Gündemİslam

Kuran-ı Kerim’de Kloroplast Mucizesi

Allah (c.c), insanların ve hayvanların yiyeceklerini bitkilerin, bitkinin yeşil fabrikalarında (yeşil bölgelerinde) üretildiklerini beyan eder.

Kuran-ı Kerim’de Kloroplast Mucizesi, En`âm Suresi 99. Ayet-i Kerimede geçen bitkideki yeşil madde ve fotosentez, Kloroplastlar

Allahu Teala, 1400 yıl önce Kuran-ı Kerim’de insanların ve hayvanların yiyeceki bitkilerin yeşil fabrikalarında ürettiklerinden aldıklarını bildirdi.

İslam’ın bilim ve pozitif ilimlerle olan ilişkisi İslam dünyasında özel ve önemli bir yere sahiptir.

İslam dünyasında Kur’an’ın bilimsel bulguları insanların bu bilgilere ulaşmasından çok daha önceki bir tarihte açıkladığı veya işaret ettiği ve bu sebeple Ku’an mucizesinin hala günümüzde dahi ortaya çıktığına birer delil ve işarettir.

Bu bilgilerden birisi olarak Kuran’da fen ve botanik ilimleri kapsamında, ayetler ışığında insanoğlunun yakın tarihte keşfettiği bitki fotosentezi ve yeşil bitki ifadesini inceleyeceğiz.

Fotosentez Nedir?

Fotosentez, bitkilerin ve diğer bazı canlı organizmaların, genellikle güneş olmak üzere ışık kaynaklarından enerji elde ettikleri süreçtir.

Kuran-ı Kerim’de Kloroplast Mucizesi

Allah (c.c), insanların ve hayvanların yiyeceklerini bitkilerin, bitkinin yeşil fabrikalarında (yeşil bölgelerinde) üretildiklerini beyan eder.

Bitkideki bu yeşil imalat alanları, büyümenin başlangıcında bitki tarafından kurulur ve bitkinin ışığı kullandığı Kuran’ın “خَضِرًا” (yeşil madde, filiz) olarak ifade ettiği klorofil içeren botanikçiler “Kloroplastlar” olarak adlandırılmıştır.

“خَضِرًا” (kHadir) kelimesi Arapça olarak ‘yeşil’ anlamına gelmektedir.

Bitki ışığı enerji ve kimyasal enerjiye dönüştürür ve sonuçta bahçelerde ve tarlalarda gördüğümüz çeşitli tahıl, meyve ve diğer bitki örtüsünün üretimine ve büyümesine yol açar.

Kuran-ı Kerim’de, En`âm Suresi 99. Ayet-i Kerimede, Allah (c.c) dikkatimizi şu gerçeklere çeker:

En`âm Suresi 99. Ayet

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَىْءٍ فَأَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِرًا نُّخْرِجُ مِنْهُ حَبًّا مُّتَرَاكِبًا وَمِنَ ٱلنَّخْلِ مِن طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّٰتٍ مِّنْ أَعْنَابٍ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشْتَبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ ۗ ٱنظُرُوٓا۟ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَيَنْعِهِۦٓ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكُمْ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Arapça Okunuşu; Ve huvellezî enzele mines semâi mâ’(mâen), fe ahrecnâ bihî nebate kulli şey’in fe ahrecnâ minhu hadıran nuhricu minhu habben muterâkibâ(muterâkiben), ve minen nahli min tal’ıhâ kınvânun dâniyetun ve cennâtin min a’nâbin vez zeytûne ver rummâne muştebihen ve gayre muteşâbih(muteşâbihin), unzurû ilâ semerihî izâ esmere ve yen’ıh(yen’ıhî), inne fî zâlikum le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne).

Anlamı: O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı. Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. (Kur’an 6: 99)

Ayette de belirtildiği üzere bu yeşil fabrikalarda büyümenin başlangıcıyla bitki filizlenir ve yeşil filiz olarak bitki görünür.

Bitki tohumundan veya vücudunun bir kısmındaki su ile büyümeye, üremeye başlar. Allah (c.c.), her türlü bitkinin üremesi ve büyümesi için gökten yağmuru gönderir. Sonra bitkinin meyve ve diğer kısımlarını üretmek için gerekli bileşenler bu yeşil fabrikalarda üretilir.

Bu olay botanikçilerin fotosentez sürecini anlaması için araştırma ve çalışma yaptıkları 300 yıllık bir dönemden sonra anlaşılabilmiştir. İlk fotosentez olayının anlaşılması MS 1600 yılına kadar insanlık için bilinen ve anlaşılabilen bir şey değildi.

Fotosentez ilk ne zaman keşfedildi?

Fotosentez 1600’lerde bir Belçikalı kimyager, fizyolog ve doktor olan Jan Baptista van Helmont tarafından kısmen keşfedildi. Helmont, topraklı bir tencereye diktiği ve kontrollü bir ortama yerleştirdiği söğüt ağacını içeren 5 yıllık bir deney yapmıştı.

Botanikçilerin fotosentez sürecini anlamak için botanik fizyolojisi alanında çok sayıda araştırma ve deney yaptıkları 300 yıllık araştırmadan sonra MS 1600’e kadar insanlara açığa çıkmadı.

MS 1804’te İsviçreli kimyager Nicolas-Théodore de Saussure, fotosentez olayında iki tür gaz alışverişi olduğunu ilan etti.

Bitkinin yeşil kısımlarında gerçekleşen bu olayın biri ışıkta, diğeri karanlıkta olmak üzere bitkinin CO2’yi emerek O2’yi serbest bıraktığını keşfetti.

Daha sonra bu alanda sürekli daha fazla keşifler yapıldı.

1845’de Alman doktor ve fizikçi Julius Robert von Mayer, bitkiler ve hayvanlar tarafından kullanılan orijinal enerji kaynağının güneş olduğunu ve bitkiler tarafından emilen ışık enerjisinin fotosentez yoluyla kimyasal enerjiye dönüştürüldüğünü söyledi.

Fotosentez Denklemi

1862-64 yılları arasında Julius Sachs, ışığın etkisi altında ve klorofil ile ilgili olarak nişastanın nasıl üretildiğini araştırdı.

1930’larda Cornelis Van Niel, fotosentez için genel denklemi önerdi:

CO2 + 2H2A + Işık enerjisi → [CH2O] + 2A + H2O

Bu nihayet bugün yaygın olarak kullanılan basitleştirilmiş genel denklem ortaya çıktı;

6CO2 + 6H2O + güneş enerjisi —-> C6H12O6 + O2

Bitki, bu bileşenler ve organeller vasıtasıyla fotosenteze başlar. Bütün bunlar, hücresel duvar, amino asitler, proteinler, lipitler, hormonlar, pigmentler vb. gibi bu maddeler, insanların ve hayvanların beslendiği tüm bitki parçalarını yapmak için gerekli maddelerdir.

Her ne kadar fotosentez farklı türler tarafından farklı şekilde gerçekleştirilse de, işlem her zaman ışıktan gelen enerji yeşil klorofil pigmentleri içeren reaksiyon merkezleri olarak adlandırılan proteinler tarafından emildiğinde başlar.

Kloroplast ve Fotosentez

Kuran Mucizesi

Bitki fizyolojisi alanındaki bilimsel araştırmacılar, yeşil maddenin (kloroplastlar) ışık enerjisini emdiğini ve çeşitli meyveler üretmek için onu kimyasal enerjiye dönüştürdüğünü keşfettiler. Bu keşif, 20. yüzyıla kadar 300 yıl boyunca süregelen çalışmalardan ve çeşitli deneylerden sonra gerçekleştirildi.

Bu tahıl, meyve ve ağaç üretim süreci, çıplak gözle görülemeyen ve botanikçiler tarafından ancak bilginler tarafından yapılan uzun süreli sürekli araştırma ve çalışmalardan sonra bilinen kloroplastların büyük eksenine paralel dizilen ve madeni para gibi dizilmiş diskler şeklinde bulunan ‘Tilakoid’ zar sisteminde gizli olan ve bilinmeyen bir sırdı.

Her çeşit meyve, ağaç ve bitki örtüsünün büyümesi ve üremesi için temel maddeyi oluşturan karbonhidrat üreten bu küçük yeşil madde, ancak kesin bilimsel araştırma sonuçlarından sonra ilan edildi.

Kur’an-ı Kerim on dört yüzyıl önce, hiçbir bilimsel araştırma ekipmanının olmadığı bir zamanda okur-yazar olmayan bir ulus arasında çöl ortamında yaşayan okuma yazma bilmeyen bir Peygamber tarafından ayetle bu şekilde açıklandı.

Kur’an-ı Kerim Ayeti “yeşil madde” den bahsetmeden veya başka bir kelime ile de açıklayabilirdi ve o maddenin temel rolünü bilen biri dışında hiç kimse buna itiraz etmeyecekti. Kur’an-ı Kerim her zaman olduğu gibi en doğruyu en veciz bir şekilde söyledi ve insanlara sırrı bulmak için yol gösterdi.

Ayet şu şekilde bitiyor;

“Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır.” (Kur’an, En`âm Suresi 6: 99)

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün