi, 85)

Önemi

Mekke Fethiyle birlikte Arabistan Yarımadasında Allah’a şirk koşan toplulukların ve cemiyetlerin varlığı sona ermiştir. Kabe ve civarı putlardan temizlenmiştir. Tevhid inancı kesin bir şekilde hakimiyetini ilan etmiştir.

Mekke’nin fethi ile birlikte Arabistan yarımadasında ilk İslam Devleti kurulmuştur. Bundan sonda da İslamiyet hızla yayılmaya başlamıştır.

Peygamber Efendimizin (S.A.V) Fetih Hutbesi

Mekke’nin fethinden sonra Kabe-i Muazzama putlardan temizlendi. Bütün halk Kabe’nin etrafında toplanmıştı.

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve selem) üç kere tekbir getirip, Allahu Teala’ya hamd ü senada bulunduktan sonra şöyle bir hutbe okudular:

Fetih Hutbesi

“Allah birdir. Ondan başka ilah yoktur. O’nun şeriki (ortağı) ve naziri (benzeri) yoktur. O Allahü Teala, va’dini yerine getirdi. Kuluna yardım etti. Aleyhimize toplananları yalnız başına hezimete uğrattı. Cahiliyete ait bütün gururlar, büyün kan ve mal davaları ayaklarımın altındadır. Onları mahvediyor, kaldırıyorum.

Ey Kureyş cemaati! Allahü Teala Hazretleri cahiliyet gururlarını, geçmişler ile gururlanmayı sizden uzaklaştırmış ve kaldırmıştır. Büyün insanlar Âdem’dendir. Âdem de topraktandır. Nitekim Allahü Teala buyuruyor ki – mealen – ‘Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ta ki tanışasınız diye. Allah’ın nazarında en ekreminiz , en şerefliniz Allahtan en çok korkanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.’ (Hucurat Suuresi 13. Ayet) Muhakkak ki Allah ve Resulü insanı sarhoş eden şeyleri haram kılmıştır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi ve selem), bu hutbesiyle Allah’ın birliğini, hak dinin esaslarını, insanlar arasında denklik ve mü’minler arasında kardeşlik olduğunu ilan etti. Bu hutbesinden sonra “Ey Kureyş cemaati’! Ey Mekkeliler! Ne dersiniz? Şimdi hakkınızda benim ne yapacağımı sanırsınız? Benden ne beklersiniz?” diye sordu.

Bütün Kureyş reisleri korkularından önlerine bakıyorlardı.

“Biz senden hayır ve iyilik bekleriz. Sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin. Kerem sahibi bir kardeş oğlusun.” dediler.

Resül-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve selem): “Benim halimle, sizin haliniz, Yusuf Aleyhisselam’ın kardeşlerine dediği gibi olacaktır. Yusuf Aleyhisselam’ın kardeşlerine dediği gibi ben de size: ‘Bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok. Allah sizi mağfiret etsin, O merhamet edenlerin en merhametlisidir.’ (Yusuf Suresi 92. ayet) diyorum, hepinizi affettim.” buyurdular ve Kureyş hakkında umumi bir af ilan etti.

Kaynak: Siyer-i Nebi – Muhtasar İslam Tarihi

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu