GündemYaşam

20 Şubat Dünya Sosyal Adalet Günü

20 Şubat Dünya Sosyal Adalet Günü nedir, nasıl ortaya çıktı? Sosyal adalet tanımı nedir? Sosyal Adalet Günü neden önemlidir ve amacı nedir? Eşitlik ve sosyal adalet nedir? Günümüzde sosyal adalet sorunları

20 Şubat Dünya Sosyal Adalet Günü nedir, nasıl ortaya çıktı? Sosyal adalet tanımı nedir? Sosyal Adalet Günü neden önemlidir ve amacı nedir? Eşitlik ve sosyal adalet arasındaki fark nedir? Günümüzde sosyal adalet sorunları nelerdir?

Her yıl 20 Şubat günü Dünya Sosyal Adalet Günü olarak kutlanıyor ve dünyada adaletsizliğe maruz kalan insanlar için dikkat çekiliyor. BM her yıl yeni bir tema belirliyor.

Dünya Sosyal Adalet Günü

World Day of Social Justice

Birçok konu ve sorun sosyal adaletle bağlantılıdır. Adil ve adaletli bir topluma ulaşmak için ırksal eşitsizlik, cinsiyet eşitsizliği, sağlık hizmetleri gibi haklara erişim eksikliği, işgücü sömürüsü ve daha fazlası ele alınmalıdır. Dünya Sosyal Adalet Günü, dünya genelindeki toplumlarda adalet sorunlarının gerçekleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için önemli bir gündür.

BM Genel Kurulu, 26 Kasım 2007’de yılında üye 192 ülke tarafından Genel Kurul kararı ile 20 Şubat’ı Dünya Sosyal Adalet Günü olarak ilan etti. Uluslararası Çalışma Örgütü, 10 Haziran 2008’de oybirliğiyle, Adil bir Küreselleşme için Sosyal Adalet Bildirgesi’ni yayınladı. 2009’dan beri Dünya genelinde Sosyal Adalet Günü 20 Şubat’ta kutlanıyor.

Bu gün, sosyal adaletin dünya çapında barış, güvenlik ve kalkınma için gerekli olduğunu hatırlamak için oluşturulmuştur. BM kararında, yoksulluk eğitimi konusunda daha fazla uluslararası çabaya ihtiyaç olduğuna karar verilmiş, cinsiyet eşitliğinin ve sosyal refahın teşviki de en önemli öncelikler arasında yer almıştır.

İnsanların bir arada yaşama gereksinimi, eşit hak taksiminin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Fransız Devrimi sonrası ortaya çıkan düşünce sistemleri; hak, özgürlük gibi kavramları etkilemiş, sosyal adalet kavramını şekillendirmek suretiyle desteklemiştir. Kurulan siyasi organizasyon düzleminde bir arada yaşayan her bir insan ile toplum arasında ortak iyiyi ve nizamı sağlamak, sosyal adalet başlığı altında değerlendirilir. İhtiyaç üzerine kurulan siyasi organizasyonlar ise hak taksiminin ve sosyal adalet kavramının, sosyal alanda gerçekleşmesini sağlar.

Sosyal Adalet Nedir?

“Sosyal adalet” kavramı yeni değil. Günümüzde sosyal adalet ifadesi o kadar sık kullanılıyor ki, modern veya yeni çıkmış bir sözcük gibi gelebilir. Bir dönem insanlar, 1800’lerin ortalarında bu cümleyi bir Cizvit rahibinin ortaya çıkardığına inanıyorlardı. Başlangıçta, sosyal adalet kavramı, ekonomik kaygılara gönderme yapıyordu, ancak sosyal adalet tanımı, o zamandan beri cinsiyet, ırk, cinsellik ve daha fazlasını kapsayacak şekilde genişledi.

Sosyal adalet, toplumun bir üyesi olarak kabul edilen bireylerle herkesin eşit ve adil olarak ekonomik, siyasi ve sosyal hakları ve fırsatları hak ettiği görüşüdür.

Eşitlik, her bireyin yaşamlarından ve yeteneklerinden en iyi şekilde yararlanmak için eşit fırsatlara sahip olmasını sağlamakla ilgilidir. Aynı zamanda, ırkı, cinsiyeti, milliyeti, inancı ve engelli olup olmadığı nedeniyle hiç kimsenin daha kötü yaşam şansına sahip olmaması gerektiği inancıdır.

Sosyal adalet, kişisel özgürlüklerden adil ayrıcalık fırsatlarına kadar ekonomik farklılıklarının dağılımını karşılaştırarak ölçülen bireyler ve toplum arasındaki denge ilişkisidir.

Eşitlik ve adalet kavramları, genellikle beraber kullanılır. Ancak ikisinin de ayrı anlamı ve ifade ettiği değeri vardır. Bu nedenle de, eşitlikten bahsedilmesi gereken yerde adaletten, adaletten bahsedilmesi gereken yerde de eşitlikten bahsedildiğine çokça şahit oluruz.

“Sosyal adalet” ifadesi yeni değil

“Sosyal adalet” ifadesi artık çok sık kullanılıyor. Özellikle sosyal adalet kavramı ilk kullanılmadan önce filozoflar, eşitlik ve insan hakları gibi çeşitli sosyal konuları ve ilkeleri benimsiyor ve anlatıyorlardı. Dolayısıyla ‘doğal haklar’ olarak ifade edilen bu ilkeler, belli bir kültüre veya topluma göre olmayan genel bir kavramdı. Düşünürler, doğal hakların devredilemez ve evrensel olduğuna inanıyorlardı. Bu haklar, yıllar içinde gelişerek düzenlendi.

Tam olarak “sosyal adalet” ifadesi ise büyük olasılıkla 1780’lere kadar uzanıyor. Alexander Hamilton tarafından yazılan The Federalist Papers No. 7’de yayımlanan bir satırda, “parşömen değil kılıç savaşı, ahlaki yükümlülük ve sosyal adaletin böylesine korkunç ihlallerini cezalandıracaktır” diye yazıyor. Bir Cizvit rahibi olan Luigi Taparelli de “sosyal adalet “ifadesini kullandı. Taparelli, 1800’lerin ortalarında bu cümleyi icat etmekle tanınıyordu.

İlk olarak nereden ortaya çıktığı veya kim tarafından söylendiğine bakılmaksızın, bu ifade ve kavram, Sanayi Devrimi sırasında daha çok ilgi gördü. Çünkü, işçi sınıfının maruz kaldığı sömürüye ve insan hakları ihlallerine bir yanıttı.

Avrupa’daki sivil devrimler, zenginler ve yoksullar arasındaki uçuruma odaklanarak sosyal adaleti de popüler hale getirdi. 20. yüzyılda sosyal adalet, ekonomik kaygılardan, ırk ve cinsiyet dahil sosyal yaşamın diğer alanlarına doğru genişledi. Uluslararası hukuk, birincil amaç olarak “sosyal adalete” atıfta bulunmaya başladı.

2021 Teması

20 Şubat 2020 Uluslararası Sosyal Adalet gününün teması “Sosyal Adaleti Sağlamak İçin Eşitsizlikler Uçurumunun Kapatılması” idi. Küresel olarak, her beş işçiden biri orta ila aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Cinsiyet ayrımcılığı, durağan ücretler ve coğrafi eşitsizlikler, ekonomik eşitsizliklere katkıda bulunur. Eşitsizlikler ortadan kaldırılabilirse sosyal adalet ve kalkınma gerçeğe dönüşür.

Barışın temeli sosyal adalet, sosyal adaletin ise insana yakışır çalışmadır.

Günümüzde sosyal adalet sorunları

Bugün dünyayı etkileyen başlıca sosyal adalet sorunlarının çözümü ve sosyal adaletin gerçekleşmesi için dünyanın kesişen bir faktörler ağıyla yüzleşmesi gerekir. İşte sosyal adaleti tehdit eden en büyük sorunların örnekleri:

Irk eşitsizliği

Dünyanın dört bir yanındaki toplumlarda özellikle sistemik ırkçılık, önemli eşitsizliklerle sonuçlanmaktadır. İş fırsatları, barınma, sağlık hizmetleri ve yasal temsilcilik tümü bu sorunla birlikte etkilenir. Irkçı düşünce ve uygulamalara dayalı yargıyı ortadan kaldırmak zorlu bir iştir. Kültürel olarak kökleşmiş ırkçılığı ele almak, sosyal adalet için de gereklidir. Irkçılığın biçimleri ve hedefleri ülkeye göre değişmekle birlikte, etkisi her zaman topluma zararlıdır. İngiltere gibi “en az ırkçı” olarak kabul edilen ülkelerde bile ırkçılık hâlâ yaygın. Bu bölgelerde ilerleme daha da zor olabilir. Çünkü genel olarak nüfus, ırkçılığı gerçek bir sorun olarak görmüyor.

Cinsiyet eşitsizliği

Son tahminler, dünyadaki düzen bu şekilde olduğu gibi devam ederse, cinsiyet eşitliğine ulaşmanın 100 yıl alacağını ortaya koyuyor. Ayrımcılık, yalnızca cinsiyete dayalı olarak kadın ve erkeklerin önyargılı muamelesi nedeniyle gerçekleşmektedir. Cinsiyete dayalı ayrımcılık eğitim ve iş hayatını ve sağlık hizmetlerini etkiler.

Eğitimde eşit olmayan erişim, istihdam eşitliğinin olmaması, iş ayrımı, yasal korumaların azlığı veya yetersizliği, siyasi temsil eksikliği, sağlık ve tıbbi alanda kötü bakım ve din özgürlüğü gibi cinsiyet eşitsizliğinin etkenleri sıralanabilir.

Ekonomik eşitsizlik

Yoksulluğun azaltılması, sosyal adalet savunucuları için temel bir hedeftir. Pek çok alanda ilerleme kaydedilse de, aşırı yoksulluk dünya genelinde bir sorun olmaya devam ediyor. Dünya Bankası’na göre, 700 milyondan fazla insan günde 1,90 dolardan daha az ücretle yaşamını sürdürüyor. 2020 yılı için bu değer “Aşırı yoksulluğun” sınırı olarak kabul edilir.

Dünya Bankası, COVID-19’un ardından 2020’de 40-60 milyon arasında insanın bu sınırın altına düşebileceğini tahmin ediyor. Dolayısıyla ekonomik eşitsizliklerin ele alınmasının sosyal adalet üzerinde büyük bir etkisi olduğu muhakkaktır.

Eğitime eşit olmayan erişim

Çoğu zaman, eğitim, daha iyi iş ve gelir fırsatlarının kilidini açmanın anahtarıdır. Bununla birlikte, iyi eğitime erişim, kızlar da dahil olmak üzere belirli nüfuslar için çok zordur. Güneydoğu Asya ve Sahra altı Afrika gibi bölgelerde hala geniş eğitim eşitsizlikleri var. Düşük gelirli insanlar da genellikle maliyet nedeniyle belirli eğitim fırsatlarından mahrumdur.

İklim değişikliği

Son yıllarda, iklim değişikliğiyle mücadelenin sosyal adalet hedefleriyle uyumlu olduğu ortaya çıktı. Daha sık ve aşırı görülen doğal afetler, kuraklıklar, seller ve daha fazlası, gıda güvensizliğine, çatışmaya ve hastalığa yol açıyor. Daha yeşil teknolojiler geliştirmek sorunun bir çözümü, ancak sosyal adalet endişeleri unutulmamalıdır. Çevre dostu sektörlerde bu yeni işleri kim çalıştıracak? Geçiş sürecinde işini kaybedenler için istihdam erişilebilir olacak mı?

“Dünya Günü” nün amacı nedir?

Dünya’da sosyal adalet için mücadele devam ediyor. Bunun tek bir günle sınırlı olmadığını kabul etmek gerekiyor.  Uluslararası günler halkı önemli şeyler konusunda eğitir. Neyin değişmesi gerektiğine dair farkındalık oluşturmanın yanı sıra, uluslararası günler bu alandaki gerçekleştirilen ilerlemeyi kutlar.

Dünya Sosyal Adalet Günü’nün amacı; sosyal adaletsizliğe dünya kamuoyunun ilgisini artırmak ve herkesin sosyal adalete erişmesine olanak sunmaktır.

Dünya Sosyal Adalet Günü kapsamında kuruluşlar, STK, ve hükümetler etkinlikler düzenler ve sosyal adaletin neden bu kadar önemli olduğu hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen herkese kaynak sağlar.

Dünya Sosyal Adalet Günü

Dünya Sosyal Adalet Günü neden önemlidir?

Dünya Sosyal Adalet Günü’nün tarihine bakıldığında, sosyal adaletin Birleşmiş Milletler (BM)’nin hedefleri açısından ne kadar önemli olduğu açıktır. Sosyal adalet olmadan sosyal gelişme imkansızdır.

Dünya genelinde çalışan her 5 kişiden biri hala orta ya da aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Coğrafi eşitsizlikler insana yakışır işe erişimi engelliyor, çoğu işçi düşük ücretlerle karşılaşıyor, cinsiyet eşitsizliği hüküm sürüyor. Dolayısıyla insanlar ekonomik büyümeden eşit şekilde yararlanamıyor. Ülkeler arasındaki eşitsizlikler sosyal uyumu zayıflatmakta, insanların tam potansiyellerine ulaşmasını engellemekte ve ekonomileri zorlamaktadır.

“Sosyal adalet için çabalamak, hayatta yapılacak en değerli şeydir.” – Albert Einstein

Her yıl 20 Şubat’ta kutlanan Sosyal Adalet Günü, küresel çapta ne kadar ilerlediğimizi ve almamız gereken mesafeleri öğrenmek, adaletsizlikler ve eşitsizlikler için çözüm yollarını araştırmak için Kopenhag Deklarasyonu ve Eylem Programı’nın “insan merkezli bir yaklaşım” taahhüdüne uyulması gerektiğini bize hatırlatıyor.

Sorunları ve eksikleri gidermek için, insanların kendilerini doğrudan etkileyen sosyal adalet problemlerinin farkında olmaları gerekir. Bu gün ise en iyi çözümler ve iyileştirmeler konusunda eğitim almak, bilgi edinmek için harika bir fırsattır.

Küresel olarak eşitsizlikleri azaltmanın zamanı geldi.

Sosyal adaletin anlamı geniş kapsamlı olmakla birlikte, aşağıda belirtilen faktörler temin edilmesi ve hayata geçtiği taktirde dünya genelinde sosyal adalet sağlanabilir.

  • Ulusal, uluslararası kaynakların dengeli dağıtılması,
  • Dünya genelinde barışçıl ve müreffeh birliktelik,
  • Ülkelerin eğitim, sağlık gibi konularda daha fazla bütçe oluşturmaları,
  • Yoksulluğun engellenmesi ve tamamen ortadan kaldırılması,
  • Cinsiyet ayrımcılığı (kadınlar ve erkekler arasında) eşitliğin sağlanması,
  • Yasalar karşısında herkesin eşit olması,
  • Yerli halkların ve göçmenlerin haklarının desteklenmesi
  • İnsanların cinsiyet, yaş, ırk, etnik köken, din, kültür veya engellilik nedeniyle karşılaştıkları engellerin kaldırılması ve  ayrımcılığın önlenmesi

Bir ülkedeki sosyal adalet düzeyi, kaynak ve hizmetlere  ulaşmada tüm insanların fırsat eşitliğine sahip olmasına, kaynakların dengeli dağıtılmasına ve  insan haklarının bir söylem olmaktan öte uygulamaya geçebilmesine bağlıdır.

Kaynaklar:

Benzer Konular 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu