BiyografiOsmanlı Tarihi

Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid Han’ın Hayatı

34. Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid Han kimdir, kısaca hayatı ve dönemi. Osmanlı Devletinin çöküş sürecinde mutlak hakimiyet sağlayan hükümdar

34. Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid Han kimdir, kısaca hayatı ve dönemi. Osmanlı Devletinin çöküş sürecinde mutlak hakimiyet sağlayan hükümdar

 

21 Eylül 1842 – 10 Şubat 1918 tarihleri arasında yaşayan, Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. padişahı ve çöküş sürecindeki devlette mutlak hakimiyet sağlayan son padişahtır.

İşte Osmanlı 34. Padişahı Sultan ikinci Abdülhamid Hayatı ve Hükümdarlık Süresi

II. Abdülhamid Han’ın Hayatı

Sultan İkinci Abdülhamid 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülmecid, annesi Tir-i Müjgan Kadın Efendi’dir. Annesi Çerkezdir. Sultan İkinci Abdülhamid çok küçük yaşta iken annesini kaybettiği için öksüz büyüdü ve onu üvey annesi Piristu Kadın yetiştirdi. Çocukluğunda çok zayıf bir bünyeye sahip olan Sultan İkinci Abdülhamid sık sık hasta olurdu. Babasının padişahlığı sırasında bu durumu yüzünden özel ilgi gördü. Çok hoşgörülü bir ortamda büyüdü. Kültür derslerinin yanında musiki dersleri aldı ve piyano çalmayı öğrendi.

Sultan İkinci Abdülhamid iyi bir tahsil görmüştür. Arapça, Farsça, Fransızca ve Tarih üzerine dersler almıştır. Ayrıca musiki öğrenmiş, marangozluk sanatında mükemmel eserler yapacak derecede ustalaşmıştır. Öyle ki yaptığı eserlerin yağmadan kurtulabilenleri görenlerce takdirle karşılanmaktadır. Cuma ve bazan vakit namazlarını kıldığı Yıldız Camiindeki, kendisinin ve şehzadenin namaz kıldığı mahfillerin tahta işlemesini bizzat kendisi yapmıştır.

Osmanlı Padişahlarının; 34.sü, hilâfet-i Osmaniyenin 25. halifesidir. 

Bekarlığı sırasında çok serbest bir hayat yaşayan Sultan İkinci Abdülhamid, evlendikten sonra tüm boş zamanını ailesiyle, çocuklarıyla geçirmeye başladı. Sultan İkinci Abdülhamid, yıkılmak üzere olan Osmanlı İmparatorluğu’nu 33  yıl ayakta tutmayı başarmış büyük bir padişahtır.  Dindar bir  insan olan Sultan İkinci Abdülhamid ibadetlerini aksatmazdı. Hayırsever ve cömert bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid, sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Yunan seferi sırasında, kendisine hazinede yeterli para bulunmadığı söylenince, atalarından kalma şahsi servetinden masrafları karşılamış, devletten beş kuruş almamıştı.

Boş vakitlerini marangozhanede geçirir, harika eşyalar yapar, bunları sattırır ve parasını fakire fukaraya dağıttırırdı. Son derece şefkatli bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid’in kendisini öldürmek isteyenleri bağışlaması, dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir olaydır. Sultan İkinci Abdülhamid, kültüre önem vermiş ve eğitim konusunda hizmet verecek birçok mekan yaptırmıştır.

Üniversiteler, Güzel Sanatlar Akademisi, Ticaret ve Ziraat Okulları kuran Sultan İkinci Abdülhamid, ilk ve orta dereceli okullar, dilsiz ve kör okulları, kız meslek okulları da yaptırmıştır. Vilayetlere liseler, kazalara ortaokullar kurmakla beraber, ilkokulları köylere kadar ulaştırdı.

İstanbul’da Şişli Etfal Hastahanesi’ni ve Darülaceze’yi kendi şahsi parasıyla yaptırdı. Hamidiye adı verilen nefis içme suyunu borularla İstanbul’a getirtti. Karayollarını Anadolu içlerine kadar uzatan Sultan İkinci Abdülhamid, Bağdat’a ve Medine’ye kadar da demiryolları döşetmiştir. Büyük şehirlere atlı tramvay hatları döşetti.

 

2.-Abdülhamid_

Sultan II. Abdülhamit’in Tahta Çıkışı

Sultan II.Abdülhamid, büyük kardeşi Sultan V.Murad’ın 31 Ağustos 1876’da tahttan indirilmesinden sonra aynı gün Topkapı sarayında tahta oturarak cülus etmiş, 7 Eylül’de Kılıç alayı yapılmıştır.

Tahta oturduğunda ikbal uğruna türlü desiseler çeviren şahıslar Devletin en mühim kademesinde vazife başındaydılar.

Sultan ıı. Abdulhamid Osmanlı’nın en buhranlı döneminde 1876 yılında padişah olmuş ve imparatorluğu 33 yıl başarıyla yönetmiştir. O dönemde Osmanlı Devletinde iç ve dış karışıklıklar hat safhadaydı. 1871’de Ali paşanın ölümüyle Bab-ı Ali ile Saray arasındaki çekişme alevlenmiş, devlet borçlarını ödeyemez hale gelmiştir. Muharrem kararnamesi ile moratoryum ilan edilmiştir. Rusya’nın kışkırtmalarıyla Balkanlarda Pan-Slavizm politikası etkisini göstermiş ve ayaklanmalar başlamıştır. Ülke içinde ise meşrutiyet yanlıları çoğalmaya başlamış ve padişahlığın tasfiyesi gibi şeyler tartışılmaya başlanmıştır.

Abdulhamid tahta geçmeden Mithat paşa’ya verdiği taahhüt ile 1876’da ilk Osmanlı Anayasası olan Kanun-ı Esasi’yi ilan etmiştir. Böylece Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan üyelerinden oluşan ilk meclis 1877’de açılarak 1. Meşrutiyet dönemi başlamıştır. Ancak bu uzun sürmemiş hemen ardından çıkan Osmanlı-Rus savaşı sebbeiyle Sultan II. Abdulhamid meclisi süresiz olarak tatil etmiştir. İlk başlarda içte ve dışta sorunlarla karşılaşan sultan zamanla merkezi güçlendirerek idareyi eline almıştır. Bu açıdan II. Abdulahmid’in Saltanat dönemi 3’e ayırabiliriz.

1876-1878 Arası Mithat Paşa ve ekibinin etkiliği olduğu 1. Meşrutiyet dönemi.

1878-1908 Arası II. Abdulhamid’in idareyi elinde tuttuğu dönem. İttihatçıların “İstibdad dönemi” dedikleri dönem.

1908-1909 Arası II. Meşrutiyet dönemi.

Sultan II. Abdulhamid han bu saltanatı süresince Tunus meselesi, Girit meselesi, Yunanistan Savaşı, Midilli meselesi, Yemen meselesi, Akabe ve Kuveyt meseleleriyle uğraşmış, bir yandan da Ermenilerle ve ekonomik krizle mücadele etmiştir.

Sultan Abdülhamid tahta çıktıktan sonra sekiz ay Dolmabahçe Sarayı’nda oturmuştur. Haziran 1877’den 1909 yılına kadar Yıldız Sarayı’nda oturmuştur. Yalnız muayede için Dolmabahçe Sarayı’na gelmiştir. Sultan, Yıldız Sarayı’na taşınınca buraya Saray-ı Hümayun ismi verildi, Yıldız Sarayı, II. Abdülhamid’in 33 yıllık iktidarı döneminde Osmanlı Devleti’nde ülke yönetiminin kilit noktası haline gelmiştir.

Sultan Abdülhamid, 33 yıllık iktidarı müddetince o zamana kadar görülmemiş birtakım uygulamalarla gündeme geldi. Seraskerlik Kapısı’nda subaylarla yemek yemiştir. Bahriyelilerle, ulema ile yemeğe gitmiştir. Haydarpaşa Hastanesi’ndeki gazileri ziyaret etmiştir. Sadrazam ve diğer nazırlarla birlikte camileri dolaşarak halkın arasında namaz kılmıştır. Sultan Abdülhamid, son Osmanlı padişahları arasında sadece saltanat sürmekle kalmamış, gerçek anlamda hükmeden, yöneten ve devletin dizginlerini elinde tutan bir padişah olarak tarihe damgasını vuran bir şahsiyet haline gelmiştir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu