Risale-i Nur

Sahâbeler Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı gördüler, sonra iman ettiler. Biz ise görmeden iman ettik

Bazı zaman karşılaştığımız bu ifadeler, belki asıl maksadını aşan niyetlerle söylenen sözler mukabilinde mantık çerçevesinde ele almak gerekmektedir. Sahabelerin imanı ile kendi imanımızı karşılaştırmak, ayrıca bazı hadisler ile buna zemin hazırlamak için önce bu ve buna benzer ifadelerin doğru anlaşılması ve idrak edilmesi gerekmektedir.

Peygamber Efendimizden nakledilen; “Âhirzamanda beni görmeyen ve iman getiren, daha ziyade makbuldür” hadisi ise hususi fazilete veya bazı şahıslar için geçerli olarak düşünmek gerekir.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Risale-i Nur külliyatı Sözler adlı kitabında sual ve cevap olarak aşağıdaki şekilde ifade edilmektedir.

Risale-i Nur / Sözler / S. 494

Sual: Deniliyor ki: Sahâbeler Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı gördüler, sonra iman ettiler. Biz ise görmeden iman ettik. Öyle ise imanımız daha kavîdir. Hem kuvvet-i imanımıza delâlet eden rivâyet var. (*)

Elcevap: Sahâbeler, o zamanda, efkâr-ı âmme-i âlem hakaik-ı İslâmiyeye muârız ve muhalif iken, Sahâbeler yalnız suret-i insaniyede Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı görüp, bazan mu’cizesiz olarak, öyle bir iman getirmişler ki, bütün efkâr-ı âmme-i âlem, onların imanlarını sarsmıyordu. Şüphe değil, bazısına vesvese de vermezdi.

Sizler iseniz, kendi imanınızı, Sahâbelerin imanlarıyla muvazene ediyorsunuz. Bütün efkâr-ı âmme-i İslâmiye imanınıza kuvvet ve senet olduğu halde, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın, şecere-i tûbâ-i nübüvvetinin çekirdeği olan beşeriyeti ve suret-i cismaniyesini değil, belki umum envâr-ı İslâmiye ve hakaik-ı Kur’âniye ile nuranî, muhteşem şahs-ı mânevîsini, bin mu’cizatla muhât olarak akıl gözüyle gördüğünüz halde, bir Avrupa feylesofunun sözüyle vesveseye ve şüpheye düşen imanınız nerede?

Bütün âlem-i küfrün ve Nasâra ve Yehûd’un ve feylesofların hücumlarına karşı sarsılmayan sahâbelerin imanları nerede? Hem Sahâbelerin kuvvet-i imanlarını gösteren ve imanlarının tereşşuhâtı olan şiddet-i takvâları ve kemâl-i salâhatleri nerede?

Ey müddei, senin, şiddet-i zaafından, ferâizi tamamıyla senden göstermeyen sönük imanın nerede?

Amma, hadiste varid olan ki, “Âhirzamanda beni görmeyen ve iman getiren, daha ziyade makbuldür” meâlindeki rivâyet, hususî fazilete dairdir, has bazı eşhas hakkındadır. Bahsimiz ise, fazilet-i külliye ve ekseriyet itibarıyladır.

Sözler – 494

Müsned, 5:248, 257, 264; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:41, 4:89.

 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu