Video

Cübbeli Ahmet Hoca – İdris (As) İle Azrail (As)’ın Kıssası

Cübbeli Ahmet Hoca – İdris (As) İle Azrail (As)’ın Kıssası

 

Cübbeli Ahmet Hoca İdris (As) İle Azrail (As)’ın Kıssasını anlatıyor.

 

İdris (a.s) Kur’an-ı Kerîm’de adı geçen peygamberlerden biridir. Peygamberler silsilesinin ikinci halkasında bulunan İdris (a.s) Kur’an-ı Kerîm’de adı geçmeyen Şit/Sis (a.s)’den sonra peygamber olmuştur.

Kur’an-ı Kerîm’de yer alan İdris (a.s) hakkında dört ayet-i kerime vardır. Bunlardan ilk ikisi şu şekildedir:

“(Ey Muhammed)! Kitapta İdris’e dair söylediklerimizi de an. Çünkü o, dosdoğru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükselttik.” (Meryem, 19/56-57).

“(Ey Muhammed)! İsmail, İdris, Zü’l-kifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi. Onları rahmetimize kattık. Doğrusu onlar iyilerdendi.”(Enbiyâ, 21 /85-86).

İdris (a.s) hakkında indirilen bu ayetlerden onun; peygamber, dosdoğru, yüce bir mevkie yükseltilmiş, sabırlı, Allah’ın rahmetine kavuşmuş ve iyilerden olmak gibi niteliklere sahip olduğu görülmektedir.

Bir çok müfessir, ayette yer alan “Onu üstün/yüksek bir makama yücelttik”ifadesinden, onun göklere veya cennete çıkarıldığını anlamışlardır. (bk. Taberî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

İslam alimlerinin belirttiğine göre, İdris’in asıl adı “Uhnuh”dur ki, Kitab-ı Mukaddes’te “Honuk” olarak geçer.

Hz. İdris (as)’in de Hz. İsa (as) gibi göklere yükseltildiği ve hayatta olduğu kabul ediliyor. Nitekim bir rivayette şöyle denilmektedir:

“Dört zat vardır ki: hala hayattadır. Bunlardan Hızır ve İlyas yerde, Hz. İsa ve Hz. İdris de gökte hayat sürmektedirler.”(Bilmen, Ömer Nasuhi, Tefsir, IV/2034)

 

* * *
Hayat mertebeleri beştir. Hz. İdris (as) ise üçüncü mertebededir. Bu mertebeler ise:

1. Bizim hayatımızdır. Bizim hayatımızın devam edebilmesi için, yemek, içmek ve hava almak gibi zaruri ihtiyaçları görmek zorundayız.

2. Hz. Hızır ve İlyas ( a.s) hayatlarıdır ki, bir anda birkaç yerde bulunabilirler. Yemek içmek zorunda olmamakla beraber, istedikleri zaman yerler, içerler ve beşeri duruma girerler.

3. Hz. İdris ve İsa (a.s) hayatlarıdır. Bu zatlar beşeriyet ihtiyaçlarından uzaklaşmışlardır. Melek hayatına benzer bir mertebeye çıktıklarından, bizimle hiç münasebetleri olmaz.

4. Şehitlerin hayatıdır. Kur’an’ın ifade ettiği gibi, şehitleri hayatta olarak bilmemek gerekir. Çünkü onlar kendilerini ölü bilmedikleri için, kendilerini hayatta bilmektedirler. Ve kabir ehlinden farklı bir mertebede yaşamaktadırlar.

5. Kabir ehlinin hayat mertebeleridir. Ölülerin bile kendilerine münasip bir hayat mertebesinde oldukları imanın ve kur’anın ifadeleriyle sabittir.

(Said Nursi, Mektubat, Birinci Mektup)

* * *

Şit ve İdris aleyhisselam

Adem (Aleyhisselam)’dan sonra yer yüzüne Şit halife oldu. Şit, Allah’u Teala tarafından Adem’e, öldürülen Habil’e karşılık olarak verilmiştir.

Şit, salih bir insandı. Ömrünün sonuna kadar Mekke’de yaşadı. Kabe’yi ziyaret eder, ona saygı gösterirdi. Rivayete göre üç yüz yıl yaşamıştır.

İDRİS (Aleyhisselam)

Şit’ten sonra Peygamber İdris (Aleyhisselam)dır. İdris (Aleyhis-selam) kavmini, bir olan Allaha çağırmış olanları kötü işlerden sakın-dırmıştır. Ama kavmi onu dinlemediler ve ateşe tapmakta ısrar ettiler.

İdris (Aleyhisselam)’a Allah’u Teala on sahife verdi. O da bu ayet-leri kendi elleriyle yazıp kavmine okudu.

Rivayete göre ilk yazı yazan ve ilk elbise diken İdris (Aleyhis-selam)’dır. İlk defa terazi ve ölçeği tayin eden, ilk defa silah yapıp Allah yolunda savaşan da odur.

İdris (Aleyhisselam) geceleri uyumadan sabahlara kadar ibadet ederdi. Onun bu haline melekler hayran kaldılar ve Azrail onunla dost olmak için Allah’tan izin istedi. Allah’u Teala da ona izin verince, o da insan kılığında İdris (Aleyhisselam)’a geldi ve ona:

“Ben Azrail’im. İbadetinin çokluğu sebebiyle seninle arkadaş olmak istedim, bundan sonra benden bir şey dilersen onu hemen yaparım,” dedi. İdris (Aleyhisselam)’da:

“Senden tek dileğim var, o da canımı kabz etmendir, dedi. Azrail:

“Senin ömrün daha var, hem ben senin canını almaya gelme-dim” dedi. İdris (Aleyhisselam):

“Olsun sen al. Eğer yaşamam varsa Allah’u Teala beni yine diriltir” dedi. Azrail ise:

“Ben canları yalnız Allah’ın izni ile alırım” deyince, İdris (Aleyhis-selam):

“O zaman Allah’a yalvardı ve ölümünü istedi. Allah’u Teala duasını kabul edince, Azrail onun canını aldı, sonra yine diriltildi.

Aradan bir zaman geçince İdris (Aleyhisselam) dostu Azrail’e:

“Senden bir dileğim daha var, bana cehennemi göster,” dedi.

Azrail:

“Senin gücün onu görmeye yetmez, deyince, İdris (Aleyhisselam):

Ben ölüp yeniden dirildim. Hak Teala bana ebedi can verdi, bunun için ben cehennemi görmeye dayanabilirim” dedi.

Azrail (Aleyhisselam):

“Sana onu göstermem, Allah’u Teala izin vermeyince mümkün değildir” dedi.

Ve İdris (Aleyhisselam) Allaha dua edip cehennemi görmeyi dile-yince, Allah’ ta Azrail’e izin verdi.

O da İdris (Aleyhisselam)’ı alıp cehennemi ve nasıl azap edildiğini gösterdi. İdris (Aleyhisselam)cehennemin şiddetini görünce ondan Allah’a sığındı ve geri döndüler.

Aradan bir müddet geçince İdris (Aleyhisselam) bir gün Azrail’e:

“Ey kardeş, senden son bir dileğim daha var. O da bana cenneti göstermendir” dedi. Azrail:

“Bu isteğin Allah’tan izinsiz olmaz” dedi. İdris (Aleyhisselam) he-men onu Allah’tan diledi. Allah’u Teala dilediğini kabul edince, Azrail onu alıp cennete götürdü.

Cennet bekçisi Rıdvan, “insan ölmeden cennete giremez” diye-rek izin vermedi. İdris (Aleyhisselam):

“Ben öldüm, tekrar dirildim” dedi. Azrail’de: “Evet ben şehadet ederim ki bu öldü” dedi. Rıdvan da:

“Tamam doğrudur, ama Allah’tan izinsiz biz kimseyi içeri alama-yız” dedi.

Sonra Allah’tan ferman geldi ve cennetin sekiz kapısı açıldı, onlar da içeri girdiler. Azrail ona sekiz cenneti de gezdirdi. Çıkmak için kapıya geldiklerinde İdris (Aleyhisselam) çıkmak istemedi.

Bekçi Rıdvan:

“Adem oğlu ölüp tekrar dirilmedikçe, sorgu suale çekilmedikçe, cehennemi görmedikçe cennette kalamaz” dedi.

İdris (Aleyhisselam):

“Ey Rıdvan! Ben makamımın cennet olduğunu bildim. Ölmem gerekliyse öldüm, cehennemi gördüm, şimdi de burada kalmak istiyo-rum” dedi.

O zaman Allah’u Teala Rıdvan’a:

“Onu incitme, nasıl dilerse öyle olsun, buyurunca Rıdvan onu hali üzere bıraktı. İdris’te cennette kaldı. Hala daha oradadır. Başka bir rivayette, dördüncü kat semada canlı olarak bulunmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu