Gündem

Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü (22 Ağustos 2026)

22 Ağustos Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü 2026. Günün tarihçesi, amacı, dünyadan şiddet örnekleri ve BM'nin 2026 mesajını keşfedin.

22 Ağustos Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü 2026. Günün tarihçesi, amacı, dünyadan şiddet örnekleri ve BM’nin 2026 mesajını keşfedin.

Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü

22 Ağustos Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü (International Day Commemorating the Victims of Acts of Violence Based on Religion or Belief), insanların dini, inancı veya inançsızlığı nedeniyle maruz kaldığı şiddet, ayrımcılık, nefret ve zulme dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen uluslararası bir anma günüdür.

Her yıl 22 Ağustos’ta anılan bu özel gün; yalnızca geçmişte yaşanan acıları hatırlamak için değil, insanların hangi dine veya inanca mensup olursa olsun özgürce yaşayabilmesi, ibadet edebilmesi ve inancını barış içinde sürdürebilmesi gerektiğini hatırlatmak için önem taşır.

Dini veya inanç temelli şiddet; yalnızca insanların hayatını kaybetmesiyle sınırlı değildir. İbadethanelere yönelik saldırılar, dini sembollerin tahrip edilmesi, insanların evlerinden ve topraklarından sürülmesi, nefret söylemi, tehditler, zorla din değiştirmeye zorlama ve dini azınlıklara yönelik sistematik baskılar da bu sorunun farklı biçimleri arasında yer alır.

Birleşmiş Milletler, 22 Ağustos’u bu nedenle “International Day Commemorating the Victims of Acts of Violence Based on Religion or Belief” adıyla ilan etmiştir.

22 Ağustos Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü nedir?

22 Ağustos Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü, dini veya inancı nedeniyle şiddete maruz kalan insanların ve onların ailelerinin hatırlanmasını, haklarının korunmasını ve gelecekte benzer saldırıların önlenmesini amaçlar.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, A/RES/73/296 sayılı kararla 22 Ağustos’u bu özel gün olarak belirledi. Karar 28 Mayıs 2019 tarihinde kabul edildi.

Günün ilan edilmesinin temelinde, dünyanın farklı bölgelerinde dini topluluklara ve özellikle dini azınlıklara yönelik şiddet ve baskının devam etmesi bulunuyordu.

BM kararında; insanların yanı sıra evlerin, işyerlerinin, okulların, kültür merkezlerinin ve ibadethanelerinin dini veya inanç temelli saldırılara maruz bırakılması da açıkça kınandı. Ayrıca mağdurların ve ailelerinin uygun destek ve yardıma ulaşmasının önemi vurgulandı.

  • 2026; 22 Ağustos Cumartesi
  • 2027; 22 Ağustos Pazar
  • 2028; 22 Ağustos Salı
  • 2029; 22 Ağustos Çarşamba
  • 2030; 22 Ağustos Perşembe

22 Ağustos neden önemli?

Çünkü dini inanç, kişinin kimliğinin ve yaşamının önemli parçalarından biri olabilir. Bir insanın hangi dine inandığı, herhangi bir dine inanıp inanmadığı veya ibadet biçimi nedeniyle şiddete uğraması, yalnızca bireyin değil temel insan haklarının da ihlal edilmesi anlamına gelir.

Din ve inanç özgürlüğü, temel insan haklarından biridir.

Birleşmiş Milletler, din veya inanç özgürlüğünün; düşünce ve ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğüyle birbiriyle bağlantılı olduğunu vurguluyor. Bu hakların korunmasının dini hoşgörüsüzlük ve ayrımcılıkla mücadelede önemli bir rol oynadığı belirtiliyor.

Bu nedenle 22 Ağustos yalnızca belirli bir dini grubun günü değildir.

Yahudiler, Müslümanlar, Hristiyanlar, Ezidiler, Budistler, Hindular ve diğer dini toplulukların yanı sıra herhangi bir dine inanmayan insanların da inanç veya inançsızlıkları nedeniyle şiddetten uzak yaşama hakkını hatırlatan evrensel bir gündür.

Tarihçesi

Birleşmiş Milletler, uzun yıllardır din veya inanç temelindeki ayrımcılık ve şiddetle mücadele konusunda çeşitli çalışmalar yürütüyor.

Ancak 22 Ağustos’un özel bir uluslararası gün olarak belirlenmesi 2019 yılında gerçekleşti.

BM Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2019 tarihinde kabul ettiği 73/296 sayılı karar, 22 Ağustos’u “Din veya İnanç Temelli Şiddet Eylemlerinin Mağdurlarını Anma Uluslararası Günü” olarak ilan etti. Karar oylama yapılmadan kabul edildi.

Gün ilk kez 22 Ağustos 2019’da anıldı.

Bu tarihin hemen öncesinde, dünyanın farklı bölgelerinde ibadethanelere ve dini topluluklara yönelik çok sayıda saldırı yaşanmıştı. BM’nin 2019’daki mesajında Yeni Zelanda, Sri Lanka ve ABD’deki saldırılar özellikle örnek gösterilmiş; Suriye ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelerde ise inançları nedeniyle bütün toplulukların hedef alınabildiğine dikkat çekilmişti.

Dünyada din veya inanç temelli şiddete örnekler

Din veya inanç nedeniyle gerçekleştirilen şiddetin tek bir coğrafyaya, dine veya döneme ait olmadığını görmek bu günün neden önemli olduğunu anlamak açısından önemlidir.

Christchurch cami saldırıları – Yeni Zelanda

21 Mart 2019’da Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde iki camiye yönelik saldırı, Müslümanlara karşı gerçekleştirilen en çarpıcı yakın dönem saldırılarından biri olarak hafızalara kazındı.

Saldırılar, ibadet etmek için camilerde bulunan insanları hedef aldı.

Olay, ibadethanelerin insanların kendilerini güvende hissetmesi gereken yerler olması nedeniyle dünya çapında büyük tepki gördü. Birleşmiş Milletler de Christchurch saldırısının kurbanlarını anarak dini temelli nefret ve şiddetle mücadele çağrısını yineledi.

Sri Lanka Paskalya saldırıları – 2019

21 Nisan 2019’da, Hristiyanların Paskalya Bayramı’nı kutladığı sırada Sri Lanka’da kiliseleri ve otelleri hedef alan koordineli saldırılar gerçekleştirildi.

Birleşmiş Milletler saldırıları özellikle kiliselerin hedef alınması nedeniyle kınadı ve ibadethanelerin dokunulmazlığını vurguladı.

Saldırılar sonrasında ülkede Hristiyan ve Müslüman topluluklara yönelik gerilim ve şiddet olayları da gündeme geldi. BM uzmanları, dini temelli gerilimlerin daha fazla büyümesinin önlenmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

Ezidilere yönelik saldırılar – Irak

Din veya inanç temelli şiddetin en ağır örneklerinden biri 2014 yılında Irak’ın Sincar bölgesinde Ezidilere yönelik saldırılardır.

IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Sincar’a saldırmasıyla Ezidi toplumu büyük bir felaket yaşadı.

Binlerce Ezidi öldürüldü, binlerce kişi kaçırıldı ve çok sayıda insan yerinden edildi. Birleşmiş Milletler, IŞİD’in Ezidilere yönelik eylemleri hakkında savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım işlendiğine ilişkin makul gerekçeler bulunduğunu açıkladı.

Ezidilerin dini ve kültürel mirasına ait çok sayıda yapı da saldırılarda yok edildi veya zarar gördü. BM soruşturma ekipleri, Sincar bölgesinde Ezidi tapınakları ve türbelerinin de hedef alındığını belgeledi.

Bu nedenle Ezidilerin yaşadığı trajedi, din veya inanç temelinde bir topluluğun sistematik biçimde hedef alınmasının en ağır örneklerinden biri olarak kabul edilir.

Dini şiddet yalnızca silahlı saldırı anlamına gelmez

Din veya inanç temelli şiddet denildiğinde akla çoğu zaman bombalı saldırılar veya cinayetler gelir. Ancak sorun bundan çok daha geniştir.

Birleşmiş Milletler’in yaklaşımına göre dini veya inanç temelli şiddet ve ayrımcılık farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.

Bunlar arasında:

  • İnsanların dini nedeniyle tehdit edilmesi
  • İbadethanelerin saldırıya uğraması
  • Dini sembollerin veya mezarlıkların tahrip edilmesi
  • İnsanların ibadet etmelerinin engellenmesi
  • Dini azınlıkların zorla yerlerinden edilmesi
  • İnsanların inançlarını değiştirmeye zorlanması
  • Dini kimlik nedeniyle iş veya eğitim alanında ayrımcılık
  • İnanç nedeniyle fiziksel saldırı
  • Dini topluluklara yönelik nefret söylemi
  • İnternet ortamında dini grupları hedef alan tehdit ve nefret kampanyaları
  • Evlerin, işyerlerinin, okulların ve kültürel merkezlerin hedef alınması

sayılabilir.

BM Genel Kurulu’nun 73/296 sayılı kararında özellikle insanların yanı sıra evlerin, işyerlerinin, okulların, kültür merkezlerinin ve ibadethanelerin hedef alınması açık biçimde kınanmaktadır.

Nefret söylemi nasıl şiddete dönüşebilir?

Din veya inanç temelli şiddet çoğu zaman doğrudan fiziksel saldırıyla başlamaz. Öncesinde bir topluluğu sürekli olarak “tehdit”, “düşman” veya “öteki” olarak gösteren söylemler ortaya çıkabilir.

Bu nedenle nefret söylemi önemli bir uyarı işaretidir.

Bir grup hakkında sürekli olarak genelleştirici, aşağılayıcı veya insanlık dışı ifadeler kullanılması, toplumdaki ayrışmayı derinleştirebilir. Sosyal medya ise bu tür içeriklerin çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasını kolaylaştırabilir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in 22 Ağustos 2026 tarihli mesajında da çevrim içi ve çevrim dışı düşmanlığa, ibadethanelere yönelik saldırılara ve dini aidiyet nedeniyle insanların hedef alınmasına dikkat çekildi. Guterres ayrıca hükümetleri failleri adalet önüne çıkarmaya, nefret söylemi ve ayrımcılıkla mücadele etmeye çağırdı.

Terörizm ile din aynı şey değildir

22 Ağustos’un önemli mesajlarından biri de burada ortaya çıkar.

Bir kişinin veya örgütün gerçekleştirdiği şiddet eylemini dini bir söylemle gerekçelendirmesi, o şiddetin bütün bir dine veya o dine inanan milyonlarca insana mal edilebileceği anlamına gelmez.

Birleşmiş Milletler’in 73/296 sayılı kararında terörizm ve terörizme yol açan şiddet yanlısı aşırılığın herhangi bir din, milliyet, medeniyet veya etnik grupla ilişkilendirilmemesi gerektiği açıkça vurgulanmaktadır.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Çünkü bir suçlunun eylemi nedeniyle milyonlarca insanı suçlamak, şiddeti ortadan kaldırmak yerine yeni bir nefret döngüsünün oluşmasına neden olabilir.

22 Ağustos’un temel mesajı nedir?

Bu özel günün mesajı aslında oldukça basittir:

Hiç kimse inancı nedeniyle öldürülmemeli, tehdit edilmemeli veya baskı altına alınmamalıdır.

İnsanların:

  • inanma,
  • inanmama,
  • din değiştirme,
  • ibadet etme,
  • ibadet etmeme,
  • inancını açıklama veya açıklamama

özgürlüğüne sahip olması gerekir.

Birleşmiş Milletler de devletlerin insan haklarını ve özellikle dini azınlıkların haklarını koruma konusunda temel sorumluluğa sahip olduğunu vurgulamaktadır.

22 Ağustos 2026’nın mesajı

22 Ağustos 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, dini aidiyetleri nedeniyle hedef alınan insanların hatırlanması gerektiğini vurguladı.

2026 mesajında; festivallere yönelik saldırılara, ibadethanelerin tahrip edilmesine ve özellikle dini azınlıkların hem internet ortamında hem de günlük yaşamda karşılaştığı düşmanlığa dikkat çekildi.

Guterres ayrıca hükümetleri failleri adalet önüne çıkarmaya, nefret söylemi ve ayrımcılıkla mücadele etmeye; dini liderleri şiddete karşı açık biçimde konuşmaya ve teknoloji şirketlerini de çevrim içi platformlarda nefretin yayılmasını önleyecek önlemler almaya çağırdı.

2026 mesajının dikkat çekici noktalarından biri de şu düşünce:

Bir grup zulme uğradığında aslında hiçbir grup tamamen güvende değildir.

Bu nedenle dini özgürlük ve hoşgörü yalnızca azınlıkların değil, bütün toplumun ortak meselesidir.

Dini hoşgörü neden önemlidir?

Farklı dinlerin, mezheplerin ve inançların bir arada yaşadığı toplumlarda karşılıklı saygı yalnızca toplumsal barış açısından değil, insan haklarının korunması açısından da önemlidir.

Bir insanın sizinle aynı inancı paylaşmaması, onun daha az değerli olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde bir kişinin dini inancı, ona başka insanlara karşı şiddet uygulama hakkı da vermez. Hoşgörü, herkesin aynı düşünmesi anlamına gelmez.

Hoşgörü; farklı düşünen, farklı inanan veya hiç inanmayan insanların birbirlerinin yaşam hakkına ve özgürlüğüne saygı göstermesidir.

22 Ağustos’ta ne yapılabilir?

Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü’nde yapılabilecek en önemli şeylerden biri, konu hakkında doğru bilgi edinmek ve nefret söyleminin yayılmasına katkıda bulunmamaktır.

Bu kapsamda;

  • Din veya inanç nedeniyle şiddete uğramış insanların hikâyeleri öğrenilebilir.
  • Farklı dinler ve kültürler hakkında güvenilir kaynaklardan bilgi edinilebilir.
  • Nefret söylemine karşı farkındalık oluşturulabilir.
  • Farklı inançlardan insanlarla diyalog kurulabilir.
  • İbadethanelere yönelik saldırılar kınanabilir.
  • Dini azınlıkların haklarının korunmasının önemi anlatılabilir.
  • Sosyal medyada doğrulanmamış ve nefret uyandırabilecek içeriklerin paylaşılmasından kaçınılabilir.
  • Şiddet yerine diyalog ve karşılıklı anlayış desteklenebilir.

22 Ağustos neden 21 Ağustos’un hemen ardından geliyor?

Burada dikkat çekici bir başka ayrıntı daha var.

21 Ağustos, Uluslararası Terörizm Mağdurlarını Anma ve Saygı Günü’dür.

Birleşmiş Milletler, 22 Ağustos’u ise din veya inanç temelli şiddet eylemlerinin mağdurlarını anma günü olarak belirlemiştir. Böylece iki gün arka arkaya, şiddetin mağdurlarına ve mağdurların haklarına dikkat çekmektedir.

BM’nin resmi uluslararası günler listesinde de 21 Ağustos Terörizm Mağdurlarını Anma Günü’nün ardından 22 Ağustos Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü yer almaktadır.

22 Ağustos 2026: Bir anma gününden daha fazlası

22 Ağustos, geçmişte hayatını kaybedenleri hatırlamak için belirlenmiş olsa da yalnızca geçmişe bakmamızı gerektiren bir gün değildir.

Bugün dünyanın herhangi bir yerinde bir insan yalnızca inancı nedeniyle tehdit ediliyorsa, bir ibadethane sırf insanların inandığı din nedeniyle hedef alınıyorsa veya bir topluluk dini kimliği nedeniyle dışlanıyorsa bu günün mesajı hâlâ günceldir.

Çünkü dini özgürlük yalnızca çoğunluğun hakkı değildir.

Azınlıkların özgürce yaşayabilmesi, bir toplumun insan haklarına ne kadar bağlı olduğunun önemli göstergelerinden biridir.

22 Ağustos’un amacı da tam olarak bunu hatırlatmaktır: Farklılıklarımızın şiddet için değil, birlikte yaşamanın bir parçası olması.

Sonuç: İnanç farklı olabilir, insan hayatı aynı değerdedir

Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü, dünyanın farklı bölgelerinde inançları nedeniyle şiddet gören, hayatını kaybeden, evini terk etmek zorunda kalan veya korku içinde yaşamak zorunda bırakılan insanları hatırlatıyor.

Bu günün en güçlü mesajı ise herhangi bir dine ait değil; insan haklarına ait evrensel bir mesajdır.

İnsanların farklı düşünmesi, farklı inanması veya hiçbir dine inanmaması şiddetin gerekçesi olamaz.

Bir camide, kilisede, sinagogda, tapınakta veya başka bir ibadet mekânında dua eden insanın güvenliği; inancından bağımsız olarak korunmalıdır.

Çünkü inanç özgürlüğünü savunmak, yalnızca kendi inancımızı savunmak değildir. Başkasının inancına sahip olma hakkını da savunmaktır.

22 Ağustos Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü, bu nedenle yalnızca mağdurları hatırladığımız değil, aynı zamanda daha barışçıl ve hoşgörülü bir dünya için sorumluluğumuzu yeniden düşündüğümüz bir gündür.

“Bir grup zulme uğradığında, hiçbir grup güvende değildir.”

— António Guterres, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, 22 Ağustos 2026

22 Ağustos Dünya Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Günü – Kısa Bilgiler

  • Tarih: 22 Ağustos
  • 2026 yılı: 22 Ağustos 2026 Cumartesi
  • Resmi adı: International Day Commemorating the Victims of Acts of Violence Based on Religion or Belief
  • Türü: Birleşmiş Milletler uluslararası günü
  • İlan eden kuruluş: Birleşmiş Milletler Genel Kurulu
  • Karar: A/RES/73/296
  • Kararın kabul tarihi: 28 Mayıs 2019
  • İlk anma: 22 Ağustos 2019
  • Amaç: Din veya inanç temelinde şiddete maruz kalan mağdurları anmak, dini özgürlük ve insan haklarına dikkat çekmek, nefret ve ayrımcılıkla mücadeleyi desteklemek.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir;

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün