İlmihal

Şevval Ayı Orucu Nedir, Fazileti nelerdir ve Nasıl Tutulur?

Ramazan Ayı bittikten sonra tutulan Şevval orucu nedir? Nasıl tutulur? Fazileti ve Önemi nedir? Peygamber Efendimiz'in Şevval Ayı ve orucu hakkındaki Hadisleri

Ramazan Ayı bittikten sonra tutulan Şevval orucu nedir? Nasıl tutulur? Fazileti ve Önemi nedir? Peygamber Efendimiz’in Şevval Ayı ve orucu hakkındaki Hadisleri

11 Ayın sultanı Mübarek Ramazan ayının bitmesi ve 2021 Şevval ayı başlıyor. Bu ayın ne zaman biteceği vatandaşlar tarafından en çok merak edilen ve sorgulanan konular arasında yer almaya başladı. Öte yandan Şevval orucunun nasıl tutulacağı ve Şevval orucunun neden önemli olduğunu merak eden vatandaşlar da konu hakkında araştırma yapıyor. Peki, Şevval ayı ne zaman bitiyor? Şevval orucu ne zaman ve nasıl tutulacak? Ramazandan sonra, Şevval ayında oruç tutmanın önemi nedir?

Şevval Ayı Nedir?

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan dini günler ve hicri aylar takvimine göre Ramazan Ayının bitimiyle birlikte Şevval Ayı 13 Mayıs 2021 tarihinde başlayacak ve 10 Haziran 2021 tarihine kadar devam edecek.

Ramazan bayramı biter bitmez hemen altı günlük Şevvâl oruçlarının müstehab kılınması, bir yandan vücudu aşama kademe normal düzenine alıştırmaya vesîle olurken, asıl olarak Ramazan’daki oruç rûhâniyetini nâfilelerle devam ettirmenin bir telkinidir.

Şevval orucu ne zaman tutulacak?

Bu oruç arka arkaya tutulabileceği gibi ara verilerek de tutulabilir (İbn Abidin, Reddu’l-muhtar, Riyad, 2003; III, 421).

Şevval ayında tutulan oruç, Ramazan’da tutulmayan oruçların yerine geçmez; kısaca Ramazan’da tutulmayan oruçların ayrıca kaza edilmesi farzdır. Bir oruçta hem kaza hem de boşuna yerine niyet edilmesi geçerli olmadığından Şevval ayında tutulan oruçta da bunlardan yalnız birine niyetlenmek gerekir. Şevval ayında oruç tutulurken, Ramazan’da tutulamayan oruçların kazasına niyet edilirse bu oruçlar kaza orucu olur.

Üç aylar manevî ticaret bakımından çok bereketli, kazançlı ve sevaplı bir mevsimdir. Bu mevsimde yapacağımız mânevi” çalışmalar, iç âlemimizde apayrı ufuklar açar. Ancak, bu aylarda kazanılan ruh disiplinini daha sonra da devam ettirmek gerekir. Çünkü bir sonraki üç aylara ulaşabileceğimiz konusunda elimizde bir senet yoktur.

Şevval Orucu ve Fazileti

Şevval Ayı ile ilgili Hadis-i Şerif

Ramazan’dan sonra şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki senenin bütününde oruç tutmuş gibi olur” (Müslim, Sıyam, 204; Tirmizi, Savm, 53; Ebu Davud, Savm, 58-59) buyurmuştur.

Şevval Orucu Sevabı

Ramazan-ı Şerif’ten sonraki Şevval ayında oruç tutmak öteden beri sevimli bir adet olarak gelmiştir.

Bir ay boyunca oruca alışmış olan Müslümanlar, şevval ayında da 6 gün oruç tutmaya büyük bir ilgi göstermiş, ayrıca teravih gibi sıcak bir ilgi ile şevval ayı orucunu sürdüre gelmişlerdir…

Elbette bu sıcak ilgi nedensiz değildir. Nitekim Efendimiz (sas) Hazretleri, şevval ayı orucunun bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba vesile olacağını duyurmuş, bu yüzden de bir ay Ramazan orucu tutanlar, şevvalde altı gün oruç tutmakla tüm seneyi oruçlu geçirmiş olma sevabını kaçırmak istememişlerdir.

“Kim oruçla geçirdiği Ramazan ayından sonraki Şevvâl ayında altı gün oruç tutarsa, tüm seneyi oruçla geçirmiş gibi olur!” (Riyazü’s-Salihin)

Şevvâl’de de altı gün oruç tutmak

Bir aylık Ramazan orucundan sonra Şevvâl’de de altı gün oruç tutarak orucunu otuz altıya çıkaran kimse, tüm seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevap almaktadır.

Alimlerimiz, tüm seneyi oruçla geçirmiş gibi sevap almanın izahını şu şekilde yapmaktalar:

Ramazan boyunca oruç tutan insan her orucuna on sevap almışsa yekûnu üç yüz eder. Şevvâl ayında tuttuğu altı orucuna da onardan altmış sevap alınca, eder üç yüz altmış. Yani bir sene.. Dolayısı ile hadîsin işaret ettiği sırra nâil olur. Bütün yılı oruçla geçirmiş gibi mânevî kazanç elde edebilir.

Aslında bu gibi mânevî konularda esas olan, o işi ihlasla yapmak, büyük bir gönül arzusuyla talip olmak mühimdir. Bâzen öyle oruçlar olur ki, tutanın gönlünde beslediği derin ve sâfî ihlas yüzünden 360 gün deyil, belki 360 yıllık nâfile oruç sevabını alabilir.. İhlas ile kim ne isterse Rabbimiz onu verebilir. Bu bir niyet ve yorum meselesidir.

Tıpkı yolun kenarına uzaklardan bir taşı yuvarlayarak zor bela getirip yerleştiren adamla, bu taşı ordan aynı güçlükle uzaklaştıran bir başka adamın niyeti ve yorumu gibi.

Halis niyet ve ibadet

Biri düşünmüş ki:

– Bu çölün ortasında yaşlı bir adam yolda giderken bineğine binmek istese, üstüne çıkıp da hayvana binebileceği yüksek bir yer yoktur. Öyleyse şu taşı yuvarlayıp yolun kenarına getireyim de, yolda gitmekte olan yaşlı ve çocuklar hayvanlarına binmek istediklerinde taşın üstüne çıkıp bineklerinin üstüne kolayca atlasınlar, sevabı da bana olsun. Adamın bu hâlis niyetine bakan Rabbimiz ondan ikna olmuş, istediği sevabı ihsan eylemiş.

Böyle güzel niyetle getirilen taşı ordan öfkeyle yuvarlayıp uzaklaştıran adam ise şu şekilde düşünmüş:

– Bu taşı buraya getiren kimse ne kadar da yanlış bir iş yapmış. Hiç düşünmemiş ki, gözleri görmeyenler, karanlıkta fark edemeyenler taşa takılıp yere düşerler. Şu taşı buradan uzaklaştırayım da kimse takılıp yere düşmesin, sevabı da bana olsun.

İşte bu adam da taşı buradan uzaklaştırdığından dolayı Allah rızasını kazanmış, umut ettiği sevaba nail olmuş. Her ikisinde de niyet hâlis.

Biz de sâfi bir niyetle altı gün orucumuzu tutarsak, belki Rabbimiz bu niyetimize, bu bağlılığımıza tüm seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevaplar ihsan edebilir, hatâlarımızı affedebilir.. Rabbimizin hudutsuz rahmetine kimse sınır çizemez. Kimse kendi pintiliğini O’ na da şâmil kılamaz.

Bu orucun arka arkaya olması şart değildir. şevvâl ayı içerisinde olması yeterlidir.

Bir de Ramazan içerisinde tutulamayan oruçlar varsa, önce o borç olanı tutmak da uygun ve meşru olur. Bir an önce borçtan kurtulmayı düşünmek kuşkusuz çok yerindedir. Ancak borcu sonra da tutabilirim diye de düşünebilir.. Bu bir tercih meselesidir. Her ikisi de caizdir.

Bir diğer husus da, Şevval ayında iki bayram arası nikah yapılmaz iddiası vardır ki, artık bu batıl iddia tesirini kaybetmektedir.

Çünkü Aişe validemizin nikahı Şevvalde olmuş, kısaca iki bayram arasında yapılmış, ne uğursuzluk, ne de bir başka dinî yasak bahis konusu olmuştur. Bu yanlış yorum şurdan da beslenmiş olabilir. eğer bayram cuma gününe rastlarsa, bayram namazıyla cuma namazı arası iki bayram namazı arasıdır. Böylesine dar bir vakte nikahı sıkıştırmayın, iki bayram namazının dışında yapın nikahınızı, tavsiyesini, Ramazan ve Kurban Bayramı arası gibi geniş zamana yayanlar, bu şekilde bir yanlış anlamaya neden olmuşlardır, diye de düşünülebilir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu