Genel

12 Mart İstiklal Marşının Kabulü

İstiklal Marşı kabulü nasıl gerçekleşti? 12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulü kabulü ile ilgili tarihi detaylar!

Türk Milletinin bağımsızlığı ve egemenliğini temsil eden en önemli değerlerin başında İstiklal Marşı gelmektedir.

2019 yılı itibariyle kabul edilmesinin üzerinden 98 yıl geçen İstiklal Marşı, Kurtuluş Savaşı dönemi, yazılış hikayesi Türk Milletinin en önemli milli değerleri arasında olan İstiklal ve Kurtuluş mücadelesi hakkında kaleme alınan İstklâl Marşı ile ilgili yazımızı sizler için derledik…

İstiklal Marşı 98 yaşında! Bugün 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü

İstiklâl Marşı’nın Kabulü

Son derece derin bir anlam ve önem taşıyan İstiklal Marşı 12 Mart 1921 tarihinde Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınmıştır.

İstiklal Marşı’nın kabulü, Maarif Vekaleti tarafından Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ve ordunun moralini her daim yüksek tutmak amacıyla düzenlenen bir yarışmadan sonra gerçekleşmiştir.

Peki, İstiklal Marşı nasıl yazıldı? 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü nasıl gerçekleşti? İşte, 12 Mart 1921 yılında kabul edilen milli marşımız olan İstiklal Marşı’nın yazılış hikayesi…

İstiklâl Marşı’nın Yazılışı

İstiklâl Marşı Nasıl Yazıldı?

Kurtuluş Savaşı’nın başlarında, İstiklâl Harbi’nin millî bir ruh içerisinde kazanılması amacıyla ordudan bir istiklal marşı yazılması isteği gelir. Bunun üzerine 1921’de Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı) 500 lira ödüllü bir güfte yarışması düzenler.

Maarif Vekaleti’nin düzenlediği yarışmaya toplam 724 şiir katılır. Eser gönderenler arasında Kazım Karabekir, Hüseyin Suat Yalçın, İsak Ferrara, Muhittin Baha Pars ve Kemalettin Kamu gibi tanınmış isimler de vardı.

Kurtuluş Savaşı (1920-1923) yılları arasında Burdur milletvekili olarak 1. TBMM’de yer alan Mehmet Akif’in “Milletin başarılarının para ile övülemeyeceğini” düşündüğü için yarışmaya katılmak istemediği bilinir.

Maarif Vekaleti, yarışmaya gönderilen 724 şiirden 6’sını seçerek bastırdıktan sonra milletvekillerine dağıtır. Ancak bu şiirleri yeterli bulmayan dönemin Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey, yarışmaya para ödülü için katılmadığını öğrendiği Mehmet Akif’e 5 Şubat 1921 tarihinde davet bir mektup yazarak kendisinden yarışmaya katılmasını rica eder.

Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey, Mehmet Akif Ersoy’u ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna eder.

Mehmet Akif’in yarışmaya konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiçbiri yeterli bulunamamış ve en güzel şiiri Mehmet Âkif’in yazacağı kanısı mecliste hâkimdir. Mehmet Âkif’in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine bazı şairler şiirlerini yarışmadan çekerler.

Mehmet Akif, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’in kendisine yazdığı davet mektubu üzerine fikrini değiştirerek Ankara’daki Taceddin Dergahı’ndaki odasında, Türk Ordusuna hitap ettiği şiiri kaleme alır ve bakanlığa teslim eder.

Mehmet Akif yazdığı şiirde, şair Kurtuluş Savaşı’nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, Hakk’a, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirmiştir.

Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Âkif’in şiirinin önce cephede asker arasında okunmasına karar verir. Batı Cephesi Komutanlığına gönderilen şiir, askerin beğenisini kazanır.

Ünlü şair Mehmet Akif’in orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat 1921 tarihinde Hakimiyet-i Milliye, Sırât-ı Müstakîm ve Sebilürreşad gazetelerinde yayınlanır ve 12 gün sonra ise Konya’da Öğüt gazetesinde yer alır.

12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü

Yarışmaya katılan ve ön elemeyi geçen yedi şiir 12 Mart 1921‘de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Başkanvekili İstanbul Milletvekili Dr. Adnan (Adıvar) Bey başkanlığında yaptığı toplantıda tartışmaya açılır.

Mehmet Âkif’in şiiri meclis kürsüsünde Hamdullah Suphi Bey tarafından okunup ayakta dinlenir. Şiir okunduğunda milletvekilleri büyük bir heyecan ve beğeni ile karşılanır. Diğer şiirlerin okunmasına gerek görülmez. Bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Akif’in şiiri coşkulu alkışlarla 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17:45’te ulusal marş olarak kabul edilir.

Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17:45’te ulusal marş olarak kabul edilir.

Mehmet Akif’in şiiri, İstiklal Marşı olarak kabul edilir.

İstiklâl Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin millî marşıdır. Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921’de Birinci TBMM tarafından “İstiklâl Marşı” olarak kabul edilmiştir.

 

İSTİKLAL MARŞI’NIN 10 KITASI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeliEbedî
Yurdumun üstünde benim inlemeli

O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

İlgili Diğer Konular

 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu