Kuran-ı Kerim

Ebû Leheb Kimdir? Nasıl Ölmüştür?

Ebû Leheb, Hz. Peygamber'in amcası ve aynı zamanda onun en büyük düşmanı. Ebu Leheb kimdir? Tebbet süresi indikten tam 7 yıl sonra ölen Ebu Leheb nasıl ölmüştür?

Ebû Leheb, Hz. Peygamber’in amcası ve aynı zamanda onun en büyük düşmanı. Ebu Leheb kimdir?  Tebbet süresi indikten tam 7 yıl sonra ölen Ebu Leheb nasıl ölmüştür?

Ebû Leheb, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem)’in amcalarından biridir. Asıl adı Abduluzza bin Abdülmuttalib’dir. Kur’an’da ona takılmış lakabıyla Ebû Leheb yani alevlerin ya da alevli ateşin babası anlamına gelir. İslam Peygamerberi Hz. Muhammed (sallalahu aleyhi ve sellem)’in tebliğ görevine başladıktan sonra en azılı düşmanlarından, en eziyet eden kişilerden biri olmuştur.

Yaptığı kötülük ve zulümlerden dolayı kendisi ve karısı Ümmü Cemil hakkında Kuran-ı Kerim’de sure inmiştir. Kuran’ın 111. Suresi Tebbet Suresi’nde Ebu Leheb ve karısına ismiyle (künyesiyle) beddua edilmiş ve Ebu Leheb hakkında “onun elleri kurusun” şeklinde beddua ifadesi kullanılmıştır.

Ebû Leheb Kimdir?

Ebû Leheb, Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.v)’in amcasıdır. Asıl adı Abdüluzza bin Abdulmuttalib’dir. Babası olan Abdülmuttalib, ona güzelliğinden dolayı kıvılcım gibi parladığı ve öfkelendiğinde yanakları kızardığı için Ebû Leheb künyesini takmıştır. Oğlu Utbe’den dolayı Ebû Utbe ismiyle de anılmaktaydı.

Ebû Leheb yani Abdüluzza, Abdülmuttalib’in, Lübna bint Hacir adlı eşinden tek çocuk olarak dünyaya gelmiştir.

Ebû Leheb‘in doğum tarihi, çocukluğu ve gençliğiyle ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Onun hakkında sahip olduğumuz bilgiler Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.v) ile olan tavrı, ilişkileri ve İslam’a karşı aldığı tavırlarla alakalıdır.

Şaşı gözlü, yumru yüzlü ve şişman bir adamdı. Ebû Leheb,ticaretle uğraştığından maddî durumu iyi ve Mekke’nin zenginlerinden olan biriydi. Şam bölgesine ticarî seferler yapardı. Topluma yön veren Mele’ gurubunun içindeydi ve itibar sahibiydi.

Harb b.Ümeyye’nin kızı, Ebû Süfyân’ın kız kardeşi ve esas adı Avraolan Ümmü Cemil ile evlenmiştir. Ebu Leheb’in bu evliliğinden Utbe, Uteybe, Muattib adlı erkek çocukları; Durre, Halide ve Azze adında da kız çocukları olmuştur.  Üç kızı da Mekke’nin fethinde Müslüman olmuştur. Dolayısıyla sahabîdirler.

Oğulları Utbe ve Muattib Mekke’nin fethinden sonra Hz. Peygamber’in davetine icabet ederek Müslüman olmuşlar, Huneyn Seferine de katılmışlardır. Hatta bu seferde, Hz Peygamber’in yanında sebatla kalan Müslümanlardan olmuşlardır. Uteybe ise müşrik olarak ölmüştür.

Ümmü Cemil

Ebu Leheb’in karısı Ümmü Cemil’dir. Ebu Süfyan’ın da kız kardeşidir. Ümmü Cemil de kocası Ebu Leheb gibi Peygamberimize ve Müslümanlara eziyet ve düşmanlıkla bilinmektedir. Kuran-ı Kerim’de Tebbet suresi’nde Ebu Leheb’in karısı hakkında da “Onun karısı da… Odun hamalı olarak” ifadeleri geçer.

Ebû Leheb’in Hz. Peygamber ile Olan ilişkisi

Ebû Leheb, Hz. Peygamber’in doğumundan üç veya yedi gün sonra kölesi Süveybe’yi onu emzirmesi için görevlendirmiştir. Hz. Peygamber risaletini ilan edene kadar Rasûl-i Ekrem’le olan ilişkileri çok da kötü değildi. Ebû Leheb’in, yeğeninin iki kızını gelin almak istemesinden arada belli bir düzeyde ilişkinin olduğunu anlayabiliriz. Hz. Rukıyyeile Utbe’yi ve Hz. Ümmü Gülsûm ile de Uteybe’yi nişanlamıştı.

Hz. Peygamber’le amcası kapı komşusuydu. Rasûlullah’ın Mekke’deki evi Ebû Leheb ile Ukbe b. Ebî Muayt’ın evinin arasında bulunuyordu.

Ebû Leheb’in Karakter Özellikleri

Ebu Leheb cahiliye dönemi adetlerine sıkı sıkı bağlı birisi idi. Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Peygamberlik görevinden sonra menfaatlerini korumak ve cahiliye geleneklerine devam etmek amacıyla öz yiğeni olan Peygamber Efendimiz’e aşırı derece düşmanlık ve kin besledi.

Ebu Leheb aşırı derecede kıskanç ve inatçı bir insandı. Ebû Cehil, Ebu Leheb hakkında “Sakın bunu kızdırmayın. Eğer öbür tarafa geçerse bir daha onu kimse döndüremez.” derdi.

Kendisini yüksek mevkilerde düşünür diğer insanların onun bu ayrıcalıklı haline saygı ve hürmet göstermesini beklerdi.

Ebû Talib’in vefatının sonra kız kardeşlerinin baskısıyla Ebû Leheb Peygamber Efendimiz’e yakın olmaya niyet etmiş ve yeni tebliğ edilen din hakkında;

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e: “Eğer dinini kabul edersem benim için ne var?” şeklindeki sorusuna

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Diğer iman edenlere ne varsa senin için de o var.” buyurmuştur.

Ebû Leheb: “Benim için bir ayrıcalık yok mu?” dediğinde Efendimiz: “Başka ne istiyorsun?” diye sormuştu. Ebû Leheb şöyle karşılık vermiştir: “Beni başkaları ile eşit kılan dine yazıklar olsun!”

Tebbet suresi

Pek çok İslam düşmanı olmasına rağmen, sadece Ebû Leheb’in adı geçmektedir. Niçin Kur’an Ebû Leheb’i seçti ve neden biz ona her okuduğumuzda beddua ediyoruz? Ne yaptı da adı kıyamete kadar kötü ve lanetlenmiş olarak anılacak?

Diğer müşrikler Peygambere ve Müslümanlara yaptıkları fiili işkencelerle ön plana çıkmışken amcasının tavrı hepsinden daha zarar verici olmuştur. Ebû Leheb kırbaçla, silahla, yaralayarak eziyet etmemiştir. O, Rasûlullah’ı ilk kabul etmesi gerekenlerden iken ilk ve en şiddetli karşı koyanlardan olmuştur. Hâlbuki yeğeninin bütün hayatını ve faziletlerini en iyi bilen kimselerdendi. Belki diğerleri gibi inananlara azap etmemiştir. Ancak İslam ve Peygamber aleyhinde sürekli konuşarak, çeşitli yöntemlerle kamuoyu oluşturarak, inkârını her mekân ve zamanda ilan ederek insanları etkilemiştir. Hz. Peygamber’in konuşmasını dinleyen birçok kişi İslam’a meylederken Ebû Leheb’in faaliyetleri sonucunda Peygamberimizden uzaklaşmıştır. Ebû Leheb’in diğerlerine nazaran daha etkili olmasında öz amca oluşunun etkisi vardır. Amcanın insanlar gözünde önemli bir yeri vardır, değerlendirmeleri ve sözleri mutlaka dikkate alınır. Hele bir de bu toplum Arap toplumuysa… İşkenceden dolayı dininden dönenleri pek bilmeyiz. Ancak olumsuz propaganda sebebiyle peygamberimizden uzak duran çok olmuştur.

Ebu Leheb ve karısı yalan ve olumsuzluklar içeren düşüncelerle toplumu ifsad eden basın yayın gibi çalışmıştır. Doğru olmasa bile söylediği sözler olumsuz manada İslam’a ve Hz. Peygamber karşı şartlanmalara sebep olmuştur. Rebia b. Abbâdü’d-Dilî şöyle bir olay aktarır:

“Peygamber’i (s.a.s.) Zülmecaz panayırında görmüştüm. “Ey insanlar! ‘Lâ ilahe illallah” deyiniz de, kurtulunuz!” buyuruyor; kendisi hangi caddeye girse halk da oraya gidiyor, onun başına toplanıyor,birbiri üzerine yığılıyorlardı. Orada, ne kimsenin bir şey söylediğini, ne de onun sustuğunu gördüm. O, hep: “Ey insanlar! “Lâ ilahe illallah deyiniz de, kurtulunuz!” buyurup duruyordu.

Akik (şaşı) gözlü, yumru yüzlü, iki bölük halinde örgülü saçlı bir adam da, o nereye giderse arkasından gidiyor: “Ey insanlar! Bu, sizi aldatıp da baba ve atalarınızın dininden vazgeçirmesin! Bu, dinden çıkmış bir yalancıdır!”diyordu.

“Kimdir bu zât?” diye sordum.

“Muhammed b. Abdullah’tır. Kendisi, peygamber olduğunu söylüyor” dediler.

“Ya onun arkasında giden, onu yalanlayan, şu akik (şaşı) gözlü adam da kimdir?” diye sordum.

“O da, onun amcası Ebû Leheb’dir!” dediler.”

Peygamberimiz’in (s.a.s.) Kötü Komşusu

Peygamberimiz’in (s.a.s.) evi Ebû Leheb ile Ukbe b. EbiMuayt’ın evi arasındaydı. Eziyet vermek için hayvan işkembesini getirip Peygamberimizin (s.a.s.) kapısının önüne atarlardı. Peygamberimiz (s.a.s.) bu iki komşusunun yaptıklarına üzülür ve şöyle derdi: “Ey Abdi Menaf oğulları! Bu ne biçim komşuluk?!”

Aynı şekilde bir gün Ebu Leheb getirdiği pisliği Peygamberimizin (s.a.s.) kapısının önüne dökmek isterken, Hz. Hamza gördü ve pisliği onun elinden alıp başına döktü. O da Hz. Hamza’dan korkusuna bir daha bunu yapamadı.

Ebû Leheb, yaptığı bu kötülükle de kalmaz, kendi evinden ve komşusu Adiyy b. Hamrau’s-Sakafi’nin evinden, Peygamberimize (s.a.s.)  taş atar dururdu. Karısı Ümmü Cemil de ondan geri kalır gibi değildi.Ümmü Cemil her gece pıtrakları, dikenleri, dikenli ağaç dallarını toplayıp büyük demet yapar geceleyin ayağına batsın ve yaralar açsın diye Peygamberimizin (s.a.s.) geçeceği yollara atardı.

Tebbet Suresi Okunuşu ve Meali

Okunuşu
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb
2- Mâ eğnâ anhü mâlühû ve mâ keseb
3- Seyeslâ nâren zâte leheb
4- Vemraetühû hammâletelhatab
5- Fî cî dihâ hablün min mesed

Anlamı
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.

1. Ebu Leheb’in elleri kurusun… Kurudu da!
2. Ne zenginliği ve ne de kazandığı ona fayda vermedi!
3. Alevli bir ateşe maruz kalacaktır (o)!
4. Onun karısı da… Odun hamalı olarak!
5. Boynunda hurma lifinden bir ip olduğu hâlde!

Tebbet leheb suresi, böyle bir ortamda peygamberimizi teselli etmek, desteklemek, ona moral ve güç vermek için inmiştir.

Daha önce inmiş olan Alak, Kalem, Müzzemmil ve Müddessir surelerinde, herhangi bir isim verilmeden, mal, mülk, çevre ve güç sahibi olduklarından dolayı şımarıp azan kimselerden bahsedilmiş, ahiret gününü de yalanlayan bu kişilerin Allah’a havale edilmesi gerektiği, onların cezalarının Allah tarafından verileceği bildirilmişti.

O surelerde sıfatları ve karakterleri ile konu edilenler, bu surede Ebuleheb’in kişiliğinde somutlaştırılmıştır. Kur’an’ın adlarını açıkça andığı, helâklerini ve ebedî lânete sürüklendiklerini haber verdiği kişiler yalnızca Ebuleheb ve karısıdır.

Bu onların düşmanca davranışlarının peygamberimizin tebliğine ne denli zarar verdiğini göstermektedir.

Ebû Leheb’in Ölümü

Ebu Leheb nasıl öldü?

Müslümanlar ile Mekke’nin Kureyşli müşrikleri arasında yapılan Bedir savaşı mağlubiyetinden sonra üzüntü ve kederinden ağır hasta oldu.

Bir rivayete göre Hazreti Abbas (r.a.)’ın azâtlı kölesi Ebu Rafi’nin anlattığında göre

Ebu Leheb ile Ebu Süfyan, Bedir savaşı hakkında konuşmaya başladılar. Ebu Süfyan Bedir savaşını anlatırken İslam ordusunun kuvvetinden, kır atlarla ak benizli birçok insanla karşılaştıklarından bahseder.

Bu sözleri dinleyen Hazreti Abbas (r.a.)’ın azâtlı kölesi Ebu Rafi dayanamayıp söze karışarak;

“İşte onlar vallâhi meleklerdir” der.

Bunun üzerine Ebu Leheb sinirlenir ve Ebu Rafi’nin üzerine atılarak onu dövmeye başlar. Ebu Leheb sinirinden hızlıca Ebu Rafi’nin yüzüne vurduğu sırada Hazreti Abbas (r.a.)’ın eşi olan Ümmü Fazl duvar kenarında duran büyük bir tahta parçasını alarak Ebu Leheb’in kafasına indirir. Kafasına darbe alan Ebu Leheb’in başı yarılır ve kanamaya başlar.

Ebu Leheb kanayan başıyla zar-zor yerinden kalkar ve evine gider. Bu hâdiseden sonra Ebu Leheb yaklaşık yedi gün yaşar. Vucüdu gün geçtikçe şişer, kan ve pislik içinde evinde ölür.

Oğulları ölüsünü, iki veya üç gün beklettiler. Evinde cesedi kokmaya başladı. Hastalığının bulaşmasından korktukları için kimse yanına yaklaşmak istemiyordu.

Kureyşli birisi oğullarına, yazıklar olsun size, babanız evinde koktuğu halde, onun yanına uğramaktan utanıyor musunuz?” diye sordu. Onlar, “Biz, onun hastalığından korkuyoruz” deyince adam, “Haydi gelin ben size yardım edeyim.” dedi birlikte gittiler. Fakat yanına yaklaşılacak gibi değildi. Onu ne yıkadılar ve ne de el sürdüler. Uzaktan üzerine su serptiler. Sonra sürükleyerek götürüp Mekke’nin yukarı taraflarında bir yere gömdüler. Üzerini taşla kapattılar.

Ebu Leheb’in Karısı

Leheb Sûresi’nin inzâlinden sonra bu sûrede zemmedildiğini duyan Ebu Leheb’in karısı Ümmü Cemil (ki adı Avrâ idi) son derece üzüldü ve canı sıkıldı… Ve eline kocaman bir taş alarak aklı sıra bunu Efendimiz AleyhisSelâm’a vurmak üzere Haremi Şerif’e geldi…

O sırada Efendimiz AleyhisSelâm da yanında Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ömer olduğu hâlde Haremi Şerif’te oturuyordu… 

Ümmü Cemil’in gelmekte olduğunu gören Hazreti Ebu Bekir, Efendimiz AleyhisSelâm’a dönerek:

− Yâ Rasûlullâh… Bu küfürbaz, kötü dilli bir kadındır…Keşke buradan kalkmış olsaydık… dedi.

Efendimiz AleyhisSelâm ise kısa bir şekilde cevap buyurdu:

− O, beni göremez!..

Ümmü Cemil hakikaten, onların yanına gelince Efendimiz AleyhisSelâm’ı göremedi ve Hazreti Ömeri hiç sevmediği için, Hazreti Ebu Bekr’e sordu;

Nerede O arkadaşınız?

Hazreti Ebu Bekr de ona sordu:

Ne yapacaksın O’nu?

Ümmü Cemil kızgın bir hâlde cevap verdi:

Beni hicvettiğini öğrendim… Yemin ederim ki O’nu bulursam, bu taşı ağzına vuracağım! O, şair ise ben de şairim ve O’nun gibi hicvetmesini ben de bilirim!

Hazreti Ebu Bekr cevap verdi:

− Kâbe’nin beytinde yemin ederim ki; O, ne seni ve ne de kocanı hicvetmiştir! 

Vallâh arkadaşım ne şairdir, ne de şiir söylemesini bilir!

Ümmü Cemil anlamadı söylenileni:

Hayır, sen yalan söylüyorsun… Herkes O’nun beni hicvettiğini söylüyor… 

O sırada Hazreti Ömer söze karıştı:

Yazıklar olsun sana ki, Onu bir şair sanıyorsun!

Ümmü Cemil, Hazreti Ömer’den hoşlanmadığı için kısa kesti sözü;

− Yâ Hattaboğlu! Ben seninle konuşmak istemiyorum bu meseleyi… 

Hazreti Ebu Bekr, Ümmü Cemil’e sordu:

Peki yanımda bulunan zâtı görüyor musun sen?

Ümmü Cemil şaşkın bir hâlde karşılık verdi:

Sen benimle alay mı ediyorsunBen yanında Ömerden başka hiç kimse görmüyorum… 

Bundan sonra Efendimiz AleyhisSelâm için yazmış olduğu hicviyesini okuyarak dönüp gitti… 

Ümmü Cemil gittikten sonra Hazreti Ebu Bekr, Efendimiz AleyhisSelâm’a dönerek sordu:

− Yâ RASÛLULLÂH, Ümmü Cemil seni gördü mü?

Efendimiz AleyhisSelâm cevap verdi:

Hayır! Beni göremez! Allâh, onun gözünü aldı; melekler beni ona göstermedi! 

İlgili Diğer Konular

Nükteler.com’u Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı