Nükteler

Necip Fazıl’dan Nükteler

Necip Fazıl’dan Nükteler

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’ten hazır cevaplar

Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış.
Çıkıp her zamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş…
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl’a
“Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz… Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir… bu ne demek oluyor? ”
Necip Fazıl’ın cevabı parmak ısırtacak bir cevap olur “Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar”

* * *

Necip Fazıl’a, “Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?” diye sormuşlar. “Evet geçirir” demiş. Bunun üzerine “deveyi mi küçültür, yoksa iğneyi mi büyültür?” demişler. Necip Fazıl, İlahi kudretin sonsuzluğunu ifade babında, şu cevabı vermiş:– Ne deveyi küçültür, ne iğneyi büyültür. Gökteki yıldızları senin göz bebeğine sığdırdığı gibi, vızır vızır geçirir.

* * *

Mahkemede hakim, Necip Fazıl’a:
– Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
– Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?

* * *

Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış. Tabi Necip Fazıl oruç ama Nazım Hikmet değil. Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun kenarındaki zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl’a demiş ki:

-‘Şunun haline bak, oruç tutmaktan ne hale gelmiş’ demiş. Tabi Necip üstad altta kalır mı hemen cevabı yapıştırmış:
-‘Aaa Nazım sen bilmiyor musun Hayvanlar oruç tutmaz…

* * *

Üstad hapishanede koğuşunda iken aynı koğuşa Nazım Hikmet getirilir,Nazım Hikmet Üstadı görünce gülerek ” sendemi buradasın? Şu haline bak maymuna dönmüşsün” der…Üstat, karşısında duran Nazım Hikmet e cevabı yapıştırır… ” Ben de pencereye dönerim…

En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri ve Sözleri

 

Üstad Necip Fazıl Kısakürek bir gün konferans verirken salonda bulunanlardan birisi kürsüye salatalık fırlatır. Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek:
“- Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın” der.

* * *

Bir gün Anadolu davasının savaşçısı olan arkadaşını son yolculuğuna uğurlamak amacıyla gitmiş olduğu ziyarette, arkadaşının hastalığı epeyce ilerlemiştir. Artık son demlerini yaşayan arkadaşı titremekli haliyle şairimize “hoş geldin” der. Bu hal karşısında ise arkadaşına verdiği cevap manidardır:

“Ne titriyorsun. Sen ve ben herkesin Allah lafzını ağzına almaktan korktuğu bir devirde bu işin bayraktarlığını yaptık. Durma, vur kapıyı, gir içeri”

* * *

Üstad Necip Fazıl her zamanki gibi odasında günlük makalelerinden birini yazıyormuş
Yanına bir talebesi gelmiş ve bir rüyasını anlatmaya başlamış;
Üstadım rüyamda bütün otlar Allah’a(c.c) secde ediyordu ama tütün etmiyordu.
Üstad talebesine bakmış ve demişki ;
O zaman getirin o kafiri yakalım.

* * *

Bir gün bir komünist güya düşünme istidadında biri, bana dedi ki:

“-İslam’ı takdir ediyorum, her şeyiyle harika…”

“-Eeee!….”

“-Ama iktisadi doktrini yok!…”

O komüniste dedim ki:

“-Sana birşey söyleyeceğim şimdi, herşeyi anlayacaksın. Tıpkı bir elmadaki erimiş lezzet gibi… İslamda bütün iktisadi dava (ama onu çözebilmek, lifini bulabilmek lazım…) maden suyunda demir gibi; bünyede erimiş olarak mevcuttur. Ne mutlu onu görebilene!…

“Beninki benim, seninki de senin!…” Bu ŞERİATTIR.

İkincisi “Seninki senin, benimki de senin!…” Bu TARİKATTIR.

Üçüncüsü:”Ne seninki senin ne benimki benim… Herşey Allah’ın..” Bu da HAKİKATTIR.

Komünist muhatabım o kadar tahassüs sahibi oldu ki, gözleri yaşla doldu. Fakat, ne inceleyen, ne soran, ne ayıklayan, ne bakan, ne eden var bu memlekette. Sadece mağrur bir cehalet.

(Dünya Bir İnkılap Bekliyor eserinden alıntıdır…)

Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?

 

Benim “Bab-ı âdî” dediğim yer… Kuruluşundan bugüne tamamen bize zıt bir müessese… Tanzimattan beri, birkaç sözde ismi Türk ve müslüman insan… Fakat hakikatte yahudi sermayesi, emperyalizm dâvası, âdet ve an’anemizi bozma gayesi ve onun plânı… O matbuat o gün bugün terakki ede ede gelmiştir.

Bir gün, bir gazete, benim için “İşte, sen ancak on – onbeş bin satarken biz yüzbin satarız!..” gibilerden bir yazı yazmıştı.
Cevap verdim:
“Sen yüzbin değil, beş milyon da satabilirsin. Beş milyon fahişe işleten bir umumhane beş milyon kişinin vicdanına hükmettiğini iddia edemez!.. Ama benim onbeş bin kişim, öyle onbeş bin kişi !

(Yolumuz, Halimiz, Çaremiz Konferansından)

* * *

Üstad’ın çalışma odasına giren bir yazar üstadın çalışma odasına göz attıktan sonra:

-Hayrola üstad çalışma odanda hiç kitap yok, siz hiç kitap okumaz mısınız? diye soru sorduğunda, Üstad şu cevabı verir:

-Sen hiç süt içen inek gördün mü?

* * *

Necip Fazıl’la Nazım Hikmet’in kaldıkları aynı hapishanede, tek kişinin geçebileceği koridor varmış

Koridordan Necip Fazıl geçerken karşıdan Nazım Hikmet te geliyormuş. Yaklaştıklarında Nazım Hikmet: “Ben Köpeklere yol vermem” demiş.
Sukunetini koruyan Üstad ise kenara çekilerek “Ben yol veririm.” demiş

* * *
Birgün büyük şair Necip Fazıl Kısakürek kendisine: İslamiyet denince burnuma ayak kokusu gelir!..”diyen ihtiyar gazeteciye;
”Senin o burnuna gelen, İslamiyetin değil; kendi ciğerinin pis kokusudur. Sen bir mücerredi, bir müşahhastan ayıramayan ahmaksın!…” der..

* * *

Birgün üstad Necip Fazıl’a Nazım hikmet yine laf atar, gazetecilere konuşurken üstad için “alçak adam” der. Gazeteciler üstad’a gelir:
Nazım hikmet sizin hakkınızda alçak dedi derler.
Üstadın cevabı :
“Alçağın da bir seviyesi var, çukur adam…”

* * *

ALLAH’IN BİLDİĞİNİ KULDAN SAKLAMAMAK!

Kayseri’deydik, Büyük Doğu teşkilatında… Bir adam getirdiler, “şununla iki kelime konuş!” dediler bana… Adam geldi. Elinde sigara, Ramazan günü… Anladım ne tip olduğunu…

Hitap ettim:

“- Sigaranı at da öyle gel karşıma!”

Gayet ucuz bir formülü vardır bu işin… Günün hemen bütün formülleri gibi…

O da aynı şekilde cevap verdi:

“- Allah’ın bildiğini kuldan niye saklıyayım?”

Bu umumî formül…

Devam ettim:

“- Allah senin tenasül aletin olduğunu da biliyor. Niye saklıyorsun?”

Bozuldu, kala kaldı, hiçbir şeye aklı eremedi. “- Senin bu susman mağlûp olman değildir. Şimdi seni mağlûp edeyim dedim; Allah’ın bilmediği bir şey olabilir mi?.. O her şeyi biliyor. Yalnız senin, Allah’ın bildiğini, yalnız ondan af dileyerek ona tahsis etmen ve onun bildiği şeyi ortaya açıkça, hayâsızca dökmemeni gerektiren bir fakülteye malik olman lâzım… Sen bundan da mahrum bir bedbahtsın!..”

(Necip Fazıl Kısakürek, Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu isimli konferansından iktibastır… )

* * *

KURANA GÖRE EVRİM TEORİSİ

Süleyman Ateş’in ‘Kuran’a göre Evrim Teorisi var’ diye bir yazı çıkarması üzerine Necip Fazıl :

“Maymunun insandan geldiği iddasında bu adam şöyle bir vesika gösterebilir: “Bana bakın da insanlardan neler gelebileceği üzerinde ibretle düşünün; ve artık maymunun da insandan gelmiş olduğunu kabul edin !

* * *

TRENİ KAÇIRMAK

Üstad Yenilgi ve mağlubiyeti kabul etmezdi. Bir gün bir tren istasyonunda onun sinirli sinirli gezdiğini gören bir hayranı (bazı rivayetlere göre onu sevmeyen biri) sorar:
– Ne oldu Üstad, treni mi kaçırdınız?
Üstad böyle bir ithamı kabul eder mi? Treni kaçırmak bir eksiklik, bir yenilgidir.
– Kovdum gitti, der.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu