
2026 Dünya Uzay Haftası’nın teması “Roket Devrimi”! Bu yazıda, Uzay Haftası’nın anlamı, amacı, son yenilikler ile birlikte uzayda kalıcı yaşamın zorluklarını, Türkiye’nin uzay çalışmalarındaki rolünü ve Dünya Uzay Günü ile ilgili merak edilenleri keşfedin. 🚀
Dünya Uzay Haftası nedir, ne zaman kutlanıyor? Roketler uzaya nasıl çıkıyor, neden yeniden kullanılabilir roketler önemli, uzaya ulaşmanın maliyeti nasıl değişti?
Dünya Uzay Haftası (World Space Week)
Dünya Uzay Haftası, her yıl 4-10 Ekim tarihleri arasında dünya çapında yaklaşık 100 ülkede kutlanan büyük bir uzay etkinliğidir. Genel Kurul, 6 Aralık 1999 tarihli bir kararla Dünya Uzay Haftası’nı ilan etmiştir. İnsanlığın uzaydan elde ettiği birçok fayda vardır ve bu bayram, herkesi bunlar hakkında bilgilendirmek için buradadır. Uzay ajansları, okullar, planetaryumlar, müzeler ve astronomi kulüpleri gibi kuruluşlar, dünyanın çeşitli yerlerinde uzay tanıtım etkinlikleri düzenlemektedir.
2026 yılının teması “Rocket Revolution” (Roket Devrimi) olarak belirlenmiş durumda. Tema, fırlatma teknolojilerindeki hızlı gelişmelere ve uzaya erişimin giderek değişmesine odaklanıyor. Daha gelişmiş roketler, yeniden kullanılabilir fırlatma sistemleri, maliyetlerin düşmesi ve fırlatma olanaklarının artması, uzay çalışmalarında yeni bir dönemin kapısını açıyor.
2026 Dünya Uzay Haftası Google Doodle ile kutlanıyor
Google, 2026 Dünya Uzay Haftası kapsamında özel Doodle’lar hazırladı. Dünya Uzay Haftası’nın 4–10 Ekim tarihleri arasında kutlandığı dönemde Google, uzayın farklı bölgelerini ve astronomik görüntüleri öne çıkaran özel tasarımları ana sayfasında yayımlamaya başladı.
8 Ekim 2026’da Google Doodle’ın konusu Karina Bulutsusu (Carina Nebula) oldu. Google’ın Doodle sayfasında yer alan görsel, James Webb Uzay Teleskobu’nun elde ettiği verilerden yararlanılarak hazırlanan Karina Bulutsusu görüntüsünü öne çıkarıyor.

2026 Dünya Uzay Haftası kutlu olsun!
Google, Dünya Uzay Haftası kapsamında 6 Ekim’de Gül Tomurcuğu Bulutsusu (Rosebud Nebula) için de özel bir Doodle yayımlamıştı. James Webb Uzay Teleskobu’nun görüntüleriyle hazırlanan bu Doodle’da, Dünya’dan yaklaşık 3.300 ışık yılı uzaklıktaki ve 130’dan fazla genç yıldıza ev sahipliği yapan bulutsu tanıtıldı.
Google’ın Dünya Uzay Haftası için hazırladığı Doodle’lar, uzay araştırmalarına ve özellikle James Webb Uzay Teleskobu’nun evreni gözlemleme çalışmalarına yönelik ilgiyi artırmayı amaçlayan dikkat çekici bir farkındalık çalışması olarak öne çıkıyor.
Bu yazıda, Dünya Uzay Haftası’nın tarihçesini, 2026 temasının detaylarını ve Türkiye’nin bu alandaki önemli adımlarını bulacaksınız.
🌌 Dünya Uzay Haftası’nın Kökeni
Dünya Uzay Haftası’nın evrimi, 1980 yılında Dünya Uzay Haftası Derneği’nin (WSWA), her 16-24 Temmuz tarihleri arasında ilk Ay’a inişin kutlandığı, Uzay Haftası adlı nispeten küçük bir uzay etkinliği düzenlemeye başlamasıyla başladı. WSWA, 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde ulusal bir kutlamayı koordine etmek için “Uzay Haftası Ulusal Merkezi”ni kurdu.
1999 yılına gelindiğinde Uzay Haftası 15’ten fazla ülkeye ulaşmıştı. Ayrıca, aynı yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Dünya Uzay Haftası’nın her yıl 4-10 Ekim tarihleri arasında kutlanmasını ilan etti. İlk kutlama 2000 yılında, etkinliğin küresel koordinatörlüğünü WSWA’nın üstlendiği bir ortamda gerçekleştirildi.
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1999’da ilan edilen Dünya Uzay Haftası, insanlık tarihindeki iki çok önemli olayı onurlandırmak için seçilmiş tarihleri kapsıyor:
- 4 Ekim 1957: İlk yapay Dünya uydusu Sputnik 1‘in uzaya fırlatılarak uzay çağını başlattığı gün.
- 10 Ekim 1967: Ulusların uzaydaki faaliyetlerini düzenleyen ve uzayın barışçıl kullanımını vurgulayan “Dış Uzay Anlaşması”nın yürürlüğe girdiği gün.
Bugün Dünya Uzay Haftası, 90’ı aşkın ülkede binlerce etkinlikle dünyanın en büyük yıllık uzay etkinliği haline gelmiştir.
Dünya Uzay Haftası 2026’nın Teması: Rocket Revolution
Dünya Uzay Haftası 2026’nın teması “Rocket Revolution” (Roket Devrimi) olarak belirlendi. Bu yılki tema, roket teknolojilerindeki hızlı değişimin uzaya erişimi nasıl dönüştürdüğüne dikkat çekiyor. (UN Transcripts)
Geçmişte uzaya ulaşmak, büyük ölçüde devletlerin sahip olduğu pahalı ve sınırlı sayıdaki uzay programlarının gerçekleştirebildiği bir görevdi. Günümüzde ise özel şirketlerin, yeniden kullanılabilir roketlerin, küçük fırlatma araçlarının, üniversite ekiplerinin ve yeni uzay girişimlerinin ortaya çıkmasıyla uzaya erişim giderek çeşitleniyor. (Bis Space)
Buradaki “devrim” sözcüğü yalnızca roketlerin daha güçlü hale gelmesi anlamına gelmiyor. Roketlerin yeniden kullanılabilmesi, fırlatma maliyetlerinin düşmesi ve daha sık fırlatma yapılabilmesi, uzay faaliyetlerinin kapsamını da genişletiyor. Daha fazla uydu, uzay teleskobu, bilimsel araştırma ve ticari uygulamanın uzaya gönderilebilmesi bu dönüşümün sonuçları arasında yer alıyor.
Aslında mesele yalnızca “Daha iyi roketler yapabilir miyiz?” sorusu değil. Roket teknolojisindeki gelişmeler, “Uzaya kimler ulaşabilir, ne sıklıkta ulaşabilir ve uzaydan neler yapabiliriz?” sorularını da yeniden gündeme getiriyor.
🚀 Roket Devrimi neden önemli?
2026 temasında özellikle şu başlıklar öne çıkıyor:
- Yeniden kullanılabilir roketler: Fırlatma sistemlerinin bir bölümünün tekrar kullanılabilmesi, uzaya erişimin maliyetini ve operasyon biçimini değiştiriyor.
- Daha düşük maliyetler: Fırlatma maliyetlerinin azalması, daha fazla kurum ve şirketin uzay faaliyetlerine katılmasına olanak sağlayabilir.
- Daha sık fırlatma: Fırlatma kapasitesinin artması, uyduların ve diğer uzay araçlarının daha kısa aralıklarla yörüngeye gönderilmesini mümkün kılıyor.
- Uzaya daha geniş erişim: Uzay artık yalnızca birkaç büyük devletin yürüttüğü programlardan ibaret değil; özel şirketler, üniversiteler ve yeni uzay girişimleri de ekosistemin parçası haline geliyor.
- Yeni nesil uzay çalışanları: Roket teknolojilerindeki gelişme; mühendislik, yazılım, bilim ve diğer teknik alanlarda yeni uzmanlıkların önemini artırıyor.
2026 aynı zamanda Robert H. Goddard’ın ilk sıvı yakıtlı roket denemesinin 100. yılı. Ancak Dünya Uzay Haftası Birliği’nin açıklamasına göre “Rocket Revolution” teması bu yıl dönümü nedeniyle seçilmedi; iki gelişme tesadüfen aynı yıla denk geldi.
1926’dan 2026’ya Roketlerin 100 Yıllık Değişimi
2026 yılı, modern roketçiliğin tarihinde özel bir dönüm noktası. Çünkü bundan tam 100 yıl önce, 16 Mart 1926’da Amerikalı fizikçi Robert H. Goddard, dünyanın ilk başarılı sıvı yakıtlı roketini fırlattı.
Goddard’ın roketi bugün bize oldukça küçük görünebilir. Yaklaşık 3,4 metre uzunluğundaki roket yalnızca 2,5 saniye boyunca uçtu, yaklaşık 12,5 metre yüksekliğe çıktı ve 56 metre ilerideki bir lahana tarlasına düştü. Ancak bu kısa uçuş, modern roketçiliğin başlangıç noktalarından biri oldu.
Goddard’ın kullandığı roket, sıvı oksijen ve benzinle çalışıyordu. Sıvı yakıt kullanılması; yakıt akışının kontrol edilmesi, daha yüksek performans elde edilmesi ve daha gelişmiş roket motorlarının tasarlanması açısından önemli bir adım oldu. Goddard sonraki yıllarda roketlerini geliştirerek yönlendirme sistemleri, yakıt pompaları ve hareketli motor mekanizmaları gibi teknolojiler üzerinde çalıştı.
1926’daki roketten Ay’a giden roketlere
1926’daki küçük roketten yalnızca birkaç on yıl sonra roket teknolojisi büyük bir dönüşüm geçirdi.
II. Dünya Savaşı sırasında geliştirilen V-2, sıvı yakıtlı roket teknolojisinin çok daha büyük ölçekte uygulanabileceğini gösterdi. Savaş sonrasında ABD ve Sovyetler Birliği’nin roket programları hızlandı. Bu teknolojik birikim, 1950’lerde başlayan Uzay Çağı’nın ve daha sonra insanlı Ay görevlerinin önünü açtı.
1960’larda roketler artık yalnızca deney araçları değildi. İnsanları Dünya yörüngesine taşıyabiliyor ve çok daha büyük yükleri uzaya gönderebiliyordu. Saturn V gibi dev roketler sayesinde insanlar Ay’a ulaşabildi.
Bugün ise roket teknolojisindeki değişim yalnızca daha büyük ve daha güçlü roketler yapmak üzerine kurulu değil.
Roketler artık geri dönüyor
Roketçiliğin son yıllardaki en dikkat çekici değişimlerinden biri, roketlerin bazı bölümlerinin yeniden kullanılabilmesi oldu.
Geleneksel roketlerde fırlatma sonrasında kullanılan büyük bölümlerin önemli kısmı görevini tamamladıktan sonra kaybediliyordu. Yeniden kullanılabilir sistemlerde ise özellikle ilk kademe Dünya’ya geri döndürülerek yeniden uçuş için hazırlanabiliyor.
Bunun en bilinen örneklerinden biri Falcon 9. NASA, Falcon 9’u yörünge sınıfında yeniden uçuş kabiliyetine sahip ilk roket olarak tanımlıyor. Roketin ilk kademesinin geri kazanılması, aynı donanımın birden fazla görevde kullanılabilmesini sağlıyor.
Üstelik artık bir roketin fırlatıldıktan sonra gökyüzünde kaybolması gerekmiyor. 2026 yılında NASA’nın Crew-12 görevi sırasında Falcon 9’un ilk kademesi fırlatmadan sonra kontrollü şekilde Dünya’ya geri dönerek iniş yaptı.
Bu değişim, “Rocket Revolution – Roket Devrimi” temasının neden seçildiğini anlamak açısından önemli. Roket teknolojisindeki devrim yalnızca motorların daha güçlü olmasıyla ilgili değil; roketlerin daha sık kullanılabilmesi, bazı parçalarının geri kazanılması ve uzaya erişimin yeni bir teknoloji ve iş modeline dönüşmesiyle de ilgili.
100 yılda ne değişti?
1926’da Robert Goddard’ın roketi yalnızca 12,5 metre yüksekliğe çıkabilmişti.
Bugün ise roketler insanları Dünya yörüngesine taşıyor, uzay istasyonlarına kargo ve mürettebat gönderiyor, Ay’a yönelik görevlerde kullanılıyor ve Güneş Sistemi’nin çok daha uzak bölgelerine gönderilen uzay araçlarını taşıyor.
Üstelik ilginç olan: 100 yıl önceki temel fikirlerden biri hâlâ değişmedi. Roket, yakıtını yakarak oluşturduğu itki sayesinde atmosferin dışına çıkabiliyor; bunu yapabilmesi için havanın kendisini “itmesi” gerekmiyor. Goddard’ın 20. yüzyılın başlarında üzerinde çalıştığı temel roket prensipleri, günümüz uzay araçlarının motor teknolojisinin temelinde hâlâ yer alıyor.
1926’da bir çiftçi tarlasındaki kısa bir uçuşla başlayan hikâye, 2026’da yeniden kullanılabilir roketlerin dakikalar içinde uzaya çıkıp tekrar Dünya’ya dönmesine kadar uzanıyor.
Belki de roketçiliğin son 100 yıldaki en büyük değişimi, roketlerin yalnızca uzaya gitmeyi değil, uzaya tekrar tekrar gitmeyi öğrenmesi oldu.
🚀 1926’dan 2026’ya Roketlerin 100 Yıllık Yolculuğu
- 16 Mart 1926: Robert H. Goddard, dünyanın ilk başarılı sıvı yakıtlı roketini fırlattı. Roket yalnızca 2,5 saniye uçtu ve 12,5 metre yüksekliğe ulaştı.
- 1944: Almanya’nın geliştirdiği V-2, sıvı yakıtlı büyük roketlerin askeri ve teknik kapasitesini gösterdi. Savaş sonrasında V-2 teknolojisi ABD ve Sovyetler Birliği’nin roket programlarını etkiledi.
- 4 Ekim 1957: Sovyetler Birliği Sputnik 1’i uzaya gönderdi. İnsanlığın ilk yapay uydusu, Uzay Çağı’nın başlangıcı kabul edildi.
- 1958: ABD, Explorer 1 uydusunu fırlattı ve aynı yıl NASA kuruldu.
- 1961: Yuri Gagarin, Vostok 1 ile Dünya yörüngesine çıkan ilk insan oldu.
- 1969: Saturn V, Apollo 11’i Ay’a taşıdı. İnsanlar ilk kez başka bir gök cismine ayak bastı.
- 1981: Uzay Mekiği dönemi başladı. Columbia’nın ilk uçuşuyla kısmen yeniden kullanılabilir uzay aracı dönemi başladı.
- 1990: Hubble Uzay Teleskobu yörüngeye gönderildi ve Dünya dışından astronomik gözlemlerde yeni bir dönem başladı.
- 2000’ler: Özel şirketler roket ve fırlatma sektöründe daha büyük rol almaya başladı.
- 2015: Falcon 9’un ilk kademesi kontrollü şekilde Dünya’ya geri indirilerek yeniden kullanılabilir roket teknolojisinde önemli bir dönüm noktası oluşturdu.
- 2020: SpaceX’in Crew Dragon sistemiyle NASA astronotları özel bir şirketin geliştirdiği uzay aracıyla ISS’ye taşındı.
- 2022: NASA’nın Artemis I görevi, SLS roketi ve Orion uzay aracıyla Ay çevresine insansız bir test uçuşu gerçekleştirdi.
- 2024–2026: Yeniden kullanılabilir roketler, ağır kaldırma sistemleri ve daha sık fırlatma kapasitesi uzay sektörünün önemli gelişim alanları haline geldi.
- 2026: Goddard’ın ilk sıvı yakıtlı roketinden tam 100 yıl sonra, Dünya Uzay Haftası’nın teması “Rocket Revolution – Roket Devrimi” oldu. (NASA)
1926’da 12,5 metre yüksekliğe çıkan küçük bir roketle başlayan yolculuk, 100 yıl içinde insanları Ay’a götüren, uyduları yörüngeye taşıyan ve bazı parçalarını yeniden Dünya’ya indiren dev roketlere dönüştü.
🚀 Türkiye’den “Uzayda Yaşamak” Yolundaki Önemli Adımlar
Türkiye, son yıllarda uzay teknolojileri alanında kaydettiği önemli ilerlemelerle bu küresel hedeflere değerli katkılarda bulunuyor.
Uydu Teknolojilerindeki Gelişim
Türkiye’nin uydu geliştirme serüveni, BİLSAT, RASAT ve GÖKTÜRK-2 gibi kritik projelerle başlayarak önemli bir deneyim birikimi sağladı. Bu güçlü temelin üzerine inşa edilen ve metrealtı çözünürlükte yerli gözlem kabiliyetine geçişin simgesi olan İMECE uydusu, yörüngedeki başarılı görevinin ardından yerini İMECE-2 ve İMECE-3 projelerine bırakıyor. Ayrıca, ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A ile Türkiye, haberleşme uydusu üretebilen dünyadaki sayılı ülkeler arasına girdi.
Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Bilim Misyonu
Türkiye, ilk astronotları Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever ile bilim misyonlarını başarıyla tamamlayarak insanlı uzay görevlerine başladı. Astronotlarımızın yürüttüğü deneyler, uzayda yaşamın farklı boyutlarını araştırdı:
- EXTREMOPHYTE ve ALGALSPACE deneyleri, uzay ortamında bitki ve mikroalg yetiştirilebilirliğini test etti.
- UZMAN projesi, mikroalglerin karbondioksit yakalama ve oksijen üretim potansiyelini inceleyerek gelecekteki yaşam destek sistemleri için umut verdi.
- PRANET deneyi, uzay ortamında propolis gibi doğal ürünlerin antibakteriyel etkinliğini araştırdı.
Milli Ay Programı
Türkiye’nin uzay hedeflerindeki en iddialı adımlarından biri de Milli Ay Programı‘dır. TÜBİTAK koordinasyonunda yürütülen bu programla Türkiye, yakın gelecekte Ay’a ilk bilimsel görevini gerçekleştirmeyi ve derin uzay araştırmalarında söz sahibi ülkeler arasına girmeyi hedefliyor.
📅 “Dünya Uzay Günü” Var mı?
Hayır, Birleşmiş Milletler tarafından resmi olarak ilan edilmiş bir “Dünya Uzay Günü” bulunmamaktadır. Bunun yerine, bir gün değil, bir hafta (4-10 Ekim) kutlanmaktadır ve bu etkinliğin resmi adı “Dünya Uzay Haftası” (World Space Week) şeklindedir. Tek bir günlük bir kutlama ile karıştırılmasının nedeni, benzer isimlerdeki yerel veya uluslararası başka etkinlikler olabilir, ancak BM çatısı altında düzenlenen ve küresel çapta kabul gören etkinlik bir haftalıktır.
Dünya Uzay Haftası ne zaman?
- Başlangıç: 4 Ekim 2026 Pazar
- Bitiş: 10 Ekim 2026 Cumartesi
- Süre: 7 gün
- 2026 teması: Rocket Revolution – Roket Devrimi
Dünya Uzay Haftası Tarihleri
- 2026: 4-10 Ekim Pazar-Cumartesi
- 2027: 4-10 Ekim Pazartesi-Pazar
- 2028: 4-10 Ekim Çarşamba-Salı
- 2029: 4-10 Ekim Perşembe-Çarşamba
🌍 Kutlama Önerileri
Siz de bu özel haftayı çeşitli şekillerde kutlayarak uzay keşfine tanıklık edebilirsiniz:
- Yerel veya çevrimiçi bir etkinliğe katılın: Dünyanın dört bir yanında müzeler, bilim merkezleri ve üniversiteler bu haftaya özel etkinlikler düzenler.
- Uzay temalı bir film veya belgesel izleyin: “Uzayda Yaşamak” temasını konu alan yapımlar, bu konudaki zorlukları ve olasılıkları anlamanıza yardımcı olur.
- Sosyal medyada paylaşım yapın: Deneyimlerinizi veya öğrendiklerinizi #DünyaUzayHaftası ve #LivingInSpace gibi etiketlerle paylaşarak farkındalığı artırabilirsiniz.
Türkiye’deki İlgili Etkinlikler
2026 Dünya Uzay Haftası, Türkiye açısından da oldukça hareketli geçecek. 4–10 Ekim tarihleri arasındaki hafta, Antalya’da düzenlenecek 77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC 2026) ile aynı döneme denk geliyor. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı kongre, 5–9 Ekim 2026 tarihleri arasında Antalya’daki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Dünyanın dört bir yanından uzay ajansları, bilim insanları, mühendisler, girişimciler ve öğrencileri bir araya getirecek kongrenin teması ise “The World Needs More Space” (Dünyanın Daha Fazla Uzaya İhtiyacı Var) olarak belirlendi.
İstanbul Başakşehir Bilim Festivali
8–10 Ekim 2026 tarihlerinde Başakşehir Şehir Meydanı’nda düzenlenmesi planlanan bilim festivali kapsamında çocuklar ve gençlere yönelik çok sayıda uygulamalı etkinlik gerçekleştirilecek. Programda güneş saati yapımı, teleskop tasarımı, roket modeli yapımı ve yapay uydu modelleme gibi uzay ve astronomiyle bağlantılı atölyelerin yanı sıra farklı bilim dallarına yönelik uygulamalar da yer alacak.
GUHEM: Dünya Uzay Haftası Türkiye Ulusal Koordinatörü
Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi (GUHEM), Dünya Uzay Haftası Derneği tarafından Türkiye’nin ulusal koordinatörü olarak seçildi. GUHEM, 2023 yılından bu yana Türkiye’deki Dünya Uzay Haftası etkinliklerinin koordinasyonunda görev yapıyor. Merkez; konferans, panel, seminer, sergi, yarışma, gözlem, atölye ve kamp gibi farklı etkinliklerin ülke genelinde yaygınlaştırılmasını hedefliyor.
GUHEM’in TÜBİTAK destekli 2026 çalışmalarında da Dünya Uzay Haftası kapsamındaki deneyiminin kullanıldığı görülüyor. Programlarda uzay çalışmaları, insanlı uzay faaliyetleri, uzay teknolojileri ve astronomi gibi konulara yönelik atölye ve bilim etkinlikleri planlanıyor.
Türkiye’de başka etkinlikler de var
Dünya Uzay Haftası’nın 2026 programı yalnızca İstanbul ve Antalya ile sınırlı değil. TÜBİTAK’ın 4007 Bilim Şenlikleri kapsamında Türkiye’nin farklı şehirlerinde astronomi, uzay ve havacılık temalı etkinlikler planlanmış durumda.
- Kocaeli Bilim Merkezi’nde 9–11 Ekim 2026 tarihlerinde Astrobilim Şenliği düzenlenmesi planlanıyor. Programda astronomi, uzay teknolojileri ve havacılığın yanı sıra teleskop gözlemleri ve bilim gösterileri de bulunuyor.
- Hatay’ın Defne ilçesinde ise 15–17 Ekim 2026 tarihlerinde planlanan Köklerden Göklere Defne Bilim Şenliği kapsamında roket tasarımı, gezegen gözlemleri ve uçuş simülasyonları gibi etkinlikler yer alacak.
Bu etkinlikler, Dünya Uzay Haftası’nın yalnızca bir takvim haftası olmadığını; uzay bilimlerini çocuklardan gençlere ve yetişkinlere kadar daha geniş kitlelerle buluşturmak için Türkiye genelinde kullanılan bir bilim iletişimi fırsatı olduğunu gösteriyor.
Sonuç
Dünya Uzay Haftası, insanlığın uzaydaki geleceğini şekillendiren çalışmaları kutlamak ve herkesi bu olağanüstü maceranın bir parçası olmaya teşvik etmek için bir fırsat. Umarız bu yazı, “Uzayda Yaşamak” temasının derinliklerini ve Türkiye’nin bu yolculuktaki yerini anlamanıza yardımcı olmuştur.
- Merkür’e Gitmek Neden Mars’a Gitmekten Daha Zor?
- Astronomi Nedir? Ne İşe Yarar? Evreni Anlamanın Bilimi
- Psyche 16: Uzaydaki Trilyon Dolarlık Efsane Gerçek mi?
- Uzay Keşiflerinin Anlamı ve Önemi
- 44 Dakikada Bir Gelen Uzay Sinyali: ASKAP J1832−0911
- 30 Haziran Uluslararası Asteroit Günü
- Güneş Sistemimizdeki 8 Gezegen
- İnsanlık 3000 yılına ulaşabilecek mi?
- Güneş Sisteminde Her Gezegenin Kaç Uydusu Var?









