Dualar

Gök Gürültüsü ve Şimşek Çakarken Okunacak Dualar

Gök gürültüsü duyulduğu zaman ve şimşek çaktığı zaman okunulacak dualar

Rad kelimesi, Kuran-ı Kerim’de hem yıldırım, hem gök gürültüsü hem de  bulut için kullanılmaktadır.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem)’in gök gürültüsü ve şimşek hakkında yaptığı dualar ve Kuran-ı Kerimde geçen Rad (gök gürültüsü – şimşek) hakkındaki ayetler

[ad id=”9939″]

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem);

“Gök gürültüsünü işittiğiniz zaman Allah’ı zikrediniz, çünkü o zikredene bir zarar vermez. Gök gürültüsünü işittiğiniz zaman Allah’ı tesbih ediniz, tekbîr getirmeyiniz.” buyurdu.

(Râmûzû’l-ehâdis, 50; Teberânî’)

* * *

İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:

Gök gürültüsünü işiten, “Sübhanallahi yüsebbihür-ra’dü bihamdihi vel melaiketü min hifetihi vehüve alâ külli şey’in kadir” derse ona yıldırım isabet etmez. Şayet ederse ben diyetini vermeye kefil olurum. (Tefsir-i Hazin)

* * *

İbnu Ömer (radıyallâhu anhüma) rivayet edildiğine göre;

Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ (sallallahu aleyhi ve selem)

“Şimşek ve gök gürültüsü işittiği zaman :

اَللّٰهُمَّ لَا تَقْتُلْنَا بِغَضَبِكَ وَلَا تُهْلِكْنَا بِعَذَابِكَ وَعَافِنَا قَبْلَ ذٰلِكَ

Allâhümme lâ-taktülnâ bi-gadabike velâ-tühlikünâ bi-azâbike ve‘âfinâ kable zâlik.

“Ey Rabbim! Bizi gadabınla öldürme, azâbınla helâk etme, bundan evvel bize âfiyet ver.” diye dua ederlerdi. (Tuhfetû’z-Zakirîn, 173 (Tirmizî, İbn es-Seniy, Daavât 51, (3446))

* * *

Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v), gök gürlediği zaman konuşuyorsa konuşmasını keser ve şöyle dua ederdi:

Subhânellezi yüsebbihür-ra’dü bihamdihî vel-melaiketü min hîfetihî.

Anlamı: Gök gürlemesinin hamd ederek tesbih ettiği ve meleklerin korkarak takdis ettiği Allah’ı tenzih ederim.

Kuran-ı Kerimde Ra’d Suresi 12 ve 13. Ayet-i Kerimeler

Ra’d Suresi 12. Ayet: Huvellezî yurîkumul berka havfen ve tamaan ve yunşius sehâbes sikâl(sikâle).

O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.

Ra’d Suresi 13. Ayet: Ve yusebbihur ra’du bi hamdihî vel melâiketu min hîfetihî, ve yursilus savâıka fe yusîbu bihâ men yeşâu ve hum yucâdilûne fîllâh(fîllâhi), ve huve şedîdul mihâl(mihâli).

Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.

* * *

Gök gürültüsü ve şimşek çakarken şu duaları da okumak müstehaptır. (Hz.Tahtavi)

“Sübhanallahi ve bi-hamdihi, sübhanallahil azim.”
“Allahümme la tektülna bigadabike vela tühliküna biazabike veafina kalbe zalik.”

* * *

İlk kısmı yıldırım duası olarak da okunan Ra’d suresinin 13. âyet-i kerimesinin tefsirlerdeki meali şöyledir:

Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.

* * *

Eshab-ı kiramdan Ânes (radıyallahü anh)’dan rivayet edildiğine göre;

Resulullah Efendimiz (s.a.v), bir sahabiyi, müşriklerin liderlerinden birine hakka davet için gönderdiğinde o, “Beni davet ettiğiniz Rab demirden mi, bakırdan mı, gümüşten mi, altından mı?” diyerek alay etmişti.

O Sahabi, birkaç defa yine ona gidip hakkı tebliğ ettiyse de, şereften yoksun olan o adam, yine alay ve inadından vazgeçmedi. Allahü teâlâ da, bir yıldırım ile onu yaktı. (Nesai)

[ad id=”10049″]

Kuran-ı Kerimde geçen Rad (gök gürültüsü – şimşek) hakkındaki ayetler

Bakara Suresi, 19. ayet: Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, ‘gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle’; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.

Bakara Suresi, 20. ayet: Çakan şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini her aydınlattığında (biraz) yürürler, üzerlerine karanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, işitmelerini de görmelerini de gideriverirdi. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.

Ra’d Suresi, 12. ayet: O size şimşeği korku ve umut olarak gösteren, (yağmur yüklü) ağırlaşmış bulutları (inşa edip) ortaya çıkarandır.

Nur Suresi, 43. ayet: Görmedin mi ki, Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte, sonra da onları üst üste yığmaktadır; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indiriverir, onu dilediğine isabet ettirir de, dilediğinden onu çevirir; şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.

Rum Suresi, 24. ayet: Size bir korku ve umut (unsuru) olarak şimşeği göstermesi ile gökten su indirmek suretiyle ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilecek bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

[ad id=”10059″]

Risale-i Nur’da Ra’d (Gök Gürültüsü ve Şimşek) Hakkında

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri şimşek ve gök gürültüsü vazifeleri hakkında şöyle ifade etmektedir:

Sonra şimşeğe bakar ve ra’dı (gök gürültüsü) dinler, görür ki, pek acip ve garip hizmetlerde çalıştırılıyorlar.

“Atılmış pamuk gibi bu câmid, şuursuz bulut elbette bizleri bilmez ve bize acıyıp imdadımıza kendi kendine koşmaz ve emirsiz meydana çıkmaz ve gizlenmez. Belki gayet kadîr ve rahîm bir Kumandanın emriyle hareket eder ki, bir iz bırakmadan gizlenir ve def’aten meydana çıkar, iş başına geçer. Ve gayet faal ve müteâl ve gayet cilveli ve haşmetli bir Sultanın fermanıyla ve kuvvetiyle vakit be vakit cevv âlemini doldurup boşaltır ve mütemadiyen hikmetle yazar ve paydosla bozar tahtasına ve mahv ve ispat levhasına ve haşir ve kıyamet suretine çevirir. Ve gayet lütufkâr ve ihsanperver ve gayet keremkâr ve rubûbiyetperver bir Hâkim-i Müdebbirin tedbiriyle rüzgâra biner ve dağlar gibi yağmur hazinelerini bindirir, muhtaç olan yerlere yetişir. Güya onlara acıyıp ağlayarak, gözyaşlarıyla onları çiçeklerle güldürür, güneşin şiddet-i ateşini serinlendirir ve sünger gibi bahçelerine su serper ve zemin yüzünü yıkar, temizler.” (Yedinci Şuâ)

Bediüzzaman Hazretleri Nur Suresi 43. Ayeti ve Ra’d Suresinin 13. Ayetini şöyle açıklıyor..

Sonra ra’dı dinler ve berke (şimşeğe) bakar, görür ki: Bu iki hadise-i acîbe-i cevviye tam tamına يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِاْلاَبْصَارِ  ve وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ  âyetlerini maddeten tefsir etmekle beraber, yağmurun gelmesini haber verip, muhtaçlara müjde ediyorlar.

Evet, hiçten, birden harika bir gürültüyle cevvi konuşturmak ve fevkalâde bir nur ve nar ile zulmetli cevvi ışıkla doldurmak ve dağvarî pamuk misâl ve dolu ve kar ve su tulumbası hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garabetli vaziyetlerle baş aşağı gafil insanın başına tokmak gibi vuruyor, “Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen fa’al ve kudretli bir Zâtın hârika işlerine bak. Sen başıboş olmadığın gibi, bu hadiseler de başıboş olamazlar. Her birisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar. Bir Müdebbir-i Hakîm tarafından istihdam olunuyorlar” diye ihtar ediyorlar.  (Yedinci Şuâ)

 

[ad id=”10043″]

 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir