Kuran-ı Kerim

Tûr Suresi

Tûr Suresi, Kur`an-ı Kerim`in 52. suresi olarak Mekke döneminde inmiştir ve 49 âyettir. Tur Suresi Arapça-Türkçe okunuşu, Meali ve anlamı, fazileti hakkında bilgiler

Tûr Suresi, Kur`an-ı Kerim`in 52. suresi olarak Mekke döneminde inmiştir ve 49 âyettir. Tur Suresi Arapça-Türkçe okunuşu, Meali ve anlamı, fazileti hakkında bilgiler

Sûre, adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır. Tûr, dağ demektir. Burada Hz. Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği, Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir.

52. Sure : Tûr Suresi  Hakkında Bilgi

Sure adını, ilk ayetinde geçen “Tûr” kelimesinden almıştır. Tûr, Hz. Musa’nın on emri almak üzere çıktığı dağın adıdır. Yüce Allah, surenin ilk ayetinde Tûr Dağı üzerine yemin ederek başlamaktadır. 49 ayetten oluşan sure, Secde sûresinden sonra, Mülk sûresinden önce, Mekke’de inmiştir. Mushaftaki sıralamada 52., iniş sırasına göre ise 76. suredir.

Tur Suresi, Kur`an-ı Kerim`in elli ikinci suresi. Mekke devrinde nazil olmuştur. Sure kırk dokuz ayetten oluşur. Sure ismini birinci ayette geçen ve Hz. Musa`ya Tevrat`ın indiği Tur dağından ismini alır.

Tur Suresinde Allah`a inanmayanların durumundan, Allah`a inananların cennete gideceklerinden, cennetin nimetlerinden bahsedilir.

Surenin temel konuları ; Kıyamet hadisesi, Cehennem azabı ve cennet nimetleri, Cennete gidecek olanlar, Cennettekilerin kendi aralarındaki konuşmaları, Kur’an’ın kafirlere meydan okuması, Erkek kız ayırımının geçersizliği, Kafirlerin yürüttükleri mantığın eleştirisi.

Tur Suresi’nin Faziletleri

Tur Suresini okuyan her kimse Allahü Teala’nın izniyle kabir azabından korunur,

Uzun yolculuğa çıkan her kimse, evden çıkmadan önce Tur Suresini okursa eve dönüş yapana kadar tehlikelerden ırak olur,

İftira sebebiyle hapise giren her kimse Tur Suresini sürekli okursa, Yaradan’ın izniyle tez zamanda hapishaneden kurtulur,

Dert ve sıkıntılardan kurtulmak için Tur Suresinin bolca zikredilmesi gerekir,

Hasta olan kimseye Tur Suresi sürekli okunursa, Allahın izniyle çar çabuk iyileşir..

  • Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Tur suresini okuyan kişiyi, kabir azabından korumak ve nimetleriyle cennete koymak Allah üzerine hak olur.”(Kadı Beyzâvî, Beyzâvî Tefsir (Envârut-Tenzîl ve Esrârut-Te’vîl), 2/444)
  • Dargın kimselerin barışması için okunursa, Allah’u Teala’nın izniyle maksat hasıl olur.
  • Yolculukta bu sureyi okuyan kişi, tüm şerlerden kurtulur.
  • Bu sureyi okuyan, Hakk’a yaklaşır, dertlerden kurtulur.
  • Hastaya her gün 3 kere okunursa, Allah’u Teala’nın izniyle şifa bulur.
  • Haksız yere hapiste yatan kişi bu sureyi okumaya devam ederse, bi-iznillah oradan kurtulur.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

Tur Suresi Arapça, Latin Harfli Okunuşu Ve Türkçe Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

Besmele

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

 

1. وَالطُّورِ
1. Ayet: Vettûri…
1. Ayet Meali: Andolsun Tûr’a,

2. وَكِتَابٍ مَّسْطُورٍ
2. Vekitēbim-mestûrin…
3.  Ayet Meali:
Satır satır yazılmış kitaba…

3. فِي رَقٍّ مَّنشُورٍ
3. Ayet: Fî raggim-menşûrin..
3. Ayet Meali: -Ki Yayılmış ince deri üzerine- …

4. وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ
4. Ayet: Velbeytil mağmûri…
4. Ayet Meali: Ma’mur eve,

5. وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
5. Ayet: Vessegfil merfûi…
5. Ayet Meali: Yükseltilmiş tavana,

6. وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِ
6. Velbahril mescûri…
6. Ayet Meali: Kaynatılmış denize, (andolsun ki)

7. إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌ
7. Ayet: İnne azēbe rabbike levēgiun…
7. Ayet Meali: Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır.

8. مَا لَهُ مِن دَافِعٍ
8. Ayet: Mē lehû min dēfiin…
8. Ayet Meali: Ona engel olacak (hiçbir şey de) yoktur.

9. يَوْمَ تَمُورُ السَّمَاء مَوْراً
9. Ayet: Yevme temûrus-semēu mevran…
9. Ayet Meali: O gün gök, bir çalkanış çalkalanır

10. وَتَسِيرُ الْجِبَالُ سَيْراً
10. Vetesîrul cibēlu seyrâ.
10. Ayet Meali: Dağlar da bir yürüyüş yürür.

11. فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ
11. Ayet: Feveylun yevmeizil lilmukezzibîne…
11. Ayet Meali: Vay haline o gün yalanlayanların!

12. الَّذِينَ هُمْ فِي خَوْضٍ يَلْعَبُونَ
12. Ayet: Ellezîne hum fî [k]havdin yel’abûn.
12. Ayet Meali: Ki onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar.

13. يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَى نَارِ جَهَنَّمَ دَعّاً
13. Ayet: Yevme yude’ûne ilē nēri cehenneme de’â.
13. Ayet Meali: O gün onlar cehennem ateşine itilip kakılacaklar.

14. هَذِهِ النَّارُ الَّتِي كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
14. Ayet: Hēzihin-nērulletî küntüm bihē tükezzibûn.
14. Ayet Meali: (Onlara): “İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur” (denilecek).

15. أَفَسِحْرٌ هَذَا أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ
15. Efesihrun hēzē em entüm lē tubsırûn.
15. Ayet Meali: “Bu da mı bir sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz?

16. اصْلَوْهَا فَاصْبِرُوا أَوْ لَا تَصْبِرُوا سَوَاء عَلَيْكُمْ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
16. Ayet: İslevhē fēsbirû ev lē tesbirû sevēun aleyküm innemē tuczevne mē küntüm tağmelûn.
16. Ayet Meali: Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız” (denilecek).

17. إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَعِيمٍ
17. Ayet: İnnel muttegîne fî cennētiv-ve neîm.
17. Ayet Meali: Şüphesiz (günahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler içindedirler.

18. فَاكِهِينَ بِمَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَاهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
18. Ayet: Fēkihîne bimē âtēhum rabbuhum vevegâhum rabbuhum azēbel cehîm.
18. Ayet Meali: Rablerinin kendilerine verdiği ile zevk ü sefâ sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.

19. كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئاً بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
19. Ayet: Kulû vēşrabû hanîfem-bimē küntüm tağmelûn.
19. Ayet Meali: (Onlara): “Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için” (denilir.)

20. مُتَّكِئِينَ عَلَى سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍ عِينٍ
20. Ayet: Muttekiîne alē sururim mesfûfetiv-vezevvecnēhum bihûrin în.
20. Ayet Meali: Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik.

21. وَالَّذِينَ آمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَانٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَا أَلَتْنَاهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَيْءٍ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ
21. Ayet: Vellezîne ēmenû vettebeathum zurriyyetuhum biîmēnin elhagnē bihim zurriyyetehum vemē eletnēhum min amelihim min şey’in küllümriim bimē kesebe rahîn.
21. Ayet Meali: İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden bir şey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.

22. وَأَمْدَدْنَاهُم بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
22. Ayet: Veemdednēhum bifēkihetiv-velehmim mimmē yeştehûn.
22. Ayet Meali: Onlara canlarının istediği meyveler ve etlerden bol bol verdik.

23. يَتَنَازَعُونَ فِيهَا كَأْساً لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ
23. Ayet: Yetenēzeûne fîhē ke’sel lē lağvun fîhē velē te’sîm.
23. Ayet Meali: Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.

24. وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ
24. Ayet: Veyetûfu aleyhim ğilmēnul lehum keennehum lu’luum meknûn.
24. Ayet Meali: Kendilerine ait bir takım hizmetçiler de onların etrafında dönerler. Bu gençler sanki sedefleri içine gizlenmiş inci gibidirler.

25. وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءلُونَ
25. Ayet: Veegbele bağduhum alē bağdin yetesēelûn.
25. Ayet Meali: Birbirlerine yönelip soruyorlar.

26. قَالُوا إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِي أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ
26. Ayet: Gâlû innē künnē gablu fî ehlinē muşfigîn.
26. Ayet Meali: Ve diyorlar ki: “Gerçekte biz daha önce (dünya hayatında) âilemiz içinde (âkıbetimizden) korkardık”.

27. فَمَنَّ اللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَانَا عَذَابَ السَّمُومِ
27. Ayet: Femennellâhu aleynē vevegânē azēbes-semûm.
27. Ayet Meali: “Allah bize lütfetti de bizi (vücûdun) içine işleyen (kavurucu) azaptan korudu.”

28. إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ إِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيمُ
28. Ayet: İnnē künnē min gablu nedûhu innehû hüvel berrur-rahîm.
28. Ayet Meali: “Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O’dur.”

29. فَذَكِّرْ فَمَا أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ
29. Ayet: Fezekkir femē ente biniğmeti rabbike bikēhiniv-velē mecnûn.
29. Ayet Meali: (Ey Muhammed!) sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnûn.

30. أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِ رَيْبَ الْمَنُونِ
30. Ayet: Em yegûlûne şēirun neterabbesu bihî raybel menûn.
30. Ayet Meali: Yoksa onlar (senin için): “Bir şâirdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz.” mu diyorlar?

31. قُلْ تَرَبَّصُوا فَإِنِّي مَعَكُم مِّنَ الْمُتَرَبِّصِينَ
31. Ayet: Gul terabbesû feinnî meaküm minel muterabbisîn.
31. Ayet Meali: De ki: Bekleyin, çünkü ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.

32. أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَامُهُم بِهَذَا أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
32. Ayet: Em te’muruhum ehlēmuhum bihēzē em hum gavmun tâğûn.
32. Ayet Meali: Onların akılları mı bunu emreder yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?

33. أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ
33. Ayet: Em yegûlûne tegavvelehû bellē yu’minûn.
33. Ayet Meali: Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır onlar inanmıyorlar.

34. فَلْيَأْتُوا بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِ إِن كَانُوا صَادِقِينَ
34. Ayet: Felye’tû bihadîsim mislihî in kēnû sâdigîn.
34. Ayet Meali: Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz meydana getirsinler.

35. أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَيْءٍ أَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ
35. Ayet: Em [k]huligû min ğayri şey’in em humul [k]hâligûn.
35. Ayet Meali: Yoksa onlar, hiçbir şey olmadan (yani yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa kendileri yaratıcı mıdırlar?

36. أَمْ خَلَقُوا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بَل لَّا يُوقِنُونَ
36. Ayet: Em [k]halegussemēvēti vel erda bellē yûginûn.
36. Ayet Meali: Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar düşünüp hakikati anlamazlar.

37. أَمْ عِندَهُمْ خَزَائِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ الْمُصَيْطِرُونَ
37. Ayet: Em indehum [k]hazēinu rabbike em humul musaytırûn.
37. Ayet Meali: Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hâkim (her şeyin yöneticisi) kendileri midir?

38. أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ
38. Ayet: Em lehum sullem.
38. Ayet Meali: Yoksa kendilerine mahsus (üzerine çıkıp sırları) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açık bir delil getirsin.

39. أَمْ لَهُ الْبَنَاتُ وَلَكُمُ الْبَنُونَ
39. Ayet: Em lehul benētu velekümul benûn.
39. Ayet Meali: Demek kızlar O’na, oğullar size öyle mi?

40. أَمْ تَسْأَلُهُمْ أَجْراً فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ
40. Ayet: Em tes’eluhum ecran fehum mim meğramim musgalûn.
40. Ayet Meali: Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

41. أَمْ عِندَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
41. Ayet: Em indehumul ğaybu fehum yektubûn.
41. Ayet Meali: Yoksa gayb kendilerinin yanında da onlar mı yazıyorlar?

42. أَمْ يُرِيدُونَ كَيْداً فَالَّذِينَ كَفَرُوا هُمُ الْمَكِيدُونَ
42. Ayet: Em yurîdûne keyden fellezîne keferû humul mekîdûn.
42. Ayet Meali: Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin kendileri tuzağa düşeceklerdir.

43. أَمْ لَهُمْ إِلَهٌ غَيْرُ اللَّهِ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
43. Ayet: Em lehum ilēhun ğayrullâhi sübhânellâhi ammē yuşrikûn.
43. Ayet Meali: Yoksa onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.

44. وَإِن يَرَوْا كِسْفاً مِّنَ السَّمَاءِ سَاقِطاً يَقُولُوا سَحَابٌ مَّرْكُومٌ
44. Ayet : Veiy-yerav kisfem mines-semēi sēgiten yegûlû sehâbum merkûm.
44. Ayet Meali: Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, “Üst üste yığılmış bulutlardır.” derler.

45. فَذَرْهُمْ حَتَّى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِي فِيهِ يُصْعَقُونَ
45. Ayet: Fezerhum hattē yulēgû yevmehumullezî fîhi yusagûn.
45. Ayet Meali: Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.

46. يَوْمَ لَا يُغْنِي عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْئاً وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
46. Ayet: Yevme lē yuğnî anhum keyduhum şey’ev velē hum yunsarûn.
46. Ayet Meali: O gün hiçbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hiçbir şekilde yardım da görmeyeceklerdir.

47. وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا عَذَاباً دُونَ ذَلِكَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
47. Ayet: Veinne lillezîne zalemû azēben dûne zēlike velēkinne ekserahum lē yağlemûn.
47. Ayet Meali: Şüphesiz o zulmedenlere ondan başka da azab vardır. Fakat çokları bilmezler.

48. وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ
48. Ayet: Vasbir lihukmi rabbike feinneke bieğyuninē vesebbih bihamdi rabbike hîne tegûm.
48. Ayet Meali: Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et.

49. وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَارَ النُّجُومِ 
49. Ayet: Veminel-leyli fesebbihhu veidbēran-nucûm. 
49. Ayet Meali: Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışında da O’nu tesbih et

 

İlgili Diğer Konular

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu