Kuran-ı Kerim

Tegabün Suresi

Teğabün Suresi, Medine döneminde inmiştir. 18 âyettir. Sûre, adını 9. âyette geçen “et-Teğâbun” kelimesinden almıştır. Teğâbun, aldanma demektir. Kur’an-ı Kerim’in 64. suresidir. İnanmayanların aldanışları, Kıyamet gününde açıkça ortaya çıkacağı için bugüne “Yevmü’t-Teğâbun (aldanma günü)” denmiştir.

iMAM MAHiR Teğabün Suresinin tamami Sesli Dinle

64. Sure : Tegabun Suresi  Hakkında Bilgi

Tegabun Suresi: Sure ismini, 9. ayette geçen “tegabun” kelimesinden almıştır. Tegabun aldanma, gaflete düşme anlamına gelmektedir. Ayette kıyametten bahsedilirken, insanların o gün aldanmış olduklarını fark edecekleri için kıyamete “tegabun günü”, yani “aldandığının ve gaflete düştüğünün farkına varma günü” denilmektedir. “Yüsebbihu” kelimesiyle başladığı için Müsebbihat surelerinden biridir. 18 ayetten oluşan sure, Medine’de inmiştir. Mekke’de indiğini söyleyen alimler de olmuştur. Mushaftaki sıralamada 64., nüzul sırasına göre ise 107. suredir.

Surenin temel konuları;  Din ayrılıkları, Ahirete iman, Hesaba iman, Kitaba iman, Kadere iman, Allah’ın inananları affetmesi, İnkarcıların durumları, Aile içi din ayrılıkları, Mal ve evladın imtihan vesilesi olması, Mal ve paradan sarf etmek (infak).

TEĞÂBÜN SÛRESİ
Kur’an-ı Kerim’in altmışdördüncü suresidir. Ondokuz ayet, dörtyüzyirmibir kelime ve binyetmiş harften ibarettir. Fasılası, ra, dal, nun ve mim harfleridir. Medenî surelerden olup, Tahrim suresinden sonra nazil olmuştur. Adını dokuzuncu ayetinde geçen “Teğâbun” kelimesinden almıştır. İbn Abbas ve Ata b. Yesar ilk onüç ayetin Mekke’de diğerlerinin Medine’de nazil olduğunu söylemişlerdir (Alûsî, Ruhu’l-Meânî, Kahire (t.y), XVIII, 119).

Sure, Medenî olmakla birlikte son bölümü hariç Mekkî surelerin özelliklerini taşımaktadır. Allah Teâlâ’nın, mülkün sahibi olduğunu, her şeyi O’nun yarattığı ve kalplerde saklananlara kadar her şeyi bildiği gibi hususlar zikredilerek, O’nun varlığı, gücü ve kudreti hakkında şüphesi olanlar uyarılmaktadır. Ayrıca, geçmişte helak edilmiş kavimlerin haberlerinin birer ibret vesilesi olması gerektiği bildirilerek, onların helâklerinin sebebi olan şey olarak, kendilerine gösterilen apaçık mucizelere karşı peygamberlerini yalanlamaya devam etmiş olmaları gösterilmektedir.

Her şey Allah’ı tesbih eder. Mülk O’na aittir ve O her şeye kadirdir. Sure bu gerçeği vurgulayarak başlamaktadır:

“Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. Mülk O’nundur. O her şeye kadirdir” (Tegabün 1.Ayet)

 

 

 

Teğabün Suresi’nin Faziletleri

  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim Teğabün Suresini okursa, ansızın ölmekten kurtulur.”(Ebu Suud Efendi, Ebû Suud Tefsiri (İrşâdü Aklis-Selim), 8/259)
  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) uyumadan önce Müsebbihat (İsra, Hadid, Haşr, Cuma, Saff, Teğabün ve A’la) Surelerini okurdu.(Ebu Davud, Edeb, 17; Tirmizi, Fedailül-Kur’an, 21)
  • Nefes darlığına karşı suya 7 defa okunur ve bu sudan içilir.
  • Eşyanın muhafazası için 7 kere okunur.
  • Şerrinden korkulan kimsenin yanına girmeden okunursa, bi-iznillah o kişiye iyilikten başka bir şey yapmayacaktır.

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

Tegabun Suresi Arapça, Latin Harfli Okunuşu Ve Türkçe Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

Besmele

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Teğabün Suresi (Okunuşu ve Türkçe Meali)

  1. يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
    1. Yusebbihu lillehi mē fîs-semēvēti vemē fil erd. Lehul mülkü velehul hamdu vehuve alē külli şeyin gadîr.
    1. Göklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah’ı tesbih ederler. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O her şeye kâdirdir.
  2. هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ فَمِنكُمْ كَافِرٌ وَمِنكُم مُّؤْمِنٌ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
    2. Huvellezî [k]halegaküm feminküm kēfiruv-veminüm mü’minuv-vallâhu bimē teğmelûne basîr.
    2. Sizi yaratan O’dur. Böyle iken kiminiz kâfir kiminiz de mümindir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
  3. خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ
    3. [K]halegas-semēvēti vēl erda bil haggi vesavveraküm feehsene suveraküm veileyhil masîr.
    3. Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Size suret verip, suretlerinizi de en güzel şekilde yapmıştır. Dönüş O’nadır.
  4. يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
    4. Yağlemu mē fîs-semēvēti vēl erdi veyağlemu mē tusirrûne vemē tuğlinûne vallâhu alîmum bizētis-sudûr.
    4. Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah göğüslerin özünü bilendir.
  5. أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِن قَبْلُ فَذَاقُوا وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
    5. Elem ye’tiküm nebeullezîne keferû min gablu fezēgû vebēle emrihim velehum azēbun elîm.
    5. Daha önce inkâr edip de, yaptıklarının cezâsını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem verici bir azap da vardır.
  6. ذَلِكَ بِأَنَّهُ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُوا أَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوا وَّاسْتَغْنَى اللَّهُ وَاللَّهُ غَنِيٌّ حَمِيدٌ
    6. Zelike biennehu kēnet te’tîhim rusuluhum bil beyyinēti fegâlû ebeşerun yehdûnenē fekeferû vetevellev vēsteğnēllâh. Vallâhu ğaniyyun hamîd.
    6. O azabın sebebi şudur: Onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Onlar ise: “Bizi bir beşer mi doğru yola götürecekmiş?” dediler ve inkâr edip yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, hamde lâyıktır.
  7. زَعَمَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَن لَّن يُبْعَثُوا قُلْ بَلَى وَرَبِّي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
    7. Zeamellezîne keferû el-len yub’asû gul belē verabbî letubasunne sümme letunebbeunne bimē amiltum vezelike alēllâhi yesîr.
    7. Kâfirler öldükten sonra aslâ diriltilmeyeceklerini iddiâ ettiler. De ki: “Hayır! Rabbime yemin ederim ki mutlaka diriltileceksiniz. Sonra da yaptıklarınız hiç şüphe yok ki size haber verilecektir. Bu, Allah’a göre pek kolaydır.”
  8. فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَالنُّورِ الَّذِي أَنزَلْنَا وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
    8. Feâminû billehi verasûlihi vēnnûrillezî enzelnē vallâhu bimē teğmelûne [k]habîr.
    8. Allah’a, Peygamber’ine ve indirdiğimiz o nura (Kur’an’a) inanın. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
  9. يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذَلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ وَمَن يُؤْمِن بِاللَّهِ وَيَعْمَلْ صَالِحاً يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَداً ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
    9. Yevme yecmeuküm liyevmil cemi zeelike yevmut-teğâbuni vemen yu’mim billeehi veyeğmel sâlihay-yukeffir anhu seyyiētihi veyud[k]hilhu cennētin tecrî min tehtihel enhēru [k]hâlidîne fîhē ebedee. Zelikel fevzul azîm.
    9. Kıyamet günü için sizi topladığı zaman, işte o gün kimin aldandığının ortaya çıktığı gündür. Kim Allah’a iman etmiş ve sâlih amel işlemişse, Allah onun günahlarını örter ve onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Orada ebedî kalırlar. İşte en büyük kurtuluş budur.
  10. وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ خَالِدِينَ فِيهَا وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
    10. Vēllezîne keferû vekezzebû biâyētinē uleike eshâbun-nēri [k]hâlidîne fîhē vebi’sel masîr.
    10. İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar ateş ehlidirler ve orada ebedî kalacaklardır. Ne kötü gidilecek yerdir orası!
  11. مَا أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَمَن يُؤْمِن بِاللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
    11. Mē esâbe mim musîbetin illē biiznil-lehi vemey-yu’mim billeehi yehdi galbeh. Vallâhu bikülli şeyin alîm.
    11. Allah’ın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez. Kim de Allah’a inanırsa ona hidayet eder, gönlünü doğruya yöneltir. Allah her şeyi bilendir.
  12. وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَإِنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ
    12. Veetîûllâhe veetîûr-rasûle fein tevelleytum feinnemē alē rasûlinel belēğul mubîn.
    12. Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Eğer yüz çevirecek olursanız biliniz ki, Resul’ümüze düşen apaçık bir tebliğdir.
  13. اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
    13. Allâhu lē ilehe illē huve vealēllâhi felyetevekkelil mu’minûn.
    13. Allah öyle bir Allah’tır ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. Müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.
  14. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ وَأَوْلَادِكُمْ عَدُوّاً لَّكُمْ فَاحْذَرُوهُمْ وَإِن تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
    14. Yē eyyuhellezîne âmenû inne min ezvēciküm veevlēdiküm aduvvel leküm fēhzerûhum vein teğfû vetesfehû veteğfirû feinnel-lehe ğafûrur-rahîm.
    14. Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının! Affeder, kusurlarına bakmaz, günahlarını örterseniz, şüphe yok ki Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
  15. إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاللَّهُ عِندَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ
    15. İnnemē emvēluküm veevlēduküm fitnetuv-vallâhu indehû ecrun azîm.
    15. Şüphesiz ki mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah’ın yanındadır.
  16. فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَاسْمَعُوا وَأَطِيعُوا وَأَنفِقُوا خَيْراً لِّأَنفُسِكُمْ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
    16. Fēttegûllâhe mēstetağtum vēsmeû veetîû veenfigû [k]hayral-lienfusiküm vemen yûga şuhha nefsihî feuvleike humul muflihûn.
    16. Gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkun. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak mallarınızdan infak edin. Kim nefsinin mala olan hırs ve cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
  17. إِن تُقْرِضُوا اللَّهَ قَرْضاً حَسَناً يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ
    17. İn tugridûllâhe garden hasenen yudâifhu leküm veyeğfir leküm vallâhu şekûrun halîm.
    17. Eğer Allah’a güzel bir ödünç takdiminde bulunursanız, Allah onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını verendir, ceza vermekte acele etmeyendir.
  18. عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
    18. âlimul ğaybi vēşşehēdetil azîzul hakîm.
    18. Görüleni görülmeyeni bilendir, Aziz’dir, hükmünde hikmet sahibidir.

Tegabun, Tegabun Suresi, Tegabun Suresi Türkçe, Tegabun Suresi Hakkında, Tegabun Suresi Kur’an Meali, Tegabun Suresi Oku, Tegabun Suresi Dinle Kuran-ı Kerim, Tegabun Suresi Dinle, Tegabun  Suresi Hakkında Bilgi, Tegabun Suresi Faziletleri, Türkçe Meali ve Açıklaması, Tegabun Suresi Oku, Tegabun Suresi Kuran Meali, Tegabun suresi arapça, Tegabun Dinle, Tegabun Suresi Tefsiri, Tegabun Anlamı, Tegabun Fazileti, Tegabun nedir, Tegabun hakkında, Tegabun Anlamı
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir