Kuran-ı Kerim

Âl-i İmrân Suresi 8-9. Ayet Anlamı ve okunuşu

Âl-i İmrân Suresi 8-9. Ayetleri Arapça-Türkçe Okunuşu, kelime ve cümle anlamı ve diyanet meali ve açıklaması, ilgili hadisler. açıklaması ve fazileti

Âl-i İmrân Suresi 8-9. Ayetleri Arapça-Türkçe Okunuşu, kelime ve cümle anlamı ve diyanet meali ve açıklaması, ilgili hadisler. açıklaması ve fazileti

Âl-i İmrân Suresi 8-9. Ayet

Kuran-ı Kerim’in yedi uzun suresinden birisi olan ve sıralama bakımından 3. suresi Âl-i İmrân suresi 200 Ayetten oluşmaktadır.

Ebu Umame (r.a) şöyle rivayet etmiştir ki,

Allah Rasulü ﷺ şöyle buyurdu;

Allah’ın ism-i azamı Kuran-ı Kerim’de 3 surededir. Bakara, Ali İmran ve Taha Suresi,

Kasım ibn AbdurRahman şöyle der;

Bakara suresini araştırdım, Ayetel Kürsi  ayetini buldum; Allah, O’ndan başka ibadete layık olan mabud yoktur, ebedi yaşayandır, bütün yarattıklarının kayyumudur.  (Bakara 255)

Ali İmran Suresi ilk ayetleri olan;

– Elif lâm mîm. Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur, O, Hayy’dır (hayattadır), Kayyum’dur (ezelî ve ebedîdir). Ali imran 1-2)

Ta Ha Suresinde ; O gün bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır. (TaHa 111)

Kaynak: Ebu Davud 1341, İbn Mace 3856

Âl-i İmrân Suresi 8

Âl-i İmrân Suresi 8. Ayet-i Kerime Arapça Yazılışı, Türkçe okunuşu ve kelime, cümle anlamı, Diyanet meali

رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ

Türkçe Okunuşu: Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmeh(rahmeten), inneke entel vehhâb(vehhâbu).

Meali: Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra, kalplerimizi saptırma. Senin katından bize vehbi olarak rahmet bağışla. Muhakkak ki sen, Vehhab’sın (vehbi olarak bağışlayansın).

Ayetin Arapça-Türkçe Okunuşu ve Cümle cümle anlamı

رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا ; Rabbena la tuziğ kulubena

“Ya Rabbi! Kalbimize meyl verme

بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا ; ba’de iz hedeytena

Bizi hidâyete getirdikten sonra kalbimize, dalâlete karşı meyl verme (ya Rabbi)

وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ; veheb lena min ledunke rahmeh

Rahmetinizi ihsân et bize, ya Rabbi

إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ ; inneke entel vehhab.

Vehhâb olan sensin. Karşılıksız ve sebepsiz olarak bolca ihsan eden sensin.”

Ayetin Kelime Kelime Anlamı

  • rabbe-nâ: Rabbimiz
  • lâ tuzig : saptırma, kaydırma
  • kulûbe-nâ: kalplerimizi
  • ba’de: sonra
  • iz hedeyte-nâ: bizi hidayete erdirdiğin zaman
  • veheb lenâ: bize vehbi olarak ihsan et, bağışla
  • min ledun-ke: senin katından
  • rahmeten: rahmet
  • inne-ke: muhakkak ki sen
  • ente: sen
  • el vehhâbu: ihsan eden, bağışlayan, hak kazanmadan veren, karşılıksız veren

Âl-i İmrân Suresi 9. Ayet

Âl-i İmrân Suresi 9. Ayet-i Kerime Arapça Yazılışı, Türkçe okunuşu ve kelime, cümle anlamı, Diyanet meali

رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

Türkçe Okunuşu: Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh(fîhî), innallâhe lâ yuhliful mîâd(mîâde).

Meali: Rabbimiz muhakkak ki insanları, hakkında şüphe olmayan günde toplayacak olan Sen’sin. Muhakkak ki Allah vaadinden dönmez.

Ayetin Arapça-Türkçe Okunuşu ve Cümle cümle anlamı

رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ ; Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh(fîhî)

Ya Rabbi! İnsanları hiç şüphe olmayan günde toplayacak olan Sen’sin.

 إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ ;  innallâhe lâ yuhliful mîâd(mîâde).

Allah’ın emrinde, miadında hulf yoktur, vaadinden dönmez.

Ayetin Kelime Kelime Anlamı

  • rabbena: Rabbimiz
  • inneke: sen mutlaka
  • camiu: toplayacaksın
  • n-nasi: insanları
  • liyevmin: bir günde
  • la raybe: asla şüphe olmayan
  • fihi: kendisinde
  • inne: şüphesiz
  • llahe: Allah
  • la yuhlifu: dönmez
  • l-miaade: sözünden

Âl-i İmrân Suresi 8-9. Ayet ile İlgili Hadisler ve Fazileti

Şehr b. Hûşeb (radıyallâhu anh) der ki;

Ümmü Seleme annemize

Ey Mü’minlerin annesi! Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) senin yanında olduğu zaman en çok yaptığı dua hangisi olurdu?

diye sordum.

dedi ki ; Çoğunlukla yaptığı dua şuydu

يَا مُقَلِّبَ الْقُلُو بِ ثَبِّتْ قَلْبِىِ عَلَى دِينِكَ

Ya mukallibel kulûb! Sebbit kalbî ‘alâ dînike.

Anlamı: “Ey kalpleri bir halden bir hale çeviren (Rabbim)! Benim kalbimi dinin üzerine sabit kıl.”

Ben kendisine

Ey Allah’ın Rasûlü! Neden bu duayı yapıyorsunuz? diye sordum

Şöyle buyurdular:

“Hiçbir kimse yoktur ki onun kalbi Allah’ın parmaklarından iki tanesinin arasında olmuş olmasın. Dilediğini düzeltir, düzgün yola kor, dilediğini ise kalbini kaydırarak yoldan çıkarır.”

Ashab-ı Kiram’dan bazıları Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in bu duayı çok yaptığını duyduğunda şaşırmışlar ve

Ey Allah’ın Rasûlü! Biz sana iman ettiğimiz halde bizim için mi korkuyorsun? demişlerdi.

Bunun üzerine Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur;

“Şüphesiz ki âdemoğlunun kalpleri tek bir kalp gibi Allah’ın parmaklarından iki tanesinin arasındadır.”

Allah Rasûlü sonra bu ayeti okudu.

رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ

Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra, kalplerimizi saptırma. Senin katından bize vehbi olarak rahmet bağışla. Muhakkak ki sen, Vehhab’sın. (Âl-i İmrân Suresi 8. Ayet)

Kaynak: Tirmizi 2140, 3522, 3864, 3587, İbn Hibban 943, Buhari ‘Edebul Mufrad’ 683, İbn Mace 3834

Yine başka bir rivayette Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur;

“Allah’tan aff ve afiyet dileyin. Çünkü hiç kimseye, (imanda) yakınlıktan sonra afiyetten (selametlikten) daha hayırlı bir şey verilmemiştir.” (Tirmizi 3558, el-Albani ‘Hasan Sahih’)

 

İlgili Diğer Konular 

Nukteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
DMCA.com Protection Status