Yaşam

SAMİMİYET Mİ HADSİZLİK Mİ ? 

Samimiyet ve hadsizlik, kibir kavramları üzerine samimi bir yazı... Peki size göre samimiyet mi, hadsizlik mi?

Samimiyet ve hadsizlik, kibir kavramları üzerine samimi bir yazı… Peki size göre samimiyet mi, hadsizlik mi?

Samimiyetin anlamı, içten olmanın niteliği veya durumudur: iç dürüstlük: ikiyüzlülükten kurtulmaktır. Hadsiz olumsuz bir niteleme yapmak için kullanılır. Hadsiz kelimesi, pervasızca yani bir hesap kitap yapmadan anlamına gelir. Nerede nasıl davranmasını bilmeyen kişilerin durumunu bildirmek için de kullanılır.

Kibir ise hayatımız boyunca yaşadığımız ciddi bir karakter sorunudur.

Samimiyet mi, Hadsizlik mi?

Farkındaysanız toplum bir tuhaflaştı son zamanlarda. Haddini bilmeyenler, yaptıklarını ve söylediklerini , karşılarından bir tepki geldiğinde hemen ‘samimiyet’ kılıfına sokuveriyorlar. Hadsizlik edildiğini söylediğinizde ise uzun ve anlamsız bir tartışmaya sabır çalıştırmanız gerekiyor. Ne de olsa ‘Türküz! Ölmek var, dönmek yok!’ Egolar tavan duygusal zeka yerlerde…

En yakınlarımızı bile tanıyamaz olduk. Son zamanlarda ‘dostluk, arkadaşlık, yakınlık’ kavramlarının anlamsızlaştığı bir dönemdeyiz. Herkes tek başına bireyken çok iyi. Sorun topluma karışınca başlıyor. Tanınamaz bir hale geliyor / geliyoruz.

N’oldu bize ??!! Kodlarımızın borsa değeri  ne ara bu  kadar dip yaptı ve neden ?

Nereye gitti o ‘Teşekkür ederim’ler , ‘Rica ederim’ler, ‘Buyrun’lar ?? Sanki birisi toplumumuzu uzay gemisine bindirdi ve uzaylı ikizlerimizle değiştirdi bizi.

Hani by-pass ameliyatı olanlar için derler ya: ‘Ameliyattan sonra huyu-suyu değişti.’ E çünkü başkasının kanını ameliyat olana naklettiler ve başkasının karakteristik özellikleri ona da bulaştı.

Yoksa hepimiz mi by-pass olduk ?? !!

Sanırım soyumuz çok karıştı son gelen göçlerle . İnsanlarda da fütursuzca bir özgür cinsellik yaşama furyası peydah olunca, DNA’mız , kanımız , huyumuz, suyumuz komple değişime uğradı.

Çocukluğumuzdaki, 80’lerdeki 90’lardaki ülkemizi geri istiyoruz. 80’ler , 90’lar diye barlar bile var. Demek ki eskiye özlem  var. Eski halimiz daha içten, temiz, samimi ve fakat haddini bilenlerle doluymuş.

Göçmen bir ailenin kızı olarak, Türkiye’ye geldiğimde 8 yaşındaydım. Ve 42 yılda bu ülkenin nasıl serbest ekonomiye geçtiğini ama buna karşılık nasıl da yozlaştığını ve ahlaksal olarak dibe çöktüğünü yaşayarak gördüm. Biz eskiden kendi kendimize yeten bir ülkeyken ve insanlar, insanlıklarından henüz çıkmamışken , sanki daha mutlu bir toplumduk.

Öğretmenlerimizden çekinir, büyüklerimizden utanırdık. Konuşurken bir söylemeden önce bin düşünürdük, ‘karşımızdakini incitirmiyiz’ düşüncesiyle.

Günümüzde çoğu insan ‘otomaik çim biçme makinesi’ gibi. Dümdüz gidiyor herkes. İncindiğinizi belirttiğinizde de hadsizleşip yüzsüzleşiyor. ‘ E ama arkandan konuşmadım ki ? Yüzüne söyledim. Ne var bunda?’ diye bir de üste çıkıyor.

Bir el freni olmalı insanların. Bu gidiş bir yerde son bulmalı. Ama ne yazık ki dibe vurmadan yukarı çıkılmıyor. Demek ki daha da dibe vurmalıyız hatta en dibe ki her şey yıkılsın. Sonrasında anka kuşu gibi toplum yeniden yapılansın.

Gerçi muhteşem (!) ‘Z kuşağımızla bu işi nasıl başarırız bilinmez ama belki de Z kuşağı, dibe vuran toplumu tekrar yüceltmek görevi ile dünyaya gelmiştir.

Yaşayıp göreceğiz… Sağlıklı günlerde mutlulukla buluşan olmak dileklerimizle….

Yazar: Mine Kantur

Bu yazılar da ilginizi çekebilir;

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün