Kuran-ı Kerim

Târık Suresi

Kuran-ı Kerim'in 86. suresi olan Târık Suresi, Medine'de nazil olmuştur ve 17 ayettir. Târık Suresi Anlamı, Arapça-Türkçe okunuşu ve Diyanet Meali

Kuran-ı Kerim’in 86. suresi olan Târık Suresi, Medine’de nazil olmuştur ve 17 ayettir. Târık Suresi Anlamı, Arapça-Türkçe okunuşu ve Diyanet Meali

Târık Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 17 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “et-Târık” kelimesinden almıştır. Târık, şiddetle çarpan, vuran, gece gelen şey demektir.

86. Sure Târık Suresi

Hakkında Bilgi

Adını ilk ayette geçen “Târık” kelimesinden almaktadır. “Târık” kelimesi, geceleyin gelen, şiddetlice vuran, kapı çalan demektir. Burada bir yıldızın adı olarak zikredilmektedir. 17 ayetten oluşan Târık suresi, Mekke’de inmiştir. Mushaftaki sıralamada 86., nüzul sırasına göre ise 36. suredir.

Konusu 

Surenin temel konuları; Târık yıldızı, Her insanın üzerinde bulunan koruyucu melekler, İnsanın yaratılışı, Öldükten sonra dirilmeye iman, Kafirlerin sürekli Allah’ın gözetimi altında olmaları.

Tarık Suresi; Kuran-ı Kerim’in 86. sûresidir. 17 ayetten oluşur. Mekke’de inmiştir. Arapça tarik sözcüğü “sabah yıldızı” anlamını taşır. Sûre bu sözcüğü içeren ayetle başladığından bu adla bilinir. Sûre, insanın yaratılışını ve ölümden sonra yine Allah’a döneceğini bildirir.

Târık sûresi Mekke’de nâzil oldu. On yedi âyet-i kerîmedir. İsmini ilk âyet-i kerîmede geçen ve parlak bir yıldız mânâsına gelen Târık’tan alır. Sûrede; insanın yaratılışı, kıyâmet gününün zorluğu, Kur’ân-ı kerîmin hak ile bâtılı ayıran kelâm-ı ilâhî olduğu bildirilmektedir. (Râzî, Kurtubî)

Târık sûresinde meâlen buyruldu ki:

Gizlenen işlerin ortaya döküldüğü hesâb gününde insan için Allahü teâlâdan başka ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı. (Âyet: 10)

Kim Târık sûresini okursa, Allahü teâlâ ona gökteki yıldızların adedinin on katı sevâb verir. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)

Tarık suresi fazileti

Bir kişi tarık suresini okuyunca Allah’ında yardımıyla cinlerden kurtulur. Ve cinler ona uzak gider.
Birgün peygamberimizle sahabelerin arasından şöyle bir konuşma geçmiştir ;
Nesai Cabir Abdullah’tan şöyle dediğini rivayet etti :
Muaz akşam namazını kıldırırken Bakara ve Nisa surelerini okudu .
Peygamberimiz (S.a.v): Sen fitneye düşürücü müsün Muaz ! Tarık ve Şems surelerini okuman sana yetmiyor mu ? buyurmuştur

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

Târık Suresi Arapça, Latin Harfli Okunuşu Ve Türkçe Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

Besmele

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

1. وَالسَّمَاء وَالطَّارِقِ
1. Vessemēi vet-Târig.
1. (Türkçe) Göğe ve Târık’a andolsun.

2. وَمَا أَدْرَاكَ مَا الطَّارِقُ
2. Vemē edrâkemet-Târig.
2. (Türkçe) Târık’ın ne olduğunu sen ne bileceksin?

3. النَّجْمُ الثَّاقِبُ
3. Ennecmüs-sēgib.
3. (Türkçe) O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.

4. إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ
4. İn kullu nefsil-lemmē aleyhē hâfiz.
4. (Türkçe) Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde koruyucu bulunmasın.

5. فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ مِمَّ خُلِقَ
5. Felyenzuril insēnu mimme [k]hulig.
5. (Türkçe) Öyleyse insan, neden yaratıldığına bir baksın.

6. خُلِقَ مِن مَّاء دَافِقٍ
6. 
[K]huliga mim-mēin dēfig.
6. (Türkçe) Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.

7. يَخْرُجُ مِن بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ
7. 
Ye[k]hrucu mim-beynis-sulbi vetterâib.
7. (Türkçe) Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.

8. إِنَّهُ عَلَى رَجْعِهِ لَقَادِرٌ
8. İnnehû alē rac’ihî legâdir.
8. (Türkçe) Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.

9. يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ
9. Yevme tübles-serâir.
9. (Türkçe) Bütün sırların yoklanacağı günü hatırla!

10. فَمَا لَهُ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ
10. Femēlehû min guvvetiv-velē nâsir.


10. (Türkçe) (O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı.

11. وَالسَّمَاء ذَاتِ الرَّجْعِ
11. Vessemēi zētil rac’.
11. (Türkçe) Yağmurlu göğe andolsun,

12. وَالْأَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِ
12. Vel ardi zētis-sad’.
12. (Türkçe) Yarık yarık çatlamış yere andolsun.

13. إِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌ
13. İnnehû legavlun fasl.
13. (Türkçe) Şüphesiz o Kur’an, hak ile bâtılı ayırd eden bir sözdür.

14. وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِ
14. Vemē hüve bil hezl.
14. (Türkçe) O, boş bir söz değildir.

15. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْداً
15. İnnehum yekîdûne keydē.
15. (Türkçe) Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar,

16. وَأَكِيدُ كَيْداً
16. Ve ekîdu keydē.
16. (Türkçe) Ben de bir tuzak kurarım.

17. فَمَهِّلِ الْكَافِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْداً 
17. Femehhilil kēfirîne emhilhum ruveydē.
17. (Türkçe) Artık sen inkârcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!

 

 

İlgili Diğer Konular

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı