Risale-i Nur

Bana öyle bir Hâlık ve Rab lâzım ki…

Evet, bana öyle bir Hâlık ve Rab lâzım ki, en küçük hâtırâtı kalbimi ve en hafî niyazımı bilecek; ve en gizli ihtiyac-ı ruhumu yerine getirdiği gibi, bana saadet-i ebediyeyi vermek için, koca dünyayı âhirete tebdil edecek ve bu dünyayı kaldırıp âhireti yerine kuracak; hem sineği halk ettiği gibi semâvâtı da icad edecek; hegüneşi semânın yüzüne bir göz olarak çaktığı gibi, bir zerreyi de gözbebeğimde yerleştirecek bir kudrete mâlik olsun.

Yoksa, sineği halk edemeyen, hâtırâtı kalbime müdahale edemez, niyaz-ı ruhumu işitemez. Semâvâtı halketmeyen,saadet-i ebediyeyi bana veremez.

Öyleyse, benim Rabbim Odur ki, hem hâtırâtı kalbimi ıslah eder, hem cevv-i havayı bulutlarla bir saatte doldurup boşalttığı gibi dünyayı âhirete tebdil edip, Cenneti yapıp, kapısını bana açar, “Haydi, gir” der.

Lem’alar – Yirmi Altıncı Lem’a

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir