Biyografi

Halid Ziya Uşaklıgil Kimdir? Kısaca Hayatı ve Biyografisi

Servet-i Fünun ve Cumhuriyet Dönemi yazarlarından Halid Ziya Uşaklıgil kimdir? Kısaca hayatı, eserleri ve edebi kişiliği, biyografisi

Servet-i Fünun ve Cumhuriyet Dönemi yazarlarından ve Türk Edebiyatının önemli isimlerinden olan Halid Ziya Uşaklıgil kimdir? Kısaca hayatı, tüm eserleri ve edebi kişiliği, biyografisi

Türk Edebiyatın tarihinde önemli bir yere sahip olan ve edebiyatın her türünde eserler veren Halit Ziya Uşaklıgil, çok sayıda eseriyle hayatımıza büyük bir zenginlik kazandırmıştır.

Cumhuriyet tarihinin en seçkin edebiyatçılarından, roman ve hikaye türünün en önemli ismi, “Mai ve Siyah” ile “Aşk-ı Memnu” gibi Türk edebiyatında önemli eserleri kaleme alan yazar Halid Ziya Uşaklıgil, vefatının 78’inci yıldönümünde çeşitli etkinliklerle anılıyor.

Peki 27 Mart 1945’de aramızdan ayrılan, Türk edebiyatının önemli roman ve hikaye yazarı Halid Ziya Uşaklıgil kimdir? Kısaca hayatı, edebi kişiliği ve en önemli eserleri nelerdir?

Halid Ziya Uşaklıgil

(1866 – 27 Mart 1945)

Servet-i Fünun ve Cumhuriyet Dönemi yazarlarından ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), Halit Ziya Uşaklıgil, aynı zamanda Ayan Meclisi üyesidir. Ayrıca bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak adlı dergide Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır.

Uşaklıgil, Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir ve ilk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu’nun yazarıdır. Doğum tarihi net olarak bilinmeyen yazar 1866’de İstanbul’da doğmuş, 27 Mart 1945’te İstanbul’da yaşamını yitirmiştir.

  • Uşak’ta bir ilköğretim okuluna ismi verilmiştir.
  • Mezarı İstanbul Bakırköy’de bulunmaktadır.

Kısaca Hayatı

Uşşâkizâdeler olarak bilinen ve bir kolu İzmir’e yerleşerek halı ticaretiyle uğraşan Uşaklı Helvacızâdeler ailesine mensup olan Halid Ziya Uşaklıgil, 1866 yılında babası halı tüccarı Halil Efendi ile annesi Behiye Hanım’ın üçüncü çocuğu olarak İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde dünyaya geldi. Atatürk’ün eşi Latife Uşşaki’nin amcasıdır.

93 Harbi’nin başlamasından sonra babasını işleri bozulduğu için ailesiyle birlikte 1879’da İzmir’e yerleşti. Orta öğrenimini İzmir’de, günümüzde İzmir Atatürk Lisesi olarak bilinen okulda tamamladıktan sonra Fransızca öğrenmek için İzmir’de Ermeni Katolik rahiplerin çocukları için kurulmuş yatılı okula devam etti. Burada Fransızca’ya ilgi duydu ve Fransız edebiyatını yakından tanımaya başladı.

1884’te son sınıftan ayrılarak babasının ticarethanesinde çalışmaya başladı. İzmir Rüştiyesi’nde Fransızca öğretmenliği yaptı. Aynı yıl Tevfik Nevzad ve Bıçakçızade Hakk ile birlikte “Nevruz” dergisini çıkarmaya başladı.

1885’de Hariciyeci olmak amacıyla İstanbul’a geldi fakat başvurusu kabul edilmedi. Bunun üzerine 1886 yılında Tevfik Nevzad’la “Hizmet” ve “Ahenk” gazetelerini çıkarmaya başladı ve Fransızca tercümeler yaptı. İzmir’de İzmir Rüşdiyesi ile Osmanlı Bankası’nda görev aldı. İzmir İdadi’sinin açılmasının ardından, Türk Edebiyatı ve Fransızca Öğretmenliği yaptı.

  • Halit Ziya’nın en çok mensur şiirinin yayımlandığı gazete, Hizmet gazetesidir.

1893’te İstanbul Reji İdaresi’nde Başkatip oldu ve İstanbul’a taşındı. Daha sonra 2’nci Meşrutiyet’in ilanının ardından reji komiserliğine getirildi.

1896 yılında Recaizade Mahmut Ekrem aracılığıyla Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katıldı. “Mai ve Siyah” ve “Aşk-ı Memnu” eserlerini, Avrupa edebi tarzlarını benimsemesiyle tanınan Türk edebiyat dergisi Servet-i Fünun’da yayınlandı.

Darülfünun’da Batı edebiyatı tarihi ile estetik dersleri verdi. “Sabah” ve “Tanin” gazetelerinde “Resimli Kitap”, “Mehasin”, Musavver Muhit” dergilerinde yazılar yazdı. Son romanı “Nesl-i Ahir”, Sabah gazetesinde yayınlandı.

1909 ve 1912 yılları arasında Sultan Reşat’ın tahta çıkmasının ardından İttihat ve Terakki’nin önerisiyle Mabeyin Başkatibi olarak sarayda görevlendirildi. Başkatipliğin ardından ise 1911’de Ayan Meclisi üyesi oldu.

1912’de saraydaki görevi sona erdi. Daha sonra, Darülfünun’da ders vermeye geri döndü. Siyasi görevlerle Fransa, Almanya ve Romanya’ya gitti. İttihat ve Terakki’nin iktidardan düşmesinden sonra Reji İdaresi Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirildi. Cumhuriyet’ten sonra Yeşilköy’deki yalısına çekildi.

1914 yılında tedavi amacıyla gittiği Avrupa seyahatinde kaleme aldığı gezi notları, “Almanya Mektupları” başlığıyla Tanin Gazetesinde yayımlandı.

Sait Halim Paşa’nın Almanya’ya inceleme gezisine gönderdiği şair ve yazarlarla birlikte Almanya’ya gitti, çeşitli kültürel faaliyetlere katıldı. Darülbedayi’de edebî kurul üyeliğinde bulundu. İttihat ve Terakki’nin iktidardan düşmesinden sonra Reji idaresinde yönetim kurulu başkanı oldu. Oğlu Halil Vedat ve yeğenleriyle çıktığı Avrupa gezisinden 14 ay sonra 1918’de geri döndü.

Cumhuriyet döneminde kendisini tamamen edebiyata verdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin şekillenmesini uzaktan izledi ve fazla eser vermedi. Milli mücadele döneminde genellikle Ahmet Cevdet’in İkdam Gazetesi’ne yazılar gönderdi. Çoğunlukla dil ve edebiyatla ilgili yazılar yazdı.

1925’de Türk romanlarından önemli biri olarak kabul edilen “Aşk-ı Memnu” romanını yayımladı.

Vefatı

Türk Edebiyatına romanları ve hikayeleriyle damga vuran yazar, Harf İnkılabı ve Dil Devrimi’nden sonra bazı eserlerini sadeleştirerek, Latin harfleriyle yeniden yayımlaya başladı. 1937 yılında, Tiran elçiliğinde görev yapan 35 yaşındaki oğlu Halil Vedat, intihar edince büyük yas yaşadı.

Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustalarından Halid Ziya Uşaklıgil, her türlü tedaviyi reddettiği uzun bir hastalık sürecinin ardından 27 Mart 1945’te, 79 yaşındayken hayatını kaybetti ve Bakırköy Mezarlığı’na defnedildi.

Edebi Kişiliği

Edebiyat yaşamına çeviriler ve şiirle başlayan yazar, İzmir’de 1884-1885 arasında Nevruz dergisini, 1886’da Hizmet gazetesini çıkardı. 1896’da Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katıldı. Servet-i Fünun dergisinde kendisine büyük ün sağlayan romanları tefrika halinde yayınlandı. 1901’de yazarlığı bıraktı.

İkinci Meşrutiyet’ten sonra tekrar yazmaya başladı ama 1923’e kadar bunları yayınlamadı. İzmir’de yazdığı ilk kısa romanlarda acıklı, duygusal bir anlatımla karşılıksız sevgiyi konu aldı.

1895’te yayınlanan “Mai ve Siyah” romanında aşk serüvenleri ikinci planda kaldı. Şairler, gazeteciler, yazarlar, yayıncılar arasında geçen olaylar çerçevesinde o dönemin basın dünyasını anlattı.

1925’te yayınlanan “Aşk-ı Memnu” ilk büyük Türk romanı kabul edilir. Sağlam bir kurgusu ve tekniği olan bu romanda, genç ve güzel bir kadının, zengin ama yaşlı kocasına sadık kalma kararına karşın, elinde olmaksızın yasak bir aşka sürüklenmesi, olayın psikolojik nedenleri üzerinde de durularak gerçekçi bir yaklaşımla anlatılır. Romanda olay, kişiler arasındaki maddi ve manevi bağlantılarla ustaca örülmüş, hareket, betimleme ve ruh çözümlemeleri ölçülü ve dengeli olarak işlenmiştir.

Hayatı boyunca şiir dışında pek çok eser kaleme alan Halid Ziya, modern Türk edebiyatına romanları ve hikâyeleriyle damgasını vurmuş bir yazardır. Türk romanının büyük ustası olarak kabul edilir.

Edebiyata Fransızcadan ve İngilizceden bâzı küçük hikâyeler çevirmekle girmişti. Çeşitli konularda yazı ve makalelerin ardından nesir niteliğinde şiirler yazmış, bu ürünlerine “mensur şiirler” adını vermişti. Bu hazırlıklardan sonra ilk roman denemelerini yapmıştır.

1886-1908 yılları arasında sekiz roman kaleme alan yazar, bu türdeki ilk eserlerini Fransız realistleri ve natüralistlerinden etkilenerek yazdı. Acemilik dönemi ürünü olan ilk romanlarından sonra Ferdi ve Şürekâsı ile olgunluk dönemine girdi ve ardından Servet-i Fünûn’un edebî beyannâmesi olan Mâi ve Siyah’ı kaleme aldı.

“Mai ve Siyah” romanındaki Ahmet Cemil karakteri Servet-i Fünun sanatçısını temsil eder. Ruh tahlillerine önem verir. Kahramanları yaşadıkları çevreye uygun olarak anlatır. Romanlarında yalnız İstanbul’u anlatan sanatçı, hikâyelerinde Anadolu ve köy hayatına, kasabalardaki yaşayışa yer vererek İstanbul dışına çıkmıştır.

Romanlarında olaya dayanan anlatım yerine kahramanların iç dünyasını sanatkârane üslûpla tahlile dayanan yeni bir anlayış benimsedi.

Halit Ziya Uşaklıgil Hakkında Genel Bilgiler;

Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk romanları yazan sanatçı olarak kabul edilir.

  • Hikâye türünün Türk edebiyatındaki ilk gerçek temsilcisi olarak kabul edilir. Hikâyeleri, romanlarına oranla daha doğal ve yerlidir.
  • Roman ve hikâyeleri dışındaki en önemli eserleri anılarıdır. Türk edebiyatında anı türünde en çok eser vermiş yazarlardandır. Özellikle hatıra tarzında yazılarıyla edebiyat dünyasında aktüel bir isim haline gelmiştir.
  • Servet-i Fünun döneminde roman ve hikâye türünün en önemli ismidir.
  • Eserlerinde realizm akımının etkisi görülür. En ünlü öykülerinden biri olan Kar Yağarken öyküsünde anlattığı ‘realizm’ bunun bir örneğidir.
  • Dili süslü, sanatlı ve ağırdır. Ancak yine de dili başarıyla kullanır. Alışılmıştan farklı bir cümle düzeni vardır. Romanlarında aydın kişileri anlatır. Romanları, Cumhuriyet döneminde sadeleştirilebilmiştir.
  •  Eserlerinde toplumsal mesaj verme endişesi taşımaz. Romanı, insanın iç dünyasına ait bir tür olarak görmüştür.

Halit Ziya Uşaklıgil’in Eserleri ve İncelemesi

Romanları: “Nemide”, “Bir Ölünün Defteri”, “Ferdi ve Şürekası”, “Sefile”, “Mai ve Siyah”, “Aşk-ı Memnu”, “Kırık Hayatlar”, “Nesl -i Ahir”, “Kezban-ı Kopya”

Romanları

(İlk dört eser sanatçının İzmir dönemine aittir.)

Sefile (1886);

Halit Ziya’nın ilk romanıdır. Ahmet Mithat’ın romantik bir karakter taşıyan Henüz On Yedi Yaşında adlı eserinin antitezi olarak kaleme alınmıştır. Bir genç kızın aşkı yüzünden fuhuş bataklığına sürüklenişi anlatılmıştır. Bu romanda fuhuş ve alkolizmin sosyal boyutunu irdelenmiştir. Bu yönüyle güçlü bir toplumsal içeriğe sahiptir. Determinist bir kurgu söz konusudur. Ömer Faruk Huyugüzel’e göre ilk realist hatta natüralist romandır.

Nemide (1889)

Uşaklıgil’in bu eserinde bireysel bir konuya eğilim söz konusudur. Daha çok romantik bir eser olarak değerlendirilir. Halit Ziya romanında önemli hususlardan biri olan ev içi veya konak tasvirlerine İlk defa bu eserde rastlanılmaktadır.

Bir Ölünün Defteri (1890)

Roman tarzının ve dilinin tam bir istikrara kavuştuğu eserdir. 93 Harbi’nin izlerine rastlanılmaktadır. Üçlü aşk kalıbı kullanılmıştır. Yani aynı kıza âşık olan iki delikanlının hikâyesi anlatılmıştır. Vecdî, Nigâr, Hüsam romanın ana karakterleridir. Hayat karşısındaki karamsar tutumlar bir Servet-i Fünûn karakteristiği olarak eserde Vecdî aracılığıyla anlatılmıştır. Kadercilik işlenmiştir.

Ferdi ve Şürekası (1894)

İzmir dönemi romanlarının sonuncusu ve en hacimlisidir. Fakir-zengin tezadı romanda sosyal bir motif olarak işlenmiştir. İsmail Tayfur, Ferdi, Hacer, Saniha romanın ana kadrosunu oluşturur. Diğer romanları gibi trajik bir son söz konusudur.

Maî ve Siyah (1895)

Halit Ziya’nın İstanbul’a gidişinden sonra Servet-i Fünûn döneminde yazdığı ilk romandır. Romanın ana karakteri, Ahmet Cemil’dir. Ahmet Cemil, Servet-i Fünûn neslinin sembolüdür. Bu roman edebiyatımızdaki ilk başarılı “nesil romanı” olarak kabul edilir. Sanatçı Ahmet Cemil’in hikâyesi ile aslında Servet-i Fünûn kuşağını anlatmıştır. Esasen İstanbul mekan olarak seçilmiş ve geniş bir sosyal çevrenin yaşamı üzerinden roman kurgusu oluşturulmuştur.

Bu eser edebiyatımızda bir hayal kırıklığı romanı olarak kabul görmüştür. Bu iki kelime hem romanın temelindeki çatışmayı ve romanın temasını hem de – Ahmet Cemil’in yazacağı eserin özünü ifade eder. Mâi, hayali; siyah gerçeği temsil eder. (Hayal-hakikat çatışması) Roman, gerçeğin galip gelişi ile son bulur.

Roman, mâi bir geceyle başlar ve siyah bir geceyle biter; bu da eserin sembolik yönünü ortaya koyan en önemli argümanlardan biridir. Romanın süslü ve sanatlı bir anlatımı vardır. Türk edebiyatı tarihinde “batılı standarlara uygun ilk büyük roman” olarak değerlendirilir.

Aşk-ı Memnu (1925)

Halit Ziya’nın en hacimli ve en başarılı romanıdır. Bu romanın diğer romanlardan farklı olarak en önemli tarafı, kişilerinin çokluğu ve her birinin yazarın deyişiyle “hususi ve zati bir hayat yaşaması”dır. Tanrısal bakış açısı ile kaleme alınmıştır.

Dramatik gerilimde iç çatışmanın aktarımının en başarılı olduğu Halit Ziya romanıdır. Nihal ve Bihter’in birbirine paralel olarak gelişen hikayesi anlatılmıştır. Romanın dili oldukça ağırdır.

Kırık Hayatlar (1924)

Servet-i Fünûn dönemi romanlarının üçüncüsüdür. Bu romanın tefrikası yarım kalmış ve 1924 yılında kitap olarak yayımlanmıştır. Bu romanın en önemli farkı; sade bir anlatım ve geliştirilen toplumsal bakış açısıdır. Romanın ana karakteri Doktor Ömer Behiç’tir.

Nesl-i Ahir

Halit Ziya’nın son romanıdır. Siyasi bir mahiyet taşıyan tek romanıdır. Ölümünden sonra sadeleştirilerek tefrika edilmiştir. II. Meşrutiyet öncesi istibdat İstanbul’unun sosyal ve siyasi manzarası çizilmiştir. Süleyman Nüzhet, romanın ana karakteridir.

Bir Muhtıranın Son Yaprakları (1889)

İçine kapanık ve aşırı duyarlı Necip’in kendisini derin bir melankoliye, bezginliğe kaptırarak insanlardan kaçıp tenha bir köye sığınışı ve burada melankolisinin sonucu olarak yakalandığı beyin hummasından dolayı ölümü anlatılmıştır. Hikâye, Necip’in tutmuş olduğu notlardan oluşmaktadır.

Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası (1889)

İyimser havasıyla “Bir Muhtıranın Son Yaprakları” adlı eserden ayrılır. Mutlu bir evlilikle sonuçlanan şairâne ve ideal bir aşk anlatılmıştır. Öykünün iki ana karakteri, Cevat ve İclal’dir. Bu öyküde teatral yapıdan da izler vardır ve mektuplar üzerinden kurgulanmıştır.

Deli

İstibdat yönetimince yanlış yorumlanabileceği endişesiyle tefrikası yarım kalan bir öyküdür. Kısa cümleli ve çok sade bir üsluba sahiptir. Paranoya özellikleri gösteren bir kişinin ruhsal durumu anlatılmaya çalışılmıştır. Bu öyküdeki bazı motifler daha sonra Bir Ölünün Defteri adlı eserde kullanılmıştır. (Hatıra defteri)

Bu muydu?

Mektuplaşmanın yanı sıra iç monolog tekniği de kullanılmıştır. Objektif bir anlatım benimsenmiştir. Hikâye üçüncü bir şahıs ağzından sunulmuştur. Öykünün kahramanları Zergün ve Nesibe’dir. Bu iki kızın Ömer Refik adlı gence ilgi duyuşlarına dayanan üçlü aşk kalıbı üzerine kurgulanmıştır.

Heyhat

Daha gerçekçi olmak adına bir gözlemci vasıtasıyla birinci şahıs ağzından anlatma yöntemi kullanılmıştır. Konusu ve taşıdığı genel hava itibariyle “Bir Muhtıranın Son Yapraklarına benzemektedir. Öykünün ana karakteri “Heyûla”dır. Heyûlâ genel itibariyle Bir Muhtıranın Son Yapraklarındaki Necip’e benzemektedir.

Mensur Şiirleri

Vezinsiz ve kafiyesiz, nesir şeklinde şiir olarak tanımlayabileceğimiz mensur şiirler bizde Tanzimat’tan sonra Fransız edebiyatından Şinasi’nin yaptığı şiir tercümelerinin tesiriyle başlar. Mensur şiirlerin eski edebiyatımızın sanatlı nesrinden farkı duygusal tarafı çok yoğun, kısa yazılar olmasıdır.

Mezardan Sesler (1883)

Halit Ziya’nın ilk mensur şiiri, 1883’te Tercümân-ı Hakîkat’te yayımlandı. Daha sonra Uşaklıgil, başka dergi ve gazetelere eserler göndermeye başlamıştır. İlk olarak edebî çevrelerden itirazlar gelmiş gazete ve dergiler bunları yayımlamama kararı almıştır.

Mezardan Sesler, Halit Ziya’nın mensur şiir türünde yayımladığı ikinci ve son eseridir. Kitaba adını da veren “Mezardan Sesler” annesinin ölümü sebebiyle yazılmıştır, oldukça hacimli bir şiirdir.

İlk önce Hizmet gazetesinde tefrika edilmiş daha sonra kitaplaştırılmıştır. Bu kitapta toplam 56 metin bulunur. Bazı araştırmacılara göre Mezardan Sesler, Abdülhak Hamit’in Makber’inin bir anlamda devamı niteliğindedir. Kitapta yer alan 56 metinin ortak özelliği, hayata karşı duyulan nefret duygusunu dile getirmesidir.

Seyyâr-ı Feza, Çoban Kızı, Züheyre, Ağlarım, Âti, Nefret-i Hayat, Hande-i Giryenâk eserdeki meşhur mensur şiir örnekleridir.

Mensur Şiirler (1886)

Mensur şiir türünün Türk edebiyatındaki ilk örneğidir. Halit Ziya’nın mensur şiir türündeki ilk eseridir. 1886- 1887 yılları arasında başta Hizmet gazetesi olmak üzere çeşitli gazetelerde yayımlanan mensur şiirlerin “Mensur Şiirler” genel başlığıyla bir araya getirilmiş halidir.

Tiyatroları

Füruzan

Dumas Fils’in “Francillon” adlı eserinden yapılmış bir uyarlamadır. Üç perdelik bir piyestir. Eserde eşler arasındaki sadakat ve kadının kocası karşısındaki hakları ele alınmıştır. Eser, dönemin edebiyat dünyasında dair olumsuz kanaatler uyandırmıştır.

Fare

Edouard Pailleron’un “Souris” adlı piyesinden uyarlanmıştır. Üç perdelik bir piyestir. Taşıdığı komik ve trajik unsurlar dolayısıyla dram olarak değerlendirilmektedir. Füruzan’a göre daha sağlam bir kurguya ve tiyatro tekniğine sahiptir.

Kabus

Halit Ziya’nın tek telif tiyatrosudur. Üç perdelik bir piyestir. Olay örgüsü bakımından Aşk-ı Memnû’ya benzemektedir. Karakterler; üst tabakadan seçilmiş, zarif ve kültürlü kişilerdir. Sanatkârâne bir üsluba sahiptir fakat cümleler tiyatro tekniğine uydurularak kısaltılmıştır. Eserin içerisinde birtakım felsefî konuşmalar da mevcuttur.

Kırk Yıl (1936)

Bu eser, Halit Ziya’nın doğumundan 1909 nisanına kadarki süreci işlemektedir. Bazı araştırmacılara göre Abdülhamit devri sanat ve edebiyat hayatının önemli bilgilerini içermektedir. Halit Ziya’nın bu kitabı yazmadan önce derlediği belgeler bir yangında yok olunca bu eserini tamamen hafızasına dayanarak yazmıştır.

Eserde özellikle dönemin İzmir ve İstanbul’unun edebiyat, sanat ve toplum hayatı gibi birçok önemli husus zengin, zarif ve sanatkârâne bir üslupla değerlendirilmiştir. Kırk Yıl adlı bu eser, birçok edebiyat araştırmasında kaynak olarak kullanılmıştır.

Saray ve Ötesi (1942)

Kırk Yıl adlı eserinin devamı niteliğindedir. 1909-1916 arasındaki süreç değerlendirilmiştir. Saray ve Ötesi, siyasi bir hava taşımaktadır. Bu eserde Sultan Mehmet Reşat başta olmak üzere idare ve siyaset adamları tanıtılmıştır. Araştırmacılar, Halit Ziya’nın bu eserinde yer yer tekrarlara düştüğünü ileri sürmüşlerdir.

Bir Acı Hikâye (1942)

Halit Ziya’nın hatıra serisinin üçüncü kitabıdır. Yazarın genç yaşta intihara sürüklenen oğlu Vedat’ın ölümünün ardından kaleme alınmıştır. Eserde çok iyi koşullarda yetiştirilen Vedat’ın hayatı ve onun ölümüyle derinden üzülen bir babanın büyük acısı dile getirilmiştir.

Çok içten ve etkili bir üslupla kalem alınmış olan Bir Acı Hikaye, sık sık yükselen kaderden şikayet feryatlarıyla bir mersiyeye bazen de anlatılan ilgi çekici olaylarla adeta bir romana benzemektedir.

Halit Ziya Uşaklıgil’in Tüm Eserleri

Roman:

  • Sefile (1886)
  • Nemide (1889)
  • Bir Ölünün Defteri (1890)
  • Ferdi ve Şürekası (1894-1985)
  • Mai ve Siyah (1895-1988)
  • Kırık Hayatlar(1924-1989)
  • Aşk-ı Memnu (1925-1987)

Öykü:

  • Bir İzdivacın Tarih-i Muâşakası (1889)
  • Bir Muhtıranın Son Yaprakları (1889)
  • Küçük Fıkralar (3 Cilt) (1896)
  • Bir Yazın Tarihi (1898-1988)
  • Solgun Demet (1901)
  • Sepette Bulunmuş (1920)
  • Bir Hikâye-i Sevda (1922-1987)
  • Hepsinden Acı (1934-1984)
  • Onu Beklerken (1935-1940)
  • Aşka Dair (1935-1986)
  • İhtiyar Dost (1939)
  • Kadın Pençesi (1039-1987)
  • İzmir Hikâyeleri (1950)

Anı:

  • Kırk Yıl (1936-1969, 5 cilt)
  • Saray ve Ötesi (1942-1981, 3 cilt)
  • Bir Acı Hikaye (1942)

Deneme:

  • Fransız Edebiyatının Numune ve Tarihi (1885)
  • Hikaye ve Temaşa (1889)
  • Yunan Edebiyatı (1912)
  • Latin Edebiyatı (1912)
  • Alman Tarihi Edebiyatı (1912)
  • Fransız Tarihi Edebiyatı (1912)
  • Sanata Dair (1938-1955)

Oyun (Tiyatro):

  • Füruzan
  • Fare
  • Kabus (1959)

İnceleme (Edebiyat teorisi):

  • Hikâye
  • Belagat Kitabı

Gezi Yazıları

  • Almanya Mektupları
  • Alman Hayatı

Benzer Konular

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün