Kültür-Sanat

Yunus Emre’den Hikmetli Sözler

Yunus Emre’den Hikmetli Sözler

Yunus Emre’nin En güzel, En anlamlı, meşhur sözlerini sizler için derledik..

Resimli Yunus Emre Sözleri ve En Güzel Yunus Emre Sözleri, Şiirleri

 

Sabah mezarlığa vardım, baktım herkes ölmüş yatar, her biri çâresiz olup, ömrünü yitirmiş yatar.

Maharet güzeli görebilmektir, sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, Alem herkes bilsin ki şunu; En büyük ibadet sevebilmektir.

Miskin Adem oğlanı, nefse zebun olmuştur. Hayvan canavar gibi, otlamağa kalmıştır.

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır.

ilim_ilim_bilmektir_yunus_emre

Aşk aşıkı şir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum eder

Beni bende demen bende değilem, bir ben vardır bende benden içeri.

Türlü türlü cefanın adını aşk koymuşlar.

Yaratılanı hoş gör, Yaradan’dan ötürü.

Benlik davasını bırak, muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek, hoşgörülü olmaya bak…

Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim. Aşkın ile avunurum; bana seni gerek seni.

Yunus sözi alimden, zinhar olma zalimden, korkadurın ölümden, cümle doğan ölmüştür.

Sen doğru ol da varsın sanan eğri sansın. Lâkin sakın unutma ki; Sen kendini birşey sanmadığın sürece doğru insansın.

Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır.

hic_hata_yapmayan_insan_yunus_emre

Bu dünyaya inanma, vefasın bulam sanma. Ömrün veren ziyana, çoğu pişman içinde.

Olsun be aldırma Yaradan yardır. Sanmaki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı indirir şâhı. Herşeyin bir vakti vardır.

Bir kez gönül yıktın ise, Bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi Elin ‘yüzün’ yumaz değil.

Eğer bir mümin’in kalbin kırarsan hakka eylediğin secde değildir.

Dağa düşer kül eyler, gönüllere yol eyler, sultanları kul eyler, hikmetli nesnedir aşk.

Sabır saadeti ebedi kalır Sabır kimde ise o nasib alır.

yunus_emre_hikmetli_sozler

Yalancı dünyaya konup göçenler. Ne söylerler ne bir haber verirler

Olsun be aldırma Yaradan yardır. Sanma ki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı indirir şâhı. Her şeyin bir vakti vardır.

Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür.Az söz erin yüküdür, çok söz www.orjinalsozler.com hayvan yüküdür.

Ey hayat ırmağından su içenler! Gelin soralım canlara ki güzelliği ne oldu da gidiyor. Ben hep seninim diyordu, şimdi neyi buldu da gidiyor?

Bir bahçeye giremezsen, durup seyran eyleme. Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran eyleme.

Elif okuduk ötürü, pazar eyledik götürü, Yaratılmışı hoş gördük, Yaratandan ötürü.

Ya elim al kaldır beni. Ya vaslına erdir beni. Çok ağlattın güldür beni. Gel gör beni aşk neyledi.

Eğer hor eğer hürmet Kişiye sözden gelir. Zehr ile pişen aşı Yemeğe kim gelir.

Mansur’um, uş dâra geldim, Yusuf’um, pazara geldim. Aslanım, şikâra geldim, velâkin yatağım orda.

Dağlar nice yüksek ise, yol anın üstünden geçer.

Eğer, ilerde bir gün “keşke” demek istemiyorsan, 3 şeyi doğru seç! Eşini, işini, arkadaşını.

Bu dünyaya gelen gider. Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?Bu dünyaya gelen gider. Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?

Ey Yunus Hakk’ı bilen söylemez hergiz yalan, ikilik ile gelen doğru yol bulmuş değil.

Dört kitabın manasını okudum tahsil ettim. Aşka gelince gördüm, bir uzun hece imiş.

Benlik davasını bırak muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek hoşgörülü olmaya bak.

Ana rahminden geldik pazara, bir kefen aldık döndük mezara.

Ya Rabbena hayreyle, Muhammed’e yâr eyle, Kabrimizi nur eyle, Kabre vardığım gece.

Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın.

Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan.

Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi vardır…

Hoştur bana senden gelen. Ya gonca gül yahut diken. Ya hayattır yahut kefen. Nârın da hoş, nurun da hoş. Kahrın da hoş, lütfun da hoş.

ZuIüm iIe abad oIanın akıbeti berbad oIur.

Biz geImedik dava için, bizim işimiz sevda için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geIdik.

Bir kez gönüI yıktın ise bu kıIdığın namaz değiI, yetmiş iki miIIet dahi eIin, yüzün, yumaz değiI.

Zulum ile abad olanın akıbeti berbad olur.

Ana rahminden geldik pazara, bir kefen aldık döndük mezara.

Ey hayat ırmağından su içenler! Gelin soralım canlara ki güzelliği ne oldu da gidiyor. Ben hep seninim diyordu, şimdi neyi buldu da gidiyor?

Dervişlik dedikleri, hırka ile taç değil. Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil.

Bir bahçeye giremezsen, durup seyran eyleme. Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran eyleme.

Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür.

Ben sevdiğimi demez isem, sevmek derdi boğar beni.

Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.

Cümleler doğrudur sen doğru isen,
Doğruluk bulunmaz sen eğri isen.

* * *

ete_kemige_burundum

Ete kemiğe büründüm …. Yunus diye göründüm.

Sıyırın eti kemiği, işte onun sesi, işte onun kendisi.

Ol kadiri kün feye kün, lutfedici sübhan benem.

Kesmeden rızkı veren cümlelere sultan benem.

Nutfeden Adem yaradan, yumurtadan kuş türeten.

Kudret dilini söyleten, zikreyleten sübhan benem.

 

Hem batinem hem zahirem, hem evvelem hem ahirem.

Bu cümlesini yaratıp tertib eden Yezdan benem.

Yoktur anda tercüman, andaki iş bana ayan..

Bin bir adı vardır bir adı da Yunus, ol sahibi Kur’an benem.

 

(Yunus Emre; Kültür Bakanlığı, 1275 Kültür eserleri 161, sayfa 361)

* * *

Ete kemiğe büründü, Yunus deyu göründü.

Yaratılanı hoş gör, Yaradan’dan ötürü.

Aşıklar ölmez, ölen hayvan imiş.

Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuş

Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil.

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır.

Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın.

Aşık olamayan adem benzer yemişsiz ağaca.

Türlü türlü cefanın adını aşk koymuşlar. Aşka münkir ademi bu meydandan sürmüşler.

Aşk aşıkı şir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum eder

Dervişlik baştadır, tacda değil. Kızdırmak oddadır, sacda değil.

Benim uçmak neme gerek, hergiz gözüm ona bakmaz.

Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri. İsteyene ver onları, bana seni gerek seni…

Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz..

Ya Rabbena hayreyle,
Muhammed’e yâr eyle,
Kabrimizi nur eyle,
Kabre vardığım gece.

Ben gelmedim dâvi (dava) için,
Benim işim sevgi için
Aşkın yeri gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim.

Akıl bir kişidir, Allah’a bakar.
Uyarsan akla uy, ol buhl’ı (cimriliği) yakar.

Akıl, adl (adalet) ıssı (sahibi) bir ulu kişidir.
Medet etmek sana onun işidir.

Gelin taniş olalım, işi kolay kılalım.
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.

Eğer aşkı sever isen can olasın.
Kamu derdine hem derman olasın.

Çalab’ın dünyasında
Yüz bin dürlü sevgi var;
Biri Rahmân-ı Rahîm
Biri şeytan-ı racîm.

Dağlar nice yüksek ise yol onun üstünden geçer.

Sözü bilen kişinin yüzünü ak ede bir söz.
Sözü pişirp diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola bitire savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu(zehirli) aşı
Yağ ile bal ede bir söz.

Mal sahibi mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi,
Mal da yalan mülk de yalan ,
Var gel biraz da sen oyalan.

Sanırdım kendim ayrıyım
Dost ayrıdır, ben gayrıyım
Beni bu hayale salan
Bu sıfat-ı hayvan imiş..

Nazar eyle itiri
Pazar eyle götürü
Yaradılanı hoş gör
Yaradandan ötürü

Mü’min olanların çoktur cefâsı,
Ahirette olur zevk-u sefâsı,
On sekiz bin âlemin Mustafâ’sı,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

 

 

hoştur_bana_senden_yunus_emre

 

Talebelerini bir çok merhalelerden geçiren Taptuk Emre Hazretleri, müridleriyle sohbet ettiği bir gün Talebesi Yûnus Emre’ye:

“–Evlâdım Yûnus! Bize hikmetli bir şiir söyle!” dedi.

Böyle bir emirle ilk defa karşılaşan Yunus Emre şaşırdı:

“–Hocam! Ben şiir söylemeyi bilmem!” dedi

Taptuk Hazretleri tekrar:

“–Haydi Yûnus, bize bir şiir söyle!” dedi.

Yûnus Emre, o âna kadar hiç şiir okumamış ve söylememişti.  Şeyhinin emrini nasıl yerine getireceğini derin derin düşünürken bir anda dili çözüldü, gönlünde mevcut olan, fakat o âna kadar sükût ve sükûn hâlinde bulunan hikmet deryâsı kelimelerin muhtevâsına şiir hâlinde akmaya başladı:

Aşkın aldı benden beni, bana Sen’i gerek Sen’i
Ben yanarım dün ü günü, bana Sen’i gerek Sen’i
Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum, bana Sen’i gerek Sen’i

Sûfîlere sohbet gerek, ahîlere ahret gerek
Mecnunlara Leylî gerek, bana Sen’i gerek Sen’i
Yûnus’durur benim adım, gün geldikçe artar odum
İki cihanda maksûdum, bana Sen’i gerek Sen’i

Yûnus Emre, derûnundaki bu Allah muhabbetinin diğer bir tezâhürü olarak Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in aşkıyla da yanıp tutuşmuştu. Bunu da şöyle dile getirdi:

Aşkın ile âşıklar, yansın yâ Rasûlâllah!
İçip aşkın şerâbın, kansın yâ Rasûlâllah!

Şol Sen’i sevenlere, kıl şefâat anlara,
Mü’min olan tenlere cansın yâ Rasûlâllah!

Âşıkım ol dildâre, bülbülem şol gülzâre,
Sen’i sevmeyen nâre yansın yâ Rasûlâllah!

Bundan sonra Yûnus Emre’nin gönül iklîminden o meşhur sehl-i mümtenî tarzındaki eşsiz terennümler ardarda sâdır oldu.

 

yunus_emre_kimdir_hayati

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir