Kuran-ı Kerim

Mutaffifin Suresi

Kuran-ı Kerim'in 83. suresi olan Mutaffifin Suresi, Mekke'de nazil olmuştur ve 36 ayettir. Mutaffifin Suresi Anlamı, Arapça-Türkçe okunuşu ve Diyanet Meali

Kuran-ı Kerim’in 83. suresi olan Mutaffifin Suresi, Mekke’de nazil olmuştur ve 36 ayettir. Mutaffifin Suresi Anlamı, Arapça-Türkçe okunuşu ve Diyanet Meali

Mutaffifin Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 36 âyettir. Sûre, adını ilk âyette geçen “el-Mutaffifîn” kelimesinden almıştır. Mutaffifîn, ölçüde ve tartıda hile yapanlar demektir.

83. Sure Mutaffifin Suresi

Hakkında Bilgi

Sure adını, birinci ayetteki “Mutaffifîn” kelimesinden alır. Mutaffifin kelime anlamı olarak, ölçü ve tartıda hile yapanlar anlamına gelmektedir.

Birinci ayette geçen Mutaffifin kelimesinden dolayı bu ismi almıştır. 36 ayetten oluşan sure, Ankebût suresinden sonra, Mekke’de İnmiştir; Mekke döneminde inen son suredir. Medine’de ilk inen sure olduğuna ve bir kısmının Mekke’de bir kısmının ise Medine’de indiğine dâir rivayetler de vardır. Mushaftaki sıralamada 83., nüzul sırasına göre ise 86. suredir.

Sure 36 ayettir. Sure 169 kelime ve 751 harften ibarettir. Mushaf’taki sırasına göre 83. iniş sırasına göre ise Kur’an-ı Kerim’in 86. suresidir. Sure, Mekke’de nazil olmuştur. Bu sure lafız ve hacim bakımından “Mufassal” surelerdendir.

Konusu

Surenin temel konuları; Ticarette dürüstlük ve ticaret ahlakı, Siccin ve illiyyun, Müşriklerin Kur’an’a “esatirul evvelin” demeleri, günahların kalpleri öldürmesi, idrak yanılması konuları anlatılmaktadır.

Surede ayrıca ölçü ve tartıyı hileli yapanlara cehennemde nasıl bir ceza verileceğini belirtir.

Mutaffifin Suresi’nin Fazileti ve Faydaları

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mutaffifin Suresi hakkında şöyle buyurmuştur

Her kim Mütaffifin suresini (vird olarak)okursa, Allah’u Teala cennette ona el değmemiş saf bir içecekten içirir.”(Ebûl-Leys Semerkandî, Tefsirul-Kur’ân, 6/393; Kâdı Beyzâvî, Beyzâvi Tefsir (Envârut-Tenzîl ve Esrârut-Te’vil), 2/583)

  • Maddi ve Manevi sıkıntıdan kurtulmak için okunur. Sıkıntılı olan kişi okursa, sıkıntısı gider.
  • Ağlayan çocuğu susturmak için 5 defa okunur.
  • Ticaret kazancı bereketli olması ve rızık için 7 kere okunur.
  • Her Kim Sıkıntılı ve Stresli Anlarında Mutaffifin Suresini okursa, Allahu Teala’nın izniyle sıkıntıları yok olur.
  • Huzursuz ve Sürekli ağlamaklı bebekleriniz için Mutaffifin suresini 7 kere zikredin,
  • Kazancınızın En Yüksek Seviyeye Ulaşması İçin, Yapılan bütün ticaretlerin karlı bir şekilde son bulması için Mutaffifin suresi bolca okunur.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

Mutaffifin Suresi Arapça, Latin Harfli Okunuşu Ve Türkçe Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

Besmele

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

1. وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ
1. Veylüllil mutaffifîn.
1. Eksik ölçüp tartanların vay haline,

2. الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُواْ عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
2. Ellezîne izēktēlû alennēsi yestevfûn.
2. Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.

3. وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
3. Veizē kēlûhum evvezenûhum yu[k]hsirûn.
3. Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.

4. أَلَا يَظُنُّ أُولَئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ
4. Elē yezunnu ulēike ennehum meb’ûsûn.
4. Yoksa onlar, diriltileceklerini sanmıyor mu?

5. لِيَوْمٍ عَظِيمٍ
5. Liyevmin azîm.
5. Büyük bir günde,

6. يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ 
6. Yevme yegûmun-nēsu lirabbil âlemîn. 
6. İnsanların, âlemlerin Rabbi için kalkacağı günde.

7. كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٍ
7. Kellē inne kitēbel fuccēri lefî siccîn.
7. Hayır; fâcir olanların kitabı, şüphesiz “Siccîn”dedir.

8. وَمَا أَدْرَاكَ مَا سِجِّينٌ 
8. Vemē edrâke mē siccîn.
8. “Siccîn”in ne olduğunu sana öğreten nedir?

9. كِتَابٌ مَّرْقُومٌ
9. Kitēbum-mergûm.
9. Yazılı bir kitaptır.

10. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
10. Veyluy-yevmeizil-lil mukezzibîn.
10. O gün, yalanlayanların vay haline.

11. الَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ
11. Ellezîne yukezzibûne biyevmid-dîn.
11. Ki onlar, din gününü yalanlıyorlar.

12. وَمَا يُكَذِّبُ بِهِ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
12. Vemē yükezzibu bihi illē kullu muğtedin esîm.
12. Oysa onu, ‘sınır tanımaz, saldırgan’, günahkar olandan başkası yalanlamaz.

13. إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
13. İzē tutlē aleyhi ēyētunē gâle esētîrul evvelîn.
13. Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: “Geçmişlerin masallarıdır” dedi.

14. كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ
14. Kellē bel râne alē gulûbihim mē kēnû yeksibûn.
14. Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.

15. كَلَّا إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ
15. Kellē innehum an rabbihim yevmeizil-lemehcûbûn.
15. Hayır; gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek-yoksun tutulmuşlardır.

16. ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَحِيمِ
16. Sümme innehum lesâlul cehîm.
16. Sonra onlar, kuşkusuz Cehennem’e yollanacaklardır.

17. ثُمَّ يُقَالُ هَذَا الَّذِي كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ
17. Sümme yugâlu hēzellezî kuntum bihî tükezzibûn.
17. Sonra onlara: “İşte sizin yalanladığınız (şey) budur” denir.

18. كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
18. Kellē inne kitēbel ebrâri lefî illiyyîn.
18. Hayır; ebrar olanların kitabı, “İlliyîn”dedir.

19. وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ
19. Vemē edrâke mē illiyyûn.
19. “İlliyîn”in ne olduğunu sana öğreten nedir?

20. كِتَابٌ مَّرْقُومٌ
20. Kitēbum-mergûm.
20. Yazılı bir kitaptır.

21. يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ
21. Yeşheduhul mugarrabûn.
21. Ona yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar şahid olurlar.

22. إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
22. İnnel ebrâra lefî neîm.
22. Gerçek şu ki, ebrar olanlar, elbette nimetler içindedirler.

23. عَلَى الْأَرَائِكِ يَنظُرُونَ
23. Alel erâiki yenzurûn.
23. Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmektedirler.

24. تَعْرِفُ فِي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعِيمِ
24. Teğrifu fî vucûhihim nedraten-neîm.
24. Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinden tanırsın.

25. يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ
25. Yusgavne mir-rahîgim-me[k]htûm.
25. Onlara mühürlü, katıksız bir şaraptan içirilir.

26. خِتَامُهُ مِسْكٌ وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ
26. [K]hitēmuhû misk… Vefî zēlike felyetenēfesil mutenēfisûn.
26. Ki onun sonu misktir. Şu halde yarışmak isteyenler, bunun için yarışsınlar.

27. وَمِزَاجُهُ مِن تَسْنِيمٍ
27. Ve mizēcuhû min tesnîm.
27. Onun karışımı “tesnim”dendir.

28. عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَ
28. Ayney-yeşrabu bihel mugarrabûn.
28. Bir kaynak ki, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar ondan içer.

29. إِنَّ الَّذِينَ أَجْرَمُوا كَانُواْ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا يَضْحَكُونَ
29. İnnellezîne ecramû kēnû minellezîne ēmenû yedhakûn.
29. Doğrusu, ‘suç ve günah işleyenler,’ kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi.

30. وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
30. Ve izē merrû bihim yeteğâmezûn.
30. Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi.

31. وَإِذَا انقَلَبُواْ إِلَى أَهْلِهِمُ انقَلَبُواْ فَكِهِينَ
31. Ve izengalebû ilē ehlihimungalebû fekihîn.
31. Kendi yakınlarına döndükleri zaman neşeyle dönerlerdi.

32. وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوا إِنَّ هَؤُلَاء لَضَالُّونَ
32. Ve izē raevhum gâlû inne hēulē ledâllûn.
32. Onları gördükleri zaman ise: “Bunlar, elbette şaşkın-sapıklardır.” derlerdi.

33. وَمَا أُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظِينَ
33. Ve mē ursilû aleyhim hâfizîn.
33. Oysa kendileri, onların üzerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.

34. فَالْيَوْمَ الَّذِينَ آمَنُواْ مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
34. Fēlyevmellezîne ēmenû minel küffēri yedhakûn;
34. Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler;

35. عَلَى الْأَرَائِكِ يَنظُرُونَ
35. Alel erâiki yenzurûn.
35. Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek sûretiyle.

36. هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ 
36. Hel suvvibel küffēru mē kēnû yef’alûn.
36. Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin ‘feci karşılığını gördüler mi?’

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı